İlk Karşılaşma

872 Kelimeler
"Hanginiz Han Ceyhanlı?" Karşımdaki adamlar şaşkınlıkla birbirine bakarken Meltem Hanım masasına yöneldi. "Hemen güvenliği arıyorum Can Bey." 'Yok askeriyeye polise de haber ver. Alt tarafı 1.60 boyunda 50 kilo bir insandım. Şu karşımdaki adamlar beni serçe parmaklarıyla taşır be.' diye içinden düşünürken artık sabrının sınırına dayanmıştı. Kadının eli telefona gitmişti ki adamlardan yaşça daha büyük olan elini kaldırdı. "Bekle." dedi. Niyeti neler olup bittiğini öğrenmekti. Naz, hayatında ilk defa bu kadar otoriter bir ses duymuştu. İnsanın ister istemez boyun eğesi geliyordu. Neyse ki isminin Can olduğunu öğrenmesi içindeki soğuk denizleri kabarttı. Yüreği ferahladı. Onun muhatabı olmak istemezdi. Hem de konu epey can sıkıcıyken. Gözünü sarışın olana dikti. "Demek Han Ceyhanlı sensin." diye ona doğru birkaç adım atacakken arkasından bir ses duydu: "Han Ceyhanlı benim." 'Sonunda' diye içindeki rahatlamayla arkasını dönen genç Hanımın, içindeki Naz'lar çoktan kavgaya tutuşmuştu. Alık olan Naz, "Olmasın, olmasın bu olmasın. Bu olamaz ki. Ay nasıl sevimli!" diye ağzının salyasını akıtmaya başlamıştı. Esprili olan söze karıştı: "İnşallah olay eski Türk filmlerindeki 'Kara Murat benim' repliğine döner. Bir sağa sola baksaydık belki başka Han'lar buluruz. Bence sarışını koruyor." dedi. "Önce kullanıp sonra cezasını keselim." diye çıkıştı edepsiz olanı. Ardından bilimsel olan aldı sazı eline: "Vay arkadaş! Bu nasıl bir gen havuzu? Anasıyla babası birleşip Voltranı oluşturmuş." diye hayran hayran kendinden geçmişti. " Ulan! Adam anamızı bellemiş siz daha ayılıp bayılıyorsunuz." diye son noktayı koydu agresif olan. Naz, bu gazla açık kumral saçlı, kirli sakallı, ela gözlü, yüzü vücudu her şeyi apayrı biçimli olan adama yaklaşmaya başladı. Tam dibinde durduğunda; herkes bir şey söylemesini beklerken ortama yayılan tokat sesiyle tüm gözler Han'a dönmüştü. Naz'ın narin ellinin izi Han'ın yanağında pembe bir elmas gibi parlıyordu. Diğer iki adam oldukları yerde kaskatı kesilmiş gibiydi. Meltem Hanımın dudaklarından "Ayy!" diye bir nida döküldü. En büyük şaşkınlığı Han yaşıyordu. Gözleri hayretle açılsa da içi öfke kıvılcımlarıyla kaynaşıyordu. İlk şoku atlatınca "Lan!" diye kükredi. Naz, birkaç adım geri attı. Korkmuyordu sadece sakinleşmesi lazımdı. Yoksa içindeki tüm karmaşaya rağmen üzerine atılıp boğazını sıkacaktı bu adamın. Annesinin yüzü yine gözlerinin önüne gelmişti. "Sen dua et kadınsın" diye sinirle tısladı Han Efendi. İlk kez bir tokat yiyordu. Yumruk yumruğa çok kavgası olmuştu da bu tokat ilkti. Hem de bir kadından. Öfkesi utançla harlandı. Naz, histerik bir gülüş savurdu. "Sanki sana fark eder de! Sen kimsin de evimize geliyor, kırıp döküyor, tek başına bir kadını korkutuyorsun." diye avazı çıktığı kadar bağırınca arkasında kalan otoriter adamın da sesi yükseldi. "Han!" Bu seste hem soru hem kınama hem de kızgınlık vardı. Han, gözlerini öfkeyle devirdi. "Yok öyle bir şey abi. Ben bu kızı ilk kez görüyorum. Bahsettiği kadını da bilmem etmem." diye dişlerinin arasından konuştu. "Beyefendi bu konuda kesinlikle çok dürüst. O tenezzül edip gelmez ki! Köpekleri dururken ne diye elini kirletsin? diye alayla konuştu Naz. Han, kafasını eğip sağa sola salladı. Sinirli bir gülüş bırakınca Naz'ın içi tekrar coştu. Alık olan hemen öne atıldı. "Ay gamze mi o?" diye baygın bakışlar gönderirken edepsiz olan çoktan "Hey seni yerler, yerler" şarkısıyla ortamı kaynatıyordu. Bilimsel olan girdi söze: "Nasıl oluyor da bir kas anomalisi bu kadar çekici olabiliyor?" Etrafı toplamak yine agresif olana düştü. "Annem diyorum, annem! Tutturdunuz gamze diye. Ulan adamın yakışıklılığı adi olduğunu affettirir mi?" Haklıydı. Affettirmezdi. "Bakın mutlaka bir yanlış anlaşılma olmuştur." diyen Han'ın sesi bu kez daha sakindi. Naz, Han'a doğru tekrar yürüyünce adam olduğu yerde dikleşti. "Sakın!" diye uyardı. İlkinde beklemiyordu ama karşısındaki kadında olsa ikinci bir tokata müsaade etmezdi. Naz, vahşi Bi gülüşle karşılık verdi. O zamana kadar kolunda varlığını bile unuttuğu siyah deri çantasını açtı. Aklına biber gazı gelince bir an duraksadı. 'Ah! Keşke kullanabilsem.' diye geçirdi içinden. Ama kullanırsa buradan çıkıp gideceği tek yerin karakol olduğunu biliyordu. Üstelik bu adamlar; zengin, güçlü insanlardı. Uğraşılmazdı bunlarla en azından şiddetle ama davasını açacaktı. Kararlıydı. Çantasının içinde, masanın altında bulduğu kağıdı Han'ın suratına fırlattı. İkinci bir hakarete maruz kalan Han, derin bir nefes verip yerdeki kağıdı aldı. İncelerken yüz hatları gerildi, kaşları çatıldı. Dişlerini sıktığı her halinden belliydi. Şaşkınlıkla Naz'a baktı. "Evet, burada benim adım yazıyor. İmza da benimkine benziyor ama sadece iyi bir replika. Bu bana ait değil." dedi. Naz, adamın kabul etmesini beklemiyordu zaten. Kimse 'ayranım ekşi' demez. Herkes kendine göre masum. İsteyen hep bir bahane hep bir kılıf bulur cürmüne. Tiksinti ve küçümsemeyle Han'a baktı. "Derdini mahkemede anlatırsın." deyip bu kez salına salına geldiği gibi asansöre doğru gitti. Allah'tan bu kattan inmek için özel izin gerekmiyordu. Kendilerinden sonra kimse inip bilmediği için de asansör hemen hazırdı. İçeri girdiğinde açık kapıdan diğer adamların Han'ın yanına gittiğini, elindeki kağıdı incelediklerini gördü. Kapı kapanınca derin bir oh çekip zemin kata bastı. Kalbi yine heyecanla çarpmaya başladı. Acaba binadan çıkmasına izin verirler miydi? Ya aşağıdaki güvenlik görevlileri onu yaka paça yakalarsa. Omuzunu silkti. Kimseye zarar vermemişti ki. Nefretini kusup içini rahatlatmıştı. Annesinin o halinden sonra bu kadarına hakkı vardı. 'Of şimdi bir de avukat bulmam lazım.' diye içini sıkıntılar bastı. Üstelik bu adamlara karşı tutacağı avukat güçlü olmalıydı. Sıradan birini çiğ çiğ yerlerdi. Asansör durunca nefesini tuttu. Kapı açılınca beklediği olmadı. Birkaç kişi diğer asansörlerin önünde bekliyordu sadece. Danışmaya doğru yönelince orada da ne bir hareketlilik ne de dikkat çekici bir şey vardı. Adımlarını hızlandırıp binadan çıkınca Mayıs ayının; hafif serin havasını ciğerlerine çekti. Az da olsa hafiflemişti. Şimdi annesiyle gönül rahatlığıyla ilgilenebilirdi. Gördüğü ilk araca el kaldırdı. "Taksi."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE