BADE Gözlerimi usulca araladığımda odanın karanlığını yaran şey, perdenin arasından sızan güneş ışıklarıydı. Boynumu ısıtan sıcak bir nefes vardı; ağır, baskın, tanıdık. Cihangir’e aitti. Boynuma gömülmüş, beni sertçe bedenine yaslamış halde uyuyordu. Kaçmak istesem de kolunun ağırlığı izin vermiyordu. Kalbim ne hızlanıyor ne yavaşlıyordu. Düzgün, tehlikeli bir sakinlikte atıyordu. Dün gece bu odada yaşananlar, zihnimde bir film şeridi gibi akıp giderken titrek bir nefes aldım. Dün gece tamamen ona ait olmuştum. Tenime mühür gibi damgalamıştı kendini. Kasıklarımdaki sızı, ne kadar hoyrat olabildiğini hatırlatırken istemsizce yutkundum. Kolunu belime öyle sıkı dolamıştı ki kıpırdanacak alanım yoktu. Hafifçe hareket ettiğim anda nefesleri hızlandı. Ardından dudaklarından kopan sıcak ne

