12.Bölüm

2082 Kelimeler
Eve gelir gelmez kendimi yatağa atmıştım ve akşam tedavi hastanesimiymiş yoksa tımarhanemiymiş ne oraya gidecektim ve 1 hafta kadar bir süre tedavi olacaktım. Okuluma haber vereceğim için okul sorun olmayacakmış. Okul dert değil belki hem yazılılar bitti ve son yazılılara var ama dans antremanlarını kaçıramazdım, teyzemlerde anlaşmıştı takma adı 'tedavi hastanesi' olan tımarhanenin müdürüyle. Cuma cumartesi ve pazar dans antremanlarına gidebilecektim. Ateş'e çok kızgındım, ben onu severken .. ondan fazla fazla hoşlanırken o bana beni sevmediğini söylemişti. Tamam belki sevmeyebilirdi ama o zaman neden beni iki kez öperek hayaller kurmamı sağlamıştı. Şuansa ondan nefret ediyordum, beklide etmiyorum.. bilmiyorum. Lanet olsun ki ne hissettiğimi bilmiyorum! Pembe bavulumu çıkardım ve orada kalacağım bir hafta için eşyalarımı koydum. Şanslı saatimi eklemeyi unutmadım tabi. Belki isminin anlamını yerine getirir ve biri beni orada boğup öldürürdü. Gitmeme 3 saat vardı ve Misperiyle görüşmek istiyordum, sonuçta bugün okula gitmemiştim ve saat 5 olmuştu. Rehberden hemen 'mispoş' isimli numarayı aradım. İki kez ötüp açıldı. 'Maviş?' Misperi bana takma ad mı takmıştı?? 'misperi.. ' dedim ve ne diyeceğini bekledim. ' kızım niye gelmedin yaa? Tek başıma kaldım orada biliyor musun sen?!' ' biliyorum aşkım. Ama ne yapayım işlerim vardı ve şey.. benim bir hafta kadar bir yere gitmem gerekecek, hemen görüşelim mi ?' Misperi bana kızdığında 'aşkım' demeye başlamıştım, gülüp geçiyordu oda. 'nee? Öykü hemen ve hemen buluşuyoruz! Bize geel!' deyip telefonu kapattı çünkü cevap verse onun gelmesini söyleyeceğimi biliyordu. Teyzeme haber verip evden çıktım. Üstümü siyah tulumumu ve bordo ceketimi giyip yine bordo kumaş bir arada tenimi gösteren mükemmel ötesi ayakkabımı giymiştim ve gayet iyi gözüküyordum. Yani kimse deli olduğumu düşünmezdi böyle. Misperilere gitmekle hatamı ettim bilmiyorum çünkü Ege karşımda duruyor. Misperi her ne kadar Egeye sinirlensede onu çok seviyordu ve bu yüzden onu şikayet etmemiştim. Yoksa 1 yıl hapise girecekti ve gelip bana teşekkür bile etmemişti. 'Misperi..' deyip hayvan gibi üzerine atladım ve içtiği meyve suyu arkamızdaki Ege'nin suratına tokat atarca döküldü. Oh! Gayet iyi olmuştu. 'Ah!' deyip yüzündeki portakal suyunu sildi Ege ve yakışıklı ve çapkın suratunu tekrar ortaya çıkardı. 'Ay! Özür dilerim Egeciğim ya.. bilerek olmadı' dedim, aynı anda Egenin haline Misperiyle gülmeye başladık. 'Ya.. ne demezsin' normalde Egenin daha çok tepki vereceğini düşünüyordum ama verememişti ve ben silah olayını unutmadığım süre veremezdi de! 'biz odamıza çıkıyoruz abiciğim' deyip kahkaha attı ve Misperiye yürümeye başladık. Odaya girdikten sonra ilk önce bana nereye gideceğimi sordu. Söylemeliydim değil mi? Nede olsa o benim en yakın arkadaşımdı. 'Misperii...' deyip üzgün bir tavırla yüzüne baktım. 'efendim minnoşum?' deyip neden üzgün olduğumu anlamaya çalıştı. 'ben.. yokum çünkü... çünkü tedavi hastanedinde bir hafta yatacağım' dedim . Allah'tan ağlamamıştım çünkü ağlayacak raddeye gelmiştim. 'nasıl? Orası neresi?' deyip ik kaşını kaldırıp çattı. 'takma adı tedavi hastanesi, asıl adı tımarhane ve deliler hastanesi canım' dedim. 'ne??' 2 saatimi Misperi hanıma adadıktan sonra eve geldim. Eniştem az sonra beni götürecekti. Hemde boş yere.. ne dediğim önemsenmiyordu bile.. Söylüyordum geldiklerini, gerçeklerdi ama kimse inanmıyordu bana , her zaman ki gibi.. Odama geçip tabletimle vedalaştım ve aşağıya indim.(vedalaştım dan kastım yarım saat oynadım) Eren televizyon seyrediyordu, teyzemle eniştem ne yapıyor bilmiyordum ama mutfağın ışığı yanıktı. Tam mutfağa girip 'haydi enişte' diyecektim ki konuşmalarına kulak misafiri oldum. 'Faruk.. ben yeğenimi tabi ki çok seviyorum ama son zamanlarda garip davranıyor, ona karşı soğuk hissediyorum ve belki de bunun nedeni delirdiğinden korkmuş olmasıydı..' derken eniştem 'Melek. Öykü çok akıllı bir kız. Ben onun delirdiğine inanmıyorum, sadece kötü durumlar atlattı ve belki de hala bunun şokunu yaşıyor' dedi Teyzem 'belki de öyle ama ben tedavi hastanesinin işe yarayacağını düşünüyorum' dedi. Teyzem nasıl böyle şeyler düşünürdü? Gerçekten benim deli olduğuma inanıyor muydu? Deli kavramı saçma sapan davranan kişiler içindi, ben saçma sapan mı davranıyordum gerçekten? Bu evde son zamanlarda beni anlayan tek kişi Faruk eniştemdi. Büşra'ya fanta döktüğüm ve küfür ettiğim için bana kızmamış üstüne sebepsizce böyle bir şey yapmayacağımı , mutlaka kzın kaşındığını dile getirmişti. Dayanamadım ve aniden mutfağa girdim. Teyzemin bakışları bana dönünce eniştemde döndü. Gözümden bir yaş düştüğünü hissediyordum. 'öykü?' Belki de bedenen üstümde bir yük yoktu ama ruhumda öyle bir yük taşıyordum ki altında eziliyordum. Hiç beklemediğim kişilerden hiç beklemediğim tepkiler almam yetmiyormuş gibi tedavi hastanesine gidiyordum. Mutfaktaki olaydan sonra teyzemle vedalaşmamıştım ve gelmesini istememiştim. Eren ve Faruk amcayla gidiyorduk. Ben bir yana Eren bir yana başını cama koymuş dışarıyı seyrediyorduk, ben arada Eren'e bakıyordum tabi. Ağaçlarla dolu yolu geçtikten sonra ana yola çıktık. İnsanlar yanlarında çocuklarıyla yüryor ve şakalaşıyorlardı. Buraya geldiğimden beri bazen düşünüyordum. Londra'ya geri dönmeli miyim? Tabi ki Londra'da ki hayatımı pek özlemedim ama anne ve babam.. Arkadaşlarım ya da sevgilim diyemiyorum tabi.. 'Öykücüm geldik' eniştemin sesini duyunca gözlerimi sildim ve arabadan indim. Bir hafta burada kalacağım için saçıma hiç özenmedim ama birkaç makyaj eşyası ve tarağımı yanıma aldım. Dans provalarına kötü gitmek istemem.. Büyük tedavi hastanesine girdiğimizde ne kadar çok insan olduğuna baktım , hepsimi deliydi? Esmer bir bayan bizi yanına çağırdı ve beyaz kapılı odadan girdik. Ereni almamışlardı maalesef. 'Öykü suskun? Doğru mu?' 'evet' dedim. 'psikolog'un tarafından yönlendirilmişsin buraya. 1 haftalık bir tedavi süreci olacak. O süreç boyunca ilk 24 saat kimseyle görüşemezsin,tamam mı?' deyip gözlerimin içine baktı. 'peki..' 've telefon vs. eşyalarını şu kutuya koymanı istiyorum ' deyip beyaz bir kutu uzattı. Telefonumu evin anahtarını ve birkaç takımı içine koyduktan sonra eniştemle vedalaştım. Tedavi süreci başlıyor... 'burası ilk kat genelde burada senin gibi tedavi görenlerin odasından ziyade görüşme odaları olur. O yüzden buraya pek uğramayacaksın' deyip merdivenlere yöneldi. İkinci kata çıkınca burada da senin gibilerin odası , tuvalet ve hizmetlilerin odası bulunuyor' dedi. 've üçüncü kat..' derken ancak merdivenlerden çıkabilmiştik. 'burası son kat. Senin odanda az ileride. Başka kat yok' desede yukarıya çıkan bir kat daha vardı. 'peki..' diye mırıldandım ama ilk fırsatta yukarı kata gidecektim ve bundan sonra asonsörle odama çıkacaktım. Merdivenler git git bitmiyordu. Dışarıda kimse yokru. Sanırım uyku saati felan gelmişt,. ' burası odan. 102 numara. Eğer manyakların kapatıldığı odalara kapatılmak istemiyorsan akıllı dur tamam mı küçük kız ? ' deyip sırıttı esmer ve şişko kadın. Eniştemin yanındayken ki gülen suratından eser yoktu , şeytan gibi bakıyordu bana. 'peki..' deyip yeni odama girdim ve kapıyı kapattım. Işığı yakarken duyduğum kilit sesi gözlerimi büyütmeme sebep oldu. Kapıyı kilitliyorlar mıydı? O zaman yukarıya çıkarken gördüğüm hizmetliden anahtarları gizlice ödünç almam çok iyi olmuştu. ** -Ateş'ten- Öykü'yü öptükten sonra bana onu sevip sevmediğimi sormuştu. Yalan söyleyecek değildim, sevmiyordum, her ne kadar çok güzel bir kız olsada.. Belki de ondan hoşlanıyordum bilmiyorum ama hiçbir zaman duygularımı belli etmemiştim. Bana onu ikinci kez öptüğümde belki de 3.. onu sevmediğimi söyleyince kendisinin de sevmediği söyleyip tokat atmıştı. İsteseydi eğer karşılık vermezdi , attığı tokat çok saçmaydı ve eğer şu sıralar çok olay yaşamamış olsaydı ona bunu ödetirdim. Eve geçtikten sonra direk üzerimi giyinidim ve duş aldıktan sonra evden tekrar çıktım. Halletmem gereken çok önemli işler vardı.. Arabama binip Kürşat'ın yolladığı adrese geldim. İstediğimiz mal teslimatları burada yapılacaktı. Kürşat az ilerimde Ayhan'la konuşuyordu. Yanlarına gittiğimde Kürşat'a bağıran Ayhan aslanken kediye dönüşüp 'abi ?' dedi ' ne oldu ? geliyorlar mı ?' deyip cevap vermesini bekledim. 'ıı. Şeyy. Abi 1 saat içinde gelebileceklermiş çünkü trafiğe kalmışlar' deyip ona kızmamam için masum gözlerle baktı. 'iyi.' Deyip şimdi kaybol der gibi baktım. Oda anladı ki anında yok oldu. ' ne oldu Ateş? Kızlar iyimiymiş?' Kürşat cevap beklercesine ellerini cebine sokup gözlerime baktı. ' iyiler , boşver sen şimdi onları' deyip arabama yöneldim. ' ne oldu? Nereye daha şimdi geldin?' Öykü'nün evinin önüne gidip bir şey olmadığından emin olmam gerekiyordu. Onu sevmesem de şu sıralar sürekli kurtarıcılığını yaptığımın farkındaydım ve benim gibi bunu fark eden düşmanlarım Öyküyü bir piyon olarak kullanabilirlerdi . Arabama binip Öykülerin evine sürmeye başladım. Aslında onların evlerini biliyordum ama Erenle kuzen olması beni çok şaşırtmıştı , hatta kuzen olduklarını bilmeden önce aynı evde yaşadıklarını öğrendiğim için aralarında bir şeyler olduğunu bile düşünmüştüm. Öykülerin evinin oraya geldiğimde az ilerilerinde durdum ve on beş dakika boyunca gelip giden olup olmadığını seyrettim. Kimse gelmiyordu ve sıkılmıştım hem mallarda gelecekti. Son bir kez eve baktım ve siyah gözlüğümü çıkarıp arabayı sürmeye başladım. -Öykü'den- En az 50 tane anahtar vardı ve tek tek denemek zorundaydım. On dakika kadar zamanımı alsa da anahtarı buldum ve kapıyı açtım. O sırada duyduğum kız sesi ödümü kopardı. 'nereye gidiyorsun?' ses ince bir kız sesiydi, odadan çıt çıkmadığı için ses yankılanmıştı. 'ben.. burada yeniyim..' diyebildim , karanlıkta kızı görmeye çalışıyordum ama gördüğüm tek şey siyah bir kafatasıydı. 'bende gelebilir miyim? Buradan bunaldım' deyip sanırım bana baktı. 'tamam. Sen buraları iyi bilir misin?' 'bir aydır buradayım. İçini dışını biliyorum' deyip cevap bekledi. 'hadi gel' deyip tekrar kapıya yöneldim. O gelmeyince tekrar ona döndüğümde 'ufak bir problem olabilir..'dedi Adının Buse olduğunu öğrendiğim kızla en üst kata çıktık. 'buralardan birileri çıkarsa şaşma Öykü' deyip elini koluma geçirdi Buse. Her yer o kadar karanlıktı ki hiçbir şey göremiyordum sadece siyah.. Kapının kilidini bulmak epey bir zamanımı alsa da sonunda buldum ve açtım. Sessiz koridorda yankılanan anahtar sesi ikimizi de dehşete düşürdü tabi ama kimse gelmedi. Derin bir oh çekip kapıyı açtım. Aniden gözlerime gelen ışınlar gözlerimi küçültmeme sebep oldu. Aşağıdaki karanlığın aksine her yer aydınlıktı , neden? 'vay canına! Bu çok garip..' deyip bana baktı. Işıklar geldiği için suratını görebilmiştim yeşil gözlü ve siyah saçlıydı güzel bir kızdı evet ama yüzünde bir şey dikkatimi çekmişti. Kocaman bir yara vardı , iki üç saniye yaraya baktım tam ağzımı açıp konuşacaktım ki 'yarayı sana sonra anlatırım hadi gel hemen yürüyelim yoksa yakalanacağız' deyip yürümeye başladı. 'On yetiştim ve ' şimdi anlatabilirsin' dedim. 'uzun hikaye..' Sırıttım ve ' olsun anlat. Ne de olsa bol zamanımız var' Nefesini üfledi. ' burada birkaç yaramazlık yapmıştım o yüzden oldu' deyip özet geçmeye çalıştı. 'Busee... daha açıklayıcı olabilirsin' dedim 'sana anlatmak zorunda değilim! Tamam mı ? kimseye anlatmak istemediğim bir olay' dedi. Biraz bağırmıştı , umarım kimse duymamıştır diye iç geçirdim ve kendime kızdım. Kız anlatmak istemezken kaç kez ısrar etmiştim. 'Şurayı görüyor musun?' 104 numaralı odayı gösterdi. 'evet..' 'orada iki cinayet işlenmiş' deyince gözlerim büyüdü. 'nee? Ci..cinayet mi?' korkudan ödüm b*kuma karışmıştı , buradan hemen gitmeliydik.. 'Gel hadi ben içeriye gireceğim. Sende anahtar var zaten' deyip korkulu odaya yürümeye başladı. 'Busee.. dur saçmalama! Ben giremem o odaya tamam mı ?' deyip durmasını sağladım. 'kızım ne ödleksin ya? Korkma bu sadece bir söylenti. Gerçek mi bilmiyoruz öğrenmek için gireceğim zaten. Cinayetten sonra kanların durduğu söyleniyor' dedi. 'tamam ama başıma bir şey gelirse sorumlusu sensin' deyip iyice koluna tutundum. Sanki ruhlar arkamda duruyor gibi hissediyor ve ürperiyordum. Anahtarları Buseye uzatıp dibinde beklemeye başladım. İlk soktuğu anahtarla açtı. 'na..nasıl?' deyip şaşkınca baktım 'farkettiysen en özel odanın anahtarı en özel anahtar olur' deyip gülümsedi. Odaya girdikten hemen sonra kapıyı hızla kapatıp ışığı yaktı ve beni az ilerisindeki sandalyeye oturttu. 'Buse.. ne yapıyorsun??' deyip şaşkınca baktım yüzüne. 'ben deliyim kızım! Neden güvendin bana?' deyip sırıtmaya başladı. 'ama...buse... sen.. neden??' ağlamaya başladığımdan emindim , kandırılmaktan nefret ettiğim çok büyük bir gerçekti. Kapının hemen yanındaki dolabı açtı ve içinden bir şey çıkardı. Ne olduğuna baktığımda büyük bir şok yaşadım... testere... 'buse hayır! Buse!' derken bana doğru yaklaşmaya devam ediyordu. Çok kızıyordum kenime! Ona güvenmiştim, oysa beni sırtımdan bıçaklamıştı . yine aynı olayı yaşamıştım , garip olan o zamanda sandalyeye oturtturulmuştum şimdi de. Testereyi tenime hafifçe değidirdiğinde çığlık attım. Gözlerimi yumdum ve birinin kapıyı açıp beni kurtarmasını diledim. İki saniye sonra kapı açıldı. Gözlerim kapalı olduğu için kim görmemiştim ama sesten tanımıştım ,esmer kadın.. 'Busee!! Sen yine mi delilik yapıyorsun??! Bırak hemen kızı!' Buse sesi duyar duymaz testereyi bıraktı ve bir daha görüşeceğiz Öykü' dedi. Kadın buseyi kolundan tutup götürdü. Bende sandalyeden kalktım ve kapının önüe çıktım. Aşağı kata indiğimde karşımda Ateş'i görünce büyük bir şok yaşadım. Hayal görmüyordum değil mi ?? 'Ateş? Sen..? ne işin var burada?' aramızdaki farkı kapatıp gözlerine baktım. 'Öykü. Eren geçenlerde iki üç kişinin sizin eve girdiğini söylediğini söyledi. Tipleri nasıldı?' deyip gözlerime baktı. Yine simsiyah giyinmişti. 'Bana inanıyor musun?' deyip şaşkınlığımı korumaya çalışarak baktım ona. 'inanıyorum . şimdi söyle , tipleri nasıldı?' 'bilmiyorum.. maske takmışlardı. Bir tanesi maskeyi çıkarınca nasıl desem drakula gibi bir makyaj gördüm' dedim. 'tamam , buradan çıkıyoruz.' 'ne?nasıl yani?' Cidden şaka yapıyordu değil mi ? 'Seni buraya koyma sebepleri hayal gördüğünü düşünmeleri değil mi Öykü?' 'evet o da ne alaka?' deyip çekici dudaklarına baktım. 'sen hayal felan görmedin. Onlar gerçekti.' Deyip beni iyice kendisine çekti. 'burası kimin evi?' deyip geldiğimiz iki katlı bordo eve baktım. 'benim' deyip kapıyı kilitledi. 'senin mi ? senin evin yok mu zaten?' 'bu kendi evim. O aile evi' Takma adı tedavi hastanesi olan tımarhaneden nasıl kurtulduğumuzu hala anlamamıştım. Ateş odama girip bavullarımı almıştı , sonra kimseye görünmeden arka kapıdan çıkmıştık. 'neden getirdin beni buraya?' deyip geçen günlerdeki kırgınlığımı belli edecek bir ton kullandım. ' çünkü o bir hafta burada kalacaksın..'
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE