Bade inanamıyordu, az önce git diyen adamın birden bir süre burada kalacaksın demesine inanamıyordu… Korkuyla merdivenlere yürüyen adama izleyen genç kız adamın merdivenlerde durup kendine bakması ile kucağındaki yeğenine daha çok sarılıp yerinde rahatsızca kıpırdanmıştı,
“Ne bakıyorsun öyle!? Kalk dedim! Kalk yürü git odana gözüm görmesin seni!” Bade bağırıp def olan adamın ardından dudağını ağlamamak için ısırsa da için için ağlamak ve yeğenini buradan alıp gitmek istiyordu. Adamın gözden kaybolması ile yeğenini kucağına iyice yerleştirip ayağa kalkan genç kız, Kerem’in kıvırcık saçları arasından parmaklarını geçirip saçlarını okşarken yatıştırmaya çalıştı,
“Teyzem… Şşş… Sakin ol, bak duydun yanındayım senin… Ben senin yanındayken kimse hiç bir şey yapamaz sana.” Kucağındaki çocuğun ağlayarak başını boynundan kaldırması ile gülümseyen genç kız ağlamaktan ıslanan yanaklarını silip yanağına bir öpücük kondurmuştu,
“Tamam mı teyzecim?” Kerem duydukları ile heyecanlanırken üzüntüsünü de bir kenara atamıyordu. Bu yüzden üzgün ancak heyecanlı sesi ile emin olmak ister gibi sormuştu,
“Beni bırakmayacaksın di mi?” Bade kucağındaki yeğeninin rahatlaması için kendisinin bile cevabını net bilmediği soruya karşılık gülümsemiş ve başını sallamıştı,
“Bırakmayacağım tabi bitanem… Ben seni bırakır mıyım hiç?” Yeğeninin perişan halinde göz gezdiren Bade ağlamak istese de kendini tutmuş ve kendi halini düşünmek istemeyerek derin bir nefes almıştı. Keremin karşısında güçlü olmalıydı, yeğeninin bu yaşta gelişimini ve psikolojisini etkileyecek her hangi bir durumun oluşmasını engellemeliydi. Bunun için ise ilk başta kendinden başlamalıydı… Sonrasını, buradan nasıl çıkacaklarını ise sakin kafa ile düşünecekti. Dış kapıdan giren adam ile çekinceyle ona yürüyen bade Keremi de daha sıkı tutup bırakmıyordu, etrafı inceleyen yeğeninin başını tutup tekrar boynuna gömmüş ve etrafı görmesinin önüne geçmişti. Hedefi yeğeni ile buradan gitmeleri ardından bu evle ve bu insanlarla ilgili yeğenin aklında hiç bir görüntü kalmamasıydı… Karşıdan gelen tanıdık yüze bakan genç kız konuşmuştu,
“Telefonumu istiyorun ailemle görüşeceğim, ayrıca evimden benim ve Kerem’in alınacak eşyaları var onların da getirilmesini istiyorum.” Engin az önce patronunun çıtlattığı mevzuyu bildiği için başını sallayıp kızın telefonu yerine kendi telefonunu cebinden çıkararak uzatmıştı,
“Al bununla ailene haber ver. Telefona izin yok, abi yasakladı. Söyle hazırlasınlar eşyaları gidip alacağız biz.” Bade duydukları ile dişlerini sıkıp sakin olmaya çalışsa da karşısındaki adam yüzünden her hangi bir sinir durumu halinde yeğeninin korkacağını bilerek sakin kalmaya çalışmıştı. Annesinin numarasını çeviren genç kız telefonu kulağına dayayıp kendine bakan adama dik dik baktı. Nefret ediyordu… Hepsinden… Açılan telefondan ağlama sesi yükselince Bade ağlamak istese de gözündeki damlaları göndermek için bakışlarını yukarı kaldırıp sakin olmaya çalışmıştı. Şu an o güçsüz kız gitmeli ve yerine güçlü Bade gelmeliydi. Kimseyi korkutmadan, üzmeden bu işi halledecekti… Engin konuşmayan kızı görünce sıkılgan bir şekilde ceplerinde olan elinin birini çıkarıp beş parmağını açarak kıza göstermişti,
“Sadece beş dakika.” Bade karşısındaki adama midesini bulandıran bir şeye bakıyormuş gibi bakıp cevaplamıştı,
“Alo anne, ben Bade sakin olun.” Annesinin duydukları ile bir çığlık atması ile Bade’nin göğüsünde bir çığ kopsa da gözlerinden akan damlalara tezat bir şekilde sesini sakin tutarak devam etmişti,
“Bade! Bade nerdesin yavrum!? Öldüm öldüm dirildim annem! Nerdesiniz!?”
“Anne sakin ol… Kerem ve ben Kerem’in amcasının yanındayız…” annesinin tekrar bağırdığını hisseden genç kız kucağındaki yeğenin sesleri duyduğunu anlamasını sağlayan bir şekilde huzursuzca kıpırdanması ardından amcasından korkmaması için sakin bir sesle onu kötülemeden devam etmişti konuşmasına,
“Anne… Anne sakin ol! Kerem yanımda, amcası bir kaç gün veya hafta bizi misafir edecek bu yüzden ben ve Kerem’e birer valiz hazırla gelip alacaklar. Ben olayları daha detaylı anlatmak için seni arayacağım şimdi Kerem yanımda senin bağırışını duydukça korkuyor. Sakin ol…” demesi kolaydı tabi… Kendi de sakin olamıyordu ki.
“Bade! Gel yavrum ne işin var orada!?”
“Anne! Keyfi değil! Zorunlu, bana bırak ben halledeceğim! Siz bizim iyi olduğumuzu bilin… Ben her gün arayacağım sizi…” Telefonun elinden çekilip kapatılması ile Bade karşısındaki adama sinirle bakıp kucağındaki yeğenini unutarak bağırmıştı,
“Korkacaklar! Zaten kapatacaktım!” Yeğeninin titremesi ile kucağındaki varlığını hatırlayan Bade sakin olmaya çalışıp boştaki eli ile yüzündeki ıslaklığı silmiş ve saçlarını geri atmıştı. Sırası değildi…
“Odamı göster bana.” Engin kız sinirlendikçe daha da keyifleniyordu bu yüzden eli ile merdivenleri işaret edip konuştu,
“Buyur teyze hanım.” Bade gösterilen yere ilerlerken Engin de ikili arkasından yürüyordu. Odaların katına gelen Engin kattaki üç odaya bakıp tek yek konuştu,
“Şu Güven abinin odası, rahatsız ediyim demeyin…” Bade boş bilgiler verip boş boş konuşan adamın konuşmalarına daha fazla tahammül edemeyip sözünü kesmişti,
“Şeytan görsün yüzünü! Benim kalacağım odayı soruyorum!” Engin sinirli kızla keyiflenirken içten içe burada olduğu sürece eğleneceği için keyifli bir sesle konuşmuştu,
“Şu küçük beyin odası, yanındaki de senin.” Bade iğrenç bulduğu adama bakmadan gösterdiği odaya ilerlerken Engin konuşmuştu,
“Küçük bey odasında kalacak.” Bade dişlerini sıkıp sakin olmak için gözlerini sıkıca kapatsa da arkasındaki adamın işgüzarlığına daha fazla dayanamayarak durduğu kapı eşiğinde arkasını dönüp pişkince sırıtan adama tüm evi inletecek şekilde bağırmıştı,
“Defol! Siktir git!” Engin beklemediği şekilde bağıran kadınla titrerken yüzündeki gülümseme solmuş Bade ise içindekileri dökmenin rahatlığı ile derin bir nefes alıp karşısında bülbül gibi şakıyan adamın dut yemiş bülbüle dönmesi ile kucağında bağırışından dolayı sıçratan yeğeninin sırtını sıvazlayıp odaya girerek kimseyi umursamadan kapıyı var gücü ile çarpıp arkasındaki anahtarla kilitleyip anahtarı da eline alıp yatağa fırlatmıştı. Derin bir nefes bırakan kadın koridorda bir kapının sertçe açılıp bir bağırışın yükselmesi ile korksa da yeğenine belli etmeden kucağından indirip yüzüne yerleştirdiği gülümseme ile sormuştu,
“Bitanem… Duş alalım, yemeğini ye sonra uyuyalım olur mu?” Kerem teyzesinin sakin suratını görünce rahatlarken başını tamam anlamında sallamıştı. Bade yeğeninin üstü başı çamur olmuş perişan haline bakıp ağlamak istese de kendini tutup elini kavramış ve dışarıdaki bağırışlara kulağını tıkayıp odadaki banyoya ilerlemişti,
“Aptal herif! Beş para etmezsiniz hepiniz! Kovacağım lan sizi! Defol! Bir uyutmadınız! Bir çocuktan azar yiyorsunuz! Salaklar!” Güvenin bağırışlarını umursamadan girdiği banyoyu inceleyen Bade yeğenini bırakıp etrafı incelemiş bulduğu havluları ve ihtiyaçları toplayıp yeğeninin kısaca duş almasına yardımcı olmuştu. Yeğeninin bedenini havluya saran genç kız kucağına alıp yatağa oturtmuş ve mis kokulu saçlarına bir öpücük kondurup odadaki gardrop kapaklarını tek tek açmıştı. Bomboş kapakları sinirle kapatan genç kız elini beline koyup derin bir nefes bırakarak yatağa fırlattığı anahtarı alıp yeğenin korkmaması adına yanağını okşadı ve fısıldadı,
“Şimdi gidip yan odadan senin giyinmen için kıyafet olup olmadığına bakacağım, sen burada beni bekle tamam mı bitanem? Beş dakikaya geleceğim söz.” Bakışlarında bir korku oluşsa da gözledini bir kaç kez kırpıştırıp başını sallaması ile Bade hızla yeğenin yanağına bir öpücük kondurup kapıya ilerlemişti. Kapının kilidini açan genç kız hafifçe aralayıp etrafı kolaçan ettikten sonra kimse olmadığını o şerefsizin de kapısının kapalı olduğunu görüp derin bir nefes almış odadan çıkıp kapıyı arkasından kilitleyerek hızla elindeki kilitle yan odaya girmişti. Odayı incelediğinde gördüğü dolaba ilerleyip içini açan Bade düşündüğü gibi önceden hazırlanan kıyafetleri görünce sinirlerinin tepesine çıkmasını engelleyememişti. Resmen adam gelmeden önce bunun planını kurmuştu…
Genç kız kıyafetlerden bir kaçını yatağa fırlatıp kucaklayabilecek kısmını kucakladıktan sonra kapıyı açıp hemen odaya dönmüş, kilidi açtıktan sonra arkasından gelen sesle gözlerini büyütüp arkasını dönmüştü. Odasından çıkan adamı görünce hızla kapıyı itip içeri giren genç kız adamın konuşması ile kapıyı arkasından kapatıp tekrar kilitlemişti.
“Sen ne götürüyorsun oraya!?” Bade, derin derin nefesler alıp korkudan artık hissetmediği kollarının iki yana düşmesi ile kucağındaki kumaşların yere yığılmasını umursamadan kapının kolunun aşağı indirilip arkasından bağırılmasını korku ile izledi,
“Bu kapı neden kilitli!? Kilitlenmeyecek bu kapılar! Aç çabuk!” Bade ağlamaklı bir ses bırakıp ne yapacağını bilmez bir şekilde saçlarını geriye attığında bacağına sarılan kollardan Kerem’in korktuğunu anlayıp derin bir nefes almış ve boyunu onun hizasına getirerek sanki yeğeni gibi korkudan titremiyormuş gibi konuşmuştu,
“Bir şey yok bitanem…” Yere düşen kıyafetlerden bir kaçını alan genç kız yeğenin eline tutuşturup kapıda bağıran adamı umursamadan sakince konuşmaya devam etti,
“Şimdi sen al bunları banyoda giyin teyzecim. Ben de amcana senin için güzel bir yemek sipariş etmesini söyleyim olur mu? Hamburgere ne dersin?” Kerem duyduğu teklifle dışarıdaki bağırışı unutup başını heyecanla aşağı yukarı sallamıştı,
“Evet!” Bade gülümseyip yeğenin gidişi ardından banyonun kapısının kapanmasını izleyip kapıyı açmak için kilidi çevirdiğinde hala kapıyı tekmeleyip bağıran adama karşı hissettiği korkuyu yenememişti,
“Aç şu kapıyı! Aç yoksa kıracağım!” Bade kapıyı açtığında tekrar kapıya atılacak yumruğun yanlışlıkla yüzüne gelecek olduğunu fark edip bir kaç adım geri kaçmış ve korksa da dik durmaya çalışarak konuşmuştu,
“Ne oluyor!? Korkuyor anlamıyor musun!? Kerem bu tavırlarından korkuyor!” Güven bağıran kız ile yüzünü buruşturup midesi bulanıyormuş gibi bağırmıştı,
“Kes! Kes! Sesine tahammülüm yok! Çık önümden yeğenim nerede!?”
Bade bir pisliğe dokunuyormuş gibi üstündeki kazağın omuzundan parmaklarının ucu ile tutup kendini kenara iten adama şaşkın bir şekilde bakarken aynı zamanda bir insanın daha fazla nasıl midesini bulandırabileceğine bizzat şahit oluyordu.
