Evin İçindeki Sesler

785 Words
ELİZ DERİN KILIÇARSLAN Arabasının arka lambaları sokağın köşesinden kaybolana kadar olduğum yerde bekledim. Gece sessizdi.Apartmanımın önündeki sokak lambası, kaldırıma sarı bir ışık yayıyordu.Elimi cebime attım. Anahtarlarım... Telefonum... Hepsi yerindeydi. Derin bir nefes alıp apartmana girdim.Merdivenleri ağır ağır çıktım.Asansörü kullanmak istemedim.Bugün zaten yeterince kapalı yerde kalmıştım. Üçüncü kata geldiğimde çantam omzumdan kayacak gibi oldu.Kapının önünde birkaç saniye durdum.Anahtarı kilide sokarken elimin hâlâ hafif titrediğini fark ettim. "Toparlan Eliz..." Kendi kendime mırıldandım. "Evin burası." Kapıyı açıp içeri girdim. Beni her zamanki sessizlik karşıladı. Salon... Açık mutfak... Kitaplığım... Pencerenin önündeki menekşeler... Her şey bıraktığım gibiydi. Ama ben aynı değildim. Ayakkabılarımı çıkarıp çantamı koltuğun üzerine bıraktım.Telefonumu sehpanın üzerine koyduğum anda ekran aydınlandı. Bilinmeyen Numara Hayır... Artık bilinmeyen değildi. Numarayı ezberlemiştim. Emir. Mesajı açtım. «Emir: Eve sağ salim girdiğinde haber vermeni isteyecektim ama sanırım bunu söylemeyi unuttum. İhtiyacın olursa... Ya da kendini kötü hissedersen... Aramaktan çekinme.» Mesajı bir kez okudum. Sonra bir kez daha. Ve bir kez daha. Telefonu yavaşça sehpanın üzerine bıraktım.Ne düşünmem gerektiğini bilmiyordum. İki gün önce adını bile bilmediğim bir adam... Şimdi bana gece iyi hissedemezsem onu arayabileceğimi söylüyordu.Üstelik bunu öylesine yazmamıştı.Cümlelerinde garip bir samimiyet vardı. Başımı iki yana salladım. "Saçmalama Eliz." Mutfaktan bir bardak su aldım. Tek seferde bitirdim. "Bu adam hakkında herkes aynı şeyi söylüyor." "Mafya." "Tehlikeli." "Acımasız." Bardağı tezgâha bıraktım. "Ama..." O "ama" kelimesi zihnimde yankılandı. Bugün beni koruyan da oydu.Arabada tek bir kez bile sınırımı aşmamıştı.Konuşmak istemediğimde zorlamamıştı.Titrediğimi fark ettiğinde su içirmişti. Ve... "Güzelim..." İstemsizce gülümsedim. Ardından hemen kaşlarımı çattım. "Ne güzelimi ya?" Kendi kendime söylendiğimi fark edince kısa bir kahkaha attım. "Bildiğin kafayı yiyeceğim." Telefonu tekrar elime aldım. Cevap yazacak oldum. "Teşekkür ederim." Sildim. "İyiyim." Onu da sildim. En sonunda sadece iki kelime yazdım. «Ben: Eve geldim.» Gönder tuşuna bastım. Telefon daha elimdeyken cevap geldi. «Emir: Güzel.» Tek kelime. Ne eksik... Ne fazla. İçimde oluşan garip hissi anlamlandıramıyordum. Telefonu bu kez gerçekten bıraktım. "Buna yarın kafa yorarsın." Doğruca banyoya girdim. Duşun sıcak suyunu açtığım an bütün gün omuzlarıma çöken yük yavaş yavaş akıp gidiyormuş gibi hissettim.Dakikalarca suyun altında kaldım.Yaşadığım her an gözümün önünden geçiyordu. Toplantı... İmzalar... Telefon... Evli olduğumu öğrenmem... Selim... Emir... Başımı iki elimin arasına aldım. "Bunların hiçbiri gerçek olamaz." Ama gerçekti. Duştan çıktığımda saçlarımı havluyla kurulayıp rahat bir eşofman giydim.Mutfağa gidip kendime papatya çayı hazırladım.Kupayı alıp salondaki koltuğa oturdum.Bir süre kitap okumaya çalıştım. Olmadı. Aynı satırı beş kez okuyordum.Televizyonu açtım.On dakika sonra kapattım.Hiçbir şeye odaklanamıyordum.En sonunda vazgeçip yatak odama geçtim.Komodinin üzerindeki küçük lambayı yaktım.Telefonumu şarja taktım.Saati kontrol ettim. 