KOLEJ GÜNLERİ

2851 Kelimeler
Sabahın ilk ışıklarıyla Naz, teyzesinin şefkat dolu sesiyle uyandı. "Naz, uyan tatlım. Bugün okul günü." "Tamam teyze, kalkıyorum," dedi genç kız gözlerini ovuşturarak. İçi buruktu biraz. Eski lisesini özlüyordu. Şimdiyse adını sanını bilmediği bir koleje gidecekti. Ama olsun, Sarp da aynı kolejde değil miydi? Mutlu olması için yeter de atardı da. Sahi ne çabuk geçmişti zaman? Hangi ara okullar açılmıştı? Acaba bu hızla ilerlese onu Sarp'la düğününe götürür müydü zaman? Genç kız, oyalanmak istemedi. Hayal kurma zamanı değildi şimdi. Önce lavaboda yüzünü yıkayıp dişlerini fırçaladı. Sonra da alelacele üniformasını giydi ve saçlarını at kuyruğu topladı. Babaannesi olsa örmez miydi bu saçları? Genç kız babaannesini her an özlüyordu. Aşağı indiğinde salondaki masa kahvaltılıklarla süslenmişti. Teyzesi, onu görünce beğeniyle süzdü: "Okul kıyafetin çok yakışmış." "Teşekkürler teyzeciğim." diyerek masaya oturdu Naz. "O tost bitecek. Okula aç gitme." "Tamam teyze." Naz, tostunu da yedikten sonra kapıdan dışarı çıktı. Çıkarken teyzesi arkasından: "Kendine dikkat et,"diye bağırdı. Genç kız yola çıkmıştı, koleje doğru yürüyordu. Yolun ilerisinde Ssrp'ı gördü ve sohbet etme umuduyla koşarak Sarp'a yetişti. "Saarp!" Sarp gülümsedi. "Demek bizim koleje gidecekzin ha. Üniforma çok yakışmış." "Teşekkürler," dedi genç kız utanarak. "Bu, kolejde ilk günün, heyecanlı mısın?" "Evet, çok heyecanlıyım. Hayatımda ilk kez koleje gideceğim." Naz çok mutluydu, hayatında ilk kez koleje gidecekti. Hem de Sarp'la aynı koleje gidecekti. Ayrıca 5 yaşındaki Ceren de kreşe gidecekti. Yani Sarp, Naz'a kalacaktı. Sarp, Naz'dan bir yaş büyüktü. Lise sona gidecekti. Naz ise lise üçe geçmişti. Genç kız yolda yürürken, "Bu Sarp'la son senem.Bu sene ne yapıp edip Sarp'ı kendime aşık etmeliyim,"diye düşündü. fakat koleje girdiklerinde bunun çok zor olduğumu anladı. Bir kere kolejde çok fazla güzel kız vardı. İki kız Sarp'a merhaba diyerek el salladı, bunlar sınıf arkadaşları olmalıydı. Tüm kızların gözü Sarp'taydı sanki, ya da Naz, öyle hissetmişti. Biraz sonra sarışın mavi gözlü, uzun boylu güzel bir kız geldi ve Sarp'a "Hoş geldin," diye sarıldı. Bu durum, Naz'ın hiç hoşuna gitmemişti. Bu kız, Sarp'a nasıl sarılırdı? Neydi bu samimiyet? Sarp, genç kıza dönerek, "Naz, seni tanıştırayım.Bu Buket, sınıf arkadaşım." dedi. Naz, dudak büktü. Yalandan elini uzatarak. "Memnun oldum," dedi. Aslında diyeceği çok şey vardı ama sustu. Buket, Naz'ın elini tutmadan. "Ben de," dedi. Bu kız Naz'ın sinirini zıplatmıştı. Neydi bu tavırlar, egolar. Genç kız, kısa bir araştırma sonrası sınıfını bulmuşu. Sınıfa girdiğinde kendini çok yalnız hissetti. "Keşke Sarp'la yaşıt olsam onunla aynı sınıfta olurdum," diye düşündü. Kalemini çıkardı ve defterine bir şeyler karaladı. Sıkıldığında hep bir şeyler çizerdi. Defterini karalarken o kadar dalmıştı ki yanına biri oturduğunu farketmemişti. Omzuna dokunan elle başını kaldırdı. Kahverengi saçlı, yeşil gözlü bir kızdı. Kız, "Ben Eylül," diyerek Naz'a elini uzattı. Naz, kızın elini sıktı: "Ben de Naz." Eylül, gülümsedi. "Sen yeni kız olmalısın, isyitersen benimle arkadaş olabilirsin." "Memnun olurum." dedi Naz, memnun bir ifadeyle "Bu civarda mı oturuyorsun?" "Evet, ama yeni taşındım. Buraların yabancısıyım." "Zamanla alışırsın. Belki bir gün birlikte gezeriz. Tabii istersen." "Sahi mi? Çok düşüncelisin." Naz, bu kıza çok ısınmıştı. Eylül çok tatlı bir kızdı. Çok da düşünceliydi. O sırada sınıfa bir çocuk girdi. Kumral, hoş bir çocuktu.nKahverengi anlamlı gözleri, masum, bebeksi bir yüzü vardı. Doğruca anlarına geldi. "Eylül, bu yeni kız mı?" "Evet," deyince çocuk Naz'a elini uzattı: "Ben Umut." Naz, çocuğun elini sıktı. "Ben de Naz." Naz, bu çocuğa da ısınmıştı. Eylül ve Umut'la tanışması, bu şekilde başlamıştı. Bu tanışma, çok güzel dostlukların temeli olacaktı belki de. Eylül, "Bahçeye çıkalım mı?" dediğinde Naz, "Oluur." dedi. Sıkılmıştı. "Siz çıkın kızlar. Benim bir işim var." dedi Umut. Naz, Eylül'le birlikte sınıftan çıktı. Bahçeye indiklerinde Naz'ın dikkatini bir şey çekti. Sarp banka oturmuş, Buket de yanına sokulmuştu. Sarp'ta gözü olduğu apaçık belliydi. Yoksa bir erkeğe bu kadar yapışık oturulmazdı. Genç kız, Buket'i göstererek: "Eylül, bu kız kim?" dedi tanımıyor gibi yaparak. "Mithat Bey'in kızı. Adı Buket. Babasının tekstil fabrikası var. Sarp'tan hoşlanıyor. Sarp'ı tanımıyorsundur şimdi sen." "Yoo tanıyorum, Sarp benim en yakın arkadaşım." dedi Naz gururlanarak. Koleje beraber geldik." "Yaa, Ne kadar yakınsınız?" "Şimdilik kankayız." "Ya sonra," dedi Eylül gülümeyerek Ondan hoşlanıyorsun değil mi?" "Evet, hoşlanıyorum, ama kimseye söyleme, aramızda." "Söylemem ama Buket'e dikkat et. Tersi sert olduğu için seninle uğraşabilir.Sarp'tan hoşlanan birçok kız var ama hepsi Buket'ten korkar. Buket biraz delidir." Naz, içinden "Asıl ben deliyim, o benden korks" diye düşündü. "Peki sen, hoşlandığın biri var mı?" "Benim sevgilim var." Naz, Eylül'ün sevgilisi olmasına ve Sarp'la alakası olmamasına sevindi. Çünkü en yakın arkadaşı bile Sarp'a aşık olsa onu siler atardı. Eylül temiz çıkmıştı. Az sonra zilin çalmasıyla Eylül ayağa kalktı. "Sınıfa girelim, ders başladı. Bu arada heyecanlı mısın? ilk dersin sonuçta." "Evet, çok heyecanlıyım. İlk ders ne?" "Matematik." "Of!" "Hislerimiz aynı. Bu ders acayip sıkıcıdır." İki kız birlikte sınıfa girdiler ve sıralarına oturdular. Az sonra sınıfa matematik hocası sınıfa girdi. "Günaydın gençler,"dedi. Tüm sınıf, hep bir ağızdan,"Günaydın hocam," diye cevap verdi. Daha sonra da bakışlarını Naz'a çevirdi: "Kızım, sen yeni misin?" "Evet hocam, yeniyim." "Tanıt kendini bakalım." Naz, ayağa kalktı. "Ben Naz." "Çok açıklayıcı oldu kızım, oturabilirsin." Tüm sınıf gülmeye başladı. "Gülmeyin yoksa ders işlerim. Bugün iyi günümdeyim, ders işlemeyeceğim ama siz yine de çalışın. Sonraki dersimizde hepinizi tahtaya kaldıracağım." Naz, Eylül'ün kulağına fısıldadı. "Bu hoca çok sıkıcı." "Sen en iyi halini görüyorsun onun. Ders işlediği günleri bilsen hayattan bezersin." Genç kız gülümsedi. "Başa gelen çekilir." "Siz ikiniz, çok konuşmayın." Sonraki ders de matematikti. Naz, Eylül'e döndü. "Sonraki derse girmeyelim, ne dersin?" "İlk günden okuldan mı kaçalım?" "Neden olmasın?" Umut, yanlarına geldi. "Kızlar, ben de sizinle kaçabilir miyim?" Eylül gözlerini devirdi. "Sen bizi mi dinliyorsun?" "Kulak misafiri diyelim." "Gel Umut gel." "Taksi parası benden." "Umut, süpersin." Az sonra üç genç taksiye bindiler. Sahile yakın bir yerde indiler ve bir pastaneye girdiler. Biraz sonra garson geldi. "Hoş geldiniz gençler. Ne alırsınız?" Umut cevap verdi. "Ben bir kakaolu dondurma alayım." Eylül, "Ben karışık alayım." dedi. Naz, "Benimkisi çilekli olsun." diye cevap verdi. Garson uzaklaştı. Çok geçmeden dondurmaları getirdi ve gençler birlikte dondurmalarını yediler. Naz huzursuzdu: "Villaya erken dönersem teyzem kaçtığımı anlar." diye söylendi. Eylül rahat bir tavırla cevap verdi: "Biz de dönmeyiz o zaman." Naz, genç kıza dönerek "Ne yapacağız?" dedi. "Seni gezdiririz. Bu semtte gezilecek çok yer var." Naz, Eylül ve Umut pastaneden çıkınca sahil yolunda yürümeye başladılar. Bebek çok güzeldi. Deniz manzarası şahaneydi. Birlikte banka oturdular. "İyi ki gelmişiz." dedi genç kız neşeyle. Kolejin ilk günü harika geçiyordu. "Sen iste her zaman gideriz." dedi Umut genç kızın mutlu olduğuna sevirerek "Annenler ne iş yapıyor?" diye sordu Eylül. "Benim annem öldü. Teyzem ve dedemle yaşıyorum." dedi Naz içi buruk bir ifadeyle Eylül sorduğuna pişman olmuş gibiydi. "Çok üzgünüm. Keşke sormasaydım. Özür dilerim." Naz, gülümsedi. "Önemli değil Eylül. Tabii ki de soracaksın. Arkadaşlar birbirini tanımalı." "Kızlar, amma duygusal oldunuz siz de. Az sonra balık yemeye gideriz. Ne dersiniz?" dedi Umut ortamı yatıştırmaya çalışarak. "Süper olur." Naz, o gün arkadaşlarıyla çok güzel vakit geçirmişti. Okul bitişi villaya yakın yerde taksiden indi ve yürümeye başladı. Genç kız kapının önüne vardığında zile bastı. Kapıyı hizmetçi açtı. Naz, salona girdiğinde teyzesi salonda oturup kahvesini yudumluyordu. İstifini bozmadan: "Kolejde ilk günün nasıl geçti?" dedi. "Çok güzel geçti teyze. Ben banyoya giriyorum." Naz, koşarak banyoya girdi. Bu, onun her gün yaptığı şeydi. Günün stresini atmak için birebirdi. Su, insanı rahatlatıyordu. Naz, banyodan çıkınca üstünü giyindi. Koridorda yürürken aklına annesinin odası geldi. Buna cesaret etmeliydi. Üzülse bile o odaya girmeliydi. Naz, odanın kapısını açtı. Kocaman bir yatak ve çalışma masası vardı. Makyaj aynasının önünde yarım parfüm şişesi vardı. Naz, şişeyi kokladı. Çok güzeldi kokusu. Kim bilir kaç yıllıktı bu parfüm. Naz, çalışma masasına doğru ilerledi. Eski bir radyo vardı. Naz, radyonun gözünü açtı. İçinde kaset vardı. Naz, radyoyu çalıştırdı. Bilmediği bir müzikti, ama çok güzeldi. Naz, yatağa doğru ilerledi ve uzandı. Yastığı kokladı. Annesi gibi kokuyordu. "Keşke annem yaşasaydı. Birlikte yatardık" diye mırıldandı. Dalmıştı. "Kızım, uyan. Kızım." Naz, gözlerini açtı: "Anne!" "Annen değil, teyzen." Naz, gözlerini oğuşturdu. Annesi, teyzesine dönüşmüştü. Hayallendiğinin farkına vardı. Teyzesi, ne kadar da çok benziyordu annesine. "Seni annem sandım da." Sanem, biricik yeğenine şefkatle sarıldı. "Gel dışarı çıkalım. Şu radyoyu da kapatalım." Naz, bu odaya bir daha girmemeye karar verdi. Burada annesinin hayalini görüyordu ve bu, ona acı veriyordu. Naz ve Sanem bahçeye çıktıklarında Nimet, kahve getirdi. Sanem, teşekkürler Nşmet, diyerek kahvesini aldı. Naz da kahvesini aldı. "Ablam kahveyi odasında içerdi. O radyoya da klasik müzik takardı. Bir sürü kaseti vardı. Her gün birini dinlerdi." dedi Sanem geçmişi hatırlayarak. "Benim taktığım kaset, çok güzeldi." diye cevap verdi genç kız. Naz'ın kolejdeki ilk günü böyle geçmişti. İlk günden yeni arkadaşlar edinmişti. Bu çok güzeldi. Güzel olmayan tek şey Buket'ti. Ertesi gün genç kız koleje gitti. İlk ders coğrafyaydı ve çok sıkıcıydı. Tam sırada uyumak üzereyken zil çaldı. Koşarak bahçeye çıktı. Açık hava ona iyi gelirdi. Az sonra, Eylül, elinde iki çayla geldi. "Kanka çay getirdim, ayılırsın." "İyi düşündün Eylül, yani kanka." Birlikte çay içiyorlardı. Eylül Naz'ı dürttü. "Buket'e bak, eteğini kıvırmış." "Sarp, böyle ucuz numaralara kanmaz." dedi Naz kararlı bir ifadeyle. Çünkü Sarp'ı tanıyordu ve karakterini biliyordu. Kafasına bir soru takılmıştı. Arkadaşına döndü: "Eylül, bir şey soracağım. Buket mi daha güzel ben mi?" "Sen daha güzelsin ama Buket daha süslü. Sana ucuz kızlar gibi etek kıvır demiyorum. Bunu sakın yapma ama şu saçlarını biraz sal, maşa yap." Naz, Eylül'e hak verdi. O haklıydı. Sarp'ı istiyorsa önce kız gibi olmalıydı, kendine dikkat etmeliydi. Genç kız, o gece alarmını erkene kurdu. Yapacak çok işi vardı. Ertesi gün hazırlanmak için erkenden kalktı ve saçlarını maşa yaptı. Biraz da göz kalemi, az bir ruj sürdü. Harika görünüyordu. Teyzesinin odasına girmesiyle başını çevirdi: "Hayırdır kız, ne bu hazırlık?" "İçimden geldi de..." "Ben anladım onu." diye gülümsedi Sanem. Yeğeni doğru yoldaydı. Sarp'ı iyice benimsemişti kız ve bu durum Sanem'in hoşuna gidiyordu. Çünkü öyle bir aileyle dünür olmak çok kârlı bir anlaşmaydı. Onların mimarlık şirketi vardı, kendilerininse inşaat. İki şirket birleşirse müthiş kâr elde ederlerdi. Naz, kahvaltısını iştahla yaptıktan sonra heyecanla evden çıktı. Sarp, onu görünce beğenecek miydi? Gözleri Sarp'ı aradı. Bulamayınca koleje doğru yürüdü. Naz, koleje girdiğinde Eylül ve Umut aralarında konuşup sohbet ediyorlardı. Naz, onların yanına geldi. Bakalım ondaki bu değişikliği farkedecek miydiler? "Kanka, harika görünüyorsun." dedi Eylül ona beğeniyle bakarak. Naz, arkadaşına göz kırptı. Umut, utanarak. "Çok güzel olmuşsun," dedi. "Teşekkür ederim çocuklar." Sarp, kolejin bahçesine bisikletle girdiğinde Naz, heyecanlandı. Acaba Sarp, ondaki değişikliği farkedecek miydi? Sarp'ın bir iltifatı bile onu mutlu etmeye yeterdi. Sarp, Naz'ın yanına geldi. "Yeni bisikletimi beğendin mi?" Bu, olmamıştı. Sarp, ondaki değişikliği farkedeceğine bisikletini soruyordu. Naz, bozuntuya vermeden. "Çok beğendim Sarp. Artık beni gezdirirsin bir gün," dedi. "Yarın okul çıkışı gezdiririm. Bu arada çok güzel olmuşsun." dedi Sarp genç kızı beğeniyle süzerek. "Bence kolejin en güzel kızı sensin." deyince Naz, utandı. "Şey, ben bir kantine gideyim." Naz, koşarak uzaklaşırken Sarp, "Bu kızda bir haller var ama, neyse," diye söylendi. Sebebi belliydi aslında. Olmuştu işte. Sarp, onu beğenmişti. Kolejin en güzel kızısın demişti. Harbi öyle miydi? Naz, mutlulukla kantine giderken iki kız kollarından onu tuttu. Genç kız, neye uğradığını şaşırdı. "Ne oluyor? Bırakın beni." Birazdan Buket, elinde ıslak mendille yanına geldi ve "Ah canım makyaj yapmış,"diyerek Naz'ın makyajını sildi. Daha sonra Naz'ın saçını çekerek, "Konuştuklarınızı duydum, o bisiklete binilmeyecek. Sarp'tan uzak dur, o benim." dedi. Daha sonra kızı dikkatle inceledi. "Bu arada sen beni taklit mi ediyorsun, saçını benim gibi yapmışsın. Yoksa beni kıskanıyor musun?" dedi kıkırdayarak. O anda Eylül'ün sesini duydular. "Rahat bırak arkadaşımı. Asıl sen Naz'ı kıskanıyorsun. Naz'ın Sarp'a yakın olması seni çatlatıyor." "Kes sesini ufaklık." dedi Buket genç kıza bağırarak. "İkiniz de ufaklıksınız. Sarp'ın yaşıtı bile değilsiniz." Naz, "Sen kime ufaklık diyorsun,"diyerek Buket'e saldırdı. Kavga sesleri okulun bahçesine taşınca Tüm okul, kantine kız kavgasını izlemeye toplandı. Sarp, kalabalığı farketmişti. Tüm okul kantinin önünde toplanmıştı. Genç adam, merakla kalabalığa doğru yürüdü. "Tolga, ne oluyor orada?" "Buket'le Naz, senin için kavga ediyor." dedi Tolga muzipçe kaşlarını oynatarak. "Az fena değilsin ha." Sarp, içinden gururlandı. Kızlar onun için kavga ediyordu. "Kanka, sence kim kazanır?" Sarp, gülümsedi. "Kim daha deliyse o kazanır." Az sonra Eylül, müdüre hanımla geldi. Müdüre Asuman Hanım ikisini de ayırdı. "Naz, okulun ilk haftası kavga çıkardın. Buket, sen de koleje yeni gelen arkadaşına hiç iyi davranmıyorsun. Sen onun yaşıtı mısın? Kızlar, ikiniz de cezalısınız." İki kız müdüre hanıma baktılar. Müdüre hanım, "Temizlik yapacaksınız." dedi vurgulayarak. "Oldu, bu Naz olacak salak yüzünden bir de ceza aldım kahretsin," diye iç geçirdi Buket. Mm6rü hayatında eline süpürge almamış Buket, koridorları paspaslamaktan paspas olmuştu. Ama bunu Naz'a ödetmez miydi? Hep o salak kız yüzünden olmuştu. Naz da elindeki bezle müdürenin masasını siliyordu. Alışkın olmadığı şey değildi. Babaannesinin yanında kalırken severek temizlik yapardı. Aşinaydı yani. Hiç zorlanmamıştı. Umut yanına geldi: "Kolay gelsin Naz." Naz, onun görünce şaşırmıştı. "Sağ ol?" "Sana yardım etmek istedim." "O zaman yerleri paspaslasan yeter. Ben tozunu süpürdüm." "Okey." "İyi ki varsın. Sen olmasan zor bitirirdim işi." Umut, başını kaldırarak genç kıza baktı. "Şu Sarp için kavga etmeye değer mi? Serserinin teki. Çok güzel kızsın. Etrafına baksan seni gerçekten sevecek erkekler vardır." Naz gülümsedi. Umut'un ondan hoşlandığı belliydi. Onu üzmek istemedi. "Buket Sarp'la beni konuşurken görünce yanlış anladı. Sevgiliyiz sandı herhalde." "Değil misiniz?" "Hayır tabii ki." Umut'un kalbinde yine umutlar yeşermişti. İçten gülüyordu. Naz, temizlik malzemelerini yerine koymak için koridora çıkmıştı. Buket'le karşılaştı. Buket, temizlik odasından aldığı çamaşır sulu kovayı düşüyormuş ayağına Naz'ın üstüne döktü. "Ne yaptın sen?" Buket yalancıktan,"Ah canım, özür dilerim," dedi. Naz, sınıftan çantasını da alarak çıktı. Buket, kahkaha attı. O anda Sarp, Buket'i kolundan tuttu: "Naz'la uğraşma." "Ondan hoşlanıyor musun?" "Bundan sana ne?" Naz, o rezil halde soluğu villada almıştı. Zile bastı. Kapıyı açtığında Nimet şaşkına döndü: "Naz hanım, ne oldu size böyle?" Naz, cevap vermeden salona girdi. Onu gören teyzesi şok oldu. "Naz, bu ne hal giysilerin rengi değişmiş. Üstelik sırılsıklamsın." Naz, teyzesine sarılarak hüngür hüngür ağladı. Olanları anlattı. "Ben müdüreyle görüşürüm. O şıllığa yeğenimi bu hale getirmek neymiş gösteririm." "Hayır teyze, onun işini ben halledeceğim." "Ama nasıl?" "Bilmiyorum teyze." O gün, Naz için çok kötü bir gündü. Buket düşmanıydı. Okulda başına başına bela olacak, hayatını dar edecek kişi. Genç kız, ertesi gün koleje gittiğinde moralsizdi. Dalgın dalgın yürürken ayağı takılıp yere düştü.Buket ve arkadaşları gülüştüler. Anlaşılan Buket, ona çelme takmıştı. Umut, koşarak geldi ve Naz'ı yerden kaldırdı. Sonra Buket ve arkadaşlarına döndü: "Yazıklar olsun size. Başkalarını ezmeyi marifet sanıyorsunuz." Kızlar sustu. Buket arkadaşlarına dönerek, "Gidelim kızlar, bu eziklerle uğraşmayalım," dedi. "Sen kime ezik diyorsun?" diye bağırdı Umut. Buket şımarık bir edayla cevap verdi: "Sana diyorum. Bu sümsüğü savunduğun için eziksin işte." "Bak kızım git işine." Buket, "Gidelim kızlar," diyerek arkadaşlarıyla oradan uzaklaştı. Umut, Naz'a döndü. "Bu Buket de senden ne istiyor bilmiyorum. Ama sorarım ben ona." "Boşver Umut. Buket için kendini yormana değmez." "Senin için herkesi karşıma alırım yeter ki sen üzülme. Biz arkadaşız sonuçta. Naz, Umut'un elini tuttu: "Umut, iyi ki varsın." Umut kızarmıştı. "Şey, içeri geçelim. Az sonra ders başlar." Naz, Umut'un onu gerçekten sevdiğine artık emindi. "Senin için herkesi karşıma alırım." bu söz, Naz'ın hoşuna gitmişti. Keşke Sarp da Umut gibi olsaydı. Naz, öğle arası midesinin guruldadığını hissetmişti. Koşarak kantine indi. Sandviç ve çay alıp masaya oturdu. Çok acıkmıştı. Sandviçini iştahla yiyip çayını yudumlarken Buket, elinde bardakla yanından geçiyordu. Mahsustan düşer gibi yaparak elindeki kaynar çayı Naz'ın üstüne döktü. Naz, can havliyle ayağa kalktı. "Buket, sen ne yaptın?" "Ah canım, bilmeden oldu kusura bakma." Naz'ın bacağı yanmıştı. Sarp o kantinde olmasa Buket'e saç baş dalardı ama Sarp'a kibar görünmeliydi. Sarp, Buket'in yanına geldi. "Bak Buket, Naz'la uğraşma dedim sana." "Bilmeden döktüm Sarp, yoksa niye uğraşayım ki Naz'la." Eylül, yanlarına geldi. "Yalan söyleme Buket, bilerek döktün işte. Ben gördüm." "Sen karışma ufaklık." "Karışırım, Naz benim kankam," diyerek genç kızın koluna girdi Eylül. "Haydi Naz, gidelim." İki arkadaş birlikte bahçeye çıktılar. "Naz, bacağın çok yandı mı?" "Bıktım bu Buket'ten. Hep benimle uğraşıyor." Eylül, Naz'ın elini tuttu. "Üzülme Naz. Haydi edebiyat dersine girelim." Naz, derse girdi ama aklı başka yerdeydi. Buket'in yaptıklarını düşüyordu. Eylül onu dürttü: "Naz, dersi dinle. Hiç olmazsa not alır gibi yap. Sevilay hoca çok sinirlidir." Naz, Eylül'ün tavsiyesine uydu. Derse katılıyormuş gibi yaptı. Teneffüs olunca Umut yanına geldi. "Naz, neyin var? Derste çok durgundun." "Buket, bugün bacağıma kaynar çay döktü." Umut, bunu duyduğunda öfkelenmişti. "Bu kız fazla ileri gitti. artık." "Buket'e sinirimden not da alamadım zaten." "Ben sana veririm notlarımı." dedi Umut, genç kızı teselli etmeye çalışarak. Naz, çocuksu bir sevinçle Umut'a sarıldı. "Umut, sen harikasın." Umut utanarak, "Teşekkür ederim," dedi. Naz, okul çıkışı Buket ve Sarp'ı duvarın önünde sohbet ederken gördü. Gülüşüyorlardı. O kadar dalmışlardı ki sohbete. Dünya umurlarında değildi. Naz, çok üzüldü. Zaten bu kıza gıcık oluyordu. Keyifsizce villaya doğru yol aldı. Genç kız, akşam yemeğinde keyifsizdi. Çatalla oynuyordu. Bu durum teyzesinin dikkatini çekmişti. "Tatlım, bir sorun mu var?" Genç kız,umutsuzlukla söylendi. "Buket, tek sorun bu." "Yine ne yaptı sana bu Buket?" "Bugün bana çelme taktı ve yere düşürdü. Öğle arası kantinde bacağıma kaynar çay döktü." "Ah canım, bacağın iyi mi?" "İyi teyze." "Bu kız da fazla oldu artık. Ben yarın müdüreyle konuşacağım." "Teyze, konuşman bir işe yaramaz ki." dedi genç kız umutsuzlukla Naz, kolejde çok zor günler geçiriyordu. Buket, her fırsatta onunla uğraşıyordu. Naz, bu kızdan bıkmıştı. Buket, ona okul hayatını zehir ediyordu. Buket'ten kurtulmak gerekti. Buket, yaptıklarının bedelini ödemeliydi ama nasıl? Onu Nisan gibi kaçıramazdı. Direkt şüphe çekerdi. Buket, çok uyanık bir kızdı. ondan nasıl kurtulacağını bilmiyordu. Ama bulacaktı. Bir gün mutlaka Buket'ten kurtulmanın yolunu bulacaktı. O zamana kadar Sarp'a daha yakın olmalıydı. Sarp'ı etkilemeliydi. Bu onur gurur meselesi olmuştu onun için. "Sarp, sadece benim olmalı," diye içinden geçirdi genç kız.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE