TANITIM
(Dikkat +18 detayı ve Korku içerir)
İşte yine aynı rüyayı görüyordum. Bir ormanın ortasında tek başımaydım. Karşımda devasa boyutunda simsiyah tüylü bir kurt uluyordu.
Korku bütün bedenimi ele geçirmişti. Çığlık atmak istiyorum ama atamıyorum. Sanki dilim bağlanmış gibiydi.
Kurt gittikçe bana yaklaşıyor. Geri geri giderken bir dal parçası takılıp sırt üstü yere düştüm. Düşerken canımın acımasıyla inledim.
Karşımdaki kurt altın sarısı gözlerini bana kilitlemiş yavaş adımlarla bana yaklaşıyordu.
Tüm gücümü toplayıp ayağa kalkmak istedim. Ama sanırım ayağımı burkmuştum.
"Ne istiyorsun benden?" Bulunduğum ortamın korkusuyla saçmalamaya başladım artık. Kendine gel Belle karşında bir kurt var nasıl seninle konuşabilir ki?
"Merak etme sana zarar vermek istemiyorum!" Kurt konuşmuştu. Bu rüya daha önce gördüklerimden farklıydı. Daha önceki rüyalarda sadece üzerime gelip beni kokluyordu.
Ama şimdi karşımda benimle konuşan bir kurt vardı. Bulunduğum şehirde bir kaç kurt adam efsanesi duymuştum ama bunların gerçek olduğunu sanmıyorudum, taki şimdiye kadar.
"Neden her gece rüyama giriyorsun?" ağzımdan benden bağımsız kelimeler çıkıyordu. Şuan bulunduğum ortama inanamıyorum. Ben bir kurt adamla konuşuyorum.
"Çünkü sen benim eşimsin Belle!" eşmi? Ben bir insanım. Nasıl bir kurt adamın eşi olabilirimki?
"Bu saçmalık ben bir insanım. Bir kurt adamın eşi olamam!"
"Sen bir insan değilsin Belle. Sen bir melezsin!" melezmi? Oda nedir?
"Melezde ne demek? Ben bir insanım annem babam insan benim!"
"Hayır Belle sen bir insan değilsin! Sen Ay tanrıçasının kanını taşıyan bir melezsin!" Ay tanrıçasımı oda kim? Galiba ben artık deliriyordum.
"Ay tanrıçası da kim?"
"Ay tanrıçası bizim eşlerimizi belirleyen bir tür peri. Elbette kendi soyu da var ama genellikle kendi soylarını benim gibi alfalarla eşleştiriyor."
"Nasıl yani?" neyin içindeyim ben. Karşımda benim bir insan olmadığımı söyleyen bir kurt var ama ben saçma sapan sorular soruyorum.
"Belle bunları gerçek dünyada beni bulunca anlatabilirim. Ama şimdi seni işaretlemem lazım!" işaretlemek oda nedir?
"İşaretlemek nasıl yani beni mal gibi işaretleyip satınmı alacaksın?" kurduğum cümleyle kulakları sağır edecek kadar uluyan kurt adamdan işte şimdi hiç olmadığım kadar daha çok korkuyordum.
"Korkma bende sevgili eşim. Sadece kurduğun cümleler kurdumu daha çok kızdırıyor." Nasıl yani ? şekilmi değiştiriyordu?
"Beni nasıl işaretliyeceksin? Yoksa öldürecekmisin?"
"Hayır tabiki sana benden bir işaret bırakacağım. O işarete dokunduğun zaman benim kokumu alabileceksin!" işte şimdi duyduğum efsaneleri tekrar hatırladım. Eşini bulan kurt adamlar onları ısırarak kendilerinin eşi olduğunu diğer kurtadamlar gösteriyordu.
Kurt bütün gücüyle üzerime doğru geldi. Diğer rüyalarımda olduğu gibi beni koklamaya başladı. Ama bu sefer hırıltılı sesler çıkarıyordu.
Kokladıktan sonra boynumu yalamaya başladı. Bütün boynumu yalarken vücuduma alevler nakleden bir nokta buldu.
Aman tanrım bu his galibi kendimi tutamayacağım."hmmmmmm" inanamıyorum bir kurt adam üzerimde ve benimle sevişiyor!
Aynı noktayı bir müddet daha yaladıktan sonra dişlerini etime geçirdi. "ahhhh!"
"Merak etme sevgili eşim geçecek şimdi acısı!" neyin acısı? ne yapıyor bu kurt?
"Sen bana ne yaptın?"
"Sen artık benim eşim kurt adamların lunasısın. Benim Lunam!"
"Nasıl olabilir bu?" hala kafam hiç birşeyi almıyordu?
"Merak etme gerçek dünyada beni bulduğun da herşeyi anlatacağım!"
Tam ne olduğunu soracakken sanki birileri beni dürtmüş gibi uykumdan uyandım. Ellerim direk boynuma gitti.
Aman tanrım boynumdaki iz gerçekti.
Yani ben şimdi bir Kurt adamın eşimi oldum?....
"Ama amcamlar bizden bebek isteyecekler bir süre sonra biliyorsun."
"Evet ama bize karışma hakları yok. Sonuçta bizi bu evliliğe zorlayan onlar."
"Bak Baran abi beni tanıyorsun. Ben kavga etmeyi seven bir insan değilim. Karşımdaki insanlarada sesimi yükseltmem ama buranın kanunu bu çocuk olmadığı için kuma alacak olursan ben bu evliliği bitiririm."
"Ne abisi kızım biz evlenmek üzereyiz sen abi diyorsun hala."
"Lütfen bana bağırma. Benim için kolay değil. Kendimi bildim bileli seni abi olarak görüyorum."
"Benim için kolay mı zannediyorsun. Sevdiğin kızın sana abi demesi o gözle bakması kolay mı kızım?"
"Sen ne diyorsun Baran abi ne sevmesinden bahsediyorsun?"
"Bak Rojda bir daha bana abi dersen sonu çok kötü olur anladın mı?"
"Ama sen bizde dedin ki Rojda benim bacım"
"Evet öyle dedim Allah kahretsinki sevdiğim kız beni abisi gibi gördüğü için dedim oldumu. Şimdi tek kelime etme bin arabaya!"
Abi dediğim adam meyerse beni seviyormuş. Ama ben ona o gözle bakamam bu doğru değil. Biz kardeş gibi büyüdük. Bundan sonra nasıl yüzüne bakardım.
Zorla evlilik yetmiyor bide bunlarla kafamı dolduruyorum. Galiba bundan sonra beni zor bir süreç bekliyor.
Sesiz geçen yüzük alışverişi bitmiş eve doğru yola çıkmıştık. Yüzük alırken o bakmış ben tek bir kelime bile etmemiştim kendi beğendi kendi aldı.
"Bak Rojda biliyorum senin için bu durum kolay değil. Ama benide düşünmeni istiyorum."
"İsteyerek veya zorla evleneceğiz zaten ama benden sana karılık yapmamı bekleme."
"O nasıl söz Rojda zamanı gelince karılıkta yapacaksın çocuklarımıda doğuracaksın."
"Yanılıyorsun ben sana hiç bir zaman karılık yapmıyacağım. Bu sebeble çocuğunda olmayacak."
"Sen ne dediğinin farkındamısın eninde sonunda herşeyinle benim olacaksın."
"Olmayacağım sen çocuğun olmayacağı için kuma alıcaksın bende o gün senden hata buradan gideceğim."
"Rojda beni delirtme ne demek gideceğim. Seni bırakmam anlıyor musun bırakmam!"
"Elbet sonunda sıkılacaksın ve kararından vaz geçeceksin Baran Abii!"
"Bana bir daha abi demedimmi sana eyer bundan sonra bir daha söylersen sonunçlarınıa katlanırsın!"
"Ne yapabilirsin Baran Abiii?"
Dememle dudaklarıma kapandı. Bu adam kendini ne zannediyorki. Beni öpebilme hakkına sahipmi. Dudaklarım hoşuna gitmiş olmalı bırakmayı düşünmüyordu.
Omuzlarından itmeyi denedim ama çok güçlü. Bu kasları boşuna yapmamış belli oldu adam yerinden bile kımıldamadı.
En son tüm kuvvetimle yüzene tokatı bastım. Hazırlıksız yakalanmış olacak ki kafası yana düştü böylece dudaklarımı bıraktı. Allah'tan kimsenin olmadığı bir sokakta durdurmuştu arabayı. Ya biri görseydi o zaman ne yapacaktım ben?
"Sen nasıl beni öpebilirsin ya kim veriyor sana bu hakkı?"
"İlk önce benim karım olacaksın o yüzden istediğim gibi öperim. İkinciye gelecek olursak sert hareketler sana çok yakışıyor!"
"Ya sen ne saçmalıyorsun ben senin karın bile olsam bana dokunmuyacaksın!"
"Yanılıyorsun sevgili karıcığım kendini bana alıştırsan iyi edersin."
"Ben senin sadece kağıt üstünde karın olurum. Ayrıca evlensek bile sen hep benim abim olarak kalacaksın Baran Abiii!"
"Bak Rojda az önceki öpücük sadece anlaman içindi. Eyer beni zorlarsan ki bunu hiç tavsiye etmem çok farklı şekillerde kocan olduğumu gösteririm."
Ben bu adamla ne yapacağım. Allah'ım aklımı kaçıracam. Bide göz kırpması yokmu? Ay öldürecek beni.
Normal şartlarda her kız Baran'a aşık olabilir ken o neden bana aşık olmuş ki anlamıyorum. Ben onu sadece abi olarak görüyorum. Sanırım bu hiç değişmeyecek.
Sonunda yol bitti evin önüne gelmiştik. Arabadan bir sinirle hızlıca inerken kolumu tutan Baran'la göz göze geldim.
"Sakın bana içerde veya birinin yanında abi deme."
"Merak etme kimsenin yanında demem Baran abiii!"
"Kızım sen beni delirtmekmi istiyorsun ha istiyorsan söylemen yeter."
"Anladım bırak kolumu."
Kolumu çekip arabadan indim. Allah'ım ben bu adamla ne yapacağım. Tam konaktan içeri girerken gene kolum tutuldu.
"Anladım dedim ya!"
"Rojda."
Bu ses hemen arkamı döndüm. Yusuf halamın oğlu. Şimdi ben ne yapacaktım. Yusuf bana çocukluktan beri aşıktı. Hata bana bir kaç kere anlattı ama ben onu sadece kardeş gibi görüyordum. Kalbim onun için doğru insan olmadığımı söylüyordu.
"Yusuf ne yapıyorsun kolumu bırak."
"Kuzen nişanlımın koluyla alıp veremediğin mi var?"
"Baran bu evlilik olmuyacak!"
Ne saçmalıyor bu adam. Of uğraştığım psikopatlar birdi iki oldular. Şimdi bu kadar korumanın içinde ben ne yapabilirim ki?
"Yusuf kolumu bırakır mısın canım acıyor!"
"Yusuf abi Rojdam Yusuf senin abinn!"
"Ne abisi ben Rojda'nın abisi değilim Baran!"
İşte şimdi yeter diye bağıracaktım. Korumalar babama haber vermiş olmalıki hemen babam kapıya çıktı. İnşallah olay büyümez daha fazla.
"Ne oluyor burada çocuklar!"
"Amca Rojda'yı içeri al biz bir konuşalım."
"Hayır baba yanlış anlama oldu sadece bişey yok."
"Rojda sen içeri geç kızım!"
"Ama baba."
" Rojda içeri geç hem akşam için hazırlık yapılıyor git yardım et."
“Evleneceksin!” Babamın sert sesi doldurdu kulaklarımı. “Evleneceksin Eftelya Mert’le hemen evleneceksin!” Görünmez bir el boğazımı sıkmaya başladı. Ali”nin ölümünün üzerinden daha bir ay bile geçmemişken!
“Baba sen ne dersin? Benim sevdiğim adamın, nişanlımın ölümün üzerinden daha bir ay geçmedi!” Gözlerimin artık yaşadığım acılara alışmış ve kendiliğinden akmaya başlamıştı.
“Baran biraz bekl-” annemin sözünü sert nefesiyle kesen babam devam etti acımasız sözlerine!
“Sen karışma Rojda! Ben meraklı değilim kızımı acılar içinde gelin etmeye! Ama o ölmeye karar verdiği an çizdi yolunu!” Boğazımı sıkan el gücünü artırdı ve gözlerimin kapanmasına neden oldu. Meğerse o görünmez elin sahibi sırtımı güvenle yasladığım babama aitmiş!
Etraf karanlığa boğulurken gözlerim Ali’mi gördü. Son gördüğüm gibi yüzüne en güzel gülümsemesini takmıştı. “Geliyorum Ali’m! Sana geliyorum!”...
Ben Dilan!
Henüz liseye giderken sevgilisi tarafından kandırılıp evlenmek zorunda kalan Dilan!
Sevgilisi sandığı adamla ilişkiye girmek zorunda bırakılan istemediğim zaman öldüresiye dayak yiyen Dilan!
Yaşadığım tecavüze ve yediğim dayaklara dayanamayıp intihar eden Dilan!
Ölürken hayatımın anlamıyla tanışıp bütün zorlukların üstesinden gelen Dilan!
Sevdiğim adamdan hamile olduğumu öğrendiğim gün sevdiği adam öldürülen Dilan!
Sevdiğimden emanet olan bebeklerimin birini doğumda kaçırılan Dilan!
Bütün zorluklara rağmen yıkılmayıp ayakta duran oğlunu babasına layık yetiştiren Dilan!
Ve Ben Dilan!
Sevdiği adamın 13 yıl sonra ölüm gününde mezar başında öldürülen Dilan!