00.47. "Bugün bitsin artık." Lambayı kapattım. Tam gözlerimi kapatacakken... Tak... Kaşlarımı çattım. Apartmandan gelen bir ses sandım.Tekrar sessizlik oldu.Aradan birkaç saniye geçti. Tak... Tak... Bu kez ses daha netti.Sanki salondan geliyordu.Yatağın içinde doğruldum.Kalbim yeniden hızlanmaya başlamıştı. "Dal sesi değildir..." Diye fısıldadım kendi kendime.Nefesimi tutup dinledim.Birkaç saniye hiçbir şey olmadı. Tam yeniden uzanacakken... Bu kez çok hafif... Sanki kapının kolu usulca yoklanmış gibi bir metal sesi duyuldu. Odam bir anda buz gibi olmuştu.Yatağın kenarına oturdum.Kulaklarım, evin içindeki en ufak sesi bile yakalamaya çalışıyordu. Bir... İki... Üç... Sessizlik. "Hayal görüyorsun." Kendi kendime fısıldadım. Bugün yaşadıklarımın ardından beynimin bana oyun oynuyor olabileceğini düşündüm. Tam yeniden uzanacakken... Tık... Bu kez emindim. Ses salondan gelmişti. Nefesimi tuttum. Komodinin üzerindeki telefonu elime aldım. Saat 00.52. Parmağım istemsizce Emir'in numarasının üzerine geldi.Mesaj kutusu hâlâ açıktı. "Eve geldim." "Güzel." Tek kelimelik cevabı ekranda duruyordu.Arama tuşuna basacak gibi oldum.Sonra vazgeçtim. "Saçmalama Eliz." "Belki üst kattandır." Telefonu sıkıca kavrayıp odanın kapısına doğru yürüdüm.Kapıyı yavaşça araladım.Koridor karanlıktı.Salondan pencereye vuran sokak lambasının solgun ışığı dışında hiçbir şey görünmüyordu.Kalbimin sesi neredeyse evin içinde yankılanıyordu.Yavaş adımlarla salona ilerledim.Her şey yerli yerindeydi. Koltuk... Sehpa... Mutfak... Kapıya baktım.Kilit içeriden takılıydı.Zincir de yerindeydi.Derin bir nefes verdim. "Gördün mü?" "Korkacak bir şey yok." Tam arkamı dönecektim ki... Balkon perdesi hafifçe hareket etti.Olduğum yerde donakaldım. Rüzgâr... Sadece rüzgârdı.Balkon kapısını tam kapatmadığımı o an fark ettim.Gidip kapıyı sıkıca kapattım.Kilit sesini duyunca omuzlarımdaki gerginlik biraz olsun azaldı. "Bugünlük yeter." Kendi kendime gülümsedim. "Beni paranoyak edeceksiniz." Yatak odasına döndüm.Telefonumu yeniden komodine bıraktım.Bu kez gerçekten uzandım.Gözlerim kapanmaya başlamıştı.Tam uykuya dalacakken telefonum hafifçe titredi. Ekranı aydınlandı. Emir Kaşlarımı çattım. Mesajı açtım. «Emir: İçime garip bir his doğdu. Kapı ve pencerelerini kontrol ettin mi?» Bir anda bütün uykum kaçtı. Ekrana bakakaldım. Bunu nereden biliyordu? Yutkundum. Parmaklarım yavaşça klavyenin üzerine gitti. «Ben: Az önce kontrol ettim. Balkon kapısı tam kapanmamış.» Mesajı gönderir göndermez telefon çaldı. Arayan yine Emir'di. Derin bir nefes alıp açtım. "Alo?" "Her şey yolunda mı?" Bu kez sesi önceki konuşmalarımızdan farklıydı.Daha ciddiydi. "Evet." "Emin misin?" "Evet." Kısa bir sessizlik oldu. "İyi." Ben de sessiz kaldım.Sonra merakımı tutamadım. "Bir şey soracağım." "Sor." "Kapı ve pencereleri kontrol etmemi neden söyledin?" Telefonun diğer ucundan birkaç saniye cevap gelmedi. Sonra sakin bir sesle konuştu. "Çünkü bugün yaşadıklarından sonra senin yerinde olsam ben de kendimi güvende hissetmezdim." İçimdeki düğüm biraz çözüldü. İlk kez o gece gerçekten derin bir nefes alabildim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD