“Hoş geldiniz…” Yüzümde zoraki tutmaya çalıştığım gülümsememle kapıdan içeri giren, ardı arkası kesilmeyen misafirlere bakıyordum. İki gün sonra düğün vardı, bu yüzden Agah Çakır’ın tüm akrabaları gelmişti. Tüm akrabaları. Ailesinin bu denli kalabalık olduğunu bilmiyordum. Sabahın ilk ışığında uyanmak zorunda kalmıştım. Elif, kolumdan tutmuş beni resmen Agah Çakır’ın kollarından almıştı. Bu yüzden ne kadar huysuz olduğumu tahmin etmek zor değildi. Her şey bir yana, ciddi manada evleniyordum ben. “Hoş gördük, hoş gördük…” Kadınlar bir bir içeri girerken gözleri ile beni baştan aşağı inceliyor, memnuniyetleri yüzlerinden okunuyordu. Kendileri ile birlikte getirdikleri eşyaları kapı eşiğinde duran çalışanlara bırakarak içeri doğru ilerlediler. Avuç içlerimi üzerimdeki beyaz pileli elbi

