Sakinleşmek

616 Words
Eliz Derin Duman Dalgaların sesi, uzun süredir içimde kopan fırtınayı bastırmaya çalışıyordu. İstanbul'un gecesi her zamanki gibiydi. Arabalar geçiyor... Uzaktan vapur düdükleri duyuluyor... Deniz kıyıya usulca vuruyordu. Ama ikimiz de konuşmuyorduk. Emir arabanın kapısına yaslanmış, gözlerini denize çevirmişti. Ben ise hâlâ ön koltukta oturuyordum. Elimde tuttuğum su şişesi artık boşalmaya yaklaşmıştı. Dakikalar geçti. Belki beş... Belki on... Sessizliği ilk bozan Emir oldu. "İyi misin?" Bu kez cevap verebildim. Sesim kısıktı. "Biraz." Başını hafifçe salladı. "Biraz da olsa iyi olman sevindirici." İlk kez yüzüne dikkatlice baktım. Az önce Selim'e gösterdiği öfkenin yerinde şimdi sadece ciddi bir ifade vardı. Ne acıyordu bana... Ne de zorla konuşturmaya çalışıyordu. Sadece bekliyordu. "Bana anlatmak ister misin?" Uzun bir nefes verdim. "Anlatırsam..." Bakışlarımı denize çevirdim. "...fikrin değişir mi?" "Neye dair?" "Bana." Hiç düşünmeden cevap verdi. "Hayır." Bu kadar net konuşması şaşırttı beni. Dudaklarımı ısırdım. "Selim..." İsmini söyler söylemez mideme bir düğüm oturdu. "Eski sevgilim." Emir tek kelime etmedi. "İlk tanıştığımızda çok iyi biriydi." Gözlerimi kapattım. "En azından ben öyle sanıyordum." "Sonra..." "Sonra beni sahiplenmeye başladı." Kendi kendime acı acı güldüm. "Başta bunu sevgi sandım." "Ne giyeceğime karıştı." "Nereye gideceğime." "Kimlerle konuşacağıma." "Telefonumu kontrol etmeye başladı." Sesim yeniden titredi. "Ayrılmak istediğimde kabul etmedi." Parmaklarım şişenin üzerinde sıkıldı. "Defalarca restoranın önüne geldi." "Beni takip etti." "Yalnız yakaladığında kolumdan çekiştirdi." Bir an durdum. Boğazımdaki düğüm büyüyordu. "Arabasına bindirmeye çalıştı." Gözlerim dolsa da ağlamadım. "Ama hiçbir zaman başaramadı." "Bardağı taşıran son damla beni..." Söylemeye dilim varmıyordu. Söylemek istemiyordum. "Beni zorla öpmeye çalışmasıydı." Emir'in çenesinin yeniden kasıldığını gördüm. Sessizdi. Fazla sessiz. "Sürekli 'Sen benimsin.' diyordu." "Ben de her defasında..." Derin nefes aldım. "...kimsenin kimseye ait olmadığını söyledim." Bu kez Emir gözlerini kapattı. Sanki öfkesini bastırıyordu. "Bunları neden polise taşımadın?" "Taşıdım." Başımı iki yana salladım. "Delil yetersizliği." "Şahit yok." "Her seferinde kurtulmayı başardı." Bir süre ikimiz de sustuk. Sonra Emir derin bir nefes verdi. "Artık başaramayacak." Başımı ona çevirdim. Sesindeki kararlılık ürkütücü değildi. Garip bir güven veriyordu. Gülümsedim. Çok hafif... İlk kez. "Bir şey soracağım." "Sor." "Bana neden 'güzelim' dedin az önce?" İlk kez yüzündeki ciddi ifade dağıldı. "Diyorum çünkü güzelsin." Kaşlarımı kaldırdım. "Bu kadar mı?" "Bu kadar." "Yok canım." Kollarımı göğsümde birleştirdim. "Kesin herkese diyorsundur." Bu kez gerçekten güldü. "Hayır." "Emin misin?" "Evet." "Çalışanlarına da diyor musun?" "Hayır." "Şirkettekilere?" "Hayır." "Komşuna?" "Eliz." "Efendim?" "Komşuma neden güzelim diyeyim?" Omuz silktim. "Ne bileyim? Belki adamın moralini yükseltmek istiyorsundur." Burnundan gülerek başını iki yana salladı. "Senin mizah anlayışın gerçekten ilginç." "Seninki de." "Neden?" "Hayatının en ciddi olaylarından birini yaşıyorsun." "Evet." "Ama hâlâ benimle laf dalaşına giriyorsun." Gülümsemem biraz daha büyüdü. "Çünkü ağlarsam hiç susamam." Bu kez bana uzun uzun baktı. İlk defa bakışlarında öfke ya da merak değil... Anlayış vardı. Hiçbir şey söylemedi. Sadece arabaya yöneldi. "Haydi." "Nereye?" "Seni eve bırakacağım." "Rahatsız olmana gerek yok." "Oldu." "Ben taksi çağırırım." "Aynı adamın seni yine takip etmeyeceğinin garantisini verebilir misin?" Sessiz kaldım. "Veremezsin." İç çekerek ayağa kalktım. "Tamam." Arabaya tekrar bindik. Bu kez sessizlik rahatsız etmiyordu. Yol boyunca ara ara İstanbul'un ışıkları camdan içeri süzülüyor, ikimizin de yüzünü aydınlatıyordu. Yaklaşık yirmi dakika sonra yaşadığım apartmanın önünde durduk. Emniyet kemerimi çözdüm. Kapıyı açmadan önce ona döndüm. "Bugün..." Sözler boğazımda düğümlendi. "Teşekkür ederim." Başını hafifçe eğdi. "Rica ederim." Kapıyı açtım. Tam inecekken sesi arkamdan geldi. "Eliz." Dönüp baktım. "Yarın sabah seni almaya geleceğim." Kaşlarımı çattım. "Neden?" "Çünkü hâlâ resmî olarak karı kocayız." Dudaklarım istemsizce yukarı kıvrıldı. "Bu cümleyi duymaya alışmam bayağı zaman alacak." "O zamana kadar ben de söylemeye devam edeceğim." Göz devirdim. "İyi geceler... mafya bey." İlk kez kahkaha attığını duydum. "İyi geceler... güzelim." İstemeden gülümseyerek arabadan indim. Arkasından bakarken aklımdan tek bir düşünce geçiyordu. Hayatım, gerçekten de iki gün önce attığım o imzayla tamamen değişmişti. İçimde bir yerlerde artık eskisi gibi olmayacağını fısıldayan ruhumu susturdum ve yavaş adımlarla eve doğru çıkmaya başladım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD