13.Bölüm

1938 Kelimeler
Ateş bana onun evinde kalacağımı söylediğinden beri geçen 1 saattir içim içime sığmıyordu. Tamam ondan şu sıralar nefret ediyor olabilirdim ama yine de mutlu olmuştum.. Ama şöyle bir problem vardı ki teyzemler tedavi hastanesi denilen tımarhanede olmadığımı elbet anlayacaklardı , o zaman ne yapacaktım? Şuan evin salonunda koltukta kollarımı dizlerime bağlamış bir pozisyonda oturuyordum. Ateş beyde maç izliyordu . Ateşi maç izlerken seyretmek garipti. En az on kez küfür ettiğini duymam dışında güzeldi ve şöyle bir şey vardı ki Ateşi ilk defa pantolon dışında bir şeyle görmüştüm. Beden derslerine hiç katılmıyordu o yüzden eşofman giydiğini ilk defa bugün görmüştüm ama maalesef eşofmanıda siyahtı. 'neye bakıyorsun?' Ateşin sesini duyunca irkildim ve kirpiklerimi birkaç kez kırpıp Ateşe baktım. Ona küs olduğum için cevap vermeyecektim , zaten tımarhane olmasa onun evine hayatta gelmezdim. 'Öykü bana cevap ver!!' deyip uzandığı lacivert kanepeden kalktı ve karşıma dikildi. Oturduğum için şuan benden bi hayli uzun görünüyordu ve alay eder gibi bakıyordu ve tabi sinirli. 'Öykü!!' cevap vermemem onu gıcık ediyordu. Aferin Öykü! Böyle devam et! Deyip içten içten sırıttım. Birkaç dakika tip tip baktı bana ve oturduğum yerin arka yönüne doğru yürümeye başladı. Merak etmiştim ne yapıyor diye ama dönüp bakamadım tabi , ona baktığımı görüp beni mi kesiyorsun? Diyebilirdi. Bende normalde asla izlemeyeceğim 'maç' denilen şeyi izlemeye karar verdim. Adam resmen bilerek diğer adamı düşürüyordu! Birkaç saniye sonra omzumdan aşağı dökülen buz oturduğum kanepeden sıçramama neden oldu. Topuz yaptığım saçlarımı sinirle salladım ve arkamda sırıtan Ateş'e baktım. Gülmüyordu belki ama sırıtıyordu , buda bir şeydi sonuçta. 'Bana cevap vermezsen karşılığını alırsın' deyip gözlerimin tam içine baktı. 'Outside' klibinde gibi hissediyordum , ikiside birbirine bakar felan. Arkamda hala eriyen buz tenimi soğut soğut bi hal etmişti , buda hasta olacağımı garantilemişti. 'Sennnn!!' deyip sinirle ona doğru koştum ve elimle var gücümle ittim , maalesef en fazla 2 cm kıpırdadı ve sırıtmasını korudu. Biraz ilerimde mutfağı gördüm ve Ateşe bakıp oraya yürümeye başladım. Bardak çıkarıp bardağı suyla doldurduktan sonra sırıtarak Ateş'in yanına yürüdüm ve beklemediği bir anda suratına çarptım. Su Ateşin saçından aşağı dökülmeye başladı az önceki sırıtan suratı kızgınlığa döndü. 'bunu fazlasıyla ödeyeceksin Öykü!' deyip yerden aldığı yastığı kafama doğru fırlattı. Ani bir hareketle geriye doğru çekilsem de faydası olmadı ve yastık kafama yapıştı ağrıdan ne yapacağımı bilmiyordum. Evet Ateş'in hedefi belki de kafamdı ama yastık gözümede gelmişti. Biraz ilerimdeki yastığı aldım ve ellerimle kafamı kapattım , amacım ağlamamı düşünmesiydi. Belki ağlamıyordum ama yastık gözüme geldiği için gözümden istemsiz yaşlar süzülüyordu. Ellerimle kafamı kapatmıştım ama yastık değmeyen gözümle birazcık da olsa Ateşi görebiliyordum. Kafasını eğmiş bana bakıyordu. Hemen iki gözümü de kapatıp yanıma ulaşmasını bekledim. ' öykü?' ona bakamıyordum ama ellerini saçlarımın üzerinde gezdiriyordu. Birkaç saniye bekledim,yanımda durduğundan emin olur olmaz yastığı kafasına gömdüm. 'Ah!' deyip acıyla inledi. ' demek yalanda söylüyorsun..sen fazla oluyorsun ama!' dedikten sonra yanındaki yastığı bana fırlarttı. Ama yastık bayağı ilerime uçtu ve şuan ona atabileceğim hiçbir yastık yoktu. Bana yastık atmayacağından emin olduğum bir an iki metre ilerimdeki yastığı alıp kafasına fırlattım. Maalesef isabetsiz bir atıştı. Yerden yastık alırken zayıf anını fırsat bilip diğer yastığı attım ve yere düşmesini sağladım. Şimdi tam zamanıydı! Elime bir yastık daha aldım ve yürümeye başladım . fakat az ilerimdeki yastık yığınından habersizdim.. Ateşe daha çok yastık atayım derken resmen kendimi atmıştım. Ayağım yastık yığınına takıldı ve kendimi Ateşin üzerinde buldum... Utançla kapattığım gözlerimi açtığımda Ateş bana bakıp sırıtıyordu. 'ne?' deyip merakımı gidermek isterken dudakları o kadar ilgilim çekti ki o öpmeden ben öpmeye başladım. İlk şaşkınca gözlerimin içine baksada sonra oda öpmeye başladı. Şuan o kadar ayıp bir pozisyondaydık ki nasıl anlatsam bilmiyorum. Çocuğa yastık atayım derken kendimi atıp öpmeye başlıyorum. Belki de tanım budur. Ellerini belimde kenetledi ve beni iyice kendine yasladı. Dudaklarımı şiddetle öpüyordu bense öpmeye başlayan kişi olmama rağmen kontrolü ona kaptırmıştım. Dudaklarının tadı siyah gibiydi.. tamam siyahın tadı olmaz zaten problemde bu! Dudaklarının tadını anlayamıyorum! Oysa ilk belki de ikinci öpüşünde kiraz gibi olduklarını söyledi. Birkaç dakikalık öpüşmemizin ardından geri çekildim ve utançla eğdim yüzümü. 'Beni sevmiyorsun değil mi ?' deyip kaşlarını kaldırdı. 'sevmiyorum!' deyip gözlerinin içine baktım, ama baktığım an durdum. Onu seviyordum ve yalan söylemek istemiyordum.Tam ağzımı açıp cevap verecektim ki ' ben uyuyacağım sanırım ilk defa bu kadar erken uyuyorum nedense dudakların uykumu getirdi' deyip esnedi. O kadar güzel esnedi ki.. 'şey.. ben nerede uyuyacağm?' dedim ve az önce söyleyeceğim şeyi içime gömdüm. 'benim odamın diğer ucundaki oda ' deyip yukarı kata çıkmaya başladı ve 'ikinci kat' diye ekledi. Bu çocuğu bir türlü anlayamıyordum. Öpüştükten hemen sonra o kadar odun cevaplar veriyordu ki anı mahvediyordu. Biraz televizyon izledikten sonra sıkıldım ve bende yukarı kata çıktım. Ateş benim odamın diğer ucu demişti ama onun odası hangisiydi? Merdivenlerin oradaki ilk oda yerine en uca gittim çünkü Ateşin odasının girişte olduğunu düşünüyordum. Kapıyı açtıktan hemen sonra altında yalnızca duş havlusu olan Ateşi görmekbeklediğim en son şeylerden biriydi..'ben.. ben..' deyip ellerimle gözlerimi kapattım.'tamam çık üstümü giyeceğim' deyip sustu. Ellerimle gözlerimi kapattığımdanhiç bir şey göremiyordum. Birkaç saniye duraksadım.'çok meraklıysan kal tabi' dediği anda kapıyı sertçe kapatıp 'sapık!!' diyebağırdım , oda ' asıl sapık sensin , odama girende sensin!' duyabilmem için bağırdı. Demek ki neymiş? Tahmin ettiğinin tam zıttını yapman gerekiyormuş! Kendime kızdıktan sonra odama geçtim ve pembe bavulumdan pjama takımımı çıkardım. Bluz askılıydı ve altımda şorttu. Giydikten sonra yatğa baktım. Daha önce kimsenin bu yatakta uyumadığı temizliğinden belliydi. İçimdeki rahatlıkla kendimi yatağa attım.. Sabah gözlerimi açtığımda pencere tarafına bakıyordum. Esnedikten sonra kapı tarafına döndüm ve Ateş'i bacaklarımı keserken buldum. 'sen..sen ne yapıyorsun??' deyip sinirle gözlerine baktım. 'Açarsan bakarım. Neyse ben gidiyorum' deyip kapıya yöneldi. ' pis sapık!! bir dakika.. okul??' diye yataktan fırladım. ' birincisi ben pis sapık değilim sen açarsan tüm notları yüz olan bir erkek bile bakar. İkincisi sen gelmiyorsun. Unuttun mu? Sen tedavi hastanesindesin. Gelirsen Eren seni görür ve o tımarhane zırvalığını boylarsın' deyip kapıyı kapattı. Aptal! Ne yapacaktım ben tüm gün??? . Evde sıkıntıdan patlıyordum Ateş hemen evden çıktığı için soramamıştım ama tedavi hastanesi problemini çözdüğünü söylemişti yani teyzemlerin haberlerinin olması imkansız gibi bir şeydi. Evde ne yapacağım diye düşünüp durmuştum ve sonuç olarak 1 saatimi kahvaltıya harcamıştım. Saat sabah dokuzdu ve televizyonda hiç güzel bir şey yoktu , başka yapabileceğim tek şey... sanırım Ateşin odasını kurcalamaktı... Bu fikir aklıma gelir gelmez odasına koştum , kapının kilitli olduğunu fark edince suratım düştü ve o sırada kilit kısmıdaki anahtarı fark ettim. Ahah! Kilitleyip anahtarı unutmuş! Aşık bu çocuk ya! Bir dakika bana değilse kimseye değil tamam mı ? sözümü geri alıyorum. Anahtarı dönderip büyük bir zevkle kapıyı açtım. Dün odanın siyahlarla dolu olduğumu fark etmiştim ama bu ayrıntıyla görmemiştim. Hiç pencere cam yoktu , gerçekten karanlığa bu kadar mı düşkündü? Sanırım elinden gelse sabah bile her yeri karanlık yapacaktı ama Allah'tan çok azda olsa aydınlık vardı. Anahtarı elime alıp kapıyı kilitledim ve etrafa bakındım . Siyah bir yatak ve siyah bir yatak örtüsü , ağır bir erkek parfümü kokusu , siyah bir çalışma masası ve siyah bir kocaman dolap. İlk önce dolabın kapısını açtım. Üst rafta lacivert bir kutu vardı , altta siyah gömlekler ve en altta pantolon ve siyah bluzlar. Şimdi siyah kutuyu görünce aklıma gelmişti. Ben Ateşin barındayken siyah kutuda aile fotoğraflarında Zuhal hanımı görsem de ilk defa onu gerçekten gördüğümde çıkaramamıştım. Peki diğer kıza ne olmuştu?? Üstteki lacivert kutuyu çıkardım ve kutuyu açtım. Kutuda iki fotoğraf vardı, ve fotoğrafta yine o kızla Ateş vardı. Kutuda başka bir şey yoktu bende sıkıldım ve çalışma masasına geçtim. Bir telefon vardı , telefonunu evde mi unutmuştu? Merakımı gidermek için açtım ama sanırım telefon kapalıydı o yüzden açma kısmına uzun süre tıklattım ve açılmasını sağladım. 30 mesaj 52 arama mı ?? İlk mesajlara tıklattım tamam belki de açmamalıydım ama merak ediyordum. -0**********' numarasından 'Ateşş! Ben Banu. Neden mesajlarıma cevap vermiyorsun? Seni çok özledim o geceyi tekrar tekrarlamalıyız' yazıyordu O gece?? Tabi ya! Ateşle Banu şey yapmışlardı.... İçimde oluşan hüzün duygusuyla telefonu yere fırlattım ve saniyeler içinde telefon parçalara ayrıldı. Ellerimi ağzıma kapatıp 'ben ne yaptım?' diye fısıldadım.. Ateş eve hala gelmemişti ve okul çıkış saati çoktan geçmişti. Bense evde saatlerdir televizyon izliyor ve telefonunu kırdığımı anlamaması için binbir çeşit dua ediyordum. Ama anlayacaktı ve ben bir ton azar işitip bu evden de kovulacaktım , sonra sokak çocuğu olur ve bir sokak köpeğiyle evlenir köpek çocuklar doğururdum. Tamam biraz fazla saçmalamış olabilirim. Aniden kilit sesi duyunca içim garip oldu , gelmişti! Sanki ben ev hanımıymışım da kocam geliyormuş gibi hissediyordum ama bir türlü ona söyleyemiyordum. 'Öykü?' deyip gözleriyle beni taradı. 'aa..şey.. hoş geldin' deyip üzerime örttüğüm pikeyi kaldırdım ve uzandığım kanepeden kalktım. Evde olduğum için tipime hiç özen göstermemiştim ama mağara adamı gibi göründüğümü düşünüyordum. 'İyi misin?' deyip kaşlarını kaldırdıktan sonra kapıyı kapattı. 'şey.. evet.. iyiyim. Aç mısın?' deyip kaşlarımı kaldırdım. İlk alay eder gibi baktı ama ' bir yemek fena olmaz..' dedi. Ateş duş alacağını söyleyip yukarıya çıkarken mutfağa dalıp ne yapabileceğime baktım. Dolapta genelde hazır şeyler vardı. Yani domates dışında gördüğüm tek şey 5 yumurta ve yıllardır dolap köşelerinde bekletilen karpuzdu. Tiksinerek karpuza baktım ve zorlada olsa yıllardır bekletildiği dolaptan çıkarıp çöpe attım. Daha sonra domatesleri rendeleyip bir kaba koydum ve ocağa orta boy bir tencere koyup suyla şehriyeyi kaynamaları için bıraktım. Sonuç olarak domates çorbası ve pilav yapmıştım. Son model gri renkli dolaptan garip ama süzme yoğurt bulup çıkardım , belki yerdi. Yoğurdu koyarken belimde hissettiğim el ürkmeme sebep oldu. Ateş elini belime koymuş sırıtıyordu. 'elini hemen çek!' deyip alayla bağırdım ama o da ciddi ciddi bağırmadığımı biliyordu. Bu çocuğu anlamıyordum , beni sevmediğini söylemesine rağmen beni öpüp duruyordu , bu durumu bir noktaya vardırmamız lazımdı ama ne zaman? 'bunları sen mi hazırladın?' deyip ıslak saçlarını karıştırdı ve kaşlarını kaldırdı. 'yoo... az önce teyzem geldi beraber yaptık , ayrıca sana çok teşekkür etti beni tedavi hastanesinden buraya getirdiğin için' deyip alayla kahkaha attım. 'espiri anlayışın çok genişmiş ' deyip masaya oturdu. Masada bir saattir çıkaramadığım siyah leke sinirimi bozmuştu , yemek yaptığım sırada siyah lekeyle dertleşmiştim bile. Ama sonra gıcığıma gitmeye başladı ve Ateş'in önünde mutfak kurtarıcıları 'domestos ve yağ leke çıkarıcı adını unuttum ' elime alıp masanın siyah lekeli kısmına su savaşındaki gibi sıkmaya başladım . ve hani filmlerde çocuğun şekerini alan kötü adam olur ya onun gibi sırıtıp lekeye baktım ve elimdeki teli masaya sürtmeye başladım. Ve sonuç olarak siyah leke kardeşimden kurtulsam da masayı çizdim ve Ateşe borçlandım , ayrıca siyah leke kardeşimi bu zalim dünyadan silerken maymunun poposundan daha çirkin göründüğümü söylemeyi ihmal etmedi saolsun Ateş bey ve ve ayrıca 'siyah lekeye kullandığın domestosları kendin için kullansaydın dünya şu an daha güzel bir yer olurdu' diye ekledi. 'haha! Çok komiksin . keşke sana sıksaydım , belki o zaman evde kalan kız oranı azalırdı' dedim. Laf mı soktum acaba? Emin olamadım şimdi. Cevap vermeden yaptığım yemekleri yemeye başladı ve sanırım gıcıklık olsun diye her yaptığım yemeğe kusur buldu bende dayanamadım ve ağlamaya başladım. 'neden ağlıyorsun?' deyince 'yemeklerime kötü olduklarını söyleyen ilk kişisin' dedim 'İlk olmak güzeldir' deyip yemeye devam etti. 'gerçekten beğenmedin mi ?' deyip birkaç damla daha süzüld gözlerimden. . 'ağlama. Beğendim güzel yapmışsın' deyip eliyle yanağımdaki yaşı sildi. Anında sırıtıp normale döndüm ve 'bu yöntem daima işe yarar!' dedim 'demek yine kandırdın ha? , sen beni kandırmaya iyi alıştın Öykü . bir daha hamlelerimi düzgün seçeceğim' deyip su içti , su boğazından geçerken ne kadar çekici göründüğünü ona bi ara söylemeliydim. 'ben odama çıkıyorum az sonra gelirim' deyip gitti. Bulaşıkları makineye koyup içeriye geçtim. Çok sıkılmıştım , Ateş okulda bana çok soğuk davranıyordu ama burada biraz da olsa daha iyi davranmaya başlamıştı. Televizyonda sürekli çıkan sucuk reklamındaki adam sinirimi bozmaya başlamıştı , töbest. Amca sen hiç aynada kendine baktın mı? Deyip iç geçirdim 'Öykü!!' Ateşin sesini duyana kadar gayet sakindim ama ayak sesleri artmaya başladığında korkum tavan yapmıştı. Sinirle bana bakan bir Ateş görünce ister istemez kaşlarımı kaldırdım. Aov! Başım beladaydı!! **
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE