Vücudumdaki tüy misali dokunuşlar uykumu böldü, ılık yapış yapış bir his dizlerimde, boynumda ve çenemdeydi. Gözlerim aralandığında ilk fark ettiğim şey siyah perdelerin açıldığı ve gün ışığının odaya dolduğuydu. Bakışlarım yanımdaki adama çevrildi, başucumda oturup yatak başlığına sırtını dayadığını görürken “Cihangir?” diye mırıldandım. “Şş, biraz daha uyu,” derken hafif dokunuşu sağ el bileğime geçti. Gözlerim iyice aralanırken derin bir nefes verdiğini duydum. “Sözümü dinlesen ölürsün zaten,” diye homurdandı ağzının içinden. “Saat kaç?” derken ona doğru çevirdim vücudumu. O cevap veremeden sol elinde tuttuğu yuvarlak krem kutu gözüme çarptı. Yapış yapış hissin varlığı anlama bürünürken dudaklarıma yayılan gülümsemeye engel olamadım. “Saat erken, uyu biraz daha diyorum.” Dirsekleri

