BÖLÜM:12 PASTA

1384 Kelimeler
° ° ° B ö l ü m : 1 2  - P a s t a ° ° ° ° ° ° B ö l ü m a l ı n t ı s ı : T o p r a ğ ı n  a l t ı n d a  b e n i m h a y a t ı m, b e n i m a i l e m v a r d ı. Ne   e k s i k ne   f a z l a . . .  ° ° ° ° ° ° i y i o k u m a l a r ° ° ° ₩₩₩ " Sara tatlım. Bak sadece sıkıntının gitmesi için Kıvanç' ı aradım." " Tatlım ... Böyle yapma. " üzgündü ama bu durum umrumda değildi. Bu ikinci olmuştu. Benim hakkımdaki her hangi bir şeyi benden saklama hakları yoktu. Benim hakkımda da kararı almışlardı. Kıvanç' ın gelmesini istemiştim ama böyle değil. Kendi istediği için yada kendi beni merak ettiği için gelsin istemiştim. Neriman ablanın aramasıyla değil. Neriman abla beni severdi. Bunu belli de ediyordu. Gariptir ki ablamdan daha çok benimsemişti beni. Ailesinden biriymişim gibi hissediyordum onun yanında. Bazen bu eve aitmişim gibi. Buraya onların yanına aitmişim gibi. Ama emin olamıyorum. Neriman abladan değil. Kıvanç' tan. Neriman ablanın evinde , Onun benim kalamam için verdiği oda da yatağın kenarına oturmuş ağlıyordum. Üzerimde su yeşili içi pamuklu bir eşorfman ve üzerimde beyaz bir kazak ve onun üzerinde de eşormanım ile aynı renk hırkam vardı. Saçlarımı toplamıştım. Örmek istemiştim ama bu sandığım kadar kolay değildi. Gün geçtikçs kabuslarıma ve saçalrıma alışmaya başlamıştım. Anlamın olmamsına yada Melisa veya Arda' nın yanımda ya d yakınlarımda olmaması beni o kadar da etkilemiyordu. Ama anne ve babamı görememek , Bir daha görememek , içimi ayırıyordu. Hayat hatıraydı. Benim kabuslarım ise bana hayatın en önemli anısı olan anne ve babamın ölümünden başak bir şeyi göstermiyordu bana. Bu durum benim canımı sıkıyordu. Bu durum benim canımı acıtıyordu. Sarılmaya ihtiyacım vardı. Gerçek bir sarılmaya. Anne ve babamın mezarına gitmek istiyordum. Birinin beni zorla o mezarların başına götürmesini istiyordum. Ne eksik ne fazla. Toprağın altında benim hayatım vardı benim ailem vardı. Ben oraya gitmeliydim. Ama buna hiç cesaret edememiştim. Üzülmüştüm. Neriman ablanın yaptığı hiç hoş değildi. Tamam be. Kıvanç' ı merak etmiş olabilirdim ama bu yapılacak şey de değildi. Burnumu çektim ve bacaklarımı kollarımı doladım. " Sara tatlım bak bi dinlesen beni. Hadi ama. Bak ben Kıvanç' ı ... " Cümlesini bitirmesine izin vermeden " Beni yalnız bırakır mısınız? " dedim. Üzgündü biliyordum ama eminim benim gibi üzgün olamazlardı. " Sara. Tatlım bak lütfen. " dedi kapının önündeki Nermin abla." Lütfen beni yalnız bırakır mısın ? " dedim ağlamaklı sesimle ve hıçkırdım. Kolumla gözyaşlarımı sildim. Ama bu hiç bir işe yaramamıştı. Sildiğini göz yaşlarının yerini yenileri aldı. " Peki. " dedi kapının önündeki üzgün sesin sahibi Neriman abla. Peki demişti. Onun evinde kalıyor ve ona böyle davdanıyordum. İçimiden daha da ağlamak geliyordu. Peki dedi ve kapıyı örtüp odadan çıktı. İçimden daha da ağlamak geliyordu. " Anne, anne. Neden beni böyle ... böyle yalnız kaldım? " ağlarken görüntü tuhaf oluyordu. Oturduğum yerde yavaş yavaş geriye doğru gidiyordum. Oturduğum zeminden daha da küçülüyordum. dedim neredeyse Tan birkaç santim aynı kaymasın dedi olmuştum korkuyla yatağa baktık ve tekrarını süpürdüm sırtım verdiğim yatağa başımı atıp ve tavana baktım Gözyaşlarım usulca akmaya devam etti bir gözlerimi yoğundum gözlerimin önüne gelebilecek acılar hep bilerek tekrar Gözlerimi açtım biraz daha sakinleşmiş Tim ama Hacı aynıydı gelebilir miyim bu sesle kapıya döndüm kapı aralığında ydı bana bakıyordu Ne kadar da Yakışıklıymış bir haftadır görmemiştim ama yakışıklılığa aynıydı sakalları biraz olursa da fazlasıyla tatlı görünüyordu çekiciliğin den bir şey kaybetmemişti göz destanımızda ellerine silmeye çalıştım önüme döndüm odaya girdi ve kapıyı sadece kapadı ayak sesini parkeden eşittim gözyaşlarımı hızla Ellerimi silmeye çalıştım ve önüme döndüm odaya girdi kollarında kendimi sararken camdan dışarıya odaklandım kar yağıyordu usul usul başımı kendime çektim dizlerime yasladım ve geldin dedim Gölgesi üstüme vurdu başımı kaldırıp bakmadım evet dedi ve yanıma oturdu kot pantolon ve böyle bir kazak giymiştin ne kadar da güzel değil mi düştü üstündeki kadar biliyordun ortaya çıkarmıştı kaslı duruyordu Ne haber dediğinde 10'una kadar özlediğimi fark ettim size havada akıyor gibiydi konuştuğunda onu dinleme isteğimi atıyordu gün boyunca konuşsa dinlerdim İyi dersler inanacak mısın dedim O sonuca İnan kar tanelerini odaklandım ne kadar da güzellerdi Ben beyaz bir gelinlik gibiydi ve o kadar da göz alıcı Annem babamın evlilik fotoğraflarından biri geldi aklıma ne kadar uyumlu olduklarını ve birbirlerine yakıştıklarını düşündüm. Birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini. Aşkı. Aşkı gözlerindeki aşka bakmanız lazım sonuçlanıyor du annem benim aksime aşırı süslenmiş ve bakımı yapmayı seven bir kadındı ama fotoğrafta o kadar sadeydi ki ölmeden önceki bakış açısıyla evlenme zamanlarındaki bakış açılarını farklı olduğunu söyleyebilirim o fotoğrafı şu an dedi olduğunu bilmiyordum koymuştum Hendek kaza sonrası Ben kendime ait bir tişört ve kot pantolonun dışında başka bir şeyim kalmamıştı Bildiğim kadarıyla otobüs sevmişti ve eğer tahminlerim doğruysa otobüste olanlardan da vardı kaza hakkında Nermin abla ya ve arka bahçe bir şey sormadım da mı bildiğim yoktu Bana yandan bir bakış atıp benim gibi Pencereden dışarıya bakıp haklısın inanmayacağım deyip gülümsedi sağ yanağını göre bilmiştim sol yanında bulunan güzelim Gamze'yi görememiştim somurtarak burnumu çektim Sara dedi sesi o kadar indirici vardı ki ona bakmaktan kendimi anlamadım gözlerime baktı bu bakışını hatırlıyordum otobüste böyle bakmıştı gözleri gözlerime sabit Lady ağzından çıkacak en büyük nefes alışını işitmenin keyfini sürdüm gerçekten İyi duruyordu bakışlara ve gözleri o kadar güzeldi ki nefes kesici ydy Acınızı hafiflet Tamam ama bunu yapma kendini soyutlama o kadar anlayışlı ydı ki dedikleri şiir gibiydi sözcükler akıyordu sanki elinden biri Yatağın üstünde bir de sol bacağını üstündeydi Bana da oradan erken rahatça hareket edebiliyordu bir o kadar içimi titretiyorsun böyle bakma bu sefer sesi yalvarır gibiydi ısıtıyordu Hadise bakışları bakışlarımdan ayrılmıyordu bu Aycan kalbime fazlaydı bakışlarımı Pencereye çevrildimi bir kar tanesi cama yapıştı yavaş yapıştıracağım da Elite Mustafa halini alıp cam boyunca aktı erimesi saliseler içinde gerçekleşirken başıma aşağı yukarı salladım bu onaylama değildi kabullen işte Sarı lütfen diyerek yeni bana uzattı ve hızlı Kenara koydum Bana dokunma hakkı yoktu Ben oyuncak değildim Peki sen nasıl istersin dedi üzgün ses tonuyla ayağa kalktı yüksek sesle soluyup yukarıdan bana baktı karları izledim ve arkasını Dün düşün işittim sert ve saygısız davranmıştır ve kapının kapanması sesi geldi ve ağladım Karlar da hızlı yağmaya başladı ve Hıçkırdım Akşam yemeğine inmedim Nermin abla odaya yemem için bir tepsi bıraktı tuval için Gidip gitmediğini bilmiyordum yine de Nermin abla ya Sormadım ve o da hiçbir şey söylemedi benimle Tekrar konuşmaya çalıştı ama tekrar ondan Tan Kovdum onu Color usulde yağmaya başlamıştı tekrardan ve hava kararmıştı yemin ışıkları Söndürün de açlık hissi baskın çıktı ablanın uyuduğunu düşündüm o odadan çıktım Gözlerim ağrıyordu sakızı ihtiyacım vardı ama Kaç aydır çiğnememek bu kadar etki etmiyordu karnım gurulduyor odanın dışında Oda içi gibi sessizde kimse yoktu Tahminimce Kıvanç gitmişti ve Nermin abla uyuyordu Nermin abla uyurken karnımı rahat da duyurdum ne akıllı Nermin ablanın getirdiği yemeği yememiştim ki Ne kadar düzenliydi Nermin abla mutfağı Lambayı açıp acil hareket ederek buzdolabına koştum ne kadar da gitmiştin karnım tepki vermek ister dizine kuruldu adı ve gülümsedim yemek yiyecektim bugün çok fazla almamıştım Gülümsemek iyi hissettirir miştim dolabın kapağını açtım ve dilimi dudağımda gezdirdim pasta bile vardı çikolatalı ydı ve çok tatlı görünüyordu kesilmişti bir deli mi alsam anlamazdı herhalde pastayı dolapta alıp Amerikan tarzı mutfak tezgahına bıraktığını çekmeceleri arayıp çatal bıçak bulmaya koyuldum sessizce hareket etmeye çalışıyordum en köşede çekmecede bulduğum çatal bıçağı görünce gülümsedim Ben de yemek istiyorum Bu elimdeki bıçakla satılık korkuyla düşürdüm Aman Allah'ım saçı başı dağılmış bir halde gri eşofmanları ile duruyordu bütün çekiciliğiyle karşına duruyordu gitmem de gülümseyip Korktun mu dedi gülümsemesine gülümseyerek aslında evet dedim uykulu haliyle yanıma doğru geldi ve yerdeki tadında bıçağı alıp tezgah annesine bıraktı 2 satan ve bir bıçağı alıp pastaya ilerledi şaşkınlıkla Ona bakarken çikolatayı severim dedi Ne güzel tebessüm ediyordu pastayı kesmeye başlarken Hadi orada mı duracaksın dediğinde şaşkınlıktan kurtulup yanına gittim pasta güzel dedi onunla konuşan bedenin ve tebessüm etti hala doğum günüm için en güzel pastalardan yapar dedi ve beni çok etkisinde bıraktı Bugün onun doğum günüydü ^^^ °Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE