Eve geldikten sonra o kadar açtım ki kendimi direk mutfağa attım , yarın tekrar provalar vardı , yani benim iç.
Ateşle barışmıştım ve çok mutluydum, normalde asla açıklama yapmayan biri olduğunu biliyordum ama bugün.. resmen bana açıklama yapmıştı , hep diyordum bir daha beni öpmesine izin vermeyeceğim diye ama öyle bir anda oluyordu ki engel olamıyordum.
Eren yukarı katta bilgisayar oyununa devam ediyordu , teyzemlerde bir saat içinde geleceklerdi , yani şuan akşam yemeğimi yersem odam da Misperiyle konuşmak için daha çok zamanım olabilirdi.
Dolapta ne olduğuna baktım ,pilav.. hayır , çorba.. hayır, mantı... tabi ki !
Çıkardığım mantıyı ocağa koyduktan sonra yanına cacığın güzel gideceğini düşündüm ve dolaptan salata çıkarıp minik minik kestim sulu yoğurda ekledikten sonra karıştırıp nane koydum orta bir kıvamı olmuştu, cacık hazır olunca mantıya döndüm , yeni yeni pişmeye başlayan mantının kokusu etrafı sarmaya başlamıştı bile..
**
Sabah erken kalkabilmek için alarm kurmuştum çünkü okula gidecektim ,teyzem gitmek zorunda olmadığımı söyleyip durmuştu ve benden defalarca kez özür dilemişti , ben de özürlerini geri çevirmeyip onla barıştım , sonuçta aynı evde yaşıyoruz ve uzun bir süre küs kalmak iyi değildir değil mi ?
Okul deyince aklıma sürekli Banu geliyordu , Cemre cezasını hapiste çekecekti ve artık yoktu , hatta Ateş suçu Ege'ye attığını söylemişti ama polisler ona inanmamış çünkü benle kavgalı olduğunu bilen çok kişi vardı .Aslında yalan söylemiyordu beni vuran Egeydi ama yapmasını isteyen de kendisiydi.
Banu'dan bu kadar zamandır ses çıkmadığına göre bir terslik vardı ama ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok. Formamı giydikten sonra saçımı düzleyip açık bıraktım , düz saçı toplayacak değilim herhalde.
Hazır olduğumu anlayınca çantamı alıp Erenin odasına gittim.
Saçım yine öne gelmişti , hemen arkaya atıp 'Eren...! Diye bağırdım , yoksa uyanacağı yoktu bu çocuğun.
Ses vermedi , 'Erennn!' deyip tekrar çığırdığımda yine ses gelmeyince odasına girdim.
Dağılmış yatağında yatıyordu , bir sürü şey yere saçılmıştı ve odası kokuyordu sanırım nedeni bilgisayarın yanındaki pizza kutusuydu. , kesinlikle burada büyük bir temizlik yapılmalıydı. Bir elimle burnumu kapatıp diğer elimle Erenin omzunu dürtmeye başladım.
'Erennnn! Kalksana kuzen ya , okula gideceğiz!' deyince sesimin garip çıktığını fark ettim. Sanırım elimle burnumu kapattığım için böyle oldu.
Yine tepki vermedi , hem de hiç .Korkmaya başlamıştım neden cevap vermiyordu? O normalde okul kelimesini duyunca şap diye kalkardı hele geç kaldık desem.. Evet ya desem. Hemen ağzımı açıp 'Ereeen! Okula geç kalıyoruz kalksana öküz!' deyip dürtmemi sürdürdüm ama yine tepki vermeyince çantamı yere koyup teyzemlerin kapısına koştum.
'teyzeee!!' Eren uyanmıyordu bir şey olmuş olmalıydı , o bana bu kadar kötü şaka yapmazdı , biliyordum.
Teyzem uykulu bir sesle 'ne oldu Öykücüğüm ?' derken Faruk amca 'ne oldu ya şimdi ?' diyordu. Eh zaten iki dakika içinde uyanacaklardı , ben sadece daha erken olmasını sağlamıştım. Birkaç saniye sonra kapı açıldı. Teyzem kaşlarını çatmış uykuyla bana bakıyordu.
Endişeli olduğumu fark edince ' ne oldu Öykücüğüm?' dedi. Sorun şuydu ki ne olduğunu bende bilmiyordum!
'teyze... Eren.. uyanmıyor!' deyip ağlamaya başladığım da aynı anda Faruk amca 'ne?' diye bağırıp bize doğru koşmaya başladı. Duymasına şaşmamıştım çünkü bağırarak söylemiştim. İkisi bir anda Erenin odasına koşmaya başlayınca peşlerinden gittim.
'Durumu kritik Faruk Bey . Gıda zehirlenmesi yaşamış ve şuan midesi temizleniyor...' yakışıklı doktor böyle derken teyzemle bir olmuş ağlıyorduk.
Sanırım ben neden olduğunu biliyordum , evet evet kesinlikle biliyordum!
'..Acaba dün ya da bugün en son ne yediğini söyler misiniz?' deyip tek kaşını kaldıran doktora ağlamalarımı durdurarak baktım.
Faruk eniştem bize döndü ve 'ben..ben bilmiyorum..' dedi. Öyle dediğini duyar duymaz ayağa kalktım ve ' pizza yemişti ,midesini temizlediklerinde anlayabilirsiniz..' dedim.
'Teşekkür ederim küçük hanım ' deyip teyzemlerin görmeyeceği bir şekilde göz kırptı.
Bir şeyler ima etmiyor olsa çok iyi olurdu yoksa ben de ona çok iyi bir şeyler ima edecektim. Fesat düşünmeyin dayak atacağımı kastediyorum!
'Sen nereden biliyorsun Öykü?' deyip kaşlarını kaldıran Melek teyzeme ' siz yokken ..pizzacı gelmişti ve odasında iğrenç kokan bir pizza kutusu gördüm' deyip elimle gözlerimi ovuşturdum. Tam ağlamayacağım diyordum ki rahatlıyorum , aklıma Erenle anılarım geldi ve tekrar ağlamaya başladım.
Birkaç dakika sonra omzumda hissettiğim el korkmama neden oldu .Anında ayağa kalktım ve kimin geldiğine baktım.
'Ateş?' deyip ona yaklaştığımda 'hey!' deyip kaşlarını çattı.
' yanına geleceğim bekle' dedikten sonra Faruk eniştemin yanına gidip konuşmaya başladı. Bende teyzemin yanına tekrar oturdum.
Belki teselli edersem düzelirdi umuduyla 'teyze.. korkma , hiçbir şey olmayacak. Bak görürsün Eren uyanacak tamam mı ?' deyip elimle omzunu sıvazladım ve içten içe kendimi de avutmaya devam ettim.Etrafı seyretmeye devam ederken Ateş yanıma geldi ve ' gel bir dakika..' dedi. Hala ağladığımı biliyordum ama haberi öğrendiğim zaman ki kadar şiddetli değildi.
'Ne oldu anlat bana ' deyince ağzımı açar gibi oldum ama geri kapattım.
'Okula gidecektik..sonra Erenin kapısını tıklattım. Aç..açmayınca odasına girdim...' derken içimdeki ağlama hormonu tavan yaptı ve ağlamaya başladım.
Lanet olsun! Onun yanındayken ağlayıp kendimi savunmasız göstermekten nefret ediyordum!
'Eren yatakta hareketsiz duruyordu ve...' devam edemeden hıçkırıklarımla ağlamamı daha da şiddetlendirdim .Ateş iyice bedenime yaklaştı ve 'hey! Ağlamak yok ' deyip eliyle göz yaşlarımı sildi , inanamıyordum , bana neden kibar davranıyordu ? Yani o.. son zamanlarda birkaç olay dışında fazla nazikti bana karşı , eskiden olsa güler geçerdim ama şimdi yaşıyordum.
Teni tenime değdiği an o kısımlar yeni oluşmuş bir yaraya kolonya döker gibi yanmaya başladı ama güzel anlamda..
'Sonra kaç kez dürttüm onu bilmiyorum ama tepkisizliği devam edince teyzemleri çağırdım... , şimdi de buradayız. Senin nereden haberin oldu?' deyip ağlarken kaşımın tekini kaldırdım.
'Gerçekten soruyor musun? eğer senin kuzeninse benim de kuzenim' dedi
Saçlarımı arkaya atıp cebimdeki tokayla topladım.
'Peki doktorlar hiçbir şey demedi mi size?' deyip kaşlarını cevap beklercesine kaldırdığında 'midesini yıkıyorlarmış , sadece bunu söylediler' deyip elimle gözlerimi sildim.
'anladım , hadi sen teyzenlerin yanına dön' deyip telefonunu çıkardı , itiraz etmeden teyzemlerin yanına doğru yürümeye başladım..
Saat dört'e doğru Erenin uyandığını öğrendik. Teyzemle o kadar mutlu olduk ki..
Bunu söyleyen hemşire ablaya binlerce kez teşekkürler dedim, oysa neden? Demekle yetindi halbuki bizi ne kadar mutlu ettiğinden habersizdi..
İlk önce teyzemle Faruk eniştem girdi. Ben daha sonra girecektim , konuştuğum konular 40 yaş altına uygundu çünkü.(Öyle bir şey varsa bilmiyorum 40- ben uydurdum 18+ gibi)
Beş dakika boyunca her sıkıldığımda yaptığım gibi ayağımla yere sayılar çizdim .Sonunda teyzemler çıktığında ikisinin de suratında güller açıyordu. Demek ki Eren gerçekten iyiydi.
'teyzeee! Eren iyimiymiş ?' deyip meraka ikisine baktım. Gülümsediler ve 'iyiymiş kuzum seni çağırdı' deyip burnumu sıktı , teyzem çok mutluydu.
Gülümseyip tokamı biraz daha sıktım ve saçlarımı düşmekten kurtardım ve odanın kapısını açtım.
Kapıyı ilk açtığımda burnuma gelen keskin koku dikkatimi çekti. Birkaç saniye sonra odanın yeni boyandığını fark ettim.
Ardından az ilerimde yatağında uzanan Erene döndüm. Çok bitkin görünüyordu ama gülümsüyordu , belki de bizi üzmek istemiyordu.
Yanına oturdum ve bende gülümsedim ' kuzen beni üzmemek için gülmene gerek yok' dedim. Oysa bana alay eder gibi baktı 'sen neden bahsediyorsun kuzen ? ben hiperaktifliğimden gülüyorum hiç bu kadar iyi olmamıştım' diyerek az önce düşündüğüm her şeyi hayal kırıklığı köşesine yolladı , gerizekalı!
Hem daha 5 saat önce bayılmıştı ,yalancı.
'ee sen iyi misin ?' diyerek konu açtığında kızaran gözlerimi kastettiğini anlamıştım.
'çok iyiyim , çok ' deyip gülümsediğimde ' asıl beni üzmemek için gülen sensin. Ağladın mı sen benim için kuzenlerin kraliçesi?' deyip gözlerimin içine baktı, duraksadım ama ağladım dersem benimle alay edebilirdi , yine de dürüstlük ederek 'ağladım kuzen' dedim.
İkinci dans öğretmenimiz Elif hoca 2 saat boyunca başka bir partnerle çalıştırdı beni . Söylediğine göre dans 1. dönem sonu olacakmış ve onlar bunu her yıl yaparlarmış.
Eve yürürken yalnız olacağımı biliyordum çünkü teyzemler bugün Erenle kalacaklardı.
Bende eve gelme saatini hiç dert etmedim ve markette bayağı oyalandım , planım Misperiyi çağırıp kız gecesi falan yapmaktı.Üzerime pijama takımımı giyip ayıcıklı terliğimle ve topuz saçımla klasik pjama partisi kombinimi tamamladım.
Giyinmiştim giyinmesine de sanki Misperi kesin gelecekti , telefondan arayamayacağımı bildiğimden f*******:'a girip mesaj yolladım.
'Misperi.. evde tekim. Gel korkuyorum parti falan yaparız' iki dakika sonra cevap geldi. Bu kız ne kadar sosyalmiş kardeş diye düşünmeden edemedim .
'anneme sormalıyım aşkım bekle' mesajı okuduktan sonra topuzumdan çıkan saçımı ağzıma götürüp sanki katı bir şeymiş gibi kemirmeye başladım .Evet bir konuyu merak edersem yapardım bunu , ya da başım beladaysa.
Tabi sabah saçlarımı yeni düzlediğim için yapmadım. 'geliyorum bebeğim pembe olan mı ? mor olan mı ? deyip pijama takımlarını yolladı , ben de pembe giyiyordum o yüzden 'mor olan , hemen gel ben çıktım telefonum yanımda değil ondan buradan yazıyorum dedim.
Bilgisayarı kapatıp mutfağa indim ve dertleşip çikolata yiyeceğimiz için nutellayla iki tane kahvaltı bıçağı çıkardım.
İçecek olarak fanta iyiydi , kolayı sevmiyorum zaten. (yalan! Teyzem almıyor ve bu saatte tekrar dışarı çıkamam hem çıkmam için pijama takımımı çıkaracığım da eve gelip tekrar giyeceğim.. hiiç uğraşamam fanta iyi)
Bir de dolapta geçenlerde teyzemlerin aldığı yaş pastayı çıkardım. Bugün çikolata girl olacaktık.
Dolaptan çıkardığım şeyleri içerideki masaya koyup cnbc-e kanalcığımı açtım.
Sonra 'nr1' den müzik dinlerdik süper!
Programımız şimdiden hazır , ben kesinlikle organize eden kişi kimdi unuttum ondan olmalıydım.
Bardaklara fanta koyarken kapı çalınca koyduğum fanta biraz döküldü , Misperi gelmiş olmalıydı!
Büyük bir hevesle kapıya koşarken bi tane kırlente takılıp düştüm ama hemen kalkıp kapıyı açtım. Gözlerimi gelen kişinin ayaklarından alırken bu kişinin Misperi olmadığını anladım.
Kafamı kaldırdığımda Ateşi görünce kaşlarım yukarıya kalktı.
Beni bu halimle gördü şimdi o değil mi ? Yani o beni böyle rezil bir görünümle gördü?
Misperi görseydi kankam der geçerdim ama o..
'Ateş??' deyip sesimde de şaşkınlığımı belli etmeye çalıştım ve benle dalga geçmemesini umdum. Tabi kapıyı giysilerim görünmeyecek şekilde kapadım.
'Kapıyı açarsan içeriye gireceğim' deyip açmamı işaret etti.
'ha..şey..' deyip 'açamam!' dedim.
Oda benim gibi kaşlarını kaldırdı ama çattı , 'ne alaka?'
'Şey..bak ..yani şuan uygun bir zaman değil Ateş hem de hiç..' deyip onu yollamaya çalıştım. Normal şartlarda gelsin diye dua eden ben resmen çocuğu kovuyordum.
'içeride birimi var? Öykü kim var?' deyip kapıyı itti ve içeriye daldı. Salona geçtiğinde tabi ki koyduğum yemekleri gördü.
'kimi bekliyorsun? Bir erkek mi?' deyip sinirli gözleriyle beni süzdü.
'Ateş..hayır yani evet ama anladığın gibi değil.. şey gelecek..' devam etmeme fırsat vermedi 'kim?' neden ona açıklama yapıyordum ki ? Tamam aramız iyi falan ama ne sevgilim ne de kocam. (abarttım sanırım)
Yine de kimin geleceğini söyleyip içimi rahatlatacaktım.
'Misperi gelecek Misperi geri' deyip ellerimle saçımı çektim, tabi biraz sakince. Saçlarıma zarar vermeyi sevmiyorum.
Az önceye kadar çatılan kaşları normale döndü . ' o zaman neden bir saat kızdırdın beni?direk söyleseydin ya?' deyip ellerini cebine soktu ve bana doğru yürümeye başladı.
'ee sen neden geldin?' deyip bende ellerimi pijamama koydum ve soğuyan ellerimi ısıtmaya çalıştım , bir de Ateşe özendim tabi.
'Seni alacaktım' deyince şaşırdım tabi. Bu saatte nereyeydi ki ?
'neden alacaktın ki?' deyip şaşkınlığımı gizleyerek gözlerinin içine baktım.
'Seni Rioya götürecektim ' deyip vazgeçmiş bir tavırla yere baktı.
Rio.. Orası Erenin beni götürdüğü yerdi ve her gidişimde Ateşide orada görmüştüm ,sanırım orayla bir bağlantısı vardı.
Bir dakika beni oraya götürecekti , hem de ben istemeden ve zorunda kalmadan?
Bu fırsat bir kez ayağıma gelirdi sanırım o yüzden hemen kabul ettim. 'üzerimi giyineyim o zaman?' deyip yukarıya çıktım.
Bugün elbise giyesim yoktu , o yüzden siyah deri taytımla bordo biraz açık bluzumu giydim , bordo rengine yakın ayakkabımla süper kombin olurdu. Eğer beni götürecek kişi Ateş olmasaydı hayatta üzerimi giyinmeye uğraşamaştım. Rimel ve eyeliner sürüp ceketimide giydim , hazırdım!
Aşağıya indiğimde pjamalı bir Misperi gördüm..
**
Bar'a gelmeden önce on beş dakikamız Misperiye giysi bulmakla geçmişti ama sonunda bulmuştuk. Tabi bana biraz kızmıştı ama her şeyin son dakika golü olduğunuda anlatmıştım ona. Zaten Kürşat'ında orada olduğunu duyunca yumuşamıştı.
Araba sonunda durduğunda indik ve Misperiyle etrafa bakındık. Sokak tarzındaki görünüme sahip cadde sisle kaplıydı , belki de sigaraydı ama kokunun berbat olduğunu kesin bir dille söyleyebilirim.
Ateş ikimizide yanına aldı ve girişe doğru yürümeye başladık.
Girişte bekleyen adam bize kaşlarını çatıp baktı , amacı neydi anlamadım ama içeriye girdik.
Zaten girdiğimizde de bir sürü bakışa mahrus kaldık i hepside girişteki adam gibi bakıyordu ama Misperi sakindi.
' ne oldu?' deyip kulağına fısıldadım. Bana döndü ve 'sana söylememiştim ama burası Ateşin yeri ve onu daha önce dışarıdan bir kızla geldiğini gören olmadı , hep içeride bulurdu. İnsanlar bu yüzden şaşkın ve sanırım ikimizi de Ateşin yanında dolaşan sütüklerden sandılar' dedi.
Demek burası Ateşindi.. Bir bağlantı olduğunu biliyordum! Vee Öykü iç güdüleri yine yalnız bırakmadı beni.
'Geçmeyecek misin ?' Ateşin sesini duyduğumda derin düşüncelerimden çıktım.
Misperide hadi otur be kızım! Der gibi gözlerini büyütmüştü.
Karşımdaki büyük oturma yerinde Kürşat i adının Murat olduğunu öğrendiğim çocuk bir kız ve Misperiyle Ateş vardı.
'Ha?' deyip oturdum.
Karşımızdaki güzel kız bize garip garip bakıyordu.
'Ee Atteş..Bu kızları bizle tanıştırmayacak mısın? ' deyip ayak ayak üstüne attı.
Giydiği elbise neredeyse olmadığı için kilodu biraz belliydi , o****!
'Yanımdaki Öykü bilmezsin sen arkadaşı Mİsperi ' ikimizi tanıtmış oldu.
Misperi ve benim için gergin devam konuşma onlar için kahkahalarla doluydu , tabi Ateş hiç kahkaha atmamıştı. Birkaç kez bizde konuşmuştuk ama onun dışında dış kapının dış mandalı gibiydik.
Ateş 'ben geliyorum' deyip yanımdan kalktı ve karanlığa doğru yürüdü.
Böylece burada tanıdığım kimsede kalmadı , bir tek Kürşat vardı ama onunla da resmi olarak tanışmış değildik. Tabi Misperi Kürşat'la konuşuyordu , karşımdaki kızlada Murat ,oh kebap! Bende mal gibi etrafa bakıyordum.
Aniden bir çocuk bana doğru yürüdü ve 'selam fıstık tanışalım istersen?' dedi.
Gözlerimi gözlerinden kaçırıp 'gerek yok' dedim ve yeri seyretmeye devam ettim.
'Neden fıstık ya? Seni burada kapan olmamış sanırım ama ben almazsam olmaz!' deyip kahkaha attı. Ve yanıma oturdu , Misperiler ve Muratlar öyle koyu bir sohbete dalmışlardı ki beni umursamıyorlardı.
Elini omzuma koyunca ' Yavaş!' diyip gözlerimi büyüttüm.
'tamam güzelim yeter ki seni iste deyip sırıtmaya devam etti.
' o anlamda demedim geri zekalım benim yavaştan kastım uzak dur şimdi uza!' deyip önüme döndüm. Çocuk laftanda anlamıyordu. Anti zekalı!
Tabi anti zekalığını tekrar gösterip bu sefer ellerini belime koyuduğunda çığlık attım. O an Ateş'in sesi kulağımı doldurdu. ' çek lan ellerini kızın üstünden!' deyip anti zekalı çocuğa baktı. Misperilerde Muratlarda ve bardak, genelde buraya dönmüştü. Ah! Sevgili dostlarım.. şimdimi geldim aklınıza?
' çekmezsem ne olur lan. Kız boştaydı ben kaptım , geç kaldın' anti' çekmezsem ne olur lan' anti zekalı çocuk yine anti zekalığını gösterdi , az sonra pis dayak yiyecekti.
Ateş duraksadı , sinirlerine zor hakim olduğu belliydi.
' ona neden kimsenin karışmadığını biliyor musun?' deyip çocuğa doğru bir adım attığında çocuk 'neden ?' dedi
'benle geldiği için' deyip çocuğun alayla gözlerinin büyümesine neden oldu .
'sen kimsin ki?' deyip kaşlarını çattığında 'buranın sahibiyim ve buradan defolmanı istiyorum!'dedi.
Çocuğun gözleri büyüdü , hatasını anlamışça yürümeye başladı ve az ileride birkaç erkeğin yanında durdu.
Ateş yanıma ulaştığında ' o it bir daha sana karışmayacak!' deyip yanıma oturdu. Beni koruması gerçekten mükemmel bir şeydi ama onun hiçbir şeyi değilken garibime gidiyordu.
'neden bir şey söylemiyorsun?' deyip kaşlarını kaldırdığında saçımı geriye attım ve ' ne dememi bekliyordun ki? Beni yine kurtardın. Peki neden Ateş? Yani neden beni sebepsizce kurtardın?' deyip ona meydan okurcasına baktım.
Kaldırdığı kaşları indi ve ciddi ciddi bana döndü. 'neden mi ? çünkü benimle geldin ve benimle geldiğin yerde..-' ilk defa onun sözünü keserek elimle ağzını kapattım.
'Hayır Ateş seninle gelmemle alakası yok bu konunun , sürekli beni böyle durumlardan kurtarıyorsun , koruyorsun , öpüyorsun ana bizim bir adımız yok..' deyip gözlerimi tam gözlerine sabitledim. Bu sefer korkmak yoktu , bu sefer içimdeki her şeyi dökecektim.
'ne demek istiyorsun?' deyip kaşlarını tekrar kaldırdığında ne demek istediğimi gayet iyi biliyordu.
'ne demek istediğimi biliyorsun!' deyip hafifçe bağırdım.
'bak öykü.. ilk olarak bana bağırmamanı kaç kere söyleyeceğim bilmiyorum ama ben öyle sevgili işleriyle uğraşamam'dedi
'ne demek istiyorsun?' deyip bu sefer aynı soruyu ben sorduğumda 'bana çıkma olayını kast ettiğini biliyorum ama ben uzun bir süre önce o konuları kapattım' dedi.
'ne yani ?' deyip kaşlarımı kaldırdığımda 'yani o konuları unuttum ve seninle çıkarsam bile o konulara hiç iyi olmadığımı iyi bil' dedi , az önce umutsuz konuşsa da şimdi.. Ateşe ne oluyordu ?
'ne yani şimdi biz.. sevgili miyiz??' dediğimde
'ilk olarak sevgili kelimesini kullanmayı sevmem , ikinci olarak evet deyip kaşlarını çattı , ama sevimli bir tavırla , neredeyse gülecekti. Misperiyi Kürşat bırakacağı için bizimle gelmedi , beni de Ateş bırakacaktı.
Bar'dan çıktıktan sonra ne söylemeliyim ? diye düşündüm. Sonuçta biz çıkıyoruz , yani Ateşle ben , ben!
Arabayla eve doğru gelirken içimde çok garip duygular bir aradaydı. Ateş.. yani o hala anlamıyordum. Bu kadar katı biri neden aniden yumuşar ki?
Ateş beni eve bıraktıktan sonra dudağıma bir buse kondurup gitmişti ve ben yalnız kalmıştım , şimdiyse sabah olmuştu , teyzemlerin öğlen geleceğini biliyordum o yüzden telefonumu geri alma işi akşama kalmıştı , gece uyanık olduklarını düşünüp ev telefonundan aramıştım ama cevap vermemişlerdi.
Ama bir dakika şuan önemli bir olay daha var! Benim bir sevgilim var! Okulda o yanımda otururken nasıl dersleri anlayacağım merak konusu. Tamam her zaman yanımda oturuyordu ama şuan sevgiliyiz ve işler daha ciddi bir hal aldı , ama hala anlayamadığım bir şey var , belki de bunu defalarca kez söyledim. Ateş başlarda bu kadar sert davranırken ne oldu da yumuşadı?
Cevabını bulamadığım soruları düşünmeyi bırakarak dün yarım saat boyunca toparladığım mutfağa girdim ve yiyecek bir şeyler atıştırdım, gülmeden edemiyordum. Onunla çıkmak , sevgili olmak o kadar garipti ki..
Ve en çok merak ettiğim şeylerden biri okulun vereceği tepkiydi , yani Ateşin sevgilisi olmadığını söyleyip kendini avutan kızlar şimdi ne yapacaklardı? Bir bakıma okuldaki kızların yüzde doksanın bana düşman olacağını biliyordum ama umurumda değildi , şuan çıkıyor olmamız bile şaka gibiyken benim bunu düşünmem saçmaydı.
Dolaptan şuana kadar en çok beğendiğim spor tarzı şeyleri çıkardım. Ne de olsa artık bir sevgilim vardı değil mi?
Okula gittiğimde okulun genelinin odak noktası olmuştum , üzerimdeki hem spor hem de tarz giysiler yüzünden mi ? yoksa Ateşle çıkıyor olmam yüzünden mi ? bilmiyordum ama ikinci seçenek çok daha mantıklı geliyordu.
Saçlarımı toplayıp düzgün görünmesini sağlamıştım , giydiğim siyah eşofman ve kesik kesik olan siyah beyaz bluzla çok güzel göründüğümü ben de biliyordum. Hele bir de siyah saçlı olsaydım çok daha güzel görüneceğime emindim. Havalı bir tavırla yürümeye devam ederken bir bakıma mutluydum , artık Londralı lakabım yoktu , yani uzun bir süredir kimse söylemiyordu. Umarım Melek Ateşle çıktığım için sayfasında dedikodu çıkarmazdı , ya da çıkarsın. Sanki en fazla ne olabilir ?
Sınıfa girdiğimde Misperi sırasına oturmuş ellerini kafasının arasına almış ve sıraya yaslanmıştı , yüzünü göremiyordum ama bu pozisyon da pek mutlu olduğunu da sanmıyordum.
Az önce gülümsemekten mutluluk dağıtan suratım soldu , sınıftaki bakışları umursamadan Misperinin yanına koştum.
'Misperi..?' deyip ellerimi saçlarında gezdirdiğimde suratını bana döndü ve kızaran gözlerini ancak o zaman fark ettim.
'Öykü?'
**
'Ne nasıl?' dediklerini hala idrak edememiştim . 'Sanki sevgiliymişiz gibiydi ,sonra bana birlikte olmayı teklif etti ,ben de kabul etmedim , edemezdim.! Oysa içimde oluşan küçücük kırıntıları dediği altı kelimeyle o kırıntıları yok etti'o zaman bu iş bitti bebeğim' deyip ağlamaya devam etmişti .Kürşat nasıl böyle bir çocuk olabilirdi ? Nasıl benim arkadaşımı bu kadar derinden yaralayabilirdi ?
O kadar sinirlenmiştim ki.. Kürşat'ı dövmek istiyordum , o kıvama gelmiştim artık. Sinirimden dersin beden olduğunu unuttum .'Misperi.. sen gelmeyecek misin ?' deyip kaşlarımı kaldırdığımda 'yok Öykü ya..Ben biraz kendime gelmeliyim ,senin yanımda kalmana gerek yok ,ağlamıklarımı duymanı istemiyorum..' deyip ağlamaya devam ettiğinde 'olmaz Misperi , ben ne için varım burada?' deyip üzgünlüğümü belli edercesine suçsuz bir mahkum gibi baktım gözlerine.
'Olmaz Öykü! Git sen , ben tek kalmak istiyorum anlıyor musun?' deyip eliyle göz yaşlarını sildiğinde durumun ciddiyetini ancak anlamıştım , 'tamam ama tenefüslerde gelirim yanına ona göre' deyip üzgünlüğümü belli etmeden sınıftan çıktım.
Az ilerimde sırada Ateşi görünce gözlerim büyüdü , onu daha önce hiç beden dersinde görmemiştim (dans dışında ,seçmelerde) ve o buradaydı !
Zaten beni görünce neden bilmiyorum ama kaşları çatıldı. Sıranın en başında durmasını uzun boyundan anlıyordum zaten , bense 20 kızdan 8.ciydim .
Öğretmen ilk ders sınav yapıp serbest bıraktı bizi . Tenefüste Misperiyle bayağı konuştum , zil çalınca ilk ona aldığım yemekleri verdim daha sonra da arka bahçeye yürümeye başladım. az sonra yapacağımız basket maçını düşünüyordum , tamam kısa boylu olmayabilirdim ama basketim çok çok iyi değildi , belki de şans bu sefer bana gülerde basket atardım.
Arka bahçede sözleştiğimiz kızlar dışında 6 erkek(Ateşle birlikte) görünce şaşırmadan edemedim. Onu her görüşümde içim kıpır kıpır oluyor ve kızarıyordum ,Tolgaylayken de böyle hissederdim meğerse hiç hak etmiyormuş o kızarmalarımı..
Kızların üçü kıp kısa şort giymişlerdi , birilerinin bunları beden dersinde ne giyileceğini öğretmesi gerekiyordu ,hemen!
Saçımı düzgünce bağlayıp yanlarına gittiğimde Ateş bana doğru gelmeye başladı , tabi durumumuzdan haberdar olan kızlar bana tip tip bakışlar attılar beş kızın üçü bana tip tip bakarken ikisi gülümsüyordu çünkü sevgilileri vardı.
Gözlerimi yerde gezdirirken kolumdan hem nazik hem de hırçınça(ikisi bir nasıl oluyor bilmiyorum) tuttu.
' bu üstündeki bluz ne ?' deyip kaşlarını çattığında şaşırdım , benim giyimime karışamazdı! Hem açık giyinmiyordum ki , sadece boyun kısmı azıcık açıktı ama oda hiçbir yerimi belli etmiyordu.
' ne varmış bluzumde ?' deyip tek kaşımı kaldırdığımda aynı zamanda ' kolumu bırak! Bize bakıyorlar' diye ekledim.
'sence umrumda mı ? sen eğilip basket atarken üstün açıldığında zaten bakacaklar' deyince ancak akıl edebildim. Haklıydı , yalan değil. Eğildiğimde üstümü gösterebilecek bir bluz giymiştim ve maalesef bu bluzda Ateşle ilk çıktığım güne denk gelmişti.
'Şu ceketi giy' deyip potanın altındaki gri kapşonlu spor ceketi gösterdi.
Başımla onaylayıp ceketi giydim ve önümü iyice ilikledim .Beni sahiplenmesi çok güzel bir şeydi.. Tabi ceket fazla bol olmuştu ya ayrı..
Asıl sorun şuydu ki maçta Ateşte olacaktı. Onun gözünde kötü oynayamazdım. Allah'ım lütfen bana yardım ette güzel oynayayım diye iç geçiriyor , korkumu gizlemeye çalışıyordum. Her ne kadar Ateşin beni seçmesini beklesem de aksini yaparak üç kız bir erkek aldı. Bana kalan iki kızda benden nefret eden kızlardı , of Allah'ım of! Şimdi bu cadılar sinirlerinden bana top atmazlar ve bilerek maçı kaybederler diye geçirmeden edemiyordum.
Bizim takımda ki iki erkekse kaslı maslı bir şeylerdi , maşallah yavrucuklar siz ne yakışıklısınız ya? Bu düşünceyi düşündüğüm için kendimden imrendim!
Sevgilin var kızım senin sevgilin!
Maç başlarken yanıma geldi ve 'iddiaya var mısın?' dedi.
' ne iddiası ? ' deyip elimi belime yerleştirdiğimde ' bu maçı biz kazanırsak eğer açık giysilerinin hepsini atacağım , ama eğer kaybedersem sadece açık bluzlarını ?' deyip kaşlarını kaldırdı.
'Allah Allah neden ben her yönde karsız çıkıyorum ki ? Eğer biz kazanırsak sana kaslarını gösterecek şeyler giymek yasak anlaşıldı mı ?' deyip iyice maça odaklanıyordum. Bu süper bir fırsattı.
'Anlaştık' deyip sırıttı...
Maçın son beş dakikasında onlar 30 biz 20 idik. Geri zekalı Eylül ve Begüm hiç düzgün oynamıyorlar ayrıca topu karşı takıma veriyorlardı. Ah! Elveda açık giysilerim...!
Ve ayrıca ikinizde götsünüz Eylül ve Begüm!
Ateş topu karşı takımdan bir kıza fırlatırken kasları ortaya seriliydi ve gıcık olmuştum.
Ona o kadar odaklanmıştım ki , belki de kaslarına kafama gelen topu geç algıladım.Top kafama çarptığı an topla beraber yere çakıldım ve acım ikiye katlandı , buda yetmezmiş gibi Ateş başıma gelip sırıtmaya başladı. Çok komik sanki ben burada can çekiyorum o gülüyor , oh ne ala!
'Ahh!!' deyip acımı belli etmeye çalıştığımda ' kaslı maslı çekici adamım biliyorum da bu kadar ilgini çektiğimi bilmezdim Londralı ?' deyip aynı zamanda soru sormuştu.
Çakıldığım beton gibi zeminden kalktım ve ' ne ? ne alaka ' dedim.
Topum geldiği yeri elimle kapatmıştım ama çok acıyordu ve elimi ıslak hissetmeye başlamıştım.
Ateşin az önce sırıtan suratı dondu.
'Öykü elini çek!' deyip koluma uzandığında hemen çektim ve avucumun içine baktım , kanıyordu!!!
O kadar panik yaptım ki birkaç damla kendini serbest bıraktı.
Ateş 'beni bekle ' deyip topu bana atan takım arkadaşım ve adının Bora olduğunu öğrendiğim yeşil gözlü çocuğun yanına gittiğinde 'hayır!' deyip peşinden yürümeye başladım. Panikle ona yetiştiğimde geç kalmıştım çünkü çocuğa ardı ardına yumruklar atıyordu ve çok hırslı olduğu koyulaşan gözlerinden belliydi. 'Nasıl atıyorsun lan o topu ? Ananın çocuğu mu o..' derken aynı zamanda dövmeye devam ediyordu.
'dur artık durr!' diye bağırdığımda nihayet bana döndü ve çocuğun üzerinden kalktı. Zonklayan kafamın şuan ki görüntüsü hakkında bir fikrim yoktu ama Eylül ve Begüm bile böyle acıyormuş gibi bakıyorsa görünütüsünü düşünmek bile ayrı acıydı benim için..
'gel buraya..' deyip beni kendine çekti ve yürümeye başladık..