~RUH HASTASI~

1392 Kelimeler
Genç kız gözlerini açtığında karanlık bir ortamda olduğunu anlayarak gözlerini kırpıştırsa da hala kendine bir türlü gelemeyen zihnini kendime getirmeye çalışmıştı. Boğazındaki kuruluğu geçirmeye çalışan Bade derin derin nefesler alarak hangi ara uzandığını bilmediği zeminden doğrulmuş ve evde yaşadıklarını hatırlamaya çalışmıştı. Gelmişti, korkulu rüyası gelmiş, gelmekle kalmamış geldiği gibi hayatlarını zehir etmeye başlamıştı… Bade güçlü bir kız değildi, Bade öyle kırılgan ve naif bir kızdı ki bu yüzden evlenip çocuk sahibi olmaktan dahi korkardı, korkardı çünkü o çocuğun gördüğü zararı kaldıramayacağını düşünürdü… Çocuğu olmasa da, evlenmese de Allah ona bir çocuk nasip etmişti ancak genç kız Allahın ona verdiği emanete sahip çıkamamıştı. Çenesi titreyen genç kız yeğeni için güçlü olmaya çalışarak zor da olsa tüm vücudunu ağrıtan zeminden kalkmış ve gözlerinden akmayı bekleyen yaşları geri göndererek kapalı kapı kolunu indirerek açılmasını düşünmediği kapıyı açmaya çalışmıştı. Kapının ilk denemesinde açılması ile mutluluktan ağlayacak kıvama gelen genç kız hızla koridora çıkıp bulunduğu odanın tam aksine oldukça aydınlık olan koridorda gözlerini gezdirip nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Çalıştı çalışmasına da hiç görmediği kadar büyük ve şaşalı bu yeri incelemek Bade’yi korkutmaktan başka hiç bir işe yaramamıştı. Genç kız önünden aşağıya uzanan iki merdivenden birine yürüyüp korkuyla aşağıya inerken tek isteği ve amacı yeğenini bulup bu ne olduğunu anlamadığı yeri terk etmekti. Bade yavaşça merdivenlerden iniyor ve her indiği basamakta durup hem aşağıyı hem yukarıyı kontrol ediyordu. Bu adam da, bu adamın adamları da çok teklikeliydi, genç kız her an bir şey yapmalarından korkuyordu. Son basamağa gelen genç kız son bir adım atıp önünde uzun uzadıya duran kocaman ve boş salonda göz gezdirmişti. Yeğeni neredeydi ve kocaman evde neden kimse yoktu? Bade bilmiyordu ve her bilmediği şey daha çok korkmasına neden oluyordu. Gözlerini etrafta gezdirirken hafif hafif sızlayan boynunu ovan genç kız bulunduğu yerde aniden yankılanan sesle irkilmesine engel olamadan kafasını sesin geldiğini düşündüğü yere, yani refleksle havaya kaldırmıştı. “Demek teyzemiz uyanmış!” Bade, gözlerini yukarıya kaldırdığında gördüğü sıfatla daha da çok irkilirken bunu belli etmemeye özen göstererek tırabzanlardan çekilip kendine doğru adımlayan adama bakmış ve kendinden emin çıkarmaya çalıştığı sesi ile sormuştu, “Yeğenim nerede!?” Güven, karşısında duran ve kendinden oldukça emin durmaya çalışsa da korkudan tir tir titreyen genç kıza doğru yürürken keyifli bir kahkaha atıp boş salonda yankılanacak şekilde genç kıza cevap verdi, “Yeğenin burada ama sen gördüklerinden sonra pek burada olmak istemezsin diye düşünüyorum! Hadi bakalım, yandan yandan evinin yolunu tut, çünkü en yakın otobüs durağı buradan yarım saat uzaklıkta sen de ormanın içindeki kurda kuşa yem olmak istemiyorsan hava kararmadan çık git.” Bade duyduğu dalga geçer sesle yüzünü buruşturmuş ve önünde duran adamın rahatsızlığı ve korkusu ile bir kaç adım geri çekilmişti. Karşısındaki adam psikopatın tekiydi ve genç kız sabah kendini öldürme teşebbüsünde bulunmuş ve hala izleri duran boğma girişiminden sonra bu adamdan korkuyordu, “Yaklaşma!” Güven, korkuyla bir kaç adım geri çekilen kızla kısa bir kahkaha atmış ve gözlerindeki gözlüğü düzelterek kıza yaklaşıp ensesindeki kazağı çekiştirip çıkışa doğru sürüklemeye başlamıştı, “Asabımı bozma benim! Yeğeninin nerede olduğunu da gördüğüne göre şimdi gidiyorsun!”Bade ensesinden çekilmesi ile kısa bir çığlık atıp bağırdı, “Bırak!” Kapıya ulaşmak için iki basamaktan oluşan yükseklikten çekiştirilirken takılıp düşen genç kız dizinin basamağa çarpması ile ağlamaklı bir sesle bağırmıştı, “Ah! Bırak!” Adamın umursamayıp çekiştirmeye devam etmesi ile kazağın boyun kısmının sabah moraran boynunu kestiğini hisseden genç kız hissettiği acıların bütünü ile ağlamaya başladı, “Bırak! Canım yanıyor!” Güven, kendini kaybetmiş bir şekilde kızı çekiştirirken acı ile çığlık atması ile kapıya henüz ulaşamadan kızın avuçlarının içine topladığı kazağını serbest bırakıp yere düşmesine neden oldu. Bade, gördüğü muamele neticesinde kendini kötü hissettiği yetmiyormuş gibi bu acımasız adamın fiziksel olarak canını yakması ile de daha fazla dayanamamış ve hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. Bırakılan kazağını düzelten genç kız elini boynuna atıp kontrol ettiğinde eline bulaşan hafif ıslaklıkla düşündüğü gibi kesildiğini anlayarak tepeden gayet doğal bir şekilde bakan adama nefret ve iğrenti ile bakıp göz yaşlarını umursamadan bağırdı, “Psikopat! Ruh hastası! Cani herif! Yeğenimi bu yaptıklarından sonra sana bırakmam! Ya ona da böyle zarar vermeye çalışırsan!?” Güven bağırarak başını şişiren kıza bakıp sinirle bağırdı, “Kes! Sabahtan beri başımı şişirdin!” Bade, kendisine köpek gibi davranan adamın ayak uçlarından zor da olsa kalkıp gözlerini silmişti. Ne olacaksa olacaktı, ancak genç kız her ne olursa olsun bu ne olduğu belirsiz bu caninin eline yeğenini bırakmayacaktı, “Keremi getir! Yeğenimi getir!” Güven, karşısında korkudan titremesine rağmen bağıran genç kızın çenesini tutup sıkmış ve kendine çekerek ondan daha yüksek bir şekilde bağırmıştı, “Bana bak! O sesini kıs, yoksa elimde kalacaksın!” Kızın çenesini iten adam kızın bağırışları ile ağrıyan başını ovuşturup hala gözleri dolu dolu kendine bakan ve yakasından bir türlü düşmek bilmeyen kıza bakarak sordu, belki bir orta nokta bulabilirlerdi, “Ne istiyorsun? Para mı istiyorsun çocuğu bana bırakmak için!? Tamam söyle, ne kadar istiyorsun? Ben istediğin parayı vereceğim ve sende hayatımızdan defolum gideceksin!” Bade duydukları ile gözlerinin şaşkınlıkla açılmasını engelleyemezken korkudan titreyen vücudunun bu sefer sinirden titrediğini hissederek kendine mukayyet olamamış ve karşısında pişkince durup kendine saçma sapan tekliflerde bulunan adamın yüzüne sert bir tokat yapıştırmıştı. Güven, beklemediği bir anda boş salonda yankılanan tokat sesi ile başının yana düştüğünü hissederken gözüne taktığı ve asla çıkarmadığı gözlüklerinde bu hızla gözlerinden kayıp yere düştüğünü gördü. Bade, tokat atmıştı atmasına da sonrasını hiç düşünmemişti… Hiç bir şey olmadığı halde canını yakan bu adam bu sefer yaptığından sonra kendini öldürecekti… Güven Agah, dişlerini sinirle sıkıp kendine gelmeye çalışmış ve öne atılıp kapıdan çıkmaya çalışan kızın saçlarından tutarak hissettiği sinir ve hırsla az önce kalktığı yere fırlatmıştı, “Küçük kaltak! Nereye gidiyorsun!? Ben sana şimdi haddini bildireceğim!” Bade saçlarından tutulup yere fırlatılması ile başının zemine çarptığını hissetmiş ve acı ile çığlık atarak hissettiği ağrı ile ağlamış, gözlerinden akan yaşları silemeden kafasını kaldırmıştı, tepesinde dikilen adama bakmadan kalkmaya çalışmış olsa da adamın kendine eğilip boğazını sıkması ve başını zemine yaslaması ile nefessizlikle çırpındı. Elleri boğazına giden genç kız, adamın boğazını sıkan ellerini uzaklaştırmaya çalışarak adama döndüğünde gördüğü yüzle hareketsizce kalakaldı. Güven Agah, kızın avuçları altında hareketsiz kalması ile kızın ölüp başına kalmasından çekinerek ellerini çekmiş ve hafifçe geri çekilerek bağırmıştı, “Bana bak kaltak! Elimde kalmak istemiyorsan bu evden şimdi siktir olup gideceksin! Yoksa senin için iyi şeyler olmayacak!” Bade, elleri boğazına giderken derin derin nefesler alıp adamın yüzündeki derin yaraya göz gezdirmişti. Hem ağlıyor hem nefes almaya çalışıyor hem de ilk kez gördüğü ve adamın sürekli sakladığı yarasında gözlerini gezdiriyordu… Güven Agah, karşısında nefessizlikten kıvranan genç kızın sağ gözünün yanından burnuna kadar uzanan derin izde gözlerini gezdirdiğini fark edince rahatsızlıkla gözlerinden düşen gözlüğü gözlerine takmış ve acıyla ağlayan kıza tepeden bakmaya devam etmişti. Az önce hiç bir sinir harbi yaşanmamış ve parmak uçlarındaki kız acıyla kıvranmıyormuş gibi sakince sordu genç adam, “Gidiyor musun, gitmiyor musun? Keremi bana bırakıyor musun, yoksa bırakmıyor musun? Seçim senin ama bilmiş ol bu gördüğün yalnızca yaşayacaklarının fragmanı!” Bade, nefesinin düzene girdiğini hissedince doğrulmuş ve sıkılmaktan tahriş olan boğazıyla acıyla öksürürken gözlerinde durmak bilmeyen yaşları zorlukla silmişti. Saç dipleri, boğazı, başı, boynu, dizleri, sırtı her yeri ağrıyordu genç kızın… İlk defa dayak yediğini hissediyor ve buna ağlıyordu. Bade, biraz daha devam ederse adamın öldüreceğinden korksa da yeğenini burada bırakamazdı. Bu adam ruh hastasıydı, kendine böyle davranıyorsa gözünden sakındığı yeğenine neler yapardı, ancak böyle olmazdı burada böyle durarak yeğenini alamayacağını anlamıştı… Bu bilinçle gözlerini silip ayaklanan genç kız titreyen çenesi ile adama bir şey demeden ağrıyan belini tutarak ve topallayarak çıkışa ilerlemeye başlamıştı. Güven, keyifli bir şekilde paşa paşa giden kızın ardından elleri cebinde bir şekilde kızı izlerken duyması ve iyice aklına yazması adına bağırarak konuştu, “Burada olan burada kalacak! Olur da her hangi yanlış bir hareketini görürsem seni öldürürüm!Keremi unutacaksın! Bir daha da bu kapıya gelmeyeceksin!” Bade, ellerini kapının kolunda tutarken hala ardından bağıran adamı nefretle dinleyip kapıyı açıp çıkmıştı. Kapıyı ardından çarparak kapatan genç kız kararan gökyüzünün altında nerede olduğunu anlamak için etrafta gözlerimi gezdirdi, etrafı ağaçlarla çevrili kocaman bir bahçedeydi… Gözlerini silip ve çıkışa yürürken etrafında kendine şaşkın gözlerle bakan adamlara bakmayı reddederek çıkışa doğru girmiş, giderken de cebindeki telefonunu çıkarıp mırıldanmıştı, “Sen şimdi görürsün ruh hastası!” Ancak anlayacaktı ki içerideki bu adam düşündüğü kadar kolay alt edilmez, istediğini yapana kadar vazgeçmezdi. Düşündüğü kadar kolay alt edemeyeceği o hareketi yaptıktan sonra Güven Agah tarafından yapılanlar ise Bade’ye bu dünyaya henüz yeni gözlerini açmış kadar saf kaldığını hissettirecekti. Çok şey yaşanacaktı, bu hikayede Güven iyileşirken en çok yorulan Bade olacaktı…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE