♬
Gönderen: Barış
İş başı yaptınız mı Hemşire Hanım?
Gelen mesaja gülerek cevap yazdı genç kadın. Mesaj atan adamın yanından ayrılalı ne kadar olmuştu ki? 10 dakika? 15 dakika?
Gönderilen: Barış
Henüz değil. Sizden ne haber Garson Bey?
Cevap beklerken odanın kapısı hızla açılmış, arkadaşı Serap görünmüştü telaşlı yüz ifadesiyle. "Kavin acile iniyoruz, trafik kazası!"
Komutanından emir alan bir asker edasıyla hızlıca yerinden doğruldu Kavin. Elindeki telefonu giysi dolabına fırlatıp üstünü düzeltti ve soyunma odasından çıktı. Sabah sabah gelen bu trafik vakası günün yoğun geçeceğine işaretti. Acil kapısına indiklerinde ambulans da hastaneye giriş yapmıştı. Konuşulanlardan anladığına göre kaza yapanlardan biri ünlü bir oyuncuydu. Bu yüzden özel hastaneye getiriliyordu. Kavin nedense şimdiden başlarının çok ağrıyacağını düşünüyordu. Çünkü ne zaman böyle bir vaka gelecek olsa yakalarından menajerler ve gazeteciler düşmezdi.
Ambulansın kapıları açılır açılmaz içinden Acil Tıp Teknisyeni'yle beraber sedye üzerinde hasta indi. "Yakup Aksu, 38. Çarpmanın etkisiyle arabanın yan camındaki parçalar boğazına saplanmış. Olay yerine vardığımızda nefes alamıyordu. Entübe edildi. Işık refleksine cevap vermiyor, bilinci kapalı." Hastanın bilgileri aktarılırken Kavin'in kulakları sağır olmuş gibiydi. Söylenenleri duymuyor, baktığı yerden başka bir yer görmüyordu. Adamın boğazına takılmıştı gözleri. El büyüklüğünde bir cam parçası vardı o boğazda. Aklına hemen Barış düştü. Şu an sevgilisi olduğu adam bir zamanlar bu adamın yerinde miydi? Bu düşünce bedenini titretti. Bir adım geriye tökezledi. Hastayla ilgilenmesi gerektiğini biliyor ama bunu uygulayamıyordu. Soğukkanlı olmalıydı. Meslek hayatı boyunca bundan daha kötüsünü gördüğü olmuştu, etkilenmemişti bile. Öyleyse şu anki hali de neyin nesiydi?
"Kavin hemşire!"
Hocasının bağırması üzerine hızla kendine geldi. Teknisyenin elinden aldığı ambuyu belli aralıklarla sıkmaya başladı. Koşuşturmaca hala devam ediyordu. Hastanın önce tomografi çekilmiş, ardından direkt ameliyata alınmıştı. Ameliyata girecek hemşirelerden biri de Kavindi. Saniyeler içinde herkes ellerini yıkamış, önlüklerini giymiş, maskelerini takmış hazır bir şekilde girmiştiler içeri. Hastanın başında üç uzman doktor, iki yardımcı cerrah, iki hemşire, bir cerrahi tekniker vardı. Olması gerektiğinden fazlaydı sayıları çünkü şu an kesecekleri adam da sıradan birinden daha saygındı. Dünyaca ünlü bir şarkıcıydı. Bundandı hastanenin gerekenden fazla koşturması. Dünyanın adaletsizliği burada bile baş gösteriyordu. Paran varsa öncelikliydin, her anlamda.
Kavin içeri girer girmez dibinde biten antestezi uzmanına ambuyu bırakıp aletlerin başına geçti. Hemen karşısında hemşire arkadaşı Serap duruyordu.
"Beyin fonksiyonlarında hasar var," dedi Beyin Cerrah Uzmanı Kerim Tekin karşısındaki ekranda duran tomografi sonucuna bakarak. "Camı bir an önce çıkarıp kanı durdurmalıyız. Daha sonrasında beyinle ilgileneceğim."
"Camı çıkarırken ses tellerine geri dönüşü olmayan bir zarar verebiliriz, kanı durdurmanın başka yolunu bulmalıyız." Estetik ve Plastik Cerrah Uzmanı Gökhan Semiz'in itiraz eden sesi yankılandı ameliyathanede. Yardımcı cerrahın camın dibine yerleştirdiği steril bez kandan görülmeyecek hale döndüğünde hemşirelere döndü. "Gazlı bez!"
Kavin hızla kanlanan bezi küvete alıp yenisini uzattı yardımcı cerraha. Cerrah Hakan bezi alır almaz kaldığı yerden tamponu yapmaya devam etti. Bu işlemi durdurması için hocalarının bir an önce ameliyata başlaması gerekiyordu.
Kerim Tekin oldukça emindi kararında. "İşinin ehli bir doktor vereceği zararı değil, onaracağı dokuları düşünür."
"Ben sadece tüm olanakları düşünüyorum," diye karşı atak geldi anında Gökhan Semiz'den. "Ses telleri hasar alırsa bir da-"
Devam edemeden Kerim sözünü bölmüştü. "Beyin fonksiyonlarına bakılırsa çoktan konuşma yetkisini kaybetmiş bile. Acele etmezsek hayatını da kaybedecek Doktor Gökhan!" Hastanın başına geçip mikroskobuna yönelen Kerim Bey'in kararı kesindi. "Doktor Aylin ne durumdayız?"
Anestezi Uzmanı Aylin Urgal hastanın durumunu kontrol edip bilgisini verdi. "Hasta bir an önce normal yollarla solunuma başlamalı. Aksi taktirde narkozun dozu bünyesine fazla gelecek ve ameliyatı bitiremeyecek."
Kerim'in bakışları bir kez daha imayla Gökhan'ı buldu. Bir an sonra kararını uygulamaya dökecek sözleri söyledi. "Ahmet sen camı tut. Ben çek deyince yavaşça çekmeye başlayacaksın. Dikkatli ol, sakin hareket et. Cam çıkar çıkmaz Doktor Gökhan hasarlı olan dokularla ilgilenmeye başlayacak. Hakan sen hocanı aspire edeceksin. Ahmet sen camı çıkardıktan sonra yanıma geleceksin. Kanama oldukça önümü açman gerekiyor. Ameliyat boyunca Kavin hemşire beni, Serap hemşire Doktor Gökhan'ı asiste edecek." Ameliyathanenin en ücra köşesinde duran teknikere döndü. "Doruk sen de merkezi ara, 4 ünite kan iste. Başlıyoruz!"
Söylenen sözler harfi harfine uygulanırken Kavin kendi kendine, "Sesini kaybedecek," diye mırıldanmıştı. Onu duyan arkadaşı destek olmak istercesine lafa katılıp hocasına döndü. "Kerim hocam bu adam sesiyle para kazanıyor. Gökhan hocamın dediği gibi dokulara zarar vermeden sadece kanı durdurmayı denesek?"
"Deneyemezsiniz!" diye sinirle bağırdı hocası. Ne zamandan beri bir hemşireden emir alıyordu? "O parça oradan çıkmadan kanı durduramayız. Ses tellerine zarar gelmese bile beynindeki konuşma merkezi hasar almış durumda. Müsaade ederseniz onunla ilgileneceğim." Hepsi susup önüne döndüğünde gözlerini yumup açtı. "Şimdi herkes işine konsantre olsun. Önceliğimiz hastanın hayatını kurtarmak, yaşam standartlarını en üst seviyeye çıkarmak sonrasında düşüneceğimiz bir konu."
O dakikadan sonra kimseden çıt çıkmadı. Ameliyat Kerim Bey'in yönlendirmeleriyle sorunsuz bir şekilde ilerlemişti. Uzun saatler sonucunda ise bitmişti. Tek sorun adamın bugünden sonra konuşamayacak olmasıydı. Şarkıcı olduğunu düşünürsek şarkı söyleyemeyecek olmasıydı. Ses tellerindeki hasar onarılmıştı ama beynindeki hasar için aynı şey geçerli değildi. Kaza sırasında aldığı darbe beynin konuşma merkezine ciddi hasarlar vermişti. Ameliyat esnasında yapılacak şeyler sınırlıydı ve Kerim bu konuda elinden gelenin fazlasını yapmıştı.
Uzmanların ardından Kavin de kötü hissettiğini söyleyerek arkadaşlarından biraz erken çıkmıştı ameliyathaneden. Duyduğu konuşma sesleriyle istemsizce durdu. Kulak misafiri oldu iki uzmanın konuşmasına.
"Aklında bir şey var değil mi?" diye soruyordu Gökhan arkadaşını çok iyi tanıdığı için. Kerim'in yüzünde gördüğü keyifli ifade ise yanılmadığına işaretti. "Evet, var."
Kavin başta istemeden duyduğu sözleri şimdi merakla dinler olmuştu.
"Nedir?" Gökhan'ın sorusuna Kerim omuz silkti. "Hasta toparlandıktan sonra konuşabilmesi için ona beyin implantı tedavisini uygulayacağım."
Arkadaşının işine akıl sır erdiremiyordu Gökhan. Bunu ne ara düşünmüştü? Üstelik kesinleşen bir tedavi türü bile değildi bu söylediği. Bu yüzden merakla sordu son kez. "İşe yarayacağını nereden biliyorsun? Başarı oranı oldukça düşük bir tedavi yöntemi bu."
Kerim kibirli tavrıyla gülümsedi. Kendinden oldukça emindi. "O beynin damarları az önce benim ellerimin arasındaydı Doktor Gökhan. Bırak bu kadarını da bileyim."
Sonrasında iki yakın dost, aynı zamanda rakip olan uzmanlar konuşarak gözden kayboldular. Kavin öğreneceğini öğrenmiş, duyacağını duymuştu. O adamı konuşturacak olan bu tedavi Barış'ı da... Gördüğü ilk duvara yasladı sırtını. Tatlı bir heyecanla göğsü çarparken başını yukarı kaldırdı ve kendi kendine mırıldandı.
Onun mucizesi de bu olabilir mi?
♬