~Zeynep~
Banka müdürünün sözleri beynimin içinde uğuldarken, zihnimde sürekli Melis Hanım ve Çağan’ın yüzleri beliriyordu. İkisi arasında kapana kısılmıştım. Çağan’dan şikâyetçi olamıyordum çünkü Umut onların elindeydi ve polise gidersem onu bir daha görememekle tehdit edilmiştim. Melis Hanım’a gitsem, benden isteyeceği bedel belliydi: Bedenim ve gururum.
Çaresizlik içinde kıvranırken, masadaki o tanıdık çerçeveye takılan bakışlarımla nefesim kesildi.
“Abi!” diye fısıldadım. Sesim titriyordu. Mahcubiyetle uzanıp fotoğrafı elime aldım. Parmaklarım abimin yüzünün üzerindeki soğuk cama dokundu. Niye böyle oldu abi? Niye öldün? Gözyaşlarım camın üzerini yıkarken kirpiklerimi birbirine kenetledim.
“Görüyor musun hâlimi?” diye inledim. Dudaklarımdan kaçan hıçkırık kelimeleri boğazıma düğümleyince sakinleşmek için bir an duraksadım. Bakışlarım fotoğraftaki diğer yüze, anneme kaydı.
“Bu kurtlar sofrasında yapayalnızım anne...”
Kelimelerim boş odanın duvarlarında yankılanıp bana geri dönüyordu. Bana destek olup elini uzatacak hiç kimsem yoktu. Sonunda “Doruk beni bıraktı anne!” diye itiraf ettim. Çerçeveyi avucumun içinde sıkıp bağırdım.
“Sizinle beraber ben de öldüm!”
Umut benden korkuyor. Doruk beni terk etti. Akrabalar... Onlar zaten yoktu! Yardım isteyeceğim, sığınacağım kimsem kalmadı. Yapayalnızım!
Gittikçe daralan göğsüm nefes almamı zorlaştırınca fotoğrafı kenara bırakıp hızla ayağa fırladım. Sanki odadaki hava bitmiş, duvarlar üzerime geliyordu. Kendimi odadan atıp banyoya girdim ve musluğu açtım. Boğazım düğümlenmişti, öksürmeye başladım. Nefesim tıkandıkça öksürüğüm şiddetlendi. Suyu avcuma doldurup sertçe yüzüme çarptım. Başımı kaldırıp aynaya baktığımda, ıslak yüzümdeki o çaresiz ifadeye ben bile yabancıydım.
“Neden yaşıyorum ki!”
Umut’u korkutup kendimden uzaklaştırdım. Benim yüzümden bu yaşta annesinin, babasının yanına gitmek istiyor! Umut’un sözleri zihnimde yeniden canlanınca lavabonun kenarlarını parmaklarım beyazlayana kadar sıktım.
“Ne yapacağım?” diye medet umarcasına karşımdaki yansımaya sordum. Sorum cevapsız kalırken acıyla gözlerimi yumdum.
“O kadar parayı bu kısacık zamanda nasıl bulacağım?”
Ayna acizliğimi yüzüme vururken ağlayarak başımı çevirdim. Daha fazla dayanamayıp yere, dizlerimin üzerine çöktüm.
“İki çıkış yolum vardı... İkisi de bedenimi istiyor...”
Bağırarak ağlamaya başladığımda avcumun içiyle yere vurdum. Canımın acısı, gerçeğin sızısını bastırmıyordu.
“Birinde namusumu, diğerinde gururumu yitiriyorum...”
Gerçek buydu. Hangisine gitsem beni ayaklar altına alıp çiğneyecekti.
“Neden başımıza bunlar geldi? Neden bu kadar borcumuz oldu abi?..”
Acizliğime ve kimsesizliğime duyduğum öfkeyle elimi defalarca fayansa vurdum.
★★~★★
~Melis~
Yengemin daveti üzerine akşam yemeğini onlarda yemiş, ardından kısa bir sohbetin sonunda eve dönmüştüm.
Duş alıp rahatladıktan sonra kahvemi hazırlayıp koltuğa geçtim. Tabletimden yarınki programa göz gezdirirken boş vaktimin fazla olduğunu fark edince gülümsedim.
“Kısa bir tatil yapayım!”
Programımı kapatıp internet tarayıcısını açtım. Tam uçak bileti bakarken ekrana düşen çağrıyla duraksadım. Kayıtlı olmayan bir numaradan, saat 23.08’de gelen bu arama kaşlarımın çatılmasına neden oldu. Çağrıyı cevaplayıp karşı tarafın konuşmasını bekledim.
“Melis Hanım...”
Duyduğum çekingen ve titrek sese karşılık “Kiminle görüşüyorum?” diye net bir sesle sordum.
Karşı taraf bir anlığına duralasa da hemen ardından boğuk bir hıçkırık sesi duyuldu.
“Ağlamanızı dinleyemem!” diyerek telefonu kapatmaya yeltendiğim sırada aceleyle konuştu.
“Kusura bakmayın Melis Hanım.”
Arayanın kim olduğunu anladığımda bıkkınlıkla nefesimi verdim. Alık olduğu kadar da ağlak! Böyle vasıfsız biriyle muhatap olduğuma inanamıyorum!
“Konuşacak mısın!?” diye sertçe çıkıştım.
“Melis Hanım, ben Zeynep.” dedi sonunda.
“Dinliyorum!”
“Banka müdürü kredi için sizinle konuşmam gerektiğini söyledi.” demesiyle aramayı sonlandırdım. Hemen ardından arama bölümüne girip görüntülü aramayı başlattım.
Telefon ilk çalışta açılırken ekranda beliren yüze “Konuşmaları güvenlik gereği kayıt altına alacağım!” dedim ve kaydı başlattım.
Zeynep sessizliğini korurken yüzündeki şiş gözler ve kızarmış burun midemi bulandırmaya yetmişti.
“Öncelikle sana bir teklifte bulundum. Şu an gecenin bu saatinde ağlayarak arama yapman doğru olmadığı kadar itici de duruyor!” dedim.
“Parayı acil almam gerekiyor. Lütfen bana yardımcı olun!” diye atıldı. Konuşurken takındığı telaşlı ifade gözümden kaçmamıştı.
“Sana sunduğum teklifi biliyorsun. Sağlık taramasından geçersen, talep ettiğin parayı dolar kuru üzerinden hesabına yatıracağım!”
Kafasını sağa sola sallayıp “Bu para bana yarına kadar lazım. Lütfen yardımcı olun!” diye üsteledi.
“Bankadan kredi almanın bir prosedürü var. Bugünkü başvurunu banka onaylamış olsaydı bile krediyi en erken bir hafta içinde alabilirdin.”
Söylediklerimle sağlık taraması arasında bir bağ kurmasını beklesem de panikten bunu başaramamıştı.
“Melis Hanım bu paraya acil ihtiyacım var... Bir dakika.”
Cümlesini bitiremeden duyulan sesle izin isteyip ekrandan tamamıyla kayboldu. Görüntü tavana dönse de gelen gürültülerden kapıyı açtığını anladım.
Bu bir kabus olmalı! Böyle avam biriyle muhatap olduğumu kabul etmek istemiyorum! Aramayı sonlandırmadan önce kaydı durduracakken duyduğum sesle elim havada kaldı.
“Parayı hazır ettin mi?” diye soran bir erkek sesiyle durdum.
“Umut nerede? Onu getirdin mi?” diye ağlayarak soran Zeynep’e adam gülerek karşılık verdi.
“Parayı getirene kadar yeğenin benim yanımda kalacak! Parayı getir, yeğenini al!” diye tehditler savurdu.
Zeynep parayı getireceğini söyleyip yeğeninin sesini duymak istediğini belirtse de adam bunu kabul etmedi.
“Borcunu başka şekilde de ödeyebilirsin Zeynep, unutma!”
Bu cümleyle kaşlarım çatıldı.
“Öyle bir şey olmayacak!” diye bağıran Zeynep’e adam yine güldü ve tehditkâr bir tavırla konuşmaya devam etti.
“O vakit paramı hemen getir, yoksa hiç iyi şeyler olmaz Zeynep!”
“Paranı getireceğim! Evimden çık git!” diye bağırdı Zeynep.
“Getirsen iyi edersin yoksa yeğenin...”
Adamın cümlesini tamamlayamadan sonlanan aramayla birlikte endişeyle kayda baktım. Videonun otomatik olarak kaydedildiğini fark edince rahatladım. Tableti kenara bırakıp ayağa kalktım.
Demek parayı almak için bu kadar acele etmesinin nedeni yeğeniymiş. Polise haber vermeyi düşünsem de vazgeçtim. Adamla konuşma biçimine bakılırsa birbirlerini tanıyorlardı, tipik bir alacak verecek davasıydı.
Kulağıma gelen çağrı sesiyle koltuğa geri döndüm. Tableti elime alıp aramayı cevaplandırdım. Arayanın Zeynep’ti.
“Melis Hanım kusura bakmayın. Kapatmak zorunda kaldım.” demesiyle başımı iki yana salladım.
“Arama otomatik sonlandı.”
“Melis Hanım parayı almama yardım edecek misiniz?”
“Yeğenin rehin alınmışken ihbarda bulunmak yerine para bulmak için bankaya veya bana gelmek mantıklı gelmiyor!” diye açıkça konuştum.
Kısa bir sessizlik oldu. Burnunu çekip “Duymuşsunuz!” dediğinde “Evet, duydum.” dedim.
Tekrar sustu.
“Polise gidemem. Parayı verdiğimde Umut’u verecekler!”
“Neden polise gidemezsin?” diye merakla sorduğumda “Melis Hanım lütfen bana sadece parayı verin.” diye geçiştirdi.
Aklıma gelen ihtimalle kaşlarım çatıldı. Aramayı bilerek açık tutup, kendini acındırarak parayı almaya çalışıyor olabilir miydi?
“Parayı vereceğim ancak öncesinde sağlık taramasından geçmen gerekiyor!” dedim geri adım atmayarak.
“Vaktim yok. Lütfen bana yardım edin. Sağlık taramasından geçemesem de ne isterseniz yaparım! Yalvarırım yardım edin.” demesiyle derin bir nefes aldım. Çaresizliği sesinden okunuyordu.
“Ne kadar zamanın vardı?” diye emin olmak için sordum.
“Yarına kadar ” demesiyle emin oldum. Sesi hoparlöre verip tableti koltuğa bıraktım.
“İstediğin miktarı bana mesaj olarak at. Yarın beraber borç aldığın yere gidip yeğenini alacağız!” dememle anında tepki verdi.
“Ne!?”
“Sana inanmıyorum ve güvenmiyorum. Parayı aldığına dair sözleşme imzaladıktan sonra, yeğenini borç aldığın kişiden beraber gidip alacağız!”
“Melis Hanım...” deyip devamını getiremeyince şüphelenmekte haklı olduğumu anladım.
“Melis Hanım sizin için tehlikeli olur. Ben hallederim.”
“Tehlikeliyse neden ihbarda bulunmuyorsun?” diye direttim.
“Yapamam... Lütfen beni anlayın. Siz hiç zor durumda kalmadınız mı?” diye sormasıyla sabır diledim.
“Seninle empati yapacak bir yakınlıkta değiliz. Son teklifim bu! Gece yarısı olmadan istediğin miktarı mesaj olarak at yoksa direkt seni silerim!” dedim kararlılıkla ve hemen ardından “Sonuçta paraya ihtiyacı olan tek fakir sen değilsin!” diye cümlemi tamamladım.
“Ta... Tam... Tamam...” diye zorlukla konuştuğunda, tableti elime alıp aramayı sonlandırdım. Boş bir kumar oynamadığımdan emin olmak için Zeynep’in dosyasına tıklayıp sağlık bilgilerine göz gezdirdim.
Buradaki veriler hastanede yapılacak tetkiklerin büyük bir kısmını kapsıyordu.
“Sağlık taramasından büyük ihtimalle geçecek!”
Boşa kumar oynamayacağım...