Toprak, dargındı, kırgındı, kızgındı. Kendini yarı yolda bırakılmış gibi hissediyordu. Yağmur, ameliyattayken o da ameliyathanenin kapısının önünde yerde öylece oturuyordu. Ağlayamıyordu bile. İhanete uğramış gibi hissetmeden yapamıyordu. Bu bir yönden iyiydi çünkü şuan onu ayakta tutan tek şey öfkeydi. Yağmur’a öfkeliydi, onu terk etmeye kalkıştığı için. O her şeye rağmen onu kabul etmişti. Çünkü onsuz bir hayatı düşünememiş, düşleyememişti. “Hiç mi düşünmedin beni?” diye hesaplaşıyordu kendi içinden onunla. “Hiç düşünemedin mi peşinden geleceğimi? Hiçbir sözüme inanmadın mı?” Bir an ona kızarken başka bir an geliyor ona onu affedeceğini söylüyordu. “Ölmezsen affedeceğim, söz veriyorum, meleğim. bu yaptığını görmezden geleceğim. Yeter ki geri
ดาวโหลดโดยการสแกนรหัส QR เพื่ออ่านเรื่องราวมากมายฟรี และหนังสือที่ได้รับการอัปเดตทุกวัน


