Naz, teyzesiyle gittiği Avm'de alışveriş yapmaktan yorulmuştu. Ama çok güzel kıyafetler alınmıştı ona. Sonunda araba villanın kapısından içeri girdiğinde daha önce böyle lüks bir evin yakınından bile geçmediğini farketti. Villanın görkemli güzelliği karşısında hayranlıkla nefesini tuttu. Yemyeşil bahçesi ve bahçenin ortasında zarif bir kamelya vardı. Çimenler arasından villaya doğru uzanan renkli taşlarla döşeli patika, adeta bir masal dünyasına davet ediyordu.
Evin etrafında büyük saksılar bulunuyordu ve bu saksılarda rengarenk çiçekler açıyordu. Beyaz ve muhteşemdi, Naz'ın eski yaşadığı evle kıyaslaması imkansızdı. Hayatın ne kadar değişebileceği hayret vericiydi. Sanem, şoföre dönerek, "Lütfen arabada bulunan eşyaları salona taşı," dedi.
Naz, ardından zile bastı ve kapıyı siyah saçlı, orta boylu, güzel bir genç kız açtı. Kızın giydiği beyaz gömlek ve siyah etekten hizmetçi olduğu anlaşılıyordu. Naz, genç kızın yüzüne gülümsedi ve içeri girdi. Şoför çantaları salona taşıdıktan sonra ayrıldı. Naz, gözlerini salona çevirdiğinde adeta bir sarayın içindeymiş gibi hissetti. Köşede büyük bir yemek masası duruyordu. Salonda sade beyaz koltuklar ve tam ortada yuvarlak bir cam sehpa bulunuyordu. Duvarın bir bölümü devasa bir televizyonla kaplıydı ve ortada zarif bir şömine yer alıyordu. Göz alıcı tahta merdivenler üst kata çıkıyordu. Tavana asılı olan elmas benzeri taşlarla süslenmiş büyük bir avize, salona zarif bir ışıltı katıyordu.
Pencereler tavana kadar uzanıyor, altın sarısı ve beyaz perdelerle süslenmişti. Bir pencerenin hemen yanında bir piyano bulunuyordu. Evin içi resmen büyülüydü. Naz, etrafına dalgın dalgın bakınırken, teyzesinin sesiyle gerçek dünyaya döndü.
Sanem, gülerek dedi, "Naz, buyur otur. Ayakta durmana gerek yok."
Teyze, odam nerede? Ben kıyafetlerimi yerleştireyim."
"Nimeet, küçük hanıma odasını göster ve kıyafetlerini yerleştir."
"Ben yerleştirirdim teyze. Abla yorulmasın."
Nimet,gülümsedi."Küçük hanım çok şakacı." Bu durum, Sanem'in de komiğine gitmişti. Bozuntuya vermedi. "Öyledir benim yeğenim. Bak Nimet. Bu evin benden sonra ikinci hanımı Naz. Bana nasıl hürmet ediyorsan ona da aynı hürmeti göstereceksin."
"Tamamdır Sanem hanım, gözünüz arkada kalmasın. Naz hanım, buyurun odanıza geçelim."
Naz, öndeki kızı takip etti ve merdivenlerden yukarı çıktılar. Nimet, odayı işaret ederek "işte odanız." dedi. Kapının üzerinde bir kağıt vardı. Renkli kalemlerle "Aramıza hoş geldin Naz." yazılıydı. Bu yazı, Naz'ın çok hoşuna gitmişti. Onu önemsediklerini gösteriyordu. Nimet'in ardından odaya girdi.
İçeri girdiğinde çok şaşırdı. Kocaman bir yatak, bilgisayar masası, masanın üzerinde son model telefon, makyaj aynası, aynanın önünde makyaj seti, renk renk ojeler vardı. Naz, "rüyada mıyım", diye kendini çimdikledi. Hayır, bu gerçekti. Bu oda onundu. Balkona çıktı. Balkon havuza bakıyordu. Masmavi havuz. Çevresinde şezlonglar vardı. Yemyeşil bahçe, tüm güzelliğiyle parlıyordu. Tekrar odaya girdiğinde Nimet çamaşırları yerleştiriyordu.
Naz, kıza yaklaştı.
"Yardım edeyim mi?"
Nimet,"Ben yaparım Naz hanım, siz yorulmayın. Bu benim görevim." diyerek giysileri katlamaya devam etti. Naz, içinden "ne kadar sıcakkanlı bir kız", diye düşündü. Nimet, çamaşırları yerleştirip odadan çıkınca Naz da kendini rahat yatağına attı. Dalmıştı.
"Naz hanım, uyanın."
Naz, Nimet'in sesiyle uyandığında oda karanlıktı.
"Ne oldu?"
"Naz hanım, akşam oldu. Sofra hazır."
Naz, bu kadar uyuduğuna hayret etti ama kim olsa uyurdu bu rahat yatakta. Dağılmış saçlarını toplayıp hemen aşağıya indi. Teyzesi ve dedesi salondaki geniş masada yerini almıştı. Naz, hemen boş yere teyzesinin yanına oturdu. Sofrada bir kuş sütü eksikti. Naz, kaşığını alıp çorbadan içti. Çorba çok lezzetliydi. Naz, çorbayı bir hamlede bitirdi. Az sonra Nimet, çorba tabaklarını toplayıp gitti. Altta bir tabak daha vardı. Daha sonra Nimet, elinde tavayla geldi ve tabaklara et koydu. Sanem Naz'a döndü:
"Senin için rosto yaptırdım, belki beğenirsin."
"Rosto? Beğenirim beğenirim."
Naz, rostoyu çok beğenmişti. Yemekler yenince dedesi sofradan kalkıp gitti. Naz da tabakları toplamaya başladı. O esnada teyzesi kolunu tuttu.
"Nimet toplar. Gel benimle."
Naz teyzesiyle balkona çıktı. Teyzesi, sandalyeyi işaret ederek, "Otur lütfen, kendini rahat hisset." dedi ve devam etti. "Burası artık senin de evin. Çekingen davranma." Sonra da yüksek sesle bağırdı:
"Nimeet, Nimeeet!"
Nimet koşar adımlarla yanlarına geldi. "Buyurun Sanem hanım."
"Bize iki karışık dondurma getir, hemen."
"Tamam hanımım."
Nimet'in ardından Sanem Naz'a sarıldı. "Canım yeğenim, seni bulduğuma o kadar mutluyum ki."
Naz, teyzesinin ona olan ilgisini çok sevmişti. Bu kadın çok anlayışlıydı. Üstelik çok güzeldi. Annesinin kopyasıydı adeta. Ama onun sarışın hâli. Nimet'in, elinde dondurma bardaklarıyla gelip ikram etmesiyle Sanem dondurmasını aldı ve Naz'a döndü.
"Naz, hangisini sevdiğini bilmediğim için karışık yaptırttım.İnşallah seversin."
Genç kız, "Düşünmen yeter teyze." diyerek dondurmasını aldı. Nimet gidince Sanem Naz'ın elini tuttu. "Annenin odasını merak etmiyor musun?"
"Teyze, ben o odaya giremem. Onun ölümünü dün öğrendim. Hatıralarına bakmak beni kötü hissettirir."
Sanem,Naz'ın saçlarını okşadı. "İstediğin zaman oraya girebilirsin, kendini hazır hissettiğinde." Naz'ın aklında bir sürü sorular vardı cevap bekleyen. Dayanamadı:
"Teyze, beni neden geç buldunuz? Yani bunca sene bulamamanız ironik değil mi? O kadar mı habersizdiniz bizden?"
Sanem, bu soru karşısında afallamıştı. Kendini toparladı. "Habersizdik, çünkü annen babana kaçmıştı. Kimseye haber vermeden. Ondan sonra daha görüşmedik."
"Peki dedem, annemle babamın evliliğine neden karşı çıktı?"
Sanem, konuyu değiştirmek istedi. Yeğeninin geçmişe takılı kalıp üzülmesini istemiyordu. "Naz, boşver düşünme bunları. Kabullenemedi ama babanın vefat haberini duyunca çok pişman oldu. Bana telefon ettirdi. Anneni affedecekti. Sonra o malum kaza oldu. Annen iki ay komada yattı. Sonra da vefat etti. Biz de seni aramak için Çok uğraştık. Sonunda Trabzon'daki evinizi bulduk ama taşınmıştınız."
"Peki beni nasıl buldunuz?"
"Annenin gizli bir mektubundan. O mektupta babanın İstanbul'da aldığı evden bahsediyordu."
"Anladım teyze.Geç de olsa beni buldunuz ya. İyi ki buldunuz. Bana aile oldunuz."
"Sen bize ablamın emanetisin. Senin ailen biziz artık."
Naz, o gece yatarken hayatını düşündü. Daha dün evinde yatıyordu. Bugün ise villada. Hayat gerçekten çok tuhaftı. Vitrinlere bakıp heves ettiği giysilerden çok daha güzellerine sahipti artık. Teyzesi, çok iyi bir kadındı. Ona arkadaş gibi davranıyordu. Villada çeşit çeşit yemekler vardı. Bu yemeklerin çoğunu hayatında hiç yememişti. Hele ki odası. Naz'ın daha önce hiç oda takımı olmamıştı. Şimdi ise şahane bir odası vardı. Villa hayatı şahane bir şeydi. Rüya gibiydi. Naz, kendisini bulup sahip çıkan bu insanlara gerçekten çok minnettardı. İyi ki onu bulmuşlardı. Yoksa o fakir hayatta sürünmeye devam edecekti. Ama o fakir hayatta babaannesi vardı. Şimdi ise onu çok özlüyordu. Neden onunla gelmeyi kabul etmemişti ki. Bu düşüncelerle derin bir uykuya dalmıştı.
Bir sonraki gün genç kız, ona seslenilmesiyle uyandı. Teyzesinin şefkatli elleri saçlarını okşuyordu.
"Naz, haydi kalk. Kahvaltı edelim."
Naz, güzel teyzesine gülümseyerek karşılık verdi. "Tamam teyze, geliyorum." dedi esneyerek.
Hemen kalkıp yüzünü yıkadı ve eşofmanlarını giydi. Daha sonra aşağıya indi. Dedesi ve teyzesi, masada onu bekliyorlardı. Dedesi, gülümsedi:
"Sonunda uyandın Naz. Rahat uyuyabildin mi?"
Naz, esneyerek cevap verdi. "Evet dede." Daha sonra da masaya oturdu. Dedesi cebinden para çıkardı ve Naz'a uzattı. "Biz sana kredi kartı çıkarana kadar bu parayla idare et."Naz, paraya baktı.
"Dede, bu para çok."
"Nesi çok, altı üstü beş bin lira."
Sanem, konuyu değiştirdi. "Naz, bak Nimet sana pankek yapmış."
"Pankek mi?"
"Çok lezzetlidir, hele çikolatalısı."
Naz, pankekten bir çatal aldı ve ağzına götürdü. "Sahiden çok lezzetliymiş. Ama ben her sabah isterim bundan."
Nimet gülümseyerek cevap verdi. "Naz hanım, siz isteyin ben de yaparım."
Naz, kahvaltı bitince salondaki sehpaya yaklaştı. Bir sürü moda dergisi vardı. Eline bir dergi aldı ve arka bahçeye çıktı. Havuz başındaki şezlonga uzanıp dergiyi karıştırmaya başladı. Canı sıkılmıştı. Ayağa kalkıp bahçe kapısına doğru yürümeye başladı ve dışarı çıktı. Sokak boyunca yürümeye başladı. Etraf lüks araç ve villalarla çevriliydi. Caddeye çıkıp ilerleyince o çocukla karşılaştığı yeri hatırladı. Geri döndü. Tam sokağa girecekken gördüğü kişi onu şaşkına uğrattı.
"İnanmıyorum, bu gerçek olamaz. Yine karşılaştık mı?" diye geçirdi içinden. Fakat kararlıydı. Bu sefer onu takip edecek ve evini öğrenecekti. Çünkü üst üste iki kez karşılaşmışlardı. Bu çocuk onun kaderiydi. Hemen duvarın arkasına saklandı. Daha sonra hızlı yürüyen genci sakin ve sinsi adımlarla takip etti.
Köşeden dönünce delikanlı, Bir bahçe kapısından içeri girdi. Naz, içeriyi çok merak etti. Duvara çıksa evi rahatça görebilirdi. içeriyi daha iyi görebilmek için duvara tırmanmaya karar verdi. Korumalar görmesin diye duvarın arkasına geçti. Hemen duvara tırmanarak kendini bahçeye attı. Çok güzel havuzlu bir villa duruyordu karşısında.
Ayak seslerini duyunca hemen ağacın arkasına saklandı. Saklandığı yerden yavaşça baktığında sarışın, topuz saçları, kırmızı elbisesiyle orta yaşlarda güzel bir kadın gördü. Kadın, seslendi:
"Sarp, ben çıkıyorum, hizmetçi izinde. Aç kalma sakın."
"Tamam anne. Sanki ilk kez yalnız kalıyorum."
Naz, Sarp'ı gördüğünde çok mutlu olmuştu. Alt kattaki balkondaydı. Odası orada olmalıydı. İçinden, "şunun odasına bir baksam mı", diye düşündü. "Yok canım yakalanırım şimdi, başım derde girer, deliliğin de bir sınırı var", diye düşündü. Son anda fikri değişti ve merakına yenik düştü.
Balkona doğru yürüdü. Bir hamleyle balkondana çıktı. Balkon camının tülünü araladı. Sarp, içeride yoktu. Bu kadar gelmişken içeri de girse iyi olurdu. Fırsattan istifade içeri girdi. Sarp'ın çok düzenli bir odası vardı. Bilgisayar masasasında Sarp'ın fotoğrafı duruyordu. Fotoğrafı çerçevesinden çıkarıp cebine attı. Masanın üstünde not kağıtları vardı. Naz, kağıdın birine bir şeyler yazdı. Ayak seslerini duyunca sessizce balkona çıktı. Sessizce tülü araladı. Sarp, bilgisayarın başına geçti.Genç kız,o kadar dalmıştı ki, Sarp'ı izlerken ayağı saksıya takıldı ve "küt!" diye ses çıktı.
Sarp:
"Kim var orada", diye bağırdı.
Naz, hemen balkondan atladı ve bahçe duvarına koştu. Zorla kendini dışarı attı. Sarp, balkondan bağırdı.
"Korumalar, yakalayın."
Sarp, kızın yüzünü tam görememişti çünkü çok hızlı olmuştu herşey. Kızın koşarken savrulan saçlarını görmüştü sadece.
Naz, yolda koşarken nefes nefese kalmıştı. Buraya geldiğine geleceğine pişman olmuştu. Hemen caddeyi geçti. Bir hızla köşeden döndü ve bir arabanın arkasına saklandı. Bir müddet bekledikten sonra kimsenin gelmediğini görünce şaşırdı genç kız. Boşuna mı koşmuştu? Ama nefes nefese kalmıştı. Yavaşça evlerine doğru yürüdü bahçe kapısından içeri girdi ve yürümeye başladı. Yaptığı deliliğe inanamıyordu. Kendi kendine güldü.
Diğer yandan Sarp, sinirlenmişti güvenliğin onu duymamasına. Bahçeye çıkıp söylediğinde ancak güvenlik harekete geçmişti. Ama kızı bulamadıklarında Sarp, daha çok sinirlenmişti.
"İşinize dönün." dedi ve bahçe duvarının önüne geldi. Kim villaya bu şekilde girmeye cesaret edebilirdi? Kim? Üstelik, o manyak bu duvardan nasıl kaçmıştı? Amacı neydi? O anda dikkatini çeken bir şey gördü. Altın bir kolyeydi. Bir ipucu olabilirdi. Kolyeyi alıp cebine attı. Eve giren kızın ne amacı olduğunu bilmiyordu ama deli olduğu kesindi. Sinirle eve doğru yürüdü. Odasına girdiğinde. masanın üzerindeki notu fark etti.
"Seni ilk gördüğüm günden beri seviyorum. Not:Gizemlikız."
Sarp, "Gizli bir hayranım var", diye mırıldandı. O anda dikkatini bir şey çekti. Masadaki çerçevenin içi boştu. Anlaşılan kız, fotoğrafını çalmıştı.
"Kolyeye karşılık fotoğraf ha! Keşke ben de seni görseydim", diye düşündü. Son anda aklına kamera kayıtları geldi.
"Şimdi yakayı ele verdin," diye mırıldandı. "Bakalım kimmişsin?"
Naz, nefes nefese villaya girdiğinde Nimet'in ona koşarak geldiğini gördü.
"Naz hanım, teyzeniz sizi çağırıyor. Nereye gittiniz sizi bulamadım?"
"Biraz gezintiye çıkmıştım Nimet abla."
Naz, salona girdiğinde teyzesi gazete okuyordu ve Naz'ı sert bir ifadeyle süzdü.
"Beni mi çağırmıştın teyze?"
Sanem, kaşlarını çatarak Naz'a baktı. "Neredeydin sen Naz? Nimet seni aradı, ortalıkta yoktun."
Naz, rahat bir tavırla cevapladı, "Dışarıda biraz geziniyordum teyze."
Sanem, hâlâ şüpheli bir ifadeyle ona bakıyordu. "Bundan sonra nereye gittiğini haber vermeden çıkma. Şimdi git, hazırlan. Akşam misafirlerimiz gelecek. Şık bir şeyler giy. Eşofmanla olmaz. Onlar bizim aile dostumuz hem de iş ortağımız."
Naz, pembe, kısa kollu bir bluz ve pantolon giymişti. Bu yeni kıyafetleri ona çok yakışmıştı. Daha sonra saçlarını at kuyruğu topladı ve aynaya baktı. Güzel olmuştu ama aklı hâlâ kolyedeydi. İnşallah bulunur diye umut ederek odadan çıktı ve merdivenlerden indi. Teyzesi onu baştan aşağı süzdü:
"Hah, şöyle. Ne de güzel yakışmış kıyafetlerin."
O esnada zil çaldı ve Nimet koşarak kapıyı açtı. Sanem de Naz'a döndü. "Aile dostlarımıza çok kibar davran. Sana güveniyorum." diye tembihledi. Naz, başını çevirdiğinde içeri giren kişiyi görünce şok oldu.
"Ama bu, nasıl olur?"
"İçeri önden giren Sarp'tan başkası değildi. Sarp'la göz göze geldiklerinde genç çocuk fısıldadı:
"Sen, o kızsın."
Genç kız korkudan titredi. Yoksa onu gizlice izlediğini öğrenmiş miydi?