Kantindeki küçük masalardan birine oturup eşyalarımı sandalyeye yığdım. Ne yoruldum be! Üç yüz kilometre koşmuşum, bir yudum su verenim yok. Telefonumun kilidini açtım, önce galerime girdim çektiğim fotoğraflara baktım. Sıkıldım, sosyal medyaya gireyim dedim üç saatte bağlanmayınca sinirlenip çıktım bu sefer rehbere girdim. Annemi aramayı düşündüm, küs olduğum için vazgeçtim. Babamı aramak tercihlerim arasında bile yoktu, olsaydı bile üç saniyelik konuşma için kalp krizi geçirmeye merak olmadığımdan düşünme gereği duymadım. Abilerimi aramayı düşünürken en üstte duran isimle parmağım tuşun üzerinde kalakaldı. Birkaç saniye bakıştık, kendimle iç savaş verdim ve gururumu hiçe sayıp yeşil tuşa bastım. İsminin altında aranıyor yazısı belirdiğinde kısa bir an hata yaptığımı düşünüp pişman oldum.

