Ateşlerin yandığı bir evren... Karanlıkta sahip oldukları tek ışık alevlerdi. Kendilerini yok eden bu alevleri söndürmek için, Tanrıdan af dilediler. Kurtuluşun tek yolu, evrenin en güçlü ve zalim adamı Thor'un doğacak çocuğunun kurban edilmesi. Ama onunla evlenecek olan Vanadis ne olursa olsun bebeğini korumakta kararlı.
İki ayrı dünya. Karanlıkta saklananlar ve ışığın içinde yaşayan, gülen ve nefes alanlar.
İki ayrı kız.
Onlar buluştuğunda, sonu çoktan gelmiş bir hayat yeniden yazılıyor. Ama bu kalem de renkli değil, hayatı siyaha boyanıyor. Daha dibe düşüyor-ama birlikte. Beyazın içinde özgürce dolanan o kadının siyahın içinde tüm renklerini kaybetmesinin hikayesi.
Siyahın içinde saklanan o parlak renklere sığınan iki kadının hikayesi. Birbirlerine bakarken sadece acı verebilecek olmalarına rağmen o bakışları hiç çekmek istemeyen o iki kişinin hikayesi.
Mohammed, Mısır'dan köle olarak geldiği İngiltere'de varla yok arası bir yaşam sürer.
Bir köle olarak, zengin ve şımarık bir kadın olan Maria'ya aşık olur. Onun kimsesiz aşkı en fırtınalı denizleri andırır.
Nadia, annesinin kaybı ile büyümüş ve yaşamıştı. Yıllar sonra kendini tamamen kaybetmiş haldeyken geçmişin gölgesinden biri çıkar. Unuttuğu hatıraları hatırlarken, ailesini mahveden adamın 'hayatını' mahvetmeye yemin eder.
Kilisenin yönettiği bir kasabada yaşayan Amy, kendinden yaşça büyük bir politikacı olan Henry'ye çılgın bir hayranlık ve aşk duyar. Bu duygular, Amy'nin ve etrafında ki insanların kaderini, hiç olmayacak şekilde değiştirecektir.
Cordelia Julie Bone ve birçok kadının kaderi aynıydı. Hamile kaldığı zaman dünya savaşı başlamış ve eşi denizaşırı ülkelere savaşmaya gitmişti. Tek başınadır, diğerleri gibi. Fakat Cordelia Julie Latin kökenleri yüzünden ırkçılığa maruz kalır. Yine de doğacak evladının ülkesine nefret beslemez ve yardım etmek ister. Okuma yazma bilmediği için, çiftlikte çalışmaya başlar. Ona tek iyi davranan cılız ve utangaç bir adam olan Louie'dir.
Yıllar geçer. Savaş biter. Ama eşi eve dönmez. Öldüğünü sanarken, gerçeğin hiç de umduğu gibi olmadığını öğrenir. Diğer öğrendiği ise yeni duyguların hala var olduğudur.
Aşkın en doruk noktasını sevgilisi Ivan ile birlikte yaşayan Lana, acı bir kaybın ardından değişen Ivan'ın gölgesinde, aşkına tutunmaya ve onu hayata yeniden bağlamaya çalışır. Ama bilmediği şey aşkın her zaman kurtarıcı olmadığıdır. Aşk bazen insanı delirtir...
Fakir bir Hint köyünde yaşayan Avana yıllar önce kaybolan annesini bulmak için hiç bilmediği bir dünyaya girer. Nefret ve özlem ile mücadele ederken hayal bile edemeyeceği kadar karanlık bir geçmişe adım atar.
Güller... Hem de bataklığa saplanmış güller.
Ben yetimhane çocuğuydum. Bir gün kurtulmayı bekleyen onlarca çocuktan biriydim sadece. Hayatımda ki çoğu şeyi küçük yaşta kaybettim. Hayatımda çoğu zaman kaybettim.
Doğmadan, doğduktan sonra küçükken büyüdüğümde. Önce hiç tanımadığım annemi, görmediğim babamı ardından Rose'u... Tam tüm karanlığın ortasındayken karşıma bir anda o çıktı. Beni tekrar yaşama bağladı. Tek yaşama amacım oldu.
Kim olduğunu bilmeden güvendim ona. Çünkü sarılacak birine ihtiyacım vardı. En kısa tabiriyle ben aşık oldum. Ama gerçeği öğrendiğimde bir kez daha parçalara ayrıldım.
Sırlarla dolu bir kadın olan Belladonna çalıştığı hastahanede ki melankolik ve kaba adam Damon'a aşık olur. Ama ölmeye her gün bir adım daha yaklaşan bir adama aşık olmak hiç kolay değildir. Üstelik tam ilişkilerinde bir sonuca varacakken çıkan İspanyol gribi ile tüm insanlar ve Belladonna aşkında fedakarlıklar ve vazgeçişler yapmak zorunda kalır. Aşk hiç kolay değildir, Aşkı yaşamak için zorlu yıllar asmak gerekir.
Beattie iskoç.
Narin ve umudu yüksek.
Nicholas çalışkan ve aşık.
Philip şiddet eğilimli.
Kötü ve zayıf.
Angelina yalnız sevimli.
Anne kötü.
Baba anne etkisi.
Jjmkemxmkmkmkxsm
Jjkkdkkkkdkkkkkkdkkdk