Etrafa üstün körü bi bakış attıp, çikolataların olduğu rafa yöneldim. Gözüme çarpan çikolataları rastgele aldım raftan. Ömer'in adım seslerinden, arkamdan geldiğini anladım ama arkama dönmedim. "Biraz önce ki şey neydi?" Sesi tam arkamdan geliyordu. Kokusu burnumu istila etmişti. Kokusunu tarif et deseler, deniz derdim. Kokusu deniz gibiydi. Yaz olsun kış olsun farketmeksizin dalga dalga coşan ve rüzgardan esip gelen deniz kokusu. O deniz kokusuna karışık birde baharat kokusu vardı ama o baharatın ne olduğunu hiç bulamamıştım. Ömer'in havada asılı kalan sorusunu, acele etmeden cevapladım. "Midyat'tayız ve sen nişanlısın Ömer ağa." Dedim buruk bi tebessüm ile. Ömer ile göz göz bakıyor olsaydık, eminim ki gözlerini kaçırırdı. Gözlerine bakmıyorken, tatsız şeyleri konuşmak daha kolaydı

