Otele vardıklarında hava kararmaya başlamıştı. Küçük, sakin bir yerdi. Şehirden uzak, fazla insan olmayan bir kasaba. Selin odasına girdiğinde ilk yaptığı şey etrafa bakmak oldu. Köşeler, aynalar, perdeler… Murat yoktu. Kerem valizi içeri bıraktı. “Bir şey ister misin?” diye sordu. “Yemek falan?” Selin başını salladı. “Biraz yalnız kalabilir miyim?” dedi. “Sadece biraz.” Kerem tereddüt etti ama sonra gülümsedi. “Tabii,” dedi. “Buradayım.” Kapı kapandığında Selin yatağın kenarına oturdu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Murat’ın yokluğu… Bu bir zafer miydi, yoksa sessiz bir tehdit mi? Duşa girdi. Sıcak su omuzlarından akarken gözlerini kapadı. Bir an için gerçekten yalnız olduğunu hissetti. Sonra aynanın buğusunda bir kelime belirdi. “BEN.” Selin çığlık attı, geri sıçradı. Gözlerini sildi.

