Güzel bir gündü. Hafif bir rüzgar, perdeleri dansçı gibi bir sağa bir sola oynatıyordu. Kuş sesleri tatlı bir ezgiyle odada yankılanırken Naz, masasında günlüğünü
karalıyordu. Zira anlatacak çok şeyi vardı:
"Sevgili günlük, o Nisan cadısı Sarp'tan uzaklaşalı ben de çok rahat ettim. Sarplar'a yemeğe bile gitmiyor salak. Anladım ki dersini almış. Bizimkilere para da vermedim. Nisan'ın çantasından aşırdıkları para onlara yeter. Her neyse, ben de bu durumu fırsata çevirdim. Sarp'la birlikte geziyoruz, sinemaya gidiyoruz, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor. Sarp, bana "Kanka!" demeye başladı ama olsun. Yakında bana "Sevgilim!" diyecek. Ben, o günü ömrümün sonuna kadar bekleyeceğim. Hem aşklar kanka olmakla başlar. Kanka olduğumuz için çok yakınız Sarp'la. Ama benim kalbim küt küt atıyor, yüzüm de kızarıyordur. Sarp, onu sevdiğimi anlarsa diye çok utanıyorum. Neyse konuya gelelim. Tam Nisan cadısından kurtuldum diye seviniyordum başka bir bela çıktı. Öyle böyle değil, kuyruklu bela."
Yazdıklarını bitirince günlüğünü sandığa kaldırdı.
Sıcak bir yaz günüydü ama hafif rüzgar vardı ve hava çok güzeldi. Naz ve Sarp parkta oturuyorlardı. Sarp'ın içinde tarif edilemez bir mutluluk vardı. Naz'a a dönerek, "Sana bir sürprizim var," dedi. Naz, sürpriz kelimesini duyunca heyecanlanmıştı.
"Ne sürprizi?" diye sordu sabırsızlıkla. Sarp, konuşmasına devam etti. "Seni, benim için çok önemli bir kızla tanıştıracağım. Bu akşam bize yemeğe gel."
"Kız mı?"
Naz, belli etmese de sinirden köpürmüştü. Yine mi bir rakip vardı karşısında? Bozulduğunu belli etmemeye çalışarak sordu. "Kimmiş bu kız, merak ettim."
Sarp'ın gözü derinlere daldı. "Onu çok özlemiştim, varlığı ayrı yokluğu ayrı bir dert. Tanısan sen de çok seversin."
"Bu kız senin için çok önemli olmalı. Böyle dediğine göre."
Sarp, "Evet, o benim her şeyim." diye karşılık verince Naz, sinirden gözlerini kısmıştı. Sarp, içten içe güldü. Naz, sormaya devam etti:
"Kız güzel mi bari?"
Sarp, "Alınma ama senden daha güzel," deyince Naz, sinirden kıpkırmızı oldu.
Sarp, gülmemek için kendini zor tuttu. Bu Naz, burnunun dibinden ayrılmıyordu. Sarp'a sakız gibi yapışmıştı. Naz'ın kendisine aşık olduğu apaçık belliydi. Bunu anlamamak için salak olmak lazımdı. Sarp, Naz'ı hiç bu kadar sinirli görmemişti. Naz'a, "Sen kankamsın!" dediğinde bile bu kadar sinirli değildi. Açıkçası Sarp, Naz'ı sinirlendirmekten, kıskandırmak tan zevk alıyordu. Sinirlenince çok tatlı oluyordu bu kız. Sarp, Naz'ı içten içe beğeniyordu ama hislerinden emin değildi. Emin olana kadar Naz, biraz sürünecekti. Naz'ı süründürmek ne büyük zevk!
Naz, o gün akşamı dört gözle bekliyordu. Kimdi bu kız öğrenecekti.
Sonunda vakit gelmişti. Naz, o akşam teyzesinden de izin alarak Sarp'lara doğru evden çıktı. Yürürken meraktan çatlıyordu. Bakalım kimdi bu Sarp'ın bayılarak anlattığı kız. Yok o benim her şeyim, yok çok önemli, yok çok güzel. Öğrenecekti. Naz, o hırsla kendini bir solukta villanın kapısına atmıştı. Zile bastı ve beklemeye başladı. İçi içine sığmıyordu. Az sonra kapı açıldı. Bu, Sarp'tı. Aceleyle Naz'ı elinden tuttu:
"Gel, seni tanıştıracağım kız odamda."
Sarp'ın hoşgeldin bile demeden kızı tanıştırmak istemesine şaşıran Naz, içinden "Demek sevdiğim adamın odasına kadar çıkmış, sürtük," diye geçirdi. Sarp'la odaya girdiğinde çok şaşırdı. Küçük, sarışın bir kız çocuğuydu bu. Sarp, takdim etti:
"Tanıştırayım, kardeşim Ceren."
Naz, şaşırarak küçük kıza elini uzattı. "Memnun oldum."
Küçük kız, elini uzatmadı ve "Ben hiç memnun olmadım," dedi. Küçük kız biraz şımarıktı ama olsun. Ortada bir tehdit yoktu. Sarp'ın kardeşiydi sonuçta. Sarp, konuşmasına devam etti:
"Ceren, üç aydır yurtdışında anneannemlerde kalıyordu.
Anneannemler, Ceren'i bırakmaya geldiler. Yarın da gidecekler."
Naz, "Anladım." dercesine başını salladı.
Sarp, "Haydi salona geçelim." dedi ama Ceren istekli değildi. Elini koynuna sokarak, "ben gelmem." dedi. Naz da Sarp'la salona geçti. Hizmetçi sofrayı kurarken Naz da Sarp'la televizyon karıştırdı.
"Sevdin mi Ceren'i?"
"Çok tatlı kız ama birz soğuk davranıyor.".
"Yeni tanıştığı kişilere karşı öyledir," dedi Sarp. "Ama senin ne kadar tatlı ve iyi niyetli bir kız olduğunu anlayacak ve o zaman seni çok sevecek."
Bu sözler Naz'ın çok hoşuna gitmişti. "Benim için böyle düşünmen beni çok mutlu etti."
"Ben sadece doğruları söyledim Naz."
Bu söz Naz'ın daha da hoşuna gitti. Genç kızın kalbi erimişti sanki. Bu Sarp, iltifat edince başka bir tatlı oluyordu.
Akşam yemeğinde Sarp'ın anneannesi ve dedesi de vardı. Çok tatlı insanlardı. Naz, Sarp'ın yanında oturuyordu fakat Ceren, ikisinin arasına girdi. "Abimle ben oturacağım, sen değil."
Nalan Hanım, sinirle kızına döndü. "Kızım, Naz ablanı rahatsız etmesene."
Ceren, omuz silkti. Naz, "Olsun, önemli değil. Çocuk o daha." diyerek ortamı yumuşatmaya çalıştı. Ceren, "Sensin çocuk," diyerek dilini çıkarttı. Naz, Sarp'ın kardeşi olmasa ona yapacağını bilirdi. Ama Sarp için ona katlanmalıydı.
Yemek bitince Sarp, Naz'a döndü. "Çok güzel bir film var, odamda izleriz."
Naz, "Olur." diyerek gülümsedi fakat bu mutluluğu uzun sürmedi. Ceren hemen atladı. "Abi, beni odanda bilgisayarınla oynatır mısın?"
Sarp, çaresizce "Olur abim", dedi.
Naz, "Ben o zaman kalkayım, siz oyununuzu oynayın", diyerek ayağa kalktı. Sarp da peşinden geldi. Naz'ı kapıdan geçirirken,i mahcup bir ifadeyle "Kardeşimin kusuruna bakma, beni özlediği için böyle yapıyor, yoksa çok sevimli kızdır," dedi.
Naz, içinden "Sevimsiz," diye geçirdi. Daha sonra Sarp'a dönerek, "kardeşin çok sevimli bir kız. Ben kardeşini tanıdığıma çok memnun oldum," diyerek gülümsedi.
Sarp, "Bunu duyduğuma sevindim," diye karşılık verdi. Naz, yolda yürürken çok sinirliydi. Villanın önüne geldiğinde ard arda zile bastı. Kapı açıldığında onu karşısında gören teyzesi şaşırmıştı. Naz'ı bu kadar erken beklemiyordu.
"Erken dönmüşsün Naz. Sarp'la hiçbir şey yapmadınız mı, muhabbet etmediniz mi?"
Naz, "Hiçbir şey yapamadık." diye homurdandı. Teyzesi merak etmişti.
"Neden?"
"Küçük cadı yüzünden."
Şimdi de Sarp'la arasına bu Ceren denen küçük cadı gitmişti.
Naz, bu küçük cadıdan nasıl kurtulacağını bilmiyordu.