Adamın parmaklarını kazağından sinirle ayıran genç kız odaya göz atan gözlerini kendine çevirmesi için dişleri arasından sinirle konuşmuştu,
“Çocuğu nerede sürüklediyseniz üstü başı toz toprak içindeydi! Yıkadım, üstünü giyiyor! Ne var neden geldin!?” Güven sıkılganlıkla kaşlarını çatıp oflamış ve ellerini cebine koyup kapıdan çıkarak eşiğinde durmuştu. Az önceki sinirinin aksine gayet sakin bir şekilde konuşması Bade’yi daha da korkutmuştu,
“Off! Çok konuşuyorsun, susmak ne bilmez misin sen be kadın!?” Bade gözlerini kırpıştırıp korkuyla yutkunmuş ve dinlemeye devam etmişti. Güven karşısında perişan halde duran kızı baştan sona buruşmuş bir suratla izleyip devam etti,
“Git üstünü başını değiştir zaten keyfimi kaçırıyorsun böyle görünce daha çok keyifsizleşiyorum.” Bade inanamayarak karşısındaki adama bakarken dudaklarının aşağı doğru kıvrılmasını engelleyememişti. Vücuduna açık bir yer olmamasına rağmen rahatsızlıkla kollarını birine bağlayan genç kız mırıldanmıştı,
“Sen yaptın. Siz beni bu hale getirdiniz… Yaparken keyfinin kaçmadığı şeyi görünce de keyfin kaçmasın.” Güven sürekli kendine laf yetiştiren kızdan çok sıkılmıştı. Dudaklarını kıvırıp üstüne basa basa cevapladı,
“Sen bence o çeneni kapat! Az önce ayaklarıma kapanıp beni öldürme diye yalvaran bir insana göre çok konuşuyorsun.” Bade iğrenç bir şeye bakıyormuş gibi bakıp bulanan midesi ile açık kapıyı kapatmak için kavramıştı, pek muhabbet edilip dert anlatılabilecek bir adam değildi kendisi. Kapıyı kapatmak isteyen genç kız kapatmadan önce karşısındaki adama bakıp aklına gelen şeyi söylemek için konuştu,
“Kerem en son kahvaltı yaptı… Evinin etrafında yemek alabileceğim bir yer olmadığı için sana söylüyorum, malum ormanın ortasında. Hamburger istiyor… En azından sevdiği bir yemek görürse yaşadıklarını bir kenara atıp bir kaç dakika mutlu olabilir…” Güven yeğeninin canın çektiği şeyi duyunca istemsizce keyiflenip başını tamam anlamında sallamıştı. İşte böyle böyle bu kız boyundurluğu altına girecek daha sonra def olup gidecekti. Aklına gelenle kapıyı kapatacak kızı durdurmak için elini kapıya koyup iten genç adam piç bir gülüşle kendine korku ile bakan kıza hitaben konuşmuştu,
“Ben sana söylemeyi unuttum. Burada olduğun sürece yemekler ve temizlik sende. Benim de bir hizmetçiye ihtiyacım vardı tam zamanında geldin.” Bade duydukları ile anlamayarak gözlerini kısıp ‘ne saçmalıyorsun?’ Der gibi bir bakış atmış ve sormuştu,
“Ne!?” Güven karşı geleceğini anladığı kızı korkutmak için kemerine taktığı silahı çıkarıp kızın beline dayayınca titrediğini hissetti. Keyifli bir sesle dalga geçer gibi sormuştu,
“Ee söyle bakalım teyze, cevabın nedir? İş teklifimi kabul ediyor musun? Yoksa seni ben diğer tarafa mı göndereyim?” Bade midesini bulandıran adama bakıp titreyen çenesini zapt etmeye çalışarak korkuyla fısıldamıştı,
“Ta… Tamam.” Güven, silahını beline takıp kızı sinirlendirmek için saçları üstünde ellerini gezdirip küçük bir çocuk eğliyormuş gibi konuşmuştu,
“Aferin sana.” Bade saçlarında gezen eller ile midesinin bulandığını hissedip öğürürken bu görüntü Güven’in kaşlarının havalanmasını sağlamıştı. Bade kusmamak için midesini tutup diğer eli ile kapıyı kilitlerken bir yandan ağlıyor bir yandan da yardım dilenir bir şekilde fısıldıyordu,
“Allahım yardım et bana… Dayanma gücü ver…” Güven kustu kusacak kızın kapıyı çarpıp kilitlemesi ile kaşlarını çatıp anlamaya çalışsa da kendinden midesinin bulanmasını yedirememiş ve kendi kendine mırıldanmıştı,
“Normal. Silahı görünce korktu garibim…” Kendi kendine gülen adam aşağı inerken bir yandan da kızdan kısa sürede kurtulup düzenine dönebilecek olma fikri ile keyiflendiğini hissetmişti.