Kuzenim Zeliha'yi karşımda görünce bir an boş bulunup çığlık attım. Benim olan oda da ne yapıyordu!
"Ne işin var senin burda?" Dedim bir anlık öfkeyle. Karşımda kollarını bağladı, alayla
"Çok kibarsin sevgili kuzenim! " Dedi. Takındığım yüz ifadesini düzeltip.
"Ah! Üzgünüm! Bir an karşımda görünce korktum da. Onun şoku. Ne oldu bi isteğin mi var?" Dedim samimiyetten tamamen uzaktan.
"Evet var!" Dedi sabit bir sesle
"Dinliyorum. ."
"Buradan, Mardin'den defolup gitmeni istiyorum. Bugüne kadar hangi cehennemdeysen şimdi de oraya dön. Burası benim evim kızım. Hate dayeninde bu konağın da Mardin'in de en gözde kızıyim. Buralarin en değerli kızlarındanim en saygı görülen..."
lafını tamamlamasina izin vermeden elimi kaldırarak susmasini istedim.
"Gidip gitmemeye bir tek ben karar veririm! Mardin artık benim de Yuvam. Gözde kız olmak gibi bir niyetim yok ben kimseyle kapışmak için gelmedim buraya. Huzur için geldim! "
"Burda olduğun her gün için sana cehennemi yaşatacağım. Gelip ayaklarima kapanana kadar. " Gitmeden önceki son sözü oldu.
Odadan çıktı yelloz.
Bugüne kadar cennetteydim ya bundan sonra cehennemi yaşatacakmış.
Eşyalarımı yerleştirmekten vazgeçip Günün verdiği yorgunlukla sıcak bi duş aldım.
Duştan sonra üzerime pijamalarımı giydim, yatağa geçip uyumaya çalıştım.
Nedense bir türlü uykum gelmiyordu. Çok heyecanlıydim artık burada yaşayacaktım yeni bir hayat beyaz bir sayfa. Kötülük yok hüzün yok .
Düşüncelerimden uzaklasarak kendimi uykunun kollarına bıraktım.
?
Sabaha Mardin'in parlak güneşiyle gözlerimi açtım. Banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Üstüme elbise seçmek için dolabima gittiğimde kapı açıldı. Gelen evin yardımcılarındandi.
"Hiiı kusura bakmayın hanımım ben .. şey. . Siz uyuyorsunuzdur diye kapıyı çalmadim. .. daha erken uykunuzu bozmak istemedigimden. . Yani şey. ." Dedi. Kıkırdayip önüme döndüm.
"Sorun degil! Adın ne senin hem hanımım ne canım? Kaç yasindasin sen ? Bana sadece Bahar de. Aynı yaşta sayılıriz. "
"Kadriye, 23 yaşındayım. Yok hanımım sayıgıdan söylenir ki herkes yerini bilsin."
"Yerini bilsin? Hah güldürme beni kim böyle saçma sapan bir şeyi söyledi. Biz insansak sizde insansıniz. Çalışansınız diye insanlıktan ödün mu veriliyor! Aramızda bir fark yok." Dedim . Üçüncü bir kişinin sesini duyunca işimi bırakıp o tarafa döndüm.
"Ben diyorum! " diyen Meryem yengeme. Cevap verme gereksimi duymadan konuyu değiştirerek
"A Günaydın Meryem yenge!" Dedim yapmacık bir gülümsemeyle. Bu kadın ve kızından iyilik hissetmiyordum. Kadınin iki metre uzağından yaydığı negatif enerjiyi doruklarıma kadar hissediyordum.
"Günaydın canım" dedi. Aynı gülümsemeyle. Kadriye'ye dönüp "Sen ne dikiliyorsun burada l, işin yok mu!" Dedi sert bir şekilde. Kız irkilip hızla bana döndü.
"Hanımım bu elbiseyi Hate hanım ağam yolladı. Pazara gidicekmişsiniz. Bir de annenizin elbisesiymiş. " dedi burukca gülümsedim. Teşekkür edip gönderdim onu. Yengemde beni oda da yalnız bıraktı.
Elbise o kadar güzeldi ki... Üzerinde çok güzel bir koku vardı. Annemin mi kokusu acaba Cennet gibiydi. Hemen üstüme giyip saçımı da topuz yapip yanlardan bir kaç saç çıkardim.
Telefonumu elime alıp aşağı indim.
Merdivenlerden adeta süzülerek indim. Elbisenin içinde çok iyi hissediyordum.
Kahvaltı masası bahçede kuruluyordu. Oturma odasına gittim. Hate daye orda oturuyordu. Beni görünce gözleri doldu, kollarını açıp sarıldı bana. Saclarimdan öpüp kokladi.
"Tıpkı Aselime benziyorsun delalim. Tıpkı annen gibisin Yaradan onu bizden aldi, ama onun yerine bir melek gönderdi bize. Inşallah yüzün gibi bahtin da güzel olur. Bugünr kadar senin için bir şey yapamadım ancak bundan sonra ömrümün yettigi kadar senin iyiliğin için uğraşacağım." Dedi.
"Senin varlığın bana yeter. Sen Ol yeter kanatlı meleğim benim. Varlığın beni mutlu ediyor zaten. Hem ağla diye mi giydim bu elbiseyi " Tebbesüm edip, gözyaşlarını sildim. "Bundan sonra gözyaşı yok! Olursa da sen benimkini ben de senin gözyaşlarını silecegiz. " dedim. Odadan çıkıp bahçeye geçtik herkes masaya oturmuştu biz kalmıştık.
Bütün bakışlar bize dönünce utanip başımı önüme egdim. Yüzümün kıpkırmızı olduğundan eminim. Dikkatleri üzerime toplamayı oldum olası sevmezdim.
Nasırli elleriyle cenemi tutup eğdigim başımı kaldırdı. Dolu gözlerle gözlerime baktı uzun uzun. Aklar düşmüş saçlarıyla gözlerinden dökülen yaşlarıyla bir şey demiyordu sadece bana bakıyordu.
"Allah'tan baska kimseye başını egme kızım. Sen bugüne kadar benim yüzümü kara çıkarmadın. Bugüne kadar tek saygısızlık yapmadın. Herşeyinle tıpa tıp annene benziyorsun. Sen benim bu hayattaki en önemli varlığımsin. Annenin elbisesi o kadar yakışmış ki. Papatyalara benziyorsun, annen de öyleydi her bunu giydiginde ona Papatyam derdim. Sarı saçları beyaz elbisesiyle bulusunca yeni açmış bir papatya gibi oluyordu. " dedi dedem.
"Bu yaşıma kadar senin sözünden tek bir defa çıktım dedeciğim. Onu da ne olduğunu biliyorsun ya bir daha tövbe" dedim gülerek. Benim gülmemle herkes gülüştü. Iste istediğim mutlu aile tablosu buydu. Tebessüm edip masaya oturdum. Masanın bir başına Dedem öbür başına da Bedirhan amcam oturuyordu. Kısaca şöyle
Solda; Hate daye ~ Zeliha ~ Mesut ~ Ben ve Ufuk ve mirza
Sağda; Mirza, Meryem yengem, Emir ve Emine yengem.
Dedemin başlamasıyla bizde başladık. Yemekler yendikten sonra Hate daye her zaman kahve içermiş. Ona eşlik edip birlikte kahve içtik. Dışarı çıkmak için hazırlanıp, Arabayla 10 dakikalık yolculuktan sonra Hate dayeyle pazara indik.
İlk bakışta Fazla kalabalık olduğunu düşündüm ama samimiyet vardı. Küçük dağları ben yarattım havaları olan insanlar da yok diyemem. Demek ki onlardan her yerde varmış :O :'D
Nedense her geçtiğimiz ortamda sanki bütün bakışlar üzerimdeymis izlenimi alıyordum. Bakışlar ında 'kimsin merak ediyoruz da sormaya korkuyoruz' vardı. (Yazariniz çok iyi tercüme eder :q)
Etrafla bakışırken gördüğüm beyaz ayıcık 'Beni Al!' Diye bağırıyordu. Tek bir tane kalmıştı. Hemen tezgaha gidip ayıcığı elime aldım o kadar tatliydi ki
"Ayy ben şeni yerim yerim. Şen annene mi geleceksin ha bebeğim ha ayıcık. Beni al mi diyorşun ! Aşkım Oyss pamukcuk. Sen benim olmalısın" dedim. Tezgahtar ağzı açık benim oyuncakla sohbetimi dinliyordu. Boğazımı temizleyip ayıcığı yerine koydum. Çanta getirmediğim için cüzdanım da Hate dayedeydi.
Hızla arkami döndüğümde "Hate daye ben bu ayicigi al-." sözümü tamamlayamadan sert bir bedene çarptım. Tezgahın üstüne düşüyordum ki
beni elimden tutup (belinden sandınız değil mi? Yohh öyle bi dünya Orası Mardin, Los Angeles değil canlar.) düşmemi engelledi biri.
Baktığımda bir çift siyah gözle kesiştim.
Gözlerimi, gözlerinden çekip elimi de ellerinden çektim.
"Bundan sonra önüne baksan iyi olur! Böylelikle insanlara da çarpmazsin" Dedi otoriter sert sesiyle.
"Hah şuna bak ya hem suçlu hem güçlü. Asıl sen benim dibimde ne yapiyordun. Ben sadece arkami dönecektim ki bir ayıyla çarpıştım." Arkamdaki oyuncak ayıya dönüp "Ah çok üzgünüm!" Dedim üstüne basarak. Bütün pazar işini bırakmış bizim tartışmamızı dinliyordu.
"Düzgün konuş lan benimle. Sen benim kim olduğumu biliyor musun? " dedi. Kollarımı önümde birleştirip, tek Kaşımı kaldırarak gözlerine baka baka baştan ayağa süzdüm onu.
"Burdan bakınca adama benzemiyorsun orası kesin!" Dedim alaycı bir sesle. Benim aksime onun gittikçe gözlerinin siyahi mümkünmüş gibi daha çok kararıyordu.
Elini kaldırıp işaret parmağını bana doğru salladı tam ağzını açıp bir şey diyorduki Hate Dayenin sesini duydum.
"Bahar! " dedi . Kollarımı çözüp ona döndüm.
"Efendim Hate dayem" dedim. Derken diğer taraftan duyulan seslerle o tarafa döndük ikimizde. Yengem yaşlarında bir kadın ve benim yaşlarında genç bir kızdı.
"Ağam! " dedi genç kız sanırım kardeşi
Hate daye yanıma geldiğinde şaşırmışlardi.
"Nasılsın hate hanım" dedi yaşlı kadın.
"Hamd olsun iyim. Siz nasılsınız Şehriban hanım"
"Biz de iyiz çok şükür. Hanim kız kimdir? "
"Torunumun kızı! " dedi Hate daye. Demesiyle kadının ağzı açık kaldı. Bu kadar şaşırmasi normal değildi. Şaşkınlığıni üzerinden atıp yeniden konuştu.
"Asel'in kızı mi?" Dedi , burukca gülümseyerek. Hate dayem gülümseyerek başını evet anlamında salladı.
"Hani ölmüşler he-hepsi dediler." Dedi. Duyduklarım kaşlarımı çatmama sebep oldu. Kadının neden bu kadar durgunlaştığıni anlayamadım.
"Bizde öyle saniyorduk Sultan hanim. 19 yıl sonra kavuştum Torunumun emanetine. Çok kan döküldü onların aşklarının meyvesi için. " dedi daye. O meyve ben oluyorum ben ben parmakla gösteriyorum BENNN:D Kadın birden sendeleyince yardım için uzandim ki Odun benden önce davranıp tuttu kadını.
"Iyi misin Ana!" Dedi telaşlı sesiyle. Kadın derin bir nefes alıp başını olumlu anlamda salladı.
"O kanın içinde benim oglumun kanı da var hatırladın mi Hate hanım! " dedi kırık sesiyle. Hate daye bakışlarını yere dikti önce sonra da beni kolumdan tutup arabaya götürdü.
Bu ne demek oluyordu 'Benim oğlumun kanıda var!'