Evden son çıkan Bilge'ye de sarıldıktan sonra herkes arabasına binene kadar kapıda bekledim. Ardından yol almaya başladıklarında kapıyı kapattım. Hayatım boyunca geçirdiğim en güzel günlerden biriydi. Öyle bir dalmıştık ki sohbete, ne ara saat beş olmuştu anlamamıştım. Bizim "gerçek randevuya" sadece dört saat kalmıştı. Ve ben daha giyecek kıyafet bile seçmemiştim. Galiba Yusuf'un "gerçek randevu" derken neyi kastettiğini hala anlayamamıştım. Evet, o kadar vahimdi durum. -Zeyno! Baksana. Diye üst kattan seslenen Bahar'a cevap verdim: -Geliyorum! Merdivenleri ikişer ikişer çıkıp odamın kapısında bekleyen Bahar'a ulaştım. İmalı bakışlarla elindeki üç dört elbiseyi sallamaya başladı. -Dolabımı karıştırmak keyifli mi? Dedim Bahar'ı içeriye ittirerek odama girerken. -Keyifli tabi. Kızım

