"Yapma daye! Ne demek kuma gelecek! Emine'yi düşünmüyor musun hiç!" Kulaklarıma dolan bağırışlara gözlerimi açtım. Normalde sabahları sakin geçerdi ama bu sabah sesler birbirine girmişti.
Yataktan kalktığım gibi odamdan çıktım. Merdiven korkuluklarından baktığımda. Hate daye ve Mirza abim hararetli hararetli tartışıyorlardı. Aşağı yanlarına indiğimde geldiğimi bile fark etmemişlerdi. Uykunun verdiği sersemlikle kelimeleri idrak etmekte zorluk çekiyordum.
"Aşiret bunu gerektirir. Çocuğun olmazsa kuma gelmeli. Töre'nin önüne gecemeyiz oğul! " dedi hate daye ve o an anladım ki bir kadın daha yanacakti Törelerin kor ateşinde. Bir kadının daha Taburesi çekilmişti ayaklarının altından. Bir ip daha bağlanmıştı kaderlerine. ..
?
"Yapma daye başka çaresi yok mu ki? Sonuçta adalet diye bir şey var hukuki yollarla çözebiliriz. !" Dedim tam dile kolay 2 saattir Hate daye'yi ikna etmeye çalışıyorum. Bir yandan da Meryem yengem yeğenini yani emine'yi teselli etmeye çalışıyordu. Kolay mı sevdiğini başkasına yollamak. Çıldırırdım ben! Bırakın evlenmesini onu görsün bile istemem , gözü gözüne değmesin! Kim bilir? Belki de içinden bir yerlere gizleyecek sevdiğini!
"Aşirete karşı gelemeyiz keckamin! Konuyu kapatıyorum bir daha açılmamak üzere! Akşam kızı istemeye gidiyoruz sende geliyorsun! "
"Daye ya Mirza ab-"
"Kapandı dedim Baharım! " diye sert bir şekilde çıkışınca. Başımı tamam anlamında salladım. Ordan ayrılıp mutfağa geçtim. Mardin'e geldigimden beridir yemek yapmıyordum halbuki çokta severim yemek yapmasını e tabi yemesi daha bi başka...
Iceri Zeliha'nin girmesiyle ortamda negatif enerji bombası patladı. Üstten üsten bakıp burun kıvırarak.
"Yemek mi yapacaksın? " dedi '
Yomok mo yopocokson? '
Sakin
Sakin
Sakin
"Evet canım bi sorun mu vardı! " dedim düz bir sesle! Bu kızla bir gün büyük kavga edecektik ama Allah bilir ne zaman.
"Zehirlenmek için daha çok genç ve güzelim! Ölmek istemiyorum" dedi alay eder bi ses tonuyla.
'Zıkkım ye!'
"zorla yediren yok istemezsen yemezsin tatlım! " dedim o da morarıp kizarinca sinirle mutfaktan çıktı. Onun gidişiyle zafer gülüşümü yapıp. Yardımcılardan malzeme yerlerini öğrendim. Aksama güzel bi yaprak sarma ve internetten tarif bakarak Mardin'in güzel bi tatlisi olan Davk-il May tatlısını yaptım. Yardım arkadaşlar da ezogelin çorbası, Içli köfte, Pilav üstü Heşu, bulgur ekmeği, Harire tatlisi yaptılar.
Onlar sofrayı kurarken bende odama çıkmak için üst kata yöneldim.
Odamın bulunduğu katın bir üstünden gelen kırılma sesleriyle yukarı çıktım.
Tahminlerimde doğru çıkmıştım Emine yenge'nin odasından geliyordu.
Kapısı kapalıydı!
Kapıyı çalıp ona seslendim.
"Yenge kapıyı açar mısın? Konuşalım istersen..." Dedim . Kapı hızla açılınca karşımda kızarmış gözlerle duruyordu. Acıdım ona ne yazık ki böyle olsun kimse istemezdi.
"Ne var!"
"Konuşmak ister misin?" Diye sordum öfkesine rağmen tüm sakinliğimle.
"Sen kimsin de ben seninle konuşacağım! Ben bu konağın hanım ağasıyım! Senin gibi basit biriyle ne konuşacağım! " Dedi ve kapıyı suratıma çarptı.
Aşağı kata odama varana kadar kendime sövdüm! İnsanların sahte yüzlerine inanamayı derhal bırakmalıydım.
Güzel bir duş aldıktan sonra üstümü giyinip aşağı indim. Sofra tamamen hazırdı ev ahalisi de yavaş yavaş masaya toplanınca , Büyüklerin komutuyla hepimiz yemeğe başladık. Mirza abim ve Emine yoktu.
Üzülmüştüm...
Masada Gözüm hep Zeliha'nin üzerindeydi. Sarmaya elini uzatacagi an, Refleksle
"Onu yeme !" Diye cırladım herkes şaşkın şaşkın bakınca. Yerime sinip utançla tebbesüm ettim.
"Ihım...onu ben yaptım sen zehirlenmek istemiyordun ya hani... öyle demiştin, daha genç ve güzeldin ölmek için" diyince herkes güldü. Zeliha da morarip kızardı.
Emirle, Ufuk da ballandira ballandira kız kardeşlerine nisbet yapıyordu. Anlaşılan Zeliha hanim yaprak sarma seviyor.
Yemekten sonra kahveleri ben yaparken yardımcılarda tatlıları servis tabağına koyuyordu. Tatlıları herkese dağıttıktan sonra Zeliha;
"Hani benim tabağımda Dav-kil May tatlısı yok!" Dedi yapmacık bir gülüş sergileyip.
"Senin zehirlenmeni istemedim şekerim ondan koymadım. Hani çok genç ve güzelsin ya!" Dedim. Yine moraran kızaran suratıyla annesini döndü.
"Anne ya! " diye cırladı. Daha ilk savaşta yenilgiyi kabul etti. Ama böyle de hiç tadı çıkmazdıki. Annesi de sinirleniyordu ki
"Bahar! " diye bağırdı. Hate Daye de
"GELIN! Karışma kızlara kendi aralarında çözerler! " dedi. Yengem de eski yerine sindi. "Bahar hadi keckamin çıkacaz birazdan! " dedi. Basimla onaylayip ayakkabılarımi değiştirip arabaya bindim ve gelin evine doğru yola çıktık...
?
Poyraz şahlıoğlun'dan Devam...
Bir türlü o lanet mavi gözleri aklımdan çıkaramıyordum. Iki hafta olmustu Unutmak istiyordum ama her gözlerimi kapattığımda aklıma geliyordu. Hele annemin o hali neden aklımın ucundan bile çıkmıyordu. Sonrasında kıza sinir olduğumdan o çok beğendiği kendi kendisiyle konuştuğu ayıyi aldım. Zaten bi o kalmıştı başka da yoktu. O anki suratını görmeyi çok isterdim. Kendi kendime güldüm. Ne yaptığımin farkına vardığımda başımı iki yana salladım kendime gelmek için...
O gün pazarda dönünce annemle konuşmak için salona geçtim. Beni görünce yüzünü silmesi ağladığını göstermişti. Yanına oturup elini tuttum
"Ne oldu daye, niye ağlıyorsun? "
"Canım oğlum, Sen o zamanlar küçüktün hatırlamazsın. Ferhat abin rahmet etmeden 2 yıl önce o kızın anasıyla nişanlanmıştı. Biz ne bilelim onun gönlü Kerem Rahman'da. O zamanlar Kerem Gülizarla evli bir de oğlu Kerim vardı. Kadın kocasının gönlünün başkasında olduğunu öğrendiğinde oğlunu bırakıp gitti. "
Her cümlede ayrı yaş akıtıyordu. Bazen kelimeler boğazında yumru oluyordu. Sırtını sıvazladım anamın
"Ne demek seviyorlardı! Töreden de korkmuyorlardı! "
"Yok oğul! Kör olmuşlardı. Ne ana, ne baba umurlarında değildi. Asel buraların kızı değildi senede bir gelir giderdi. Ben istemedim onu gelin olarak ama abin çok sevmişti . Kıramadım, nereden bilebilirdim oğlumun sonunu getireceğini! Bileydim vazgeçilemez miydim bu sevdadan!"
?
Bahar'dan Devam...
1 saatlik yolculuğun ardından köye vardık. İki katlı evin önünde arabalarımızı durdurup indik. Önden büyükler yürürken ben tam Hate Daye'nin yanında yürüyordum. Ve bu benim için büyük bir onurdu!
Kadın erkek birlikte oturuyordu. Baş köşeye Hate DAYE yanına da oğulları Mehmet dedem ve Bedirhan amcam oturdu. Ben kapıya daha yakın ortamdan biraz uzağa yere oturdum.
Elbisemle açılan bacağımı örttüm. Sadece bizim aile değil gelin tarafı da epey kalabalıktı. Ortam sohbeti koyuydu. Bekar olduğunu düşündüğüm bir kaç erkeğin gizli attığı bakışları fark etmedim değildi.
Yanımda oturan gelin tarafından olduğunu düşündüğüm kadının kulağına sessizce
"Lavaboyu kullanabilir miyim?" Diye sordum. Gülümseyip
"Tabi! Dışarıya çıkın bahçede tuvalet" dedi tereddütle gülümsedim. Yeniden merakla dikkatini ortamdaki sohbete verdi.
Ön kapıdan çıkıp balkona vardığımda aşağı baktım. Tuvalet olduğunu düşündüğüm yerin ışığı yanıyordu.
Aşağı indiğimde bahçe de sigara içip sohbet eden gençler vardi. Emir'in beni görmesiyle seslendi
"Bahar abla? Bir şey mi oldu?" Dedi. Bütün bakışlar bana dönmüşken nasıl diyebilirdim
B*k mu yiyonuz tuvaletin önünde!
"Hava almak istedim"
"Gel yanımıza istiyorsan?"
Ortam hiç bana göre değil hayatım.
"Yok ben içeri geçsem daha iyi, mutfak mi burası?"
Işık yanan odayi gösterdiğimde içlerinden biri
"Yok gelininizin odası..."
Kim olduğunu görmek istiyordum. İçerisinin müsait olduğunu düşünüp kapıyı açtım.
Karşımda gördüğüm kişiyle şok oldum!
Esila!