Getirilen valizinden bir kaç parça kıyafet ayıran genç kız valizini boşaltmaya tenezzül etmeden tekrar kapatmış ve odadaki yatağın yanına bırakmıştı. Yatakta öylece uzanıp yorgunca gözlerini kırpıştıran yeğeninin banyodan sonra mayıştığını fark eden Bade tüm kötü hislere rağmen yeğeninin bu tatlı haline gülümseyip içinde oluşan annelik dürtüsü ile yanına yaklaşmış ve saçlarını okşayıp yanağına küçük bir öpücük kondurup güvende olduğunu hissettirmek adına sakince mırıldanmıştı,
“Bitanem… Uykun mu geldi?” Yüzünü ona dönüp oldukça yorgun duran gözlerini kendine çevirmesi ile huzursuzlaşan Bade elini yeğeninin alnına koyarak hasta olup olmadığını anlamaya çalışmıştı,
“Teyze ben çok acıktım.” Yeğeni öyle yardıma muhtaç söylemişti ki bu sözleri Bade yutkunmadan edemedi, dolan gözlerini saklamak adına gözlerini sıkıca kapattıktan sonra zor da olsa gülümseyen bir surat takınıp yeğeninin saçlarını okşamış ve elindeki kıyafetleri göstererek mırıldanmıştı,
“Ben de çok acıktım Teyzem… O zaman ben üstünü değiştirdikten sonra evi keşfedip burada kaldığımız sürece bize ait olan mutfağı bulalım ve sana güzel bir yemek yapalım tamam mı?” Hafifçe gülümseyen yeğenini görünce keyfi az da olsa yerine gelen Bade duydukları ile moralinin tekrar bozulmasını engelleyememişti,
“Hamburger günü yapacaktık… Başka zaman mı yapacağız?” O adamdan bir isteğinin yerine getirilmesini beklemek zaten çokça saçma olurdu. Hareketlerini görse dahi yapacağına inanarak hareket eden Bade çok geç kalmadan yarı yolda kalmıştı,
“Başka zaman yapalım mı bitanem? Bu ev hamburgerciye çok uzakmış, bizim eve hamburger getiren abiler buraya getiremediği için buradakiler hiç hamburger yemiyormuş… Evimize gidince sana en sevdiğinden alırım olur mu?” Yeğeninin başını sallaması ile kapının kilitli olmasının rahatlığıyla banyoya giren genç kız oldukça hızlı bir şekilde duş alıp üstünü değiştirerek tüm çamurdan ve pislikten arınmış bir şekilde odaya geçmişti. Uzun ve ıslak saçlarını kurutacak her hangi bir araç olmadığı için saçlarını örerek uyuklayan yeğenini kaldırmış ve oldukça gergin bir şekilde odanın kilidini açıp kilidi göğüsüne sıkıştırarak odadan çıkmıştı. Elini tuttuğu yeğeni ile merdivenlerden oldukça sessiz bir şekilde inen genç kızın gözü ise sürekli evde bağırıp çağıran manyağın odasındandaydı. Kimseyi görmeden mutfak olduğunu düşündüğü kısma ilerlediğinde buranın da sessiz olduğunu gören genç kız yeğenini kolları altından kaldırıp uzun taburelerden birine oturtmuş ve dolapları karıştırmaya başlanıştı. Bomboş bir buzdolabı ve bakliyatın ‘b’ si olmayan dolaplardan sonra morali iyice bozulan Bade yeğeninin heyecanla kendini izlediğini fark edip bir umut tekrar dolapların hepsini tek tek karıştırmak için o kısma yöneldiğinde bir çekmecenin arkalarına sıkışmış paket sesini duyması ile göğüsünün heyecanla attığına inanamamıştı. Yeğenine yemek yapabilecek ve karnını doyurabilecek olmanın kendini heyecanlandırdığına inanamıyordu… Bu kadar mı kötü durumdaydı? Heyecanla elini çekmecenin en arka kısmına atan genç kız eline gelen paketi sıkışan yerden zor da olsa çıkartınca elinde duranın bir makarna paketi olduğunu fark etmesi ile gülümseyince yeğeninin de onunla aynı heyecanı paylaştığını fark etmişti,
“Teyze! Makarna mı yiyeceğiz?” Bade Kerem’in bu heyecanlı haline dayanamayıp yanına ilerleyerek başını göğüsüne çekip kıvırcık saçlarına bir kaç öpücük kondurarak mırıldanmıştı,
“Evet bitanem, istemez misin? Bugün hamburger yerine makarna günü yapalım ne dersin?”
“Olur. Ben zaten ikisini de seviyorum ki… Sen yapınca ben her şeyi severim.” Bade ilk defa böyle bir şey duyduğu için bir kaç saniye kalakalmış ardından derince yutkunmuştu, biraz geri çekilip yeğeninin yüzünü tarayınca gördüğü sevgi ile gözlerinin dolmasını engelleyemedi,
“Ben de seninle olan her şeyi severim teyzeciğim…” tekrar saçlarına bir öpücük kondurduğu yeğeninin biraz da olsa oyalanması adına dolapta gördüğü bir kaç magneti çıkarmış ve masaya koyup ona doğru itmişti.
“Bak burada neler varmış… Ben yemek yaparken sen üstünde yazanları okuyabilir misin?” Kerem önüne konan renkli eşyalara heyecanla bakıp hızla başını sallamıştı,
“Okurum!” Genç kız yeğeni için oyalanacak ve kafasını dağıtacak bir aktivite bulduğu için keyifi yerine gelmiş bir şekilde dolapları karıştırarak küçük bir tencere çıkarmış ve su doldururken yeğenini dinlemişti,
“İ-is-pı-ispan-ispanya!” Bade yeni yeni okuma yazma öğretmeye başladığı yeğeninin yazanı doğru okuması ile bir alkış çalmış ve su dolu tencereyi ocağa koyarak altını açmıştı,
“Evet teyzem aferin sana, İspanya doğru. Şimdi başka bir tane oku.” Kerem okumaya çalışırken Bade en azından yağ veya tuz bulabilme ümidi ile etrafı kolaçan etmeye devam etmişti.
“Mı-a-lı-mal-dı-i-vı-Maldiv-ler. Buldum Teyze! Maldivler!” Bade yeğeninin heyecanına karşı bozuk moraline rağmen kahkaha atmış ve hiç bir şey bulamasa da keyfini kaçırmamaya çalışarak kaynayan suyun içine makarna paketini boşaltmıştı.
“Aferin kuzum! Akıllı kuzum benim.” Diyerek gidip yeğenin saçlarını tekrar öpmüş ve biraz zaman geçirmek için çokça olan magnetleri makarna pişene kadar yeğeni ile beraber incelemişti. Yemek hazırlandığında biraz çekinerek sadece haşlayıp süzdüğü makarnayı tabağa koyup yeğeninin önüne koyarken aç kalmaması için de içten içe dua etmiyor değildi. Kerem normalde evde yediklerinden farklı duran makarnaya bir kaç saniye baksa da daha sonra yemek için çatalını alıp teyzesine sormuştu,
“Sen yemeyecek misin?” Bade hiç bir zaman tek oturtmazdı yeğenini sofraya, yalnızlık hissetmemesi adına yemese de her zaman yanında otururdu bu yüzden alışkanlıklarını değiştirmek istemeyerek o adamın hiç bir şeyini yemek veya kullanmak istemese de hem guruldayan karnını doyurmak hem de yeğeninin daha fazla huzursuz olmasını engellemek adına bir tabak da kendine almış ve yanına oturmuştu. İkili birlikte ilk lokmalarını aldığında Bade tedirginlikle yeğenine baksa da yeğeninin her zamanki gibi sorun çıkarmadan başını sağa sola sallayıp güzel olduğunu belirtmesi ile içinin rahatladığını hissederek saçlarına bir öpücük kondurmuştu,
“Ellerine sağlık teyze.”
“Afiyet olsun bitanem.” Bade her yemekte olduğu gibi yeğeninin sorduğu her soruyu cevaplayarak yemeği devam ettirmişti. İkili günün belki de en sakin saatlerini yaşarken Bade buna elbette ki çomak sokulacağını az çok tahmin edebiliyordu ki tahmin ettiği gibi olmuştu. Mutfak kapısından giren iki adamla yeğeninin sözlerinin hızla kesilip elindeki çatalı düşürmesi ve yüzünü saklayarak teyzesinin boynuna sarılması saniyelerini almıştı. Güven aldığı siparişin poşetleri ile mutfağa girerken Engin ise evdeki eksikler için yaptırdığı market alışverişinin poşetlerini mutfağa taşıyordu. Mutfağa giren ikili mutfaktaki iki kişiyi görmeyi beklemedikleri için bir kaç saniye kapı girişinde kalsalar da ardından sessizce mutfağa girmişlerdi. Bade gergince yeğeninin sırtını sıvazlarken aynı onun gibi korksa da sığınacak bir limanı olmadığı için gelecek atağı beklemekten başka bir şey yapamamıştı.
Güven ne yaptıklarına bakmak için kafasını masaya doğru uzattığında nereden bulduklarını bilmediği makarnayı yediklerini görünce kaşlarını çatıp kendisine bakmayan yeğeni ve kendisine korku ile bakan genç kıza dönüp sormuştu,
“Ne yiyorsunuz siz?” Bade yutkunup onun yemeğini yediğinden dolayı pişman olarak sakin olmaya çalışan bir sesle mırıldanmıştı,
“Kerem… Acıkınca ben başka bir şey yapamadım. Mutfağını kullandım.” Hepi topu bir paket makarnaydı ancak bu adam onun bile lafını yapabilirdi. Bu yüzden gerilen genç kız devam etmişti.
“Ben en kısa zamanda eksiklerimizi tamamlayacağım. Senin her hangi bir şeyini kullanmayız, bugün zorunluluk oldu.” Güven saçma sapan konuşan kıza karşı yüzünü buruşturup yüzüne bakmayan yeğeninin yediği şeyin siniri ile konuşmuştu,
“Kes! Benim senin aldığın her hangi bir şeye ihtiyacım var gibi mi duruyor? Sen bu süre zarfında benim yeğenimi böyle mi besliyordun!? Elinizden almasam hali ne olacaktı acaba!?” Bade kıldan tüyden şeylere bağıran adama artık yavaş yavaş bir direnç kazanıyor olsa da Kerem hala korkuyordu. Bu yüzden sadece tek kelime söylemişti,
“Korkuyor.” Güven duyduğu tek kelime ile hızla kendine gelirken derin bir kaç nefes alıp rahatlamaya çalışarak bir kenara bıraktığı poşeti alarak yeğenine doğru yürümüştü,
“Aslan parçası? Bak sana ne getirdim… Duyduğuma göre canın hamburger çekmiş, ben de alıp geldim.” Bade normalde balıklama atlayacağı teklife karşın başını iki yana sallayan yeğeninin rahatlaması için saçlarını okşayıp mırıldandı,
“Korkmanı gerektiren bir şey yok bitanem… Bak amcan seni düşünerek sana istediğin yemeği getirmiş. Hem ne demiştik? İkram geri çevirilmezdi değil mi?” Güven kendisine ters bir duruş sergilemeyen kızı tek kaşı kalkık bir şekilde izlerken yeğeninin başını genç kızın boynundan kaldırıp korkuyla kendisine çevirdiğini görmüştü. İşe yaramıştı…
“Aslan parçası? Yemeyecek misin?” Kerem teyzesinden onay almak ister gibi bakınca Bade güven vermek adına küçükçe gülümseyip göz kapaklarını birbirine bastırıp açmıştı. Kerem bunun onay olduğunu biliyordu,
“Olur… Yerim.” Güven yeğeninin ilk defa kendi ile konuştuğunu fark edince uzun zamandır işlevsiz olan kalbimde bir karıncalanma hissetse de kendini toparlayıp o hissi göz ardı etmişti fakat kendi kanından olan bu çocuğa asla sert davranmak içinden gelmediği için sakince gülümsemeden edememişti.
“Aferin aslan parçası. Biz tanışmadık değil mi? Daha doğrusu sen benim yüzüme bakmadın…” Bade yeğenine gelince herkese davrandığından çok daha nazik davranan adamın gel gitli hallerini şaşkınca izlese de kendisine yaklaşması ile gerilmişti. Yaşadıkları aklına gelince az önce yediklerinin çıkmak için zorlamalarını göz ardı etmeye çalışıyordu…
Güven yeğeninin kızın kucağında olduğu umursamadan önüne çökmüş ve kendisine hala korkuyla bakan gözlerine gözlerini sabitleyip elini uzatmıştı,
“Ben Güven Agah Ilgaz. Senin amcanım…” Kerem tanıdık gelen soy ismi ile tüm korkusunu unutup çocuksu bir heyecanla teyzesinin kucağında zıplamıştı,
“A ben de Ilgaz!” Bade akıllı yeğenine hafifçe gülümserken Güven ise başını keyifle aşağı yukarı sallamıştı,
“Sen benim soyumdansın çünkü küçük… Aynı soydan olduğumuz için soy adımız aynı.” Kerem duydukları hoşuna gitmemiş gibi teyzesine dönüp korkuyla mırıldanmıştı,
“Teyze soy ne? Sen orada benim yanımdasın değil mi? Orada ben yalnız kalmak istemiyorum.” Bade derin bir nefes bırakıp nasıl anlatacağını bilmeden biraz düşünmek için kendisine süre verirken Güven beklemeden söze atlamıştı,
“O değil, ben yanındayım.” Kerem hızla başını iki yana sallayıp teyzesine sıkıca sarılırken Bade yeğenini yine korkutmaya başaram adama midesi bulanır bir bakış atmıştı. İşte bu adamın amcalığı da anlayışı da bu kadardı,
“Yanlış anladın bitanem… Soy sadece bir ad… Ayrıca sen Ilgaz olduğun kadar Çelebisin de.” Güven yüzünü buruşturup duyduğu bu saçma şey ile doğrulurken net bir şekilde konuşmuştu,
“O Ilgaz!” Kerem yine kavga olacağını anlayıp hızla konuştu,
“O zaman teyzem de Ilgaz.”Güven iğrenir gibi sandalyede oturan kızı incelemişti,
“Değil, teyzen Ilgaz olamayacak kadar… Çirkin.” Bade karşısındaki adam tarafından aşağılanmaya alışsa da bazı sözleri ister istemez bir yerlere dokunuyordu. Çenesi titreyen genç kız kendisini iğrenç bir varlık incelermiş gibi inceleyen adamın yüzündeki yarada gözlerini bir kaç tur dolandırıp dolan gözlerini yere indirmişti. Annesi ve babası Badeyi hep güzel kızım diye severdi… Yalan mıydı o söyledikleri?
“Hiçte bile! Benim teyzem güzel! Sensin çirkin!” Güven yeğeninden böyle bir atak beklemiyor olacak ki kaşları havalansa da sinirlenmemişti. Bade daha fazla aynı havayı solumak istemediği adama bakmadan oturduğu yerden kalkarken Güven kızın dolu gözlerini görüp keyiflenerek gülüp giden kızın ardından onun da duyabileceği bir tonda konuştu,
“Teyzemiz doğruları duyunca bile böyle yıkılıyorsa bu evde işi çok zor. Benden söylemesi! Bence yol yakınken bu evden çıkıp gitmeli!” Bade titreyen çenesini zapt etmeye çalışıp kucağındaki yeğeninin saçlarını okşarken mutfaktan çıkmış ve arkasından söylenenlere karşı söyleyene veremediği cevabı sessizce kendine vermişti,
“Asla! Asla yılmayacağım, asla yıldıramayacaksın beni!”