"... Anlayacağın işimden kovuldum ve karım beni evden attı. Üstelik atarken elinde sopa vardı. Bunları kimseye söylemeyeceksin dimi?" Karşımda oturan adını dahi bilmediğim yabancı adam kırk bininci kez aynı şeyi soruyordu. "Hayır, anlatmayacağım. Kime anlatabilirim ki?" Zaten koskocaman şehir de karın tarafından dövülerek evden kovulmanı merak ediyordu! İnsanoğlu kendini önemli zannetmeyi ne zaman bırakacak acaba? "Cebinde hiç paran var mı?" "Var üç beş kuruş." "Tamam,” dedim kırk yaşında, hayat tecrübe sınırı dolmuş insanlar gibi nasihat ruhuna bürünerek. “Git o parayla eve ekmek al. Sokakta gördüğün çiçeklerden de kopar sar gazeteye karına git. İş ilanlarına da bak ki seni aylak sanmasın." Gözleri umutla parladı. On dokuz yaşındaki kızdan öğüt almamış gibi yerinde diklendi. Hayat

