Selamun aleyküm 🍂🍂
Keyifli okumalar...🍭🍭
-Feride gitmeden konuşabilir miyiz? Müsait misin?
-Gel ağabey ben de tam çıkıyordum.
Ece' nin odadan çıkmasıyla ağabeyimle yalnız kalmıştık. Ağabeyim Ece' nin yatağına oturunca pencerenin önüne geçip ayakda durmaya karar verdim.
-Hazırlanmışsın?
-Evet. Annem geç kalmayalım diye erkenden hazırlanın dedi....
Bugün Sarplara akşam yemeğine davetliydik. Ailecek oraya gidecektik. Ağabeyim onlarda geliyordu. Hep birlikte gideceğimiz için buraya gelmişlerdi.
-Buraya bunu sormak için gelmedin diye umuyorum.
-Evet. Geçen gün hakkında konuşmak istiyorum.
Oturduğu yerden kalkıp yanıma gelmiş elimden tutmuştu.
-O gün sana söylediklerim ve davranışlarım için ne kadar üzgün olduğumu anlatacak kelime bulamıyorum. O an öfkeye kapılıp seni dinlemeden, anlamadan, hatta kendimden bile utanacağım şekilde tepki verdim. Şimdi her şeyi düşündükçe, seni ne kadar kırdığımı ve haksızlık ettiğimi daha iyi anlıyorum. Bir ağabey olarak seni korumak isterken aslında seni incittim, güvenini sarstım. Bu benim en büyük hatam oldu. Senin yalan söyleyecek biri olmadığını, kalbinin ne kadar temiz ve samimi olduğunu bilmem gerekirdi. Oysa ben seni savunmam, dinlemem gerekirken, seni suçladım. Şimdi düşünüyorum da, bir kardeşin yapabileceği en büyük yanlışı yaptım: seni dinlemeden yargıladım. Gözlerindeki kırgınlığı unutamıyorum. Keşke o anda seni anlamaya çalışsaydım da, şimdi böyle bir mektup yazmak zorunda kalmasaydım. Senden içtenlikle özür diliyorum. Bana inanmanı, yeniden güvenmeni istiyorum. Bundan sonra sana karşı her zaman adil, anlayışlı ve sakin olmaya söz veriyorum. Çünkü sen sadece kardeşim değil, benim en yakın dostumsun. Aramızdaki bağı bir yanlış anlamayla zedelediğim için gerçekten pişmanım. Ne olursa olsun, seni çok seviyorum. Her zaman yanında olacağım, bu sefer doğru şekilde — dinleyerek, anlamaya çalışarak. Lütfen beni affet, Feride.
-Bunları senden duymak içimi bir tuhaf etti. Bir yandan söylediklerini duyduğuma sevindim, bir yandan o geceyi hatırladıkça hâlâ içimde bir sızı var. Çünkü o an gerçekten çok kırılmıştım. Ne kadar anlatsam da beni dinlememiştin, gözlerimdeki korkuyu, çaresizliği görmemiştin. Sanki kim olduğumu unutmuştun o an. Ama şimdi bunları duyunca, gerçekten pişman olduğunu hissediyorum. Bu benim için çok değerli. Çünkü senin kalbini bilirim; kızsan da, bağırıp çağırmış olsan da, içinde bana karşı hep bir sevgi vardı. Sadece o gece o sevgi öfkenin arkasında kaldı. Ben seni çoktan affettim aslında. O gün ağlamaktan içim şişse de, seni anladım. Korkmuştun, beni korumak istedin. Ama yöntem yanlış oldu. Artık biliyorum ki senin için bu da kolay değildi. Bu kadar içten bir özrü duymak bana iyi geldi. Ama bir şey söylemem gerek...
Sadece bana değil, Sarp'a da haksızlık ettin.
O da o gece hiç suçu olmadığı halde senin öfkenin altında kaldı. Beni savunmaya çalıştı, ama sen onun söylediklerini bile dinlemedin. Onun yerinde kim olsa kırılırdı. Sarp gerçekten kötü biri değil, bunu sen de biliyorsun. Belki gururundan söylemiyorsun ama ben gözlerinden anladım; o gece yaptıklarını sen de içine sindiremedin. Eğer gerçekten içini rahatlatmak istiyorsan, bence onunla da konuşmalısın. Bir "özür dilerim" kelimesi, düşündüğünden çok daha fazla şeyi onarabilir.
Ağabey... Ben seni affettim, hem de kalpten. Çünkü bizim aramızdaki bağ hiçbir yanlış anlamayla kopmaz. Sadece bundan sonra beni dinle, olur mu? Ne olursa olsun, önce beni anlamaya çalış. Ben de sana her şeyi açık açık anlatacağıma söz veriyorum. Seni çok seviyorum. Kırgınlık kalmadı içimde, sadece biraz burukluk... Ama zamanla o da geçer. Önemli olan senin bunu fark etmen ve düzeltmek istemen. Ve inan bana, Sarp da seni affedecektir. Yeter ki sen samimi ol — tıpkı bana olduğun gibi. Artık bu konuyu geçmişte bırakmak istiyorum. Çünkü aile dediğin, hatalarıyla bile bir arada kalabilendir.
Sen benim ağabeyimsin, ben de senin küçük kardeşinim. Ve ne yaşarsak yaşayalım, bu asla değişmeyecek.
Ağabeyimin bir ân da sarılması ile kollarımı beline dolayıp küsülür son verdim. O benim canım, kanımdı. Herşey bir yana onun o gece ki yanlış anlaması sayesinde Sarp ile bu kadar ilerlemiştik. Birnevi ağabeyime teşekkür borcum vardı ama dile getiremiyordum.
-Merak etme Sarp ile de konuşacağım. Annem olanları anlattı. Herşey annelerin başının altından çıkmış.
-Kaya, Feride neredesiniz hadi çıkıyoruz. Geç kalıyoruz iki sokak ötedeki eve.
-Geliyoruz.
Maaile evimizden çıkıp Sarplara gitmiştik. Kapıda çok hoş bir şekilde karşılamışlardı. Bu sefer ailenin bütün üyeleri vardı. Bir Sarp yoktu. Görevdeydi. Saat kaçta geleceği belli değildi. Geçen gün bahsettiği durumu şu an yaşıyorduk. Gelinler, damat, torunlar derken bizlerle beraber evin iki katında da adım atacak yer yoktu resmen. Kalabalık bir o kadar da güzel bir ailelerdi.
Sevda abla herkesi tanıştırma görevini üstlenmişti. Sevda abla eşi Hakan ile bir yıllık ile evli ve Üsküdar da oturuyordu. Büyük ağabeyi Murat ve eşi Eda on yıllık ve üç çocukları vardı. Onlar ise Üsküdar da yaşıyordu. Diğer ağabeyi Serkan ve Leyla yedi yıllık evlilerdi. İki çocukları vardı. Onlarda Ataşehir de yaşıyordu.
Herkes birbiri ile sohbet ediyor, havadan sudan konuşuyorlardı. Yavaş yavaş yemek faslına geçilince ben de yardımcı olmuş hem yemek masasını hem de yer sofrasını hazırlamıştık.
-Çayı yengemler halleder. İstersen sana evi gösterebilirim.
-Sakıncası yoksa tabi...
-Ne sakıncası olacak.
-Alt katı gördün zaten; annemlerin odası var. Hadi yukarı çıkalım. Belki biliyorsundur annemler sadece kışı burada geçiriyorlar. Yazın memlekete - Malatya gidiyorlar. Geçen yıl ben evlendikten sonra büyük bir tadilat yapıldı. Şu an ev yeni gibi. Evdeki bütün hasarlı yerler Sarp' a ait.
Son söylediğine güldüm. Üst katta açtığı her kapıda etrafı içleyelip geri çekildi. Kesinlikle ev çok iyi şekilde dekore edilmişti.
-Neyse. Önceden ağabeyimler yatıya gelirlerdi ama şimdilerde çocuklar okula falan başlayınca artık günübirlik gelmeye başlayınca bu tadilata karar verdi bizimkiler. Bizlerin odaları iptal edildi falan. Burası Sarp' ın odası. Daha sonra kendisi göstersin.
-Olur.
-Eee söz, nişan hakkında bir şey konuştunuz mu?
-Hayır ama hepsi bir arada olursa çok iyi olur.
-Bence de. Ben de bir arada yaptım. Durduk yere insan boş yere ekstra yoruluyor.
-Aşağıya inelim de belki bir şeyler konuşulur.
-De haydi.
Kendimize çay alıp salondaki yerimizi almıştık. Biz geleni kadar Sarp da gelmişti. Ağabeyimin yanına oturmuştu. Geldiğimizi fark etmesi ile kısaca bize bakıp önüne dönmüştü.
-Cengiz yedik, içtik. Gelelim esas konuya. Hayırlı bir iş için ne zaman müsait olursunuz? Ne zaman kapınızı çalalım?
-İki hafta sonra pazar günü çocuklar için de uygunsa bizim evde söz yüzüklerini takalım.
Sarp'la birbirimize kısa bir an baktık; gözlerimizde aynı heyecan, aynı sevinç vardı. Sonra ben hafifçe gülümseyip babama döndüm:
-Tamam baba, iki hafta sonra pazar günü bizim için de çok uygun. Hep birlikte, güzel bir şekilde olsun istiyoruz. Biz de o güne kadar hazırlıklarımızı yaparız. Söz yüzüklerini sizin evinizde takmak da çok anlamlı olur, hem sizin hem ailemin yanımızda olması bize güç verir.
Sarp da onaylar şekilde başını sallayıp ekledi:
-Bizim için çok kıymetli olacak o gün. Her şeyin sizin rızanızla, ailenin sıcaklığında olmasını istedik. İki hafta sonra yüzükleri takarız.
Babamın yüzündeki memnuniyet ifadesiyle içim rahatlamıştı. O an, her şeyin tam da olması gerektiği gibi ilerlediğini hissettim.
🦋🦋🦋
Arkadaşlar Feride’ nin ağabeyi ile olan konuyu kapattım böylece. Sarp ile de konuştuğunu hayal edin. Ekstra sahne yazmayacağım.