~BİR SÜRE~

1251 Kelimeler
Bade birden bulunduğu odanın kapısının açılması ile irkilirken az önce odadan çıkan adamın tekrar geldiğini görüp iğrenir bir bakış atmaktan kendini alıkoyamamıştı, “Polisler geldi, Güven ağabey seni bekliyor.” Duyduğu isimle vücudundan bir ürperti geçen genç kız duydukları ile aşağıdaki adamdan bir şekilde kurtulabileceğini düşünüp hızla oturduğu yerden doğrulmuş ve adamı beklemeden yanından geçip merdivenlerden inmeye başlamıştı indikçe kapının açık kısmından kademe kademe gördüğü üniformalı insanlar ile kendi vatanına gitmiş gurbetçi gibi sevinirlen hızla öne atılıp adamların beklediği ve istediğinin aksine kendini koşarak dışarı atıp herkesi şaşırtmıştı. Güven yanından rüzgar gibi geçen beden ile ne olduğunu anlayamazken çatılı kaşları ile polis üniforması giyen adamlarının arkasına saklanan kıza bakıp dişlerini sıktı, laftan anlamazdı bu kız… Canı yanmadan laftan anlamazdı. Sakin olmaya çalışarak konuşmasını dinledi, “Polis bey bu adam beni ve yeğenimi zorla evinde tutuyor! Siz gelmeden önce de polislere gerçeği anlatırsan seni öldürürüm diye tehdit etti..!” Güven duyduğu şikayet ile dudaklarının kıvrılmasına engel olamayıp bir kaç adım atarak adamlarının iki tarafa ayrılıp Bade denen kızı açığa çıkarmasını beklemiş kızla karşı karşıya kalınca da yüzündeki sinirli gülümseme ile hızla kıza yürüyüp artık çekmekten sıkıldığı saçları tutup içeri çekmişti, “Ahhh! Bırak! Yardım edin!” Adamlar içeri çekilen kızın ardından aniden patronlarının sinirlendiğini fark edip kapıda daha fazla kalabalık yapmamak adına oradan ayrılırken Bade polislerin arkasını dönüp gitmesi ile bağırarak saçları çekilse dahi onlara doğru koşmaya çalışmıştı. “Yardım edin! Beni bu adamla bırakmayın, yardım edin!” Güven saçlarından tuttuğu kızı salona getirip üçlü koltuğa fırlatınca susmadan bağırıp ağlayan kızın susması adına sinirle bağırdı, “Kes sesini! Kes! Aptal! Siktir git dedim! Git gözüm görmesin seni dedim! Defol evimden dedim! Hiç birini yapmadın! Üstüne bir de yürek yemiş gibi beni polis sandığın adamlarıma şikayet ettin!” Bade hıçkıra hıçkıra ağlarken saç diplerinin ağrısını biraz da olsa geçirmek adına ovuşturuyordu, duyduğu cümlelerle daha çok ağlarken bağırdı, “Sen! Sen benimle dalgamı geçiyorsun aşağılık herif!” Güven duyduğu sesle midesi bulanır gibi yüzünü buruşturup kızın koltukta fırlattığı gibi duran bedenine ilerlemiş, ardından çenesinden tutarak sinirle bağırmıştı, “Ne yapayım lan sana! Söyle ne yapayım! Nasıl akıllanacaksın! Benden zarar gördüğünü ne zaman anlayacaksın!” Bade tuttuğu çenesi ile kendini sarsıp kriz geçiriyormuş gibi bağıran adamdan ilk defa bu kadar korktuğunu hissetmişti. Adamın gözleri yüzü gibi kıp kırmızı bir şekilde cinnet geçiriyormuş gibi gözlerinin önünde sallanırken Bade sadece elleri ile güçsüzce itmeye çalışıyordu. “Söyle lan! Söyle ne istiyorsun sen benden! Öldüreyim mi seni!? Bunu mu istiyorsun!?” Bade duydukları ile daha fazla ağlayıp başını iki yana salladı. Ölemezdi… Yeğeni büyüyüp aklı başına gelene kadar ölemezdi… Güven başını sallayıp kızın çenesini sinirle bıraktı ellerini saçlarından geçirip sinirle gözlüğünü kenara fırlatırken ellerini beline koymuş ve koltukta büzüşerek ağlayan kıza dönmüştü, “Bana bak! Beni iyi dinle! Şimdi..! Tam şu an sana gitme şansı veriyorum! Şimdi gidersen bir daha birbirimizi görmeyiz, seni unuturum ve bu olay burada kapanır! Ya da…” Elini beline atıp kemerine sıkıştırdığı tabancayı çıkaran adam ağlayan kıza doğrultup bağırmaya devam etti, “Ya da seni öldürürüm! Seni görmek istemiyorum! Ya kendin yok ol! Ya da ben yok edeceğim! Seçim senin..!” Bade gördüğü silahla korkuyla geri çekilirken hıçkırıklarının daha fazla artmasına engel olmamamıştı, ağlamaktan akan burnunu karşısındaki adamı umursamadan kolu ile silip fısıldadı, “Lütfen… Lütfen indir onu… Gideceğim, yeğenimi ver gideceğim.” Güven hala yeğenim diye sayıklayan kadına dayanamayıp ateş saçan gözleri ile kızın üstündeki kazağın ensesinden tutup kızı ayaklarının önünde oturtmuş ve yüzüne yalvaran gözlerle bakan kızın şakağına silahı dayamıştı. “Laftan anlamazsın lan sen! Ben sana neden laf anlatıyorum ki!? Vur gitsin anasını satayım! Gebert gitsin!” Bade başında hissettiği soğuklukla bir çığlık atıp adamın bacaklarına sarılıken anlaması adına bağırdı, “Ölmek umrumda değil! Yeğenim çok küçük! Ne annesi kaldı ne babası! Annesi öldüğünden beri beni annesi gibi görüyor! Yapma! Yapma yalvarıyorum!” Güven bacaklarına sarılıp ağlayan kız ile kalbinden garip bir sızı geçtiğini hissedince korku ile kızı itmiş ve bağırmıştı, “Kes lan sesini! Kes! Son duanı et!” Bade titreyen çenesi ile gözlerini sıkıca kapatıp ağlarken içinden öldükten sonra Kerem’in iyi bir adam olarak yetişmesi için dualar ediyordu. Güven gözlerini kapatsa da ağlamaya devam eden kızın kendini ölüne hazırladığını anlayınca istediğini verip silahın kilidini çekmiş, tam ateşleyecekken duyduğu sesle hızla kilidi indirip silahı beline saklayarak yanlarına koşan çocuğa bakmıştı, “Teyze! Teyze!” Bade duyduğu sesin heyecanı ile başından ayrılan soğukluğu dahi hissetmeyerek gözlerini açıp sesin geldiği yere döndüğünde ağlayarak kendine koşan çocuğu görünce tüm gücü kuvveti kaybolmuş gibi arkasındaki koltuğa sırtını dayayarak bu sefer canı yandığı için değil, sinirleri boşaldığı için ağlamıştı… İyiydi, can parçası iyiydi… Hızla kendine koşan çocuğun boynuna atlaması ile canı yansa da umursamadan kokusunu içine çekip boynunu öptü, “Teyzem…” Kerem duyduğu koku ile güvenli noktasını bulmuş gibi rahatlayarak teyzesinin kollarına kendini iyice bırakmış ve ağlayarak adını sayıklamaya devam etmişti, “Teyze, çok korktum… Sen de gittin diye çok korktum.” Bade duydukları ile yeğeninin annesi ve babası gibi kendini bıraktığını zannettiği için bunu onlara yaşatan adama ağlasa da midesini bulandıran bir şeye bakarmış gibi nefret içerikli bakışlarla baktı. Güven kızın bakışlarını görünce sabrını sürekli sınayan kızın tekrar sınadığını fark etmiş ve alnını ovuşturarak mırıldanmıştı, “Sabır.” Daha fazla bu görüntüye dayanamayan genç adam küçücük bir çocuğu bile tutamayan adamına ‘seninle sonra görüşeceğiz’ bakışını atıp yeğeninin yanına ilerledi, elini yeğeninin omzuna koyup mırıldanmıştı, “Aslan parçası?” Kerem duyduğu sesle korkuyla titremeye başlayınca Bade gözleri kocaman açılmış bir şekilde adamın elini itip yeğeninin karşısında kendine zarar vermemesi için fısıldamıştı, “Korkuyor, dokunma. Korkudan titriyor…” Güven gördüğü ve duyduğu şeyle hayatı boyunca belki de sayılı kez yaşadığı irkilmelerden birini yaşamış ve bir kaç adım geri gitmişti. Yeğenine zarar vermemişti ki… Daha fazla bu görüntüye dayanamayan adam yanındaki adama dönüp sinirle konuştu, “Kızı al yukarıya, benim odamın yanındaki odayı açın. Eksiği neyse getirin, hatta evinden alacak eşyası varsa alın. Bir süre bizimle burada kalacak.” Yeğenine yan gözle bakan adam devam etti, “Küçüğün odasını da yine benim olduğum kata taşıyın.” “Emredersin ağabey.” Bade duydukları ile korkuyla konuştu, “Ben kalamam! Ben seninle kalmam!” Güven az önce ölecek olan kendisi değilmiş gibi çenesi durmayan kıza bakıp ani sinir değişimi ile bağırdı, “Defol o zaman!” Hiç kimse az önce çok sakin davranan adamın böyle bir tepki vereceğini düşünmüyor olsa gerek hepsi sıçramıştı. Bade, yeğeninin korkuyla çığlık atıp ağlaması ile daha çok ağlayarak fısıldamıştı, “Yeğenim burada…” Güven aynı ses tonuyla tekrar bağırmıştı, “Kes o zaman sesini! Sürekli zırlamayı da bırak! Az önceyi düşün! Sana bir şans veriyorum!” Adamına dönüp bağırdı, “Anladın mı lan sen de beni!?” “Anladım ağabey…” “Ne dikiliyorsun o zaman karşımda siktir git!” Bade yeğenin kulaklarını kapatıp ağrıyan kemiklerine rağmen odada bu adamla tek başına kalmaktan korktuğu için hızla kucağındaki yeğeni ile ayaklanmıştı. Adama ruh hastası yaftasını gördükleri akabinde abartılı bir sıfat olarak yapıştırsa da şu an görüyordu ki adamın ruh sağlığında ciddi bir problem vardı. Kızın ayaklandığını gören adam hızla bağırdı, “Otur! Kim kalk dedi sana!?” Bade korkuyla hemen arkasındaki koltuğa oturup kendine ilerleyen adamı izlemişti. Güven yeğenini kucaklayan kadının karşısında durup meraksız ama öğrenmesi gereken bilgileri sordu, “Adın, sanın, yaşın, mesleğin ne! Kimsin! Anlat hemen hepsini!” Bade titreyerek karşısındaki adamdan hemen kurtulmak için cevapladı, “Bade… Adım Bade. 25 yaşındayım… Hemşireyim.” Duydukları ile yüzünü buruşturan adam eli ile kalk işareti yaptı, “Kalk, kalk, kalk. Kalk git gözümün önünden, bu evde olduğun sürece etrafımda dolaştığını görmeyeceğim. Mümkünse gözüme gözükme! Ailene de haber vereceksen ver bir süre buradasın! Bu süre yeğenimin bana alışması ile biter…”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE