Kaliteli,düşünülmüş özenle yazılmış hikaye yazmayı seviyorum.Kaliteli ve özenli hikayelerimi okumaya davet ediyorum.yorum yapmayı ve takip etmeyi unutmayın.
Mahallenin en güzel, en masum ama bir o kadar da hırçın ve deli kızı…
Kaan ona tutuldu. Hem de öyle bir tutulma ki, en sağlam eğitimlerin bile üzerine çöken bir zayıflık…
Aşktı bu, gizlenmesi gereken bir sır, hatta bir zaaf. Çünkü kimse Kaan’ın subay olduğunu bilmiyordu.
Bilmeleri de imkânsızdı.
Ama bu görev…
Bu görev hepsinden başkaydı.
Karanlığın içine sızdıkça karşısındaki tehlikenin büyüklüğünü hissetmeye başlamıştı. Bir gece, en yakın arkadaşının düşman tarafından esir alındığını duyduğunda dünyası yıkıldı. Kaan hırslandı, öfkelendi, hatta gözünü kararttı.
Bir yanda ölmek üzere olan en yakın dostu…
Bir yanda canından çok sevdiği Elif…
Ve Elif’in ailesinin, Kaan’ın peşinde olduğu o karanlık mafyanın ta kendisi olduğunun ortaya çıkışı…
Bu, Kaan için sadece bir görev değildi artık.
Bu, nefesle ölüm arasındaki çizgide yürümekti.
Elif, ailesinin işlediği suçların farkında değildi. Bilse, o masum kalbinin ne kadar kırılacağını düşünmek bile Kaan’ın içini acıtıyordu. Bu yüzden ondan kaçıyor, göz göze gelmemek için köşe bucak saklanıyordu.
Çünkü Elif onu tanırsa…
Görev çökerdi.
Görev çökerse…
Kaan ölürdü.
Her adımı, her nefesi, her bakışı ölümle yarışıyordu.
Kaan, görünmez bir bıçağın üstünde yürüyordu adeta.
Bir milim hata, bir saniyelik dikkatsizlik bile hayatına mal olabilirdi.
Ama Kaan’ın asıl korkusu ölüm değildi.
Elif’in gerçeği öğrenmesi…
İşte bu, onu en derin karanlıktan bile daha çok ürkütüyordu.
Hikayemizde eskiden gelen bir kan davası vardır ve bu dava devam etmektedir. Kan davasını bitirecek tek olay, kan davalı aileler arasında bir evlilik gerçekleşmesidir. Ailelerde evlenebilecek yaşta gençler olmayınca, beşikteki Rojda ve Zinar arasında bir söz kesilir. Zinar büyüyünce Rojda’yı istemez; aşık olduğu Havin adında bir kız vardır. Rojda’yla arasındaki sözü bitirip, Havin’le evlenebilmek için elinden geleni yapmaktadır.
Bervan ve Fatma…
Fatma, İsviçre’de büyümüş, diş hekimliği okumuş, medeni, zeki ve uyumlu bir genç kadındır. Bervan ise Urfa’da babasıyla birlikte ciğer lokantası işletmektedir.
Bervan ve Fatma, birbirlerine derin bir aşkla evlenmişlerdir. Ancak yıllar geçtikçe Bervan çok değişir ve hayatlarına Rojin adında bir kadın girer.
Bervan, Fatma’yı paylaşmak zorunda kalır. Öte yandan Rojin, Fatma’yı hiç sevmez ve ona karşı her türlü oyunu oynar. Fatma ise mutlu bir evlilik hayali kurarken, kumasının ona açtığı entrikalarla dolu bir evliliğin içine düşer.
Bu hikâye, aşk, ihanet, kadın dayanışması ve kültür çatışması gibi temaları işlerken, Fatma’nın yaşadığı acıları ve güçlü duruşunu gözler önüne serer.
Yiğit askerdir ve bu mesleği seçmesinin ardında hazin bir hikâye vardır.
Yiğit küçük bir çocukken, dedesi, anneannesi ve en çok düşkün olduğu teyzesi bir gece kimliği bilinmeyen kişiler tarafından öldürülür. Yiğit’in hayatında en özel yere sahip olan teyzesi, onu çok severdi. Köy yerinde büyüyen Yiğit’in en büyük hayali bir salıncağa sahip olmaktı. Park olmadığından bu hayali hep içinde kalmıştı.
Teyzesi, Yiğit’in bu isteğini gerçekleştirmek için günlerce bahçelerde çalıştı, para biriktirdi ve sonunda evlerinin bahçesine bir salıncak yaptırdı. Yiğit, o salıncağa binip teyzesi tarafından sallandığı günü hiç unutmadı. Ne var ki, bu mutlu anın üzerinden sadece iki gün geçmişti ki teyzesi, dedesi ve anneannesi vahşice öldürüldü.
O günden sonra Yiğit’in hayatı tamamen değişti. Teyzesi ona sadece salıncağı değil, ismini de vermişti. Yiğit, büyüdüğünde onun sevdiği mesleği seçti ve asker oldu. Bundan sonraki hayatını ise teyzesi, dedesi ve anneannesinin katillerini bulmaya adadı.