16

713 Kelimeler
♬ Yaşanan o akşamdan sonra ikisi için de yeni bir kapı açılmıştı hayatlarında. İkisi de seve seve ilk adımı atmışlardı. Kapının ardında onları nelerin beklediğini zaman gösterecekti. Şimdilik zaman onlara iyi davranıyordu. Şimdilik... "Günaydın," deyip duraksadı Kavin. Kısık sesle devam etti. "Sevgilim demem gerekiyor mu?" Barış onun bu masum sorusuna gülerek başını iki yana salladı. Daha sonra yeni aldığı telefonuna yazdığı yazıyı okuttu. "İçinden nasıl geliyorsa öyle hitap edebilirsin Kavin. Kendini bir kalıbın içinde hissetme, kasma. Mesela ben sana safinaz diyeceğim, harika değil mi?" Kavin elinin tersiyle Barış'ın karnına vurdu. "Sen bana safinaz dersen ben de sana temel reis derim." Barış'ın gülen yüzü bozulmadığında homurdandı. "Sana göre hava hoş değil mi?" Barış dediğini başıyla onaylarken Kavin konuyu değiştirdi. "Telefon almışsın," dedi elindeki telefona uzanarak. Alıp inceledi. Boş bir incelemeydi bu, anlamazdı ki telefondan. Ona göre telefon alo diyorsa tamamdı. "Hayırlı olsun," diye devam edip aklına gelen soruyu sordu. "Artık telefondan mı müzik dinleyeceğiz?" Barış her zamanki gibi kararı ona bırakmış, omuz silkmişti. "Mp3 çalarını getirmedin mi?" Hüzünlü sorusunun ardından telefonu ona vererek geri çekildi Kavin. "Seviyordum onu. Keşke getirseydin." Barış telefonu ceketinin cebine yerleştirdikten sonra gülerek Kavin'e döndü ve işaret diliyle bir şeyler söyledi. "Keşke başka bir şey dileseydin. Çünkü bugün dileklerinin kabul olma günü." Cebinden mp3 çaları çıkardığında Kavin'in gözleri mutlulukla parladı. "Yaa," dedi uzatarak ve uzanarak mp3 çaları çevik bir hareketle elinden kaptı. "Hadi bu külüstürle şarkı dinleyelim." Kaşlarını çatan adam tatlı bir sinirle yavrusu gibi gördüğü aleti işaret etti. "Öyle deme, alınıyor." "Ah pekâlâ pekâlâ, hadi şu külüstür olmayan şeyle şarkı dinleyelim." Kavin aklına gelen şarkıyı açıp kulaklığın birini kendi kulağına, diğerini Barış'ın kulağına taktı. Şarkının sözleri ikisinin arasında akıp giderken üstündeki yoğunluğun farkındaydı. Gülerek yanındaki adama döndü. "Yine bana öyle derin ve anlamlı bakıyorsunuz bayım." "Elimde değil," diye yazmaya başladı bir çırpıda. "İnanması güç geliyor. Senin gibi iyi kalpli, güzel bir kadının benimle olması, sevgilim olması... Hayranlıkla bakmaktan alıkoyamıyorum gözlerimi. Beni hayatına kabul ettin, hiç ortak noktamız olmamasına rağmen. Biz hiç diğer çiftler gibi sözlerde buluşamayacağız. Şarkılar söyleyemeyeceğim sana, uzakta görsem bağırıp yanıma çağıramayacağım. Aramızda hep bir engel olacak. Şu anki gibi telefona ya da ellerimize ihtiyaç duyacağız. Hiçbir zaman düşüncelerim tüm çıplaklığıyla buluşmayacak kulaklarınla. Sen de benim gibi bunları düşünmüyor musun hiç?" "Hayır," dedi Kavin dürüstçe. "Bizi kader öyle bir buluşturdu ki bu söylediklerin bizim için çabucak aşılacak şeyler gibi geliyor. Sen söyleyemezsen ben şarkı söylerim sana, uzakta görmene gerek kalmaz ben hep yanıbaşında olurum senin. Sonra düşünce dedin değil mi? Düşüncelerimiz sen farkında olmasan da her sabah buluşuyor zaten." Barış kafası karışmış gibi ona baktığında gülümseyerek konuştu. "Biz her gün şarkılarda buluşuyoruz. Şarkılar içimizden geçen düşüncelere yeterince tercüman olmuyor mu sence de?" Kadının kendisine de, düşündüklerine de hayran olmamak elde değildi. Barış bir masal anlatır gibi konuşan kadının sesinden etkilenmişti. Dediklerinin haklılık payını düşünerek mutlu etti kendini. Bir kez daha şükretti Allâh'a, Kavin'i ona gönderdiği için. Bir kez daha hak verdi kalbine, Kavin'i sevdiği için. Onu sevmeden kalbinde açılan boşluğu daha güzel nasıl doldurabilirdi ki? Telefonu rafa kaldırıp ellerini kullandı. "Haklısın ben ne diyeceğimi bilemiyorum. Teşekkür ederim." Esnemesiyle kelimelerine ara verip elini ağzına yasladı. Dünün heyecanını sabaha kadar yüreğinde taşımıştı, bu da onu uyutmamıştı. Uykusuz kalmıştı haliyle. Kavin onun bu haline gülerek birkaç gün önceki sözlerini aynen iletti ona. "İstersen ineceğin durağa kadar uyu. Ben seni inerken uyandırırım." Sözlerinin üstüne gülümsedi Barış. Yarım saat uyuma fikri ona da cazip gelmişti. Başıyla onu onayladıktan sonra kollarını göğsünde topladı. Oturduğu yerde biraz aşağı kaydı ve başını otobüsün rahatsız edici başlığına yasladı. Gözlerini yumduğunda Kavin onun bu hareketine göz devirmiş, başını tutarak kendi omzuna yaslamıştı. Üstüne bir de imayla söylenmişti. "Müsaade ediyorum, omuzumda kestirebilirsin." Halinden memnundu genç adam, bu yüzden herhangi bir yorumda bulunmadı. Ona yük olmamak için omzuna yatmamıştı ama şimdi genç kadın elleriyle onu kendine çekmişken itmek olmazdı. Ağırlığını vermeden başını boyun girintisine uzattı. Kokusu ciğerlerine dolarken uyumayı çoktan unutmuştu bile. Uyuyor numarası yaptı bu eşsiz kokudan mahrum kalmamak için... Kavin onun uyuduğunu sanarak kendi kendine mırıldanıyordu. "Bugün bütün dileklerim gerçekleşecek olsaydı sesini duymayı dilerdim. Böyle çok iyiyiz ama sesini duymak... Hoş olurdu. Her neyse sen hiçbir zaman bu dileğimi bilmeyeceksin kalbi güzel adam." Başını, omzunda uyuduğunu sandığı adamın başına yasladı. Ve birkaç saniyelik huzur için yumdu gözlerini. Kadın gözlerini yumar yummaz, adamın gözleri açıldı hüzünle. Kadının dileği içini yakıp küle çevirmişti. Durma, canım cayır cayır yanıyor... ♬
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE