Iyi Okumalar..
Mardin'e tam manasıyla alışmıştım. Öğrenmiştim yasaklarını da güzelliklerini de.
Tek güzelliği sonsuz aşklarıydı...
Yasakları ve cezaları da vardi.
Mesela kız isen zordur...
Aşık olursun,
Izin vermezler kavuşmaya,
Kader deyip susulmuyor,
Töre deyip sustruluyor...
Cinayet deyip geçilmiyor,
Dava.. kan davasi deniyor...
Cahillik denmiyor,
Görmüştür, geçirmiştir deniliyor...
Kıza hak yoktur! Kiz istenildiginde evlenir, istenildiginde ölür! Onlara aşk yok, yaşamak yok, özgürlük yok...
Mesela kız zoraki evlendirilir. Düğün sabahı kocasının şerefsizliği yüzünden ya da bir başkasına aşık olması sebebiyle kızı baba evine yollar. Bu da kızın kirli oldugunu gösterir...
Namusssuz! Denir öldürülür...
Bu kadar! Halbuki kiza dokunmamıştır bile ya da kiza dokunsada istemediğinden...
Ha tabi herkes yapmıyor bunu. Boyle tek kelimeyle son vermiyor hayatlarına. Bazısı ömrü boyunca süründüre süründüre, acıta acıta yapıyor..
Yavaş yavaş öldürüyor kızı...
Bazen aşk kazanıyor. Allah'ın işidir ya mutluluk kaderlerine haram kılınıyor. Kız kısırdır, sıraya ölüm elbisesi kumalık giydiriliyor bir baska sâbiye.
Adam istemez kumayı çünkü karısına aşıktır. Ama baska seçenek tanımıyor töreler ya karısı ölecek ya da bir kadını hayatlarına sokacak..
Ikinci seçeneği seciyor. Üç kişinin kaderleri kördüğümle bağlanıyor. İp sıkıldıkça arada kalan biri hep acı çekiyor.
Önce kuma! Çünkü bu zalimlige dahil oldugu icin, iki aşığın arasina kara çalı gibi zorla konuldugu için. Daha sonra da ömür boyu mahkum edildiği bu evliliğe birde onu sevmeyen bir kocaya...
Sonra ilk eş! Anne olamaması bir yana, kocası evleniyor... Belki ilk zamanlar onunla olsada bunun baba olduktan sonra degisecegini ve kocasini kaybedecegini biliyor...
En sonda adam! Çünkü bir yaninda aşık oldugu karısı diğer yaninda da ezilen , hor görülen genç bir kız. Elbetteki ilk karıları her zaman tercihleridir fakat vicdan sızlayınca adalet de saglanmaya başlıyor. Ve bu defa her iki kadinda ayni anda üzülüyor.
Böyle iste... Yaşarken ölmek bu kadar kolay. Mutluluk haram kılınır ve aşk masal olur....
Adaletini sevmesemde Mardin'i seviyordum. Taşını, topragini, güneşini...
?
Şirketin başına geçince iş başa düşmüştü ve Mersin'e iş toplantısına gidiyordum. Berzan bana eşlik ediyordu. Bunu kimse bilmiyordu.
Henüz işte yeni olduğum için bana yardımcı olacaktı. Beş yıldızlı otelde oda kiraladık.
İki oda ? bir değil!
Sabahın erken saatlerinde Mersin'e uçağımız indi. İlk işimiz toplantıya katılmak oldu.
Yeteri kadar bilgim olmamasına rağmen Berzan'ın yüksek tecrübesiyle işi bağladık sayılırdı. Yarın ikinci toplantı olacaktı. Son karar belli olacaktı.
Olumlu ayrılmış olmaları içimi rahat ediyordu. Arabayla otele geçtiğimizde bavullarımızı bagajdan çıkardık. İkimizde küçük bavul getirmiştik. 3 gün kalıp dönecektim.
"Annenlere ne dedin?" Diye sordum.
"İzin mi isteyecektim?" Alayla kurduğu cümleye güldüm.
"Hayır ama nereye diye sormadılar mı?"
"Huzur bulmaya gidiyorum, dedim"
Gözlerimin içine bakarak kurduğu cümleye içim gitti. Huzuru bende mi buluyordu?
"Sende acıkmadın mi?"
"Acıktım. Üzerimizi değiştirelim öyle çıkalım olur mu?" Dedim. Çoktan yan yana olan odalarımızın önüne gelmiştik. Kartları okutup odalarımıza girdik.
Bavulumu yatağa bırakıp içini açtım. Mardin'de hiç giymedigim elbiselerimi koymuştum bavula.
Mersin'de en az Mardin kadar sıcaktı. Kısa bir duş alıp banyodan çıktım.
Saçlarımın ıslaklığını alıp nemliyken krem sürdüm. Çiçekli şifon mini elbisemi üzerime giyindim. Biraz rimel ve parlatıcı sürdüm.
Saçlarım dalgalı şekil almıştı kuruyunca. Gümüş su yolu kolyemi ve bilekliğimi de takınca hazırdım.
Telefonunumu ve cüzdanımı küçük çantama koydum. Masanın üzerine bıraktığım kartıda alıp odadan çıktım.
Berzanla aynı anda kapıda karşılaştık. Üstüne spor elbise giyinmişti.Ağzından kaçtığını düşündüğüm
"Of!" Kelimesiyle utanarak ona baktim. Bana mı demişti. Baştan ayağa beni süzüp
"Elbisen olmamış" dedi ifadesiz sesiyle. Üzülerek dudak büzdüm. Çirkin mi olmuştum!
"Güzel değil mi? Ama ben çok beğeniyorum." Dedim. Onu arkamda bırakıp önden yürüdüm. Kısa sürede bana yetişip yanımda yürüdü. Otelin giriş katına geldiğimizde ben dış kapıya yöneldim, Berzan ise görevlinin yanına.
Arabamız dibimizde durduğunda Berzan'a
"Yürüyelim lütfen. Arabayla dolaşacaksak dışarı çıkmanın ne anlamı var?"
"Aklından bile geçirme.!" Dedi. Hey ne oluyordu bu adama. İstemeyerek de olsa arabaya bindim.
?
Yemeklerimizi yedikten sonra sahil kenarında yürüyüş yapıyorduk. Deniz havasını özlemiştim. Dalgaların, martıların sesi...
Kalabalıktan uzak bir bölgeye gelmiştik. İnsanın olmadığı her yer berraktı.
Ellerime değen ellerle bozuntuya vermeden uzaklaştım.
Ne yapıyordum Allah'ım? Aylar oldu defalarca bana açılmak istedi her defasında konuyu değiştirdim.
Kendi duygularımı böylesine haps etmişken aynı acıyı ona yaşatıyordum.
Kendi etrafımda dönüp duygularımı aslında mutluymuşum gibi örtmek istedim. Berzan'ın olduğu yerde durduğunu gördüğümde ben de durdum.
"Bahar ne yapıyorsun sen?" Cevap veremedim...
"Seni ilk gördüğüm an nasıl vurulduğumu anlamadın mı! Aptal'ı mi oynuyorsun! Bana neler yaşattığını biliyor musun? Aylardır deli oluyorum senin için! Seni kollarıma alıp sarıp sarmalayamamak ne kadar acı veriyor biliyor musun! Umrunda değilsem neredeyim Bahar!" Diye bağırdığında içim acıdı.
Her zerresini hissediyordum... Yalnız ona değil ondan uzak durarak kendime de acı veriyordum. ..
Sessizliğime karşı hayal kırıklığıyla arkasını dönüp gitti. Peşinden gidip adımlarımı hızlandırdım. Yinede yetişemiyordum.
"Berzan ! Durur musun lütfen!"
"Berzan! Dur!" Dedim son defa bağırıp olduğum yerde nefes nefese durdum. Derin bir iç cekip
"Seni seviyorum..." Diye bağırdım . Durmuştu, arkasını dönüp
"Anlamadım?"
"Seni seviyorum!"
"Seni duyamıyorum Bahar!"
"SENİ SEVİYORUM!" diye daha yüksek bağırdım. Oyun mu oynuyordu benimle?
"Hala duyamadım?" Demesiyle gözlerimi devirip arkamı dönüp yoluma baktım.
"BOŞVER" dedim sadece. Topuklu terliklerimi ayağımdan çıkarıp denizin kenarında ayaklarımı ıslattım. Bana doğru geldiğini hissediyordum
Ayaklarımın yerden kesilmesiyle çığlık attım. Kollarımı boynuna sarıp destek aldım.
"Bunu senin ağzından duymak için aylardır bekliyorum Papatyam..." Dedi. Biraz daha yaklaşıp yüzümü boynuna gömdüm. Kokun için ölünür adam...
İkimizide suya bırakıp ıslatmıştı. Kafamı sudan çıkarıp saçlarımı geriye ittim. Berzan'a doğru yüzüp ona yaklaştım. Beni belimden kavrayıp kendine çekti.
"Sana çok aşığım..."
"Berzan..."
"Sana söyleyeceğim o kadar çok kelimem varki Bahar'ım . Bunlar aylardır gözlerimden dökülüyordu. Seni seviyorum, seni seviyorum, sana aşığım Papatyam... Ölüyorum gözlerine..."
Bu kadar sevgiye layık mıydım bilmiyorum ama çektiklerimden sonra benim hakkımdı. Hissediyordum benim kaderim bu adamdı...
Otobanda bizi bir araya getiren kaderdi...
?
Ayrı çıktığımız otele , el ele dönmüştük. Hava kararmıştı.
Bilinmezlik beni korkutsada kendime engel olamıyordum.
Çok mutluydum...
Odalarımızın olduğu koridora geldiğimizde alnıma öpücük kondurup.
"Hazırlanıp terasa gel , sana bir sürprizim var"
"Hm ardı arkası kesilmeyen mesajların bundan dolayı sanırım." Dedim . Cevap olarak sadece güldü.
Dağınık bıraktığım odayı gelişi güzel toplayıp yine duşa girdim. Saçlarımı deniz suyundan arındırmam gerekiyordu.
Üzerime lacivert güpür detaylı mini elbise giyindim. Önden aldığım iki tutam saçımı arkada bağladım. İşte şimdi hazırdım.
Mesaj Berzan
"Geliyorum..." Kısa süre sonra gelen mesaja heyecanla baktım.
Mesaj
"Bekliyorum güzelim " gülümseyerek okudum. Yesinler güzelini senin. Çantamı elime alıp odadan çıktım. Asansörle son kata çıktım. Kapı açıldığında tam karşıda terasa çıkan merdivenler vardı.
Kalbim ağzımda yürüdüm. Heyecanı son raddede yaşıyordum. Kapıyı araladığımda gözüme ilk çarpan mum ışıkları oldu.
Gecenin güzelliğine karışan mum ateşi görülmeye değer bir manzara bahş ediyordu. Birde tam ortada çeşitli yemeklerle donatılmış masa vardı. Masanın etrafi gül yapraklarıyla donatılmıştı.
Işık yoktu, mum ışıkları aydınlatıyordu her yeri. Masanın üzerinde şamdana konan mumlar güzel bir atmosfer oluşturmuştu.
En güzeli neydi biliyor musunuz?
Bana doğru yürüyen adamın gülümsemesi... Yanına yaklaştığımda elimi tutup öptü.
"Çok güzel olmuşsun"
Cevap veremeden önümde diz çökmesiyle cebinden kutu çıkardı.
Kutunun içinde pırlanta yüzük. !
Daha çok erken....
"Biliyorum bunun için çok erken ama Kendimi yeterince sana geç kalmış hissediyorum Bahar... Seni aylarıdır değilde yıllardır taniyormuşum gibi hissediyorum. Belki bencilce göreceksin ama ben seninle ömrümü paylasmak istiyorum... Sende benimle ömrünü paylaşır mısın sevgilim..?" Dedi. Umutla parlayan yeşil gözlerinden gözlerimi alamıyordum. Ağlamaktan kızaran burnumu çektim ama yine ağlamaya başladım. Bu defa şaşıran taraf o olurken ayaga kalktı. Kollarımı boynuna dolayıp usulca
"Tabiki de paylaşırım Sevgilim... Ruhum senindir..." Dedim hiç düşünmeden. Mantığım Berzan'ı görünce harfini indirmişti. Yüzüğü parmağıma taktı.
Sözdü bu hemen evlenmeyecektik ya. O güne kadar bende alışırdim.
?
1 hafta olmuştu evlilik teklifi aldığım günün üzerinden. Bugün beni istemeye geleceklerdi. Basit bir söz demiştim ama bu ikimizin arasındaydı. Berzan adının konmasını istiyordu. Bu kız kim dediklerinde nişanlı desinler istiyormuş paşam.
Gözlerimi devirdim. Ondan başkasına yar olmak istemem . Bir yanımsa ona kavuşmak istiyordu. Gecemi onunla bitirip sabaha onunla başlamak için sabırsızlanıyordum.
.

Üzerime nişan için aldığım elbiseyi giyip hafif makyaj yaptım.. Önden bir kaç tutam saç alıp anneme ait olan kelebek tokasını başımın arkasında tutturdum.
4 aydır abimlerin konagindaydim ama bugün farklı bir gündü. Ve çocukluğumdan bu yana yanimda olan dedemin yanında olsun istiyordum.
Araba seslerini duyunca geldiklerini anladım. Mutluydum fakat bir eksik vardı, daha abim gelmemişti. Telefonu elime alıp onu aradım.
Telefon görüşmesi-
+Alo abi?
-Efendim
+Gelmeycek misin ? Misafirler geldi..
-Cok üzgünüm papatyam bugün yanında olamayacağım çok çok önemli bir işim cıktı...
Dedi. Gözlerim dolmuştu en mutlu günümde yanimda olmayacaktı.
+Yani işin... bende önemli mi abi?
-Ağlıyor musun sen ha papatyam?
+kapatmam gerekiyor... Dedim ve cevp vermesini beklemeden telefonu kapattım.
Yanımda olmayacaktı..
Yengemin sesini duymamla hızla toparlanıp odadan çıkıp avluya indim. Büyüklerin ellerinden öptüm. En son arkalarindan Berzan gelmişti. Elindeki çiçek buketini bana uzatıp.
"Senin kadar güzel değil ama bunlar senin için..." Dedi. Burukca gülümsedim
"Teşekkür ederim..." bakışlarımı kaçırdım.
"Ağladın mı sen?" Dedi. Hadi ama bu kadar da belli olamaz degil mi?
"Hayır, gitmeliyim.." dedim ve mutfağa gittim. Aklım abimdeydi... İçim tedirgindi Zeliha sabahtan beridir odasından çıkmamıştı, Mesut ortalıklarda gözükmüyordu. Herşey beni korkutuyordu.
Kahveydı, kadinlarin sohbetiydi, oydu, buydu, şuydu derken olumsuz olan hersey aklimdan silinmişti sadece hissettiğim yüksek doz heyecandı.
Isteme merasimi biz kahve yaparken olmustu. Berzan'ın babası ağa
"Mehmet ağa, Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızının emanetini , oğlumuzun emaneti olarak istiyoruz.. bilirsin beni de oğlumuda. Biz de seni biliriz.." dedi. Dedem ise beni e-vereceği için biraz kırıktı bunu görebiliyordum.
"Bilirim Şirvan Ağa, bilirim... Dostluğumuz ebedidir de , emanetime gözün gibi bakacağını da bilirim. Seninle süre gelen uzun bir dostluğumuz oldu. Koca Mardin'de dostlugumuzu bilmeyen kimse yoktur. Torunum Bahar, önce Allah'a sonra oğlum Berzan'a emanettir. Ben onu gözümden sakındım bu yaşına kadar bundan sonrasını sana bırakıyorum..." dedi. Sonra tabi kahveleri dağıttım. Heyecandan ellerim titriyordu. Ee tabi kahveye tuzu atmayi unutmadım. Bütün kizlar içmesini bekliyordu hevesle. Icti, fakat hic çaktırmadı. O kadar da tuz doldurmuştum.
Herkes ayaga kalktığında bizde yan yana geldik. Başımı cevirip ona baktım, o da bana bakıyordu. Çıkan öksürük sesiyle gözlerimizi birbirimizden çekip Şirvan Ağa'ya döndük. Benim yüzüğüm ona, onun yüzüğünü bana verdi. Yüzükler usulca parmaklarımızda yerlerini edinirken , Şirvan Ağa kısa bir konusma yapıp makası istedi. Ee haliyle bizim kizlar durur mu?
"Makas kesmiyor Şirvan ağam.." dedi hepimiz bu âna gülerken Şirvan ağa cebinden bir miktar para çıkartıp tepsinin üzerine koydu ve makası aldı.
"Allah tamamını erdirsin...Rabbim ne sizi ne bizi utandırmasın" dedi ve etraftaki herkesten 'Amin' nidaları çıktı. Büyüklerimizin ellerini öptüm. Kurdale kesme merasimi de bitince tatlılar dağıtıldı. Gece böylelikle son bulurken onlarda yavaş yavaş ayaklandılar ve gittiler.
Arkalarından bakarken bugünü düşünerek tebessüm ettim... Sevdiğim adamla mutluluğa adım attık... Tamamını erdirsin demisti Şirvan Ağa, Amin ...
Icinde ikimizin de bulunduğu dualarin kabul olması dilegiyle Amin....