11.Bölüm

2197 Kelimeler
Yukarı kata daha önce hiç çıkmamıştım ve çok karanlıktı, sanki kimse yokmuş gibi. Az ilerimdeki ışığı açtım ve etrafa bakınmaya başladım. Geçen gün geldiğimdeki gibi müze eserine benzer şeyler vardı. İlk gelişimden sonra buranın eskiden müze olduğunu bile düşünmüştüm, ki çok saçma.. Şimdi asıl sorun şuydu ki Ateş'in odası hangisi bilmiyordum. Saçlarımı omzumun arkasına doğru attım ve ilk gördüğüm odayı açtım. Işığı kapalıydı, yakarken biri elimi tuttu ve' buraya girme!' diye bağırdı. Ateş.. Sesinden o kadar ürktüm ki dediğini anında yaptım. 'şey.. özür dilerim..ben,yani..' deyip kaşımı kaldırıp Ateş'e baktım. 'Dileme! Ve bir daha bu odaya girme!' diye bağırdıktan sonra yüzüme baktı. O kadar çok bağırıyordu ki sıkılmıştım artık. Sürekli bağırıyordu neden? Neden bana kızmak hoşuna gidiyordu? Gözümden yanağıma doğru süzülen yaşı hissedince hemen silip cidiyetime dönüp Ateş'e baktım. 'ağlama! Aptal, ağlama' Bu kadarı yeterdi m-ama. ' biliyor musun ? bana bağırıp emir vermelerinden sıkıldım artık, senin dediklerini yapmak zorunda değilim ben kendi kararlarımı verebiliyorum ve şuan sinirimden ağlamak istiyorum, sebebide sensin megaloman kafa!' deyip büyük bir nefes verdim. Bağırarak konuştuğum için boğazım ağırmaya başlamıştı. Durdu ve suratıma baktı 'bana megaloman gibi saçma isimler takma bir. Şuan benim evimdesin ve ağlamanı yada özür dilemeni istemiyorum iki...' deyince benim ağlamamı istememesi hoşuma gitmişti, taki ' Evden yada evin çevresinden başka bir yere gidip ağlayabilirsin' diyene kadar. Neredeyse gülecek olan ağzıma kapattım ve sinirle Ateş'e baktım, ardından ne dediğini umursamadan az önce gördüğüm tuvalete girdim. Klozete oturduktan sonra düşünmeye başladım. Bu çocuktan aynı anda hem nefret ediyor hemde seviyordum, belki de hoşlanıyordum bilmiyorum.. Neden bana bu kadar katı davranıyordu? Bir tek vurulduğum zaman bana karşı yumuşamıştı ama vurulalı bir ayı geçiyordu ve artık iyiydim. Demekki Ateş'in beni sevmesi için illa ki yaralanmam bayılmam gerekiyormuş. Elimi yüzümü yıkayıp ağladığıma dair belirti olmadığından emin olunca aşağıya teyzemlerin yanına indim, fakat kimse yoktu.. herkes neredeydi?? 'doğum günün kutlu olsun Öykü, doğum günün kutlu olsun Öykü. İyi ki doğdun iyi ki doğdun, iyi ki doğdun sana!' Eren Faruk enişte teyzem, Zuhal teyze,yapmacık sarışın bir kız bana bunu diyene kadar gayet normaldim. O kadar stres yapmıştım ki bugünün doğum günüm olduğunu unutmuştum. Ateş'te Zuhal teyzenin zoruyla inmişti ve çakma sarışının yanında duruyordu. Kız yapmacık yapmacık gülüyor ve Ateş'e bakıp kulağına bir şey fısıldadıktan sonra sırıtıyordu. Bu kız Ateş'in sevgilisi felan olamazdı değil mi ? 'saolun teyze. O kadar stresliydim ki unuttum' derken stres'e vurgu yapıp Ateş bey'in duymasını sağlamıştım. Beni hiç takmıyordu, umrunda değildim. Pastaları yedikten sonra çakma kız beni çağırdı. Her ne kadar kızdan nefret etsemde Ateş oradaydı ve onları sorgulayabilirdim. Eren'i alıp yanlarına gittim. Kız 'doğum günün tekrar kutlu olsun Öykücüğüm' deyip dudağında kalan pastayı diliyle yuttu. O sırada Eren'in kıza kızı yiyecekmiş gibi baktığını fark edip omzuna vurdum. 'hey! Ne var?' deyine 'fazla bakma kafa yapar Erenciğim' deyip kızı gösterdim. Sustu tabii. 'ee senin ismin neydi tatlım?' diyip Ateş'e baktım. 'Büşra canım' deyip Ateş'e döndü, Ateş'te ona baktı. Ona,bana değil.. Aralarındaki bakışmayı kesmek istercesine 'hmm. Ee seni buraya hangi rüzgar attı?' dedim. Duraksadı. 'ben.. Ateş için gelmiştim' 'kuzen felan mısınız?' 'yo.. başka bir şey,boşver ya' deyip kolasından yudumladı. Başka birşeymişmiş! Or***! Sanki anlamadım ben böyle! 'hmm.' Deyip tabağıma döndüm. İçten içe kıza küfrederken pastamdan bir lokma daha aldım. Pastada şort giydiğim resim vardı. Meğer teyzemler her şeyi planlamış. Herkese hangi kısım geldi diye baktım, Büşra'ya elim,Eren'e bluzum, Ateş'e şortum(muzhip düşünmiyelim) bana da kafam gelmişti. Pastaları yedikten sonra Ateş'in dudağının orda pasta kaldığını gördüm. Her ne kadar o pastayı oradan alıp yutmak istesem de yapamadım. Büşra kardeş saolsun benim yerime yaptı, gerizekalı! Ateş kıza hiç kızmıyordu ve çok çok gıcık olmuştum artık. Ayağa kalkıp mutfağa gitmeyi amaçlarken bir elimdeki fantaya bir elim baktım. Büşracığımın yanından geçerken tahmin edin ne oldu? Sapasağlam tuttuğum fantacığım saçından aşağı dökülüverdi. Büşra 'aaa!ıyy!' gibi bir şey deyip oturduğu yerden sıçrarken Ateş'e baktım. Ve yine bilerek yaptığımı biliyordu. Aslında bu sefer herkes biliyordu ama kanıt yoktu. 'ya öykücüğüm ne yaptın sen? Aa! ' deyip maalesef tahmin ile edemediğim bir anda elindeki bardağı başımdan aşağı döktü ve kola tenime yapıştı. 'O****, gerizekalı' deyip elimi ağzıma götürdüm. Ateş dahil herkesin suratı bana dönmüştü, bahçedeki teyzemlerin bile.. 'Yaptığın hareket çok yanlıştı öykü! Nasıl kıza bilerek fanta döküp küfür edersin?;! Teyzemin bağırışları kulağımın pasını silerken saçlarımı kurutmuş, örüyordum. 'özür diledim ya teyze. Daha ne yapayım?. Hem oda döktü?' deyip kaşlarımı kaldırdım. 'olabilir ama başlatan senmişsin, problemin ne?' deyip gözlerimin içine baktı, 'hiç..hiçbirşey' ' o zaman o hiçbirşey'e göre davran Öykü. Yarın seni böyle görmek istemiyorum! Şimdi uyu' dedikten sonra odamdan çıktı. Teyzem fazla tepki göstermişti,nedense..asıl kötü olansa doğum günümde bu kadar bağırmasıydı! Yarın okulda giyeceğim beden giysilerini hazırladım ve uyudum.. Yepyeni bir sabah! Mutlu olacağım deyip kendimi avutuyordum yine. Ama sadece avutuyordum çünkü bir işe yaramıyorlar. Üzerimi giyinip saçıma mısır örgüsü yaptım ve çantamı alıp aşağıya indim. Aslında Eren'i beklemeden kimse beni fark etmesin diye erkenden çıkacaktım ama Eren'in bir suçu yoktu o yüzden okula onunla beraber geldim. İlk ders Misperiyle bayağı konuştum,ders boştu. Ateşte Kürşat'ta yoktu ve yanım boş olduğu için Misperi yanıma geldi. '.. iki gündür çok hastaydım yeni yeni iyileşiyorum..' deyip hapşurdu. 'belli belli. ' deyip peçete uzattım. İkinci ders Ateş ve Kürşat geldi., bu yüzden Misperi öne geçti. Yanımdaki Ege'ye arada bakıyordum,ondan o kadar tiksiniyordum ki.. Ateş'le konuşmayacaktım. Ona çok öfkeliydim! Bana bağırmasından,emir vermesinden nefret ediyordum . Bazen düşünüyordum,yapısımı böye yoksa sadece bana karşımı böyle? Bu sorunun cevabını hala bulamamıştım. Ateş'i tanımıyordum hatta şimdi düşündüm de soyadını bile Eren sayesinde biliyordum. 'Ateş Durkan.. Yanımda otursa bile onu umursamıyordum , zaten onunda beni pek taktığı söylenemezdi. Ders boyunca Ateş'e sadece bir kez bakmıştım ve o bakışımda salisiyeler kadar kısa sürmüştü. Tenefüste Misperiyle tuvalete gittik. Saçımı düzelttikten sonra 'hadi Misperii! Beden dersini kaçıracağız!' dedim 'tamam be!' dedikten üç saniye sonra çıktı ve elini yıkadı. Kapıyı açmak için kulpuna yöneldiğimde en büyük sorunun orada başlayacağından habersizdim.... ** ' burada öleceğiz Öykü...' deyip sızlanmaya başladı Misperi, resmen burada kilitli kalmıştık! Kim yapmıştı bu g*tlüğü? Aklımda bir isim vardı tabikide.. 'Misperi.. korkma! ,bir şey olacağı yok sesleniriz birine duyar çıkarır bizi buradan! 'deyip onu teselli etmeye çalıştım ama bir yandan içim huzursuzdu. 'imdaat!! Yardım edin!' diye bağırdım. Telefonum yanımdaydı ama lanet olsun ki hat yoktu! 'Öykü.. ben kesin ölürümde sen yaşamaya bak tamam mı?' deyip üzgünlüğünü belli etmek adına hüzünlü bir tonla konuşmuştu Misperi. 'hıhı tamam ondan' deyip sustum. Kimse bizi duymuyordu... Aradan kaç saat geçti bilmiyoruz ama hava kararmaya başlamıştı okulun bittiğide garantiydi. Allah'tan Misperi kızlar tuvaletine girerken bir cips ve iki çubuğu elinde tutuyordu da aç kalmayalım diye yedik. Diğer boş zamanlarımızda da ceketlerimizi yere serip telefon baktık ama bir süre sonra şarjları bitti ve yine yalnız kaldık. 'Öyküü.. ya bak ben sana demiştim en az altı saat oldu ve artık tiksindiğim bu wc kokusuna alıştım,bizi buradan kurtardıklarında ölmüş oluruz sanırım' Aslında burada bir gün yaşayabilirdik ama camının yarısı kırık olan pencere bahçeye uzandığı için biraz korkuyorduk. Bu saate kadar bulunamadığımıza göre kim bilir ne zaman bulunacaktık? 'misperi.. normalde seni avuturdum ama.. artık bende öyle düşünmeye başladım' deyip gözlerimi yumdum. Birkaç dakika sonra Misperi 'öykü..'diye mırıldandı. Sesinde büyük oranda korku vardı. Gözlerimi açtım ve 'ne??' dedim. 'sesler geliyor..' Gözümü büyütmüş Misperi'nin dediği şeyin doğruluğuna şaşıyordum. En az on tane erkek sesi duymuştuk ve seslenmemeye karar vermiştik. Bizi buradan çıkarsalar bile daha kötü şeyler olurdu. Yani burada kalmak çok daha güvenliydi. 'öykü.. ben acıktım2 deyip mızmızlanmaya başladı. 'bende..' O an ceketimdeki katı şeyi fark edince hemen kalktım ve çıkardım. Lolipop'um ve tuzlu çubuğum ezilmiş bir halde duruyorlardı.. Misperiyle normalde asla ve asla yemeyeceğimiz iki gündür cebimde bekleyen lolipop ve çubuğu yedik. Herhalde dışarıdan bakan biri olarak halimize gülerdim. İşin buraya geleceğini tahmin edemezdim. Artık o kadar çaresizdik ki uyumaya karar vermiştik. Taki erkek seslerinin git gide hızlandığını fark edene kadar.. 'Misperi...Misperi!' deyip uyandırmaya çalıştım. Sesler artıp duruyordu ve bizi bulmalarından korkuyordum. Sonunda Misperi kalktı ve çığlık attı,bu hiç iyi olmamıştı.. Sonunda sesler kapının dibinde bittiğinde gözlerimi kapattım ve kapıyı açmamalarını umdum. Misperide benim gibi gözlerini kapayıp beklemeye başladı. Ancak kader bize gülmedi ve aniden kapının kilit sesini kulağımızı doldurdu. Misperi ile beraber var gücümüzle kapıyı ittirmeye başladık. Ancak kapıyı açmaya çalışan kişi ya da kişiler sanırım çok güçlüydüler çünkü kapı on saniye içinde açıldı. Çok korkuyordum.. küçükken karanlık fobim yüzünden psikologa gitmiştim ve doktor gereksiz korku yaptığımı söylemişti. Ama şimdi hiçte gereksiz değildi.. Kapıda Ateş'i görene kadar korkumdan altıma yapacağımı düşünüyordum ama onu görünce tüm korkum silinip gitti. 'Öykü?' 'Ateş?' Ateş üç dört ders bizi görmediği için şüphelendiğini söylemişti ama yine de eve gitmiş. Akşam Eren bizi bulamadığını söyleyince de Ateş bizi aramaya gelmiş ve tabi Kürşat'ı da gördüm. Ateş Misperi'yi eve bıraktıktan sonra sıra bana gelmişti. Tuvalette kaldığımız süre boyunca çok korkmuştum, sanki küçükken girdiğim psikolojik şoka tekrar girmiştim. Arabayı durdurdu ve 'iyisin değil mi?' dedi. ' evet çok teşekkür ederim. Ben.. ben.. çok korkmuştum sonra sen geldin...' devam etmeme fırsat vermeden dudaklarıma yapıştı. Bir elini yanağıma koydu ve sanırım sabit kalmamı sağladı, diğer elini de belime yerleştirdi. Ateş oldukça soğuk davransa da dudakları onun aksine narindi. İlk kez beni öptüğünde dört beş saniye sürmüştü, şimdiyse en az 5 dakika sürdüğüne emindim. Nefessiz kalınca geri çekildim .Birkaç saniye sonra dudaklarını dudaklarımla tekrar birleştirdi. Birkaç dakika daha öpüştükten sonra bir buse kondurdu ve dudaklarını geri çekti. Tam gözlerimin içine bakıyordu ama ne diyecek bilmiyordum. 'dudaklarının tadı kiraz gibi' deyip dudaklarıma baktı. Gülmemişti, zaten şuana kadar hiç güldüğünü görmemiştim. 'Şey.. bizi bulduğun için teşekkür ederim.. çok korkmuştum..' deyip emniyet kemerimi açtım. 'bu sefer bir şey demeyeceğim ama bana teşekkür etme!' Deyip öne düşen saçımı arkaya attı, eli tenime değdiği anda sanki elektrik çarpmış gibi hissettim. Teşekkür etme derken bağırmış gibi olsa da kötü amaçlı değildi. Yüzüne baktım ve gülümsedim. Ateş beni tekrar öpmeye başladı. Hemen geri çekildim.Çünkü o beni sevmiyordu. 'Beni seviyor musun?'dedim. 'Hayır' dedi. Neye uğradığımı şaşırdım. 'O zaman niye beni öptün gerizekalı?'diye bağırdım. 'Çünkü güzelsin ' dedi. Yüzüme tokat gibi inen gerçekle hızla Ateş'e tokat attım. Resmen beni kullanıyordu. 'Sen tam bir pisliksin ama zaten ben de seni sevmiyorum .'dedim. Yüzüme şaşırmış bir şekilde baktı. 'Ne oldu , seni sevdiğime inandın mı cidden?' dedim. Cevap vermesini beklemeden arabadan indim. Keşke demeseydim. Pişman olmak istemiyordum çünkü. 'Böö! ! deyip benimle alay etmeye başladı Eren. Giydiği siyah bluz siyah pantolon siyah gözlükle aniden odama girip beni korkutmaya çalışmıştı. Aniden girse de benim için sorun olmuyordu çünkü özel bir şey yaparsam kapıyı kilitlerdim. Tamam ! azıcık bir şey korkmuş olabilirdim ama gerçeğini yaşadığım için pek zorlanmıyordum. 'Ereen!' deyip deli gözlerimle baktım Eren'e . 'ne var?' deyip kahkaha attı. 'sence komik mi? Misperiyle altımıza yapacaktık korkudan biliyor musun?!! Deyip okuduğum kitaba geri döndüm. 'Misperimi?.. oda mı oradaydı?' Eren'in az önce kahkaha atan suratı solmuş gül'e dönmüştü. 'evet yanımdaydı ve o benden çok korktu' dedim. Eren Misperi'den kesinlikle hoşlanıyordu.. 'öyle mi? Hm.. hadi gel annem sen açsın diye döktürdü' deyip odamdan çıktı. Kitabı kaldırıp hemen aşağıya fırladım çünkü çok açtım. 'afiyet olsun Öykü' deyip tabağındaki bezelyeden aldı Faruk eniştem. 'sana da enişte' deyip gülümsedim. 'Çok korktun mu Öykücüğüm? Annenler bi fobin olduğundan bahsetmişlerdi.' 'ha.. şey..biraz korktum ama çok değil' deyip konuyu kapatmak istedim çünkü çok korkmuştum ve yine uykumda kötü şeyler yapmaktan korkuyordum. Yemekten sonra odama çıkıp dinlendim. Saat gece 1 gibi mutfağa indim ve kimse uyanmasın diye ışığı açmadan cam sürahiyi elime aldım. Arkamdan bir şey geçiyormuş gibi hissediyordum. Etrafıma bakındım, evde birileri vardı!!!! 3 tane simsiyah giyinmiş ve yüzlerini hırsız gibi kar maskesiyle kapatmış karşımdaydılar. Elimdeki sürahi istemsizce düştü ve cam parçacıkları etrafa yayılmaya başladı. Hızlı adımlarla az ilerimdeki büyük ve keskin bıçağı aldım . 'yaklaşmayın!! YAKLAŞMAYIN!!' diye bağırdım ama dediğim şeyi umursamadan üzerime yürüyorlardı. 'Yaklaşmayın diyorum! Bıçaklarım!' hiç gözleri korkmuyordu, ne yapacaktım?? Bir şey fısıldıyorlardı ama henüz anlayamamıştım. Biri 2 metre ilerimde durdu ve maskesini çıkardı. Maskenin altından drakula gibi korkunç bir şey çıkana kadar gayet iyiydim.. 'teyze yemin ederim ki evde birileri vardı!' derken aynı zamanda psikologa gidecek olmamın hüznünü yaşıyordum ve maalesef annemlere haber vermişlerdi 'Öykücüm üzgünüm ama annenleri aradığımda psikologa gitmemiz gerektiğini söylediler, 8 ve 15 yaşlarındayken de böyle bir şeyler yaşamışsın ve psikolog seni tedavi etmiş,korkma! Yine kurtulacaksın' deyip saçımı okşadı. 'teyze.. ben gerçekleri söylüyorum! E-ve bi -ri-le -ri gir- di! Neden beni anlamıyorsunuz? Neden size yalan söyleyeyim ki ?' deyip akan göz yaşlarımı sildim. Teyzemler beni mutfakta yerde yatarken bulmuşlar ve hemen kolonyayla uyanmamı sağlamışlar. Şuan saat gece 2 ve sabah 9'da psikologa gidiyorum, maalesef!! Teyzem Eren ve Faruk eniştemin birkaç uyarısından sonra odama çıktım ve uykuyla kucaklaştım.. 'Hayal gördüğünü düşünüyorum Öykü' deyip taktığı gözlüğün ön camlarını üfledi psikolog hanım. Orta yaşlıydı ve saçları omuz hizasında kesilmişti. Gözleri benim gibi yeşilken kaşları benim kaşlarımın aksine biraz daha kalındı. Burnu düzdündü ve normal bir Türk kadını gibi duruyordu. 'hayır... ben.. gerçekten..gördüğüme eminim!' deyip kadına karşı çıkmaya çalıştım. Amacım bağırmak değildi . Tek kaşını kaldırıp gözlüğünü düzeltti. 'tatlım. Üzgünüm ama daha önce de iki kez yaşadığın bir olaymış ve o ikisinde de ilk gerçek deyip sonra hayal gördüğünü kabul etmişsin. Ama artık çözüm gelmiyor aklıma çünkü her yoldu denemişler.... Şey hariç..' deyip gözlerini gözlerimden kaçırdı. 'ne?' deyip cevap almak için elimi masasına koydum ama vurmadım. 'şey.... Tedavi hastanesi..' Demek bu günlerde gelecekti.. Hastaneye yatacağım günler.. Kadın resmen tımarhane'ye yatacaksın diyordu bana! Teyzemlerinde başka bir çözüm olmayacağı için tabii ki kabul edeceklerdir. Annem her ne kadar gelmek istese de şu aralar işleri o kadar yoğunmuş ki uyuyamıyormuş... Kadın yapmam gerekenler hakkında birkaç şey daha söyledi ve terapi tarzı şey sona erdi.. **
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE