Son dersin en boğucu dakikalarını geçiriyordum. Hiçbir dersi dinleyememiş, girmek üzere olduğum sınav haftasını yaşadığım şokla karşılayacaktım. Dersten çıkar çıkmaz Eymen'le birlikte Kerim abiye gidecektik. Ablama söyleyip söylememe konusunda kararsızdım. Ama muhtemelen Kerim abinin ilk anlatacağı kişiydi ablam. Nasıl olurdu da Melih abi böyle lüks bir arabayı kullanırdı? Arabaya binen insanlar kimdi? Tüm bu sorular aklımı kurcalarken nihayetinde ders bitti. Hızla toparlanıp sınıftan çıktım. Ardından okulun dışındaki merdivenlerin ucunda, trabzana yaslandım. Öğrenciler birbirine çarparak, şakalaşarak merdivenlerden inerken gözlerim Eymen'i arıyordu. Çok geçmeden uzun boyu, dalgalı saçları, endişeli yüz ifadesiyle kapıda göründü. Gözlerini kısarak etrafı süzdü. Beni fark edebilmesi için

