19

1047 Kelimeler
♬ Bazı sözler kesici ya da delici aletlerden daha çok yakardı insanın canını. Bir umut içinde yeşerttiğin cümlelerin tam tersini duymak, her şeyin güzel olacağına inandığın bir anda öyle olmayacağını işitmek... İnsanı yıkan, yıpratan şeylerdi. Kavin şu an bunu yaşıyordu. Hocasının sözleri keskin bir bıçak darbesi olup düşmüştü kalbinin en uç noktasına. Ümitlendiği, yetmezmiş gibi sevdiğini de ümitlendirdiği tedavinin gerçekleşemeyeceğini duymak üzmüştü onu. Fazlasıyla. Akşam havanın kararmasına yakın mesaisi bittiğinde hastaneden dışarı zor attı yorgun bedenini. Hocasının odasından çıktıklarında işine dönmesi gerektiğini söyleyerek hızla ayrılmıştı Barış'ın yanından. Onu umutlandırıp üzdüğünü bilmek kendini suçlu hissetmesine sebep olmuştu. Bakamamıştı yüzüne. Tedaviyi anlattığı, hastaneye geldikleri süre boyunca olumlu konuşmuştu. Oysa bir sağlıkçı olarak olumsuz yanları da dile getirmeliydi. Tıpkı hocası Kerim Tekin gibi. Güçlü ve duygusuz olmalıydı bu meslekte fakat onun gibi biri için bu bir hayli zordu. İşin içine sevdikleri karıştığında duygularını kontrol edemiyordu. Derin bir nefes alıp hastanenin bahçesindeki banklardan birine oturdu. Otobüse binip eve gidecek gücü bulamamıştı bedeninde. Bu yüzden oturup biraz güç toplamaya karar verdi. Başını kararmaya yüz tutmuş gökyüzüne çevirip seyredaldı. Seyrederken farkında olmadan kapanmıştı gözleri. Gökyüzünü deniz, hastaneyi sağlam bir ağaç, oturduğu bankı ise o ağaca bağladığı salıncak yaptı zihninde. Hemen arkasında da Barış'ı hayal etti. Onu salladıkça ayakları altındaki denizin suyuna karışıyor, içini gıdıklıyordu. Göz perdesinin ardına düşen bu görüntü içine mutluluk tohumları ekti. Yanağını ıslatan yaşlara tezat olacak şekilde büyük bir tebessüm yeşerdi yüzünde. Hayalini ona anlatmalıydı. Biliyordu ki Barış gerçekleştirmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Hayalinin keyfini çıkarırken yanağında tüy kadar hafif bir dokunuş hissetti. İrkilerek açtı gözlerini. Yanında yer edinen bedene döndü. Gelen Barış'tı. Hemen yanı başında oturuyordu. Farkında olmadan ağladığı için yanaklarını süsleyen gözyaşlarını siliyordu. Kavin'in irkilerek geri çekilmesiyle eli boşluğa düştü. Boşlukta sallanmasına müsaade etmeden yakalamıştı elini Kavin. Gülerek tek eliyle arta kalan gözyaşlarını sildi. "Senin ne işin var burada? Eve gittiğini sanıyordum." Başını iki yana salladı Barış. Avucunun içinde duran eli öpüp bıraktı ve işaret diliyle konuşmaya başladı. "Gitmedim. Senin çıkmanı bekledim. Neden ağlıyorsun?" "Hayalime," dedi ani bir kararla. Ameliyat olamamasına üzüldüğünü belli etmek istemedi. "Hayalimin güzelliğine ağlıyordum." Barış dudaklarını büzdü. "O hayalin içinde ben var mıydım?" "Hım bir düşüneyim," diyerek elini çenesine yasladı. "Kumral, aşırı yakışıklı, düşünceli, müzik dinlemeyi seven, uzunca bir adam..." Tanımları genç adamı güldürürken bilerek cümlesini değiştirdi. "I-ıh yoktu hayalimde." Barış ağır ağır başını salladı ve önüne döndü. Onun bu tavrına kıkırdadı Kavin. "Ama böyle yufka yürekli, iyi niyetli, gözleriyle konuşan, kalbiyle dokunan biri vardı hayalimde." Barış'ın istifini bozmadığını görünce kaşlarını çattı. "Hey senden bahsediyorum." Barış ona bakmamış, aksine daha çok sırtını dönmüştü. Bir şeyle uğraşıyor gibiydi. Kavin elini omzuna koyup, "Ne karıştırıyorsun sen?" diye sorarken Barış işini bitirip gülerek ona çevirmişti bedenini. Onun gülen yüzüne bakarken kaşlarını çattı. "Ne yaptın orada?" Elinde tuttuğu papatyayı usulca ona uzattı. Sorusuna cevabı bu olmuştu. Kavin bir anda nereden çıktığını anlamadığı çiçeğe şaşırsa da avuçlarının içine almayı ihmal etmedi. Gülümsedi. "Teşekkür ederim." Koklamak için burnuna götürdüğünde sapına dolanmış notu fark etti. Barış'a baktığında onun gözlerini yumup açtığını gördü ve bu hareketi bekliyormuş gibi kağıdı papatyanın sapından çözüp üstünde yazan yazıyı okudu. "Sen benim hayallerimin içinde değilsin. Tek hayalimsin." Kavin okuduğu cümlenin büyüklüğü altında nefesinin kesildiğini hissetti. Bu adam daha konuşmadan nefesini kesecek cümleler kurabiliyorsa, konuşsa ne yapacaktı? Kalpten götürecek miydi? Belki de konuşamaması Kavin'in kalp sağlığı için en doğrusuydu. Tebessüm ederek Barış'ın gözlerinin içine bakarken yanaklarının ısındığını hissetti. Bir şey diyemedi. Cümlenin güzelliğine takılan sözcükleri birer birer düşmüştü ağzından, cümle kuramadı. Gözlerindeki mutluluğu dinlemesini istedi bir süre. Başını papatyasına gömüp ileriye doğru bakmaya başladı. Aradan geçen çokça dakikanın ardından araladı dudaklarını. "Birinin hayali olmak..." diye mırıldandı. "Tuhafmış." Söyleyeceklerini anlamak için yeniden ona döndüğünde Barış'ın kendisini başıyla onayladığını gördü. "Birinin hayalinin içinde olmak da öyle." O an Kavin'in ağzından, "Konuşmanın hayalini kurmuyor musun?" diye bir soru kaçtı istemsizce. "Yani bana tek hayalimsin dedin ya, başka hayallerin yok mu?" Barış cebinden telefonunu çıkarıp oraya yazdı söyleyeceklerini. Bugün ellerini yeterince kullandığını düşündü. Ve yazmaya başladı..."Artık kurmuyorum. Önceden hayallerim vardı. Hedeflerim, isteklerim... Ama artık yoklar. Önceden sesimin herkese ulaşmasını isterdim. Yaptığım müziği insanların dinlemesini, yorumlamasını isterdim. Konservatuvarı bitirmekti hedefim, sokak sanatçısı olmaktı hayalim. Bunları yapamayacağıma göre bana gerçekleşmesi en güzel ve en mümkün olan tek hayal kalıyor. O da sensin." Kavin okuduğu satırlardan sonra deminden beri gözardı ettiği konuya değindi. "Özür dilerim," dedi kırık sesiyle. "Özür dilerim Barış. Benim yüzümden ümitlendin. Sesine kavuşacağını sandın ama ben seni sandığın yola bile sokamadım. Tamamen araştırmadan kafama göre sürükledim seni peşimden. Çok... Çok özür dilerim." Barış, sevdiği kadının gözlerinin yeniden dolduğunu görünce bunu engellemek ister gibi kendine çekip sarıldı. Başını göğsüne yasladı ve usulca uzun saçlarını okşamaya başladı. Kavin kollarını beline dolarken hâlâ özür dilediğini fısıldıyordu. Barış o an hiç istemediği kadar konuşmak istedi. Ümitlenmedim demek istedi. Ümitlenmedim çünkü biliyordum. Biliyordu. İki yıl önce geldiğinde de aynı sonuçla karşılaşmıştı çünkü. İnternette yaptığı uzun araştırmalar sonucunda tedaviyi görmüş, şansını denemek istemişti ama sonuç bugünkü ile aynı olmuştu. İçinde, en derinlerinde bir belki baş göstermişti. Belki bu sefer olur düşüncesi baş göstermişti. O belki gerçekleşmemişti. Beklediği sonucu almıştı. Bu yüzden üzülmemişti. Sadece geçen yılların tekrarını yaşamıştı. Ve bu yaşadığı ruhunu yıpratan bir durumdu. Kendini umursamazdı çoğu zaman. Üzülüp üzülmediğine bakmaz, yaşamaya bir şekilde devam ederdi. Şu an hayatında kendinden daha çok umursadığı biri vardı. Hayatını ona göre şekillendirdiği bir kadın... Hevesle ona gelen kadının hevesini kırmamak için anlatmamıştı doktoru tanıdığını ve tedaviyi daha öncesinde denediğini. Olan olmuş, biten bitmişti. Artık bunu söyleyebilirdi fakat o söyleme taraftarı değildi. Söylememe sebebi ise onu kaybedeceğini düşünmesiydi. Yalan söylediğini anlayınca ellerinin arasından kayıp gidecek diye korkuyordu. Ve Barış, içinde onu kaybetme ihtimali olan her hareketten kaçınırdı. Geç kavuşmuştu ona, erkenden kaybetmek istemiyordu. Bu düşünceyle istemsizce daha sıkı sardı kollarını kadının bedenine. Uzun bir süre aynı pozisyonda kaldılar. Güneş tamamen battı. Her yer karanlığa büründü. Tek ışık kaynakları tepelerindeki sokak lambası oldu. Saat epey geçmişti ama ikisi de durduğu pozisyonu hiç bozmamıştı. Barış, Kavin'in saçlarını okşuyordu. Kavin yavru bir kediyi andıran tavırlarıyla Barış'ın göğsüne sokuluyordu. Sokulurken düşünceleri yine iş başındaydı. Sevdiği adam için çözüm düşünmeye devam ediyordu. Ne de olsa tıpta çareler tükenmezdi, öyle değil mi? Yarın ilk işi Gökhan Semiz'in yanına gitmek olacaktı. Ses tellerindeki hasarı nasıl onarabilecekleri hakkında danışacaktı ona. Ve danışmadan önce ummalı bir araştırma yapacaktı. Emin olmadan söylemeyecekti Barış'a. Boş yere bir kez daha ümitlendirmeyecekti onu. Her doktara danışacaktı. Gerekirse tüm ülkeyi turlayacaktı, yine de o tedaviyi bulacaktı. Pes etmeyecek, sevdiğini de pes ettirmeyecekti. ♬
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE