SANA GÜVENMİYORUM +18Güncellenme zamanı May 12, 2026, 07:28
“Fakat, bu gece duymak istediğim” diyerek kadınlığını okşamaya başladı ve Ceylan bir anda bedenine dolan hazla
“Ahhhh!!” diye inledi. Sesi biraz kısık çıkmıştı ama bu bedenindeki haykırmayla zıt bir durumdu. Aslan ise
“Evet. Doğru tespit bebeğim. Tam olarak bu sesi duymak istiyorum” diyerek karşılık verdi ve parmaklarını daha sert hareket ettirerek
“Fakat daha yüksek” diye emretti. Ceylan, normalde emir almaktan asla hoşlanmazdı. Emir almaktan hayatının hiçbir evresinde asla hoşlanmadı. Her emir, onun için karşı konulması gereken bir hakaretmiş izlenimi yaratırdı. Fakat Aslan’ın bu emri bedeninde kontrolsüz bir haykırmaya neden olurken
“Ahhhh!!!” diye haykırdı ve Aslan bu sese memnun bir inleme eşliğinde
“Harikasın bu şekilde” diyerek genç kadını kollarında döndürdü. Fakat eli tekrar bacaklarının arasında kadınlığının üzerindeydi. Islak, sıcak ve şehvetliydi. Ceylan, bir an panikledi çünkü onunla hiçbir zaman bu şekilde durmamışlardı. Bu gece, yaralarını kapatmamıştı. Kapatmak istememişti. O yaralar bu şekilde arkası dönükken yapılmıştı ve şu anda aklına, o anların tek bir sahnesinin gelmesini istemiyordu. Bedeni ürperiyordu. Bunu Aslan’da fark etmişti ve Ceylan bir anda hamle yaparak ona yüzünü dönmek istediğinde Aslan, genç kadının bacaklarının arasında olan elini çekerek omuzlarına yerleştirdi ve hemen kulağının üzerine yerleştirdiği dudaklarının yakıcı nefesi eşliğinde
“Bana güveniyor musun?” diye fısıldadı. Ceylan, o an yutkundu ve zihni başka bir yere gitti. Bu ses, ona o kadar tanıdık geliyordu ki nefesi bir anda kesildi. Tamam, Aslan’ın sesiydi. Ona güveniyordu fakat kabuslarından onu çekip çıkaran sesin artık netleştiğini hissetti. Fakat bunun bir bilinç altı oyunu olduğunu kavramaya çalıştı. Sonra tekleyen sesi eşliğinde
“e- evet” diye fısıldadı. Bu Aslan için yeterli değildi. Genç kadının daha net bir şekilde karşılık vermesi gerekiyordu. Onun için boynuna derin ıslak bir öpücük bıraktı ve
“Daha net yavru ceylan” diye fısıldadı ve Ceylan, tekrar yutkunarak duraksadı. Bu gece bilinç altı gerçekten ataktaydı. Ceylan, yıllarca bir kâbus ile uyanırdı. Yıllar önce Azer’in elinden kurtulduğu ana kabusunda ışınlanırdı. Deli gibi nefes nefese acı içinde koştuğunu hatırlıyordu. Bir ordu adamın ve onların it başlılığını yapan Azer’in hemen arkasından koştuğunu…
Nereye gittiğini, nerenin onu kurtaracağını, hangi yönün doğru olduğunu bilmeden koşuyordu ve kâbus bile olsa acı içinde olduğunu hatırlıyordu. Sonra bir anda durduğunu hatırlıyordu. Nefes nefese acı dolu titreyen bir şekilde. Tamda o anda karşısında bir asker belirmişti. Ceylan adamın ilk önce neredeyse görmeyen gözleri ile ayaklarını görmüştü. Ayaklarında o sıcakta botlar vardı ve sonra asker pantolonu olduğuna inandığı pantolonu ile gözleri buluşmuştu. Biraz daha yukarıya çıktığında ise elini görmüştü. Avucunun içini ona uzatmıştı ve
“Bana güveniyor musun?” diyerek ona sormuştu. Ceylan kalbinin derinliklerinde ona fısıldayan bir sese kulak vermişti. O ses ona
“Tut o eli!” diye haykırıyordu ve oda o sese kulak verip elini tutmuştu. Sonra kulağına bir şifreyi andıran sıralama söylemişti. Ceylan, o an ne dediğini anlamamıştı. Hala nerede olduğunu hatırlamıyordu. Neden o sıralamaya uyduğunu ve o sıralamayı nasıl hatırladığını. Fakat, o günden sonra tüm şifreleri o sıralamaya göre olmuştu. İki sağa, üç sola… Onun için daha net çıkan sesi eşliğinde
“Evet!” diye haykırdı ve Aslan, aldığı karşılığa memnun bir şekilde genç kadının kulağına sırıtan bir sesle
“O zaman sadece hisset” diyerek karşılık verdi ve Ceylan, gözlerini kapatıp biraz rahatlamaya çalıştı. Aslan, elbisenin hemen arkasında olan fermuarını yavaşça açmaya başladığında elbise genç kadının bedenini sarmayı bıraktı. O esnada Ceylan, bollaşan elbiseyi göğüs kısmından tutmaya çalıştı ama Aslan,
“Elleri aşağıda “diyerek ona uyması gereken bir emir daha verdi. Ceylan, anında ellerini emire uyarak aşağıya sarkıttı ve Aslan, önünde açılan derin yaralı sırta yutkunarak baktı. Lanet olsun o adamın sırtında cidden bir harita çizecekti. Derin bir nefes aldı ve elbiseyi genç kadının omuzlarından zarif bir şekilde sürükleyerek itti ve elbise Ceylan’ın ayakları altına düştüğünde genç adam resmen inledi. Çünkü, gözlerinin önünde seksi bir beden ve siyah tanga, siyah bir sütyen vardı. Lanet olsun ki tam bir ateş bombasıydı. Genç kadının göbeğinin üzerinde olan elini yavaşça tekrar bacaklarının arasına kaydırdı ve ateşli ıslaklığa geri döndüğünde Ceylan’ın inlemesi kulaklarına ulaştı. Genç kadın, bacaklarını hafif araladığında aslan daha rahat ulaşması gereken noktaya ulaştı ve Ceylan içindeki korku kırıntısını içinden atmaya çabaladı. O korkuyu bu gece istemiyordu. Bu gece, o pislik herifin sesinin kulaklarına gelmemesi gerekiyordu. Aslan, genç kadının boynuna ıslak bir öpücük bırakarak
“Çok ıslaksın” diye fısıldadı. Ceylan, derin bir nefes verdi ve Aslan onu bacaklarının arasında olan eli ile okşamaya devam ederken bu sefer tam ensesinin üzerinden başlayan yaranın üstüne dudakla