“Çünkü ben senin sevdana yanmışım, bu gözlerim kör, perim…” Diğer elimi de sol göğsünün üzerine bastırdı. “Damarlarımda akan kan bile sırf senin için kalbime ulaşıyorken bana başka bir kadından bahsetme.” Kalbim, sanki kalbi gibiydi. Kulaklarımda uğuldayan kalbimin atışları, onun ki ile eş değerdi. Sanki nefesi, nefesim, yüreğim yüreğiydi. Öyle tutulup kalmıştım gözlerime. Az evvel hırçın bir rüzgar gibi esen gürültüm, sessiz bir su gibiydi. Kollarının arasında ceylan misali duruyordum. “Ona dokunmadım, bu kirli kanlı parmaklarım sana dokunurken titrerken başka bir tene asla bulanmadı, perim.” İçim titredi. Kaküllerim, kirpiklerime değerken uzanıp baş parmağı ile yanağımı okşadı. “İçim gidiyor sana bakarken, müptelam oldun.” Bedenim karıncalandı, aklımda kurduğum tüm tabutlar yıkıldı.

