CİHANGİR Aslı’nın o fazlasıyla profesyonel, buz gibi suratına baktıkça içimde bastırması zor bir gülme krizi kabarıyordu. Ama belli etmemeliydim; o soğukkanlı, umursamaz ruh hâli üstüme yapışmalıydı. “Evet, kusura bakmayın Aslı Hanım,” dedim sakin bir sesle ve yürümeye başladım. “İçeride fazlasıyla önemli bir işimiz vardı.” Cümlem biter bitmez bakışlarım onun yüzünde dolaştı. Gözleri şokla irileşmişti; birkaç saniye içinde yanaklarının kızarmaya başladığını görmek, içimde sinsice yayılan bir tatmin duygusu uyandırdı. Söylenmeyenlerin, ima edilenlerin ağırlığı havada asılı kalmıştı. Bade’nin topuklu ayakkabıları her zamanki gibi zemine tiz, kendinden emin sesler bırakırken başımı çevirip bacaklarına uzun uzun baktım. Gözlerimi teninden ayırmak neredeyse imkânsızdı; bakışlarım, irad

