28 yaşında yetişkin bir kadınım. Yazarlık konusunda lisans sahibiyim. 13 yıldır aktif olarak yazmaktayım. 2013 yılında sosyal medya mecralarda okurluk yapmaya ve 2015 yılından itibaren sosyal medyada yazarlık yapmaya başladım.
Bu kitabın bazı bölümleri +18 olacak ve cinai sahneler barındıracaktır;
Rahatsız olacakların hikayeyi okumaması önerilir.
-
Küçük kızlar hep prenses olmak isterdi. Süslü püslü elbiseler ve hizmetçiler fikirlerimizi cezbediyordu sanırım ama gerçekten bir prenses olunca ünvanın altında ezilmek ne demek öğreniyordun. Zengin bir adamın çocuğu olmak ya da bir mafyanın evladı... Hep aynı kapıya çıkıyordu; ünvanın uğrunda ya can veriyordun ya da ruhundan vazgeçiyordun.
***
Eyşan ruhu için tacından vazgeçti ama sıra özgürlüğüne geldiğinde ruhunu da bedenine feda edecekti. Şimdi onu abluka altına alan bu karanlık adam, kaybettiği her ne varsa Eyşan'n ayakları altına serecek ama önce alınması gereken bir intikam ve ödenmesi gereken bir hesap var.
-
-
-
Dikkat: Bu hikayede şiddet, cinai eğilimler ve madde kullanımı vardır; ağır cinsellik içermektedir.
Bu seri 4 kitaptan oluşmaktadır ve tüm kitaplar bu başlık altında paylaşılacaktır.
-
Paris'te Gece Yarısı kimlerle konuştuğuma dikkat etmeliydim.
Kimin işine burnumu soktuğuma
Ve kimin yatağına girdiğime de.
Uyarı: CİNSELLİK İÇEREN SAHNELER OLACAKTIR.
Hatırlanmayan bir gecenin ertesiydi. İki farklı yolun kesişim kümesiydi sanki. Yüz yılda bir denk gelen güneş tutulması gibi; bir an birbirlerine karıştılar bir diğer ansa koşarak uzaklaştılar birbirlerinden.
***
Dört yıl önce sadece adını bildiğim bir adamın yatağına girmiştim. Hesabım ya da planım yoktu ama şimdi? Kızım için o adamın kadını olmaya mecburdum ve tek dileğim bana inanmasıydı.
Bu hikayede aşk bebeği doğurmadı ama bebek aşkı doğuracak.
***
Güneş doğudan kalbime doğdu; o andan itibaren doğudan başka yolum yoktu...
Küçük kızlar hep prenses olmak isterdi. Süslü püslü elbiseler ve hizmetçiler fikirlerimizi cezbediyordu sanırım ama gerçekten bir prenses olunca ünvanın altında ezilmek ne demek öğreniyordun. Zengin bir adamın çocuğu olmak ya da bir mafyanın evladı... Hep aynı kapıya çıkıyordu; ünvanın uğrunda ya can veriyordun ya da ruhundan vazgeçiyordun
.***
Eyşan ruhu için tacından vazgeçti ama sıra özgürlüğüne geldiğinde ruhu da bedenini terk edecekti. Şimdi onu abluka altına alan bu karanlık adam, kaybettiği her ne varsa Eyşan'n ayakları altına serecek ama önce alınması gereken bir intikam ve ödenmesi gereken bir hesap var.
Little girls always wanted to be princesses. Fancy dresses and servants, I suppose, captivated our imaginations. But once you truly became a princess, you learned what it meant to be crushed under the weight of the title. Being the child of a wealthy man or the offspring of a mafia boss—it all led to the same place: either you gave your life for the title, or you gave up your soul.
---
Eyşan gave up her crown for her soul, but when it came to her freedom, her soul would abandon her body as well. Now, this dark man who has her surrounded will lay everything she's lost at her feet—but first, there is revenge to be taken and a debt to be settled.
Naz sadece biraz kötümser, realist, biraz fazla kuralcı...
İroni fabrikası bir adam... Ve okumak için yollara düşen sivri dill bir kız.
Naz tekeri patlak, yaşlı bir kamyonda ve kader hep yokuş aşağı sürüyor aracını. Olsun, o artık liseli değil! Üniversiteyi kazandı; hukuk okuyor! Konuştuğu biri bile var.
Derken o çıkıverdi karşısına. Söz dinlemez ve dahi yapışkan; hatta ve hatta yılışık biri. Bir adam ya da bir kahraman.
Fanusuna sıkışıp kalmış, realizmin gaddar giyotinine boynunu uzatmış Naz'ı kaderinden kurtarır mı dersiniz?
Her şey muhtemel!
***
Bir kupa kaynar kahve, bir deli mimar, bir ceket ve dediğim dedik bir avukat ile inatçı bir bir aşk oyunu!
...
Bir şansımız olsaydı;
Daha biz doğmadan yazılmasaydı mesela kaderimiz
Ana babalarımızın günahlarını çekmeseydik en azından.
Geçmiş bu günümüze değmeseydi herkes gibi
Ya da daha az sevebilseydim keşke seni...
Biri olmasaydı en azından. İçlerinden sadece biri...
O zaman korkmadan sevebilirdim seni...
Tüm hakları Hale Bilgiç'e aittir.