~ KAÇIŞA HAZIRLIK ~

1576 Kelimeler
Bade geçen iki günün ardından oda kapısı kilitli bir şekilde hiç çıkmadan hayatını yeğeni ile birlikte kaldıkları odada geçirmişti, getirip kapıya yemek bırakıp gidiyorlardı biliyordu o adam o son karşılaşmalarından sonra evden çıkmış gitmişti ve hala gelmemişti, bu yüzden rahattı Bade. Emindi ki evde olsaydı genç kızı yıldırmak için elinden geleni yapacak, yapmakla kalmayıp bu odada bu kadar kalmalarına da izin vermeyecekti. Üçüncü gün sabahına uyanan ikili odada rutin bir şekilde pineklerken Bade bir yandan da miskince odadaki dağınıklığı toplamayla uğraşıyordu. Kerem hala tam ayılamadığı için onu gülümseyerek izleyen ve aynı zamanda işini yapan genç kız kapının tıklatıp arkadan Engin denen adamın sesinin duyulması ile gülen suratının hızla solduğunu hissetmişti, “Güven ağabey aradı, akşam misafiri ile gelecekmiş. Teyzeye söyle iki gündür odadan çıkmamalarına bir şey demiyorum ama geldiğimde anlaştığımız gibi evin içindeki sorumluluklarını yerine getirmemiş görürsem yapacağımı bilirim dedi. Kendisi misafiri için hazırlık yapmanı, akşam yemeği masası hazırlamanı istedi.” Bade gözlerini sıkıca kapatıp kendisine evin hizmetçisi muamelesi yapan adamın görüntüsünü aklına getirmemeye çalışarak dişlerini sıkmıştı. Yeğeninin her zamanki gibi evdeki birinin sesini duyması ile irkildiğini fark eden Bade kendi sinirini ve bunalmışlığını bir kenara atıp yeğeninin rahatlaması için yüzüne yalancı bir gülümseme yerleştirmiş ve hala kapıda olduğunu bildiği adama iç kısımdan seslenmişti, “Tamam git!” Engin genç kızın sinirli sesini duyması ile keyiflenirken gün içinde o sinirli hallerini göreceği için daha da keyiflenip patronunun emrettiği gibi evin bahçesine çıkmıştı. Patronu eve kimsenin kendi emri dışında girmeyeceğini üstüne basa basa bildirmişti ve Engin senelerdir çalışanı olduğu adamın emrine uyulmadığında ne yapacağını çok net bildiği için emirlerine harfiyen uyuyordu. Bade yeğenini kucaklayıp kafasını dağıtmak için günlük konulardan konuşarak mutfağa inmiş ve dağınık mutfağı görünce sinirle yutkunup yeğenini yüksek taburelerden birine oturup işe koyulmuştu. “Teyze bu evde hiç televizyon yok mu? Bizim evimizde çizgi filim saati vardı, burada hiç yok…” Bade yeğeninin artık sıkıldığını biliyordu, sadece sıkılmak değil yeğeni hiç bir aktivite yapamadığı için hayal gücü de köreliyordu. Yere konulan poşetlerin içini boşaltıp kendi kafasına göre bir düzen oluşturarak dizen genç kız bir yandan da yeğenini cevapladı, “Olur mu teyzeciğim öyle şey? Muhakkak vardır televizyon, yoksa da amcana söyleriz senin için oyalanacağın bir şeyler alır…” Alırdı değil mi? Alırdı muhakkak… Alırdı… “Alır mı gerçekten!?” Dolaplara dizdiği eşyalardan duyduğu heyecanlı sesle gözlerini çeken Bade arkasında oturan yeğenine döndü. Boşuna beklentiye mi sokuyordu yeğenini bilmiyordu ama bir şekilde Kerem için bir şeyler yaptırabilirdi diye düşünüyordu. Yaptırmalıydı… “Alır kuzum… Alır bitanem.” “Oley! Yaşasın! Çizgi filim saati!” Yeğeninin elini yumruk yapıp havada sallayarak tatlı tatlı bağırması ile dayanamadan kahkaha atan Bade dudaklarına takılı kalan gülümseme ile yürüyerek yüksek taburede oturan çocuğun yanına gidip yanağına derince bir öpücük kondurmuştu, “Akıllı kuzum benim! Ne yemek istiyor bu kuzu bugün? Teyzesi ona ne yapsın?” Kerem derin bir nefes alıp tatlı bir düşünme ibaresi takınıp tek gözünü komik bir şekilde kısarak düşünmüştü, “Ben bugün sarma yesem çok mutlu olurum teyze biliyor musun?” Bade üstü kapalı şekilde sarma istediğini anladığı yeğeninin söylediklerine kıkırdayıp alnına derince bir öpücük kondurdu, “O zaman ben de yeğenim mutlu olsun diye sarma sararım.” “Oley! Canım teyzem.” Bade gülümseyerek doğrulup odadan çıktığı için enerjik olduğunu düşündüğü çocuğun tatlılığı karşısında saçlarını karıştırmış ve sevimlice gülümseyip kapıya doğru yürümüştü, “O zaman sen şimdi burada otur, ben gidip sarma için yaprak isteyeyim olur mu bitanem?” Yeğenin başını hızla aşağı yukarı salladığını gören Bade hızlıca mutfaktan çıkıp bahçede olduğunu bildiği ve gördükçe sinirlerini bozan adamı ilk defa kendi isteği ile bulmak adına dış kapıya yürüyüp beklemeden kapıyı açmıştı. Kapıyı açtığı gibi dört tane adamın yan yana dizilip etten bir bariyer kurduğunu gören Bade bu hızlı hareketlilik karşısında irkilmesini engelleyememişti. Gözlerini deviren genç kız yüzünü buruşturup adamların arkasında duran yüzün aradığı yüz olduğunu görüp keyifsiz, memnuniyetsiz ve düz bir sesle konuştu, “Sen!” Engin kendisine bakıp bağıran kadın ile kaşlarının havalanmasını engelleyemeyip işaret parmağını göğüsüne koyup kendini çağırıp çağırmadığını anlamak ister gibi başını iki yana salladı, “Evet sen! Yaprak bul bana, sarma saracağım!” Engin bu istek ile adamların gülmemek için zor durduğu bir ifade takınıp kenara çekildiklerini görmüştü, “Teyze sen ne saçmalıyorsun? Ne yaprağı, ne sarması? Ağabey sevmez!” “Bana ne senin ağabeyinden! Umrumda mı!? Zıkkımın kökünü yesin! Yeğenim istiyor, ve o istediği için saracağım hemen bana yaprak bulun! Yarım saat içinde isteğim kapıda olmazsa ağabeyinizin gelince beni öldüreceğini bilsem bile ölmek pahasına misafirine rezil olmasını sağlamak için hiç bir hazırlık yapmam. Ben yapmazsam benim ardımdan sizi de haşlar, hepimizin iyiliği için isteğim yarım saat içinde kapımda olsun.” Yüzüne şokla bakan adamları umursamadan dut yemiş bülbül gibi bakan adama gözlerini devirip son kez bağırmış ve dış kapıyı sinirle yüzüne çarpmıştı, “Hadi! Seri!” Aptallardı, bu evdeki herkes aptaldı Bade buna net karar vermişti. Sabır diler şekilde mırıldanıp mutfağa ilerlerken kafasında da yapacağı yemeklerin planlamasını yapıyordu. “Anasını satayım çattık!” Enginin bağırması ile kapının önünde birden kahkaha atmaya başlayan adamlar adamın daha çok sinirini bozmuştu, “Gülmeyin lan! Bu bizim anamızı belleyecek benden size söylemesi. Ağabey de küçük beyden dolayı böyle isteklerine kızmaz, biz yandık söyleyeyim…” Bade yeğeni ile konuşa konuşa hazırladığı sarma içinden sonra fırınlayacağı etleri hazırlayıp çorba yapmaya geçti, “Balon olmasın teyzeciğim?” Kitap okurken heceleri yanlış okuyan yeğeni heyecanlanıp hızla bağırmıştı, “Evet teyze! Çocuk kırmızı balonunu heyecanla izlemiş.” “Evet bitanem… Yorulduysan biraz bırakalım istersen? Senin için yazıları da küçük zaten sonra büyük yazılı başka bir kitap buluruz ve onu okumaya devam ederiz teyzeciğim olur mu?” “Olur!” Her şeye heyecanla cevap veren yeğeni Bade’nin çekilen hayat enerjisini yavaş yavaş yerine getirirken mutfağa giren eli bidonlarla dolu adamla keyifi daha çok yerine gelmişti. “Siparişlerin geldi.” Bade kendisi ile askerlik arkadaşı gibi pişkince konuşan daha önce görmediği adamla rahatsızlıkla gözlerini devirip rahatsızca kıpırdanırken yüzüne bakmadan mırıldanmıştı, “Koyun oraya ben alırım.” Bir kaç dakika içinde mutfağa taşınan bir kaç bidondan sonra mutfaktan temelli çıkan adamla derin bir nefes alan Bade çorbayı da hazırlayıp sarmalara yöneldi. “Şimdi sıra kuzumun sarmasını sarmakta.” “Oley! Keşke ananem ile dedem de olsaydı…” İki gündür bir kaç dakika dışında sesini duyamadığı ailesinin özlemi ile yanıp tutuşurken gözlerindeki hafif sızı ile yutkunmuş ve gözlerini tavana dikmişti, ağlamanın sırası değildi. “Az kaldı teyzeciğim, bir kaç güne gideceğiz inşallah…” Gideceklerdi, o adam geldiğinde etrafı inceleyip bir plan kuracaktı ve kaçacaktı, kaçacaklardı… •••••••••••••••••••••• Geçen bir kaç saatin ardından masayı güzelce kuran Bade yeğeninin de karnını doyurup gözleri uykusuzluktan kapanan yeğenini odalarına çıkarıp yatırmış ve kendisi pencerenin önüne geçip adamın gelişini beklemişti. Gözlerini kısarak bahçeyi kolaçan eden genç kız adamların birden hareketlenmesi ile kaşlarını çatıp ne olduğunu anlamaya çalıştı. Gidiyorlar mıydı? Gördükleri ile çatık kaşlarının yavaş yavaş gevşemesini engelleyemeyen Bade boşalan bahçenin bir kaç dakika sonra başka adamlar tarafından dolması ile dudağının tek tarafının kıvrılmasını engelleyemedi, hızla bakışları yatağın yanındaki komodinde duran dijital saate kaydığında 20:03 olduğunu görünce kaçacakları saati kafasında oturmuştu, “Bu evden ancak saat sekizde kaçabilirim…” Zamanı belli olsa da planının içeriği henüz belli değildi, nasıl kaçacaktı bilemiyordu, bildiği tek şey çok iyi bir plan kurması gerektiğiydi. Bade bağladığı kolları ile pencereden dışarı izleyip düşünceleri arasında farklı yüzlerce fikir arasında cebelleşirken açılan bahçe kapısı ardından giren siyah araba ile gözlerini camlarına iyice dikip içinde kim olduğunu anlamaya çalışsa da görememişti çünkü filmli camlar içeriyi görmesini engelliyordu… Aklında yanan ışıkla gözleri büyürken kollarını heyecanla çözüp ince ayrıntıları görmek adına iyice pencereye yaklaşıp pür dikkat tüm küçük detayları dikkatlice incelemeye başlamıştı. İlk dikkat ettiği arabadan inen ilk kişinin Güven Agah denilen o psikopat, ardından inenin ise sarışın bir kadın olduğuydu ama önemli olan kim ya da kimlerin geldiği değildi önemli olan Güven denen psikopatın arabanın anahtarlarını ne yapacağıydı. Genç adamın elindeki anahtarı karşısındaki bir adama fırlattığını görünce ne olduğunu anlamak adına bakmaya devam etti. Adam aldığı anahtar ile önce arabaya binmiş ardından bahçenin buradan görünmeyen kısmına ilerlemişti. Araba arka bahçeye çekiliyordu ve anahtar Güvende değildi. O anahtarı almalı, bir şekilde kopyalayıp Güven’in evde olduğu bir saate onu bir şekilde uyutup bu evden oymuş gibi filmli camları fırsat bilerek kaçmalıydı hem de bunu tam korumaların değişim saatinde yapmalıydı. Kurduğu planla dudakları kıvrılan Bade gözlerini sıkıca kapatıp heyecandan hızla atan kalbini tutmuş ve camın önündeki berjere heyecanla oturmuştu. “Yapabilirim, yapabilirim ama önce o adamı devre dışı bırakmam gerekiyor… Ama nasıl?” Gözlerini sıkıca kapatıp nasıl yapacağını düşünürken kapının hızla vurulması ile irkilip ayağa kalkan Bade duyduğu sesle gözlerini devirse de yeğeni uyanmasın diye hızla kapıya ilerlemişti, “Ağabey seni çağırıyor! Servis yapacakmışsın, çabuk aşağı insin dedi!” Bade dişlerini sıkıp sinirle mırıldandı, “Ağabeyinin de senin de ta…” Ağzından normalde çıkmayacak sözlerin çıkacağını fark eden Bade kendini zorla durdurup kapıyı açarken kendi kendine kızmıştı, “Tövbe tövbe… Ne var be!? Ne istiyorsun!?” Engin sinirlendirdiği kadın ile keyfinin yerine geldiğini hissetse de ağabeyinin beklediğini hatırlayıp eğlendiğini gösteremeden dümdüz bir şekilde konuştu, “Ağabey bekliyor, misafirle masaya geçtiler servisi sen yapacakmışsın.” “Zıkkım yesin!” “Bir şey mi dedin?” Bade dişleri arasından mırıldandığı sözleri duymayan adama karşı gözlerini devirmekle yetinip kapıdaki anahtarı çıkarıp odadan çıkmış ve hala uyuduğundan emin olduğu yeğenini kontrol edip kapıyı kilitleyip önünde duran adamın omzuna çarpıp merdivene doğru ilerlemişti, “Çekil be!” Gidip biraz daha bilgi alabilirdi, belki başka detaylar öğrenirdi bu yüzden o adam ne derse desin sakin kalacak ve etrafı kolaçan edecekti. Her şey kaçmak içindi, kaçıp bu cehennemden kurtulmak için…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE