Genç kız donakalmıştı. Acaba Sarp, eve girdiğini öğrenmiş miydi? Teyzesine şikayet mi edecekti? Kalbinin atışına engel olamıyordu. Teyzesinin dürtmesiyle kendine geldi.
"Sarp'a hoşgeldin desene kızım."
Genç kız, utana sıkıla "Hoşgeldin." dedi.
Sanem, arkadan gelenleri işaret ederek yeğenine döndü:
"Bak bunlar da Sarp'ın ailesi Ender Bey'le Nalan Hanım. Bizim aile dostumuz."
Demek Sarp'ın ailesi, onların aile dostuydu. Genç kız düşüncelere dalarken kadın ve adam yanlarına yaklaştı. Teyzesi yine onu ikaz etti.
"Hadi Naz, hoşgeldin desene misafirlerimize."
Naz, ciddi görünmeye çalışarak "Hoş geldiniz!" dedi. Karşısındaki kadın onu derince bir süzdü. Daha sonra da teyzesime döndü.
"Sanem, yeğenin de çok güzel kızmış hani."
Naz, utangaç bir tavırla "Teşekkür ederim." deyiverdi. Cevap gecikmedi:
"Güzel olduğu kadar kibar da."
Sarp dik dik ona bakıyordu. Acaba biliyor muydu? Naz, endişeliydi.
O sırada Nimet, koşturarak yanlarına geldi. "Sofra hazır efendim, buyurun sofraya."
Sarp'ın annesi Nalan Hanım, kahkaha attı. "Ahaha! Daha salona geçmeden sofraya davet ediyorsunuz bu ne ikram severlik?"
Sarp, hiç konuşmuyordu. Buz gibiydi adeta. Hep birlikte masaya oturdular ve yemek yiyerek sohbet etmeye başladılar. Naz, yemeği yavaşça yiyordu ve Sarp'a bakmamaya çalışıyordu. Ne tuhaf bir durumdaydı böyle? Nalan hanım, yemekleri iştahla yedi. Memnun bir vaziyette konuşmaya başladı.
"Yemekler çok lezzetliydi. Özellikle balığa bayıldım."
Sanem gülümsedi. "Sizin için yaptırdım. Daha sırada tatlı var. Bu arada, bu cumartesi yeğenim için hoşgeldin partisi düzenleyeceğim, ilk siz davetlisiniz."
Sarp'ın babası Ender Bey, "Memnuniyetle geliriz." dedikten sonra Sarp'a döndü. "Gideriz değil mi oğlum?"
"Gideriz de baba, nereye gidiyoruz?"
Nalan, oğlunun saçlarını okşadı. "Sarp, senin aklın nerede oğlum? Bugün hep dalgınsın." Sanem "Gençtir, üstüne gitmeyin." dedi.
Yemekten sonra herkes salona geçmişti. Sarp da balkona çıktı. Naz da dondurmasını kaşıklıyordu. Acaba odasına girdiğini görmüş müydü? Bunu anlamanın tek bir yolu vardı. Onunla iletişim kurmak. Buz gibi olsa da ne yapıp edip onunla konuşmalıydı. Bu durumu açıklıpa kavuşturmalıydı. Tedirginlik onu bitirmişti.
Naz, hemen dondurmasını alıp balkona çıktı ve bir köşeye oturdu. Sarp, onu görünce aniden cebine bir kağıt sıkıştırdı. Bu çocuk ne saklıyordu ki? Naz, onu umursamamaya çalışarak dondurmasını kaşıklamaya başladı.
"Adın Naz'dı, değil mi?" sorusuyla başını kaldırdı. "Evet."
"Seni tanıdığımı söylemiştim."
Genç kız korkarak sordu. "Nereden tanıyorsun?"
"İki hafta önce seni arabadan kurtarmıştım. Yanılıyor muyum acaba?"
Naz, derin bir oh çekti ve cevap verdi.
Yanılmıyorsun, ben o kızım. Yani beni bir tek oradan mı hatırladın?"
"Başka nereden hatırlayacaktım?"
Naz, saçma bir soru sorduğunun farkına vardı. Lafı toparladı:
"Kusura bakma saçmaladım biraz. Ben de seni ilk görüşte tanıdım ama sesimi çıkarmadım. Sanırım biraz çekindim. Annen baban da var ya, yani ne bileyim söyleyemedim işte. Bu arada, sana bir can borçluyum."
"Önemli değil, artık hep dostuz."
Naz, çok mutlu olmuştu." Yakında sevgili de olacağız", diye geçirdi.
Sarp, onun kaderinde ki erkek olabilirdi. Onun hayatını kurtarmıştı. Ayrıca kader, onları bir kez daha karşılaştırmıştı. Üstelik, ondan çok hoşlanıyordu.
"Seninle bu şekilde karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Bana sürpriz oldu. Sahi sen nasıl Adnan beyin torunu çıktın?"
Naz, "Allah'ın işi işte, kader bizi bir araya getirdi", diye düşündü. Sarp, sorularına devam etti.
"Alışabildin mi buraya?"
Naz, tam fırsatı, diye düşündüve konuya girdi. "Alıştım ama buraları fazla bilmem. Önceden bir kere gelmiştim ama arkadaşımla. Yani bana buraları bir gün gezdirebilir misin?"
Sarp gülümsedi. Gülümseyince ne kadar da tatlı görünüyordu bu çocuk.
"İstediğin zaman gezdiririm. Sorun olmaz. Ne zaman gezmek istersen beni bul. Bizim evi bulabilir misin?"
"Biliyorum."
Sarp, duraksadı. "Nereden biliyorsun?"
Naz, pot kırmıştı. Hep heyecandan bunlar. Yine lafı toparladı. "Aslında bilmiyorum diyecektim de dilim sürçtü. Sahi, siz nerede oturuyorsunuz?"
Sarp, gülümseyerek yanıtladı. "Teyzene sor, o tarif eder. Bizim evi gayet iyi biliyor."
"Oo çocuklar, siz kaynaşmışsınız bakıyorum da" sesiyle Naz ve Sarp başını çevirdi. Bu, Nalan hanım'dı. Sarp'ın omzuna dokunarak, "Haydi gidiyoruz oğlum." dedi. Sarp, elindeki boş kaseyi masaya koyarak Naz'a elini uzattı.
"Bir gün görüşürüz Naz."
Naz, gülümsedi ve onun elini sıktı. "Bundan sonra hep görüşeceğiz Sarp", diyerek iç geçirdi. Sarp, ve ailesi giderken Naz, mutluydu. Onunla ilk iletişimini kurmuştu. Sırada işi ilerletmek vardı. O da zor olmayacaktı. Sarp, buz gibiydi ama konuştukça ne kadar arkadaş canlısı olduğu belli oluyordu.
Genç kız, o hafta parti için alışveriş yapmıştı. Sarp'a güzel görğnmek için kaç mapaza gezdi neler neler aldı, yorulmuştu. Arada teyzesinden de tavsiyeler istiyordu bunu ne yapmalıyım saçımı nasıl yaptırmalıyım makyajım nasıl olmalı gibisinden.
Sanem'in yeğeninin bu heyecanlı hâlleri gözünden kaçmamıştı. "Hayırdır ne bu heyecan. Altı üstü bir hoşgeldin partisi. Çok kafaya taktın bunu."
"Nasıl takmam teyze. Hoşgeldin partim bu benim. Herkes senin yeğenini görecek. Mükemmel görünmeliyim. Bu bizim gururumuz."
Bu cevap Sanem'in hoşuna gitmişti. "Ay benim düşünceli yeğenim. Ailesini düşünürmüş."
Sonunda cumartesi gelmişti. Naz, siyah, dizüstü elbisesini giymişti. Saçlarını topuz yaptırmıştı. Aynaya baktı. Şahane görünüyordu. Görünmeliydi de. Sonuçta o partiye Sarp da gelecekti. Kapının açılmasıyla genç kız teyzesine gülümsedi.
Sanem, yeğenine hayranlıkla ve gururla baktı:
"Partide tüm gözler üstünde olacak, çok güzel olmuşsun."
"Sağ ol teyze, o senin güzelliğin." diye kibarca karşılık verdi genç kız.
"Haydi aşağı inelim. Seninle tanışmak isteyen bir sürü ünsan var. Bu senin partin tatlım, tadını çıkar."
Naz, teyzesiyle aşağıya indiğinde dedesi mikrofonu eline aldı.
"Değerli misafirler, burada toplanmanızın sebebi torunum. Yıllar sonra onu buldum ve onu size takdim etmekten mutluluk duyarım. Naz, gelir misin?"
Naz, alkışlarla dedesinin yanına geldiğinde mikrofonu eline aldı. "Sizinle bu partide buluşmak beni çok mutlu etti. Sizinle tanışmayı çok isterim. Dedeme de bu parti için teşekkürlerimi sunarım." Salondaki herkes onu alkışladı.
Hoşgeldin partisi çok
eğlenceliydi. Herkes sırasıyla onu tebrik ediyordu. Bir müddet sonra İpek de gelmişti. Naz'ın yanına yaklaştı:
"Naz, çok güzel olmuşsun."
"Teşekkürler İpek. Hem sana bir sır vereyim mi, Sarp bizim aile dostumuzmuş. Partiye de davetli. Az sonra gelir."
"Sarp?"
"Hani seninle partiye gittiğimiz gün beni arabadan kurtaran çocuk."
"Aa hani şu şıp diye aşık olduğun çocuk. Çok şanslısın. Ay merak ettim Sarp'ı. Nerede o?"
"Görürsem gösteririm."
Can, yanlarına geldi. "Naz, yeni hayatına alışabildin mi nasıl gidiyor?"
"Süper gidiyor."
İpek, kolunu Can'ın omzuna attı. "Tabii süper gider. Naz'ın dedesi, Türkiye'nin sayılı zenginleri arasında." diyince Can, muzip bir tavırla, "Ne var yani?" dedi ve devam etti.
"Benim dedem de Türkiye'nin sayılı zenginleri arasında ama baya bir saymak gerekiyor."
Naz ve İpek kahkaha attı. İpek, Can'ın omzuna vurdu. "İlahi Can, yine komikliğin üzerinde."
Naz, onların yanından ayrıldı. Gözü Sarp'ı aradı. Sarp'ın annesinin yanıma gitti.
"Nalan teyze, Sarp nerede?"
"Az bir işi vardı. Nisan'ı alıp gelecek."
Nisan kimdi? Yoksa sevgilisi miydi? Yok canım belki kardeşidir. Pozitif düşünmek lazım.
Bir süre sonra onları gördü. Sarp, kumral, uzun saçlı bir kızla geldi. Güzel bir kızdı. Naz'ın yanına geldiler:
"Naz, seni tanıştırayım, bu Nisan. Babamın ortağının kızı."
Aldığı cevapla hayal kırıklığına uğrayan Naz, yalancı bir gülümsemeyle Nisan'ın elini sıktı.
"Memnun oldum."
Suratı sirke satan kız memnuniyetsiz bir tavırla, "Ben de memnun oldum." dedi. Gıcık şey, ne olacak?
Sarp, "İyi anlaşacağınıza eminim." diyerek gülümsedi. Naz içinden "Bok iyi anlaşırız." diye geçirdi.
Az sonra dans müziği çaldı. Sarp, elini Naz'a uzattı:
"Bu dansı bana lütfeder misin?"
Allah'ım, Sarp, ona dans teklif ediyordu. Naz,'in kalbi pır pır atmaya başladı. "Memnuniyetle.", diyerek Sarp'a elini uzattı.
Sarp, elini Naz'ın beline doladı ve dansettiler. Genç kız, çok heyecanlanmıştı. Ona bu kadar yakın olmak çok güzeldi. Sarp'la dans etmek. Rüyasında görse inanmazdı. Uçuyordu sanki.
Naz'ın gözü, dans ederken onlara dik dik bakan Nisan'a kaydı. İnadına Sarp'a daha da yaklaştı. Kudursun Nisan.
Dans bittiğinde İpek, heyecanını gizleyemedi. Onları birbirine çok yakıştırmıştı. Sarp'ın Nisan'la dans etmesi Naz'ı sinir etse de genç kız pozitif olmaya çalıştı.
Naz, o gece yatağa girdiğinde dansı düşündü. Daha dün resmine bakmakla yetindiği Sarp'la bugün dansetmişti. Bu bir mucize olmalıydı. Hayat nelere kadir. Naz, içinden" İnşallah bir gün düğünümüzde de dans ederiz", diye geçirdi.
Genç kız, ertesi gün kahvaltıdan sonra kırmızı gömleğini ve kot eteğini giydi. Saçlarını maşa yaptı. Koşarak aşağıya indi. Kapıdan çıkacakken teyzesinin sesini duydu.
"Naz, nereye gidiyorsun?"
"Sarp'a uğrayacaktım da."
Sanem gülümseyerek cevap verdi. "Ne çabuk arkadaş oldunuz?"
"Buraları tam bilmiyorum,bana gezdirir işte fena mı?"
"Çok iyi fikir. Geç kalma tatlım."
"Tamam teyze."
Naz, yolları koşarak aşıyordu. İçi içine sığmıyordu. Sarplar'ın villasına geldiğinde derin bir nefes aldı ve zile bastı. Kapıyı hizmetçi kız açtı.
"Buyurun."
"Ben Sarp'ın arkadaşıyım. Sarp'ı çağırır mısınız?"
Hizmetçi uzaklaşırken Naz, eliyle saçlarını düzeltti. Bir süre Sarp yanına geldi.
"Naz, hoşgeldin. Evi buldun demek"
"Buldum. Teyzem sağolsun tarif etti."
"İçeri geçsene."
"Aslında ben bir şey söylemek istiyordum. Kitap alacaktım da, buraları pek bilmem. Birlikte gideriz diye düşünmüştüm. Hani demiştin ya, ne zaman gezmek istersen bana uğra diye."
"Az sonra Nisan gelecek ama. Onu ekemem ki."
Naz, başını öne eğdi. "Tamam, öyle olsun."
"Naz, gerçekten çok üzgünüm. Bir gün söz, gideriz."
"Önemli değil Sarp."
Genç kız, üzülerek villaya doğru yürüdü. Sarp, Nisan'ı ondan çok önemsiyordu. Bu durum onu çıldırtıyordu. Villaya girdiğinde bu hâli teyzesinin dikkatinden kaçmamıştı.
"Hayırdır Naz, bugün çok sinirlisin."
"Sarp'la kitapçıya gidecektik, Nisan yüzünden gidemedik."
"Nereden çıktı bu kitap sevdası?"
"Dolabımda birkaç kitabım olsun istiyorum. Geceleri okurum."
"Kitap okumak istediğine çok sevindim. Benimle gidersin. Ben kitapçıları biliyorum."
"Ben Sarp'la gitmek istiyorum ama. Bana kitap önerecekti."
Teyzesi, "Başka bir gün gidersiniz, kafana takma." diyerek konuyu geçiştirdi.
Naz, zoraki gülümsedi. Sinirle odasına çıktı ve kendini yatağına attı. Nisan çok fazla olmuştu. Partiye birlikte gelmeler, Sarp'la birlikte gezmeler. Bu kız Sarp'ın sevgilisi miydi? Aralarında bir şey var mıydı? Bunu öğrenmesi lazımdı. Yoksa bu düşünceyle kafasını yiyecekti. Tüm gününü bu düşüncelerle geçirdi.
Genç kız, ertesi sabah üstünü giyinip kahvaltıya indi. Teyzesi, ona sıcakkanlı bir gülümsemeyle "Gel canım, Nimet, senin için tost yapmış." dedi. Naz sofraya oturdu.
Tosttan alelacele iki ısırık aldı ve çayını yudumladı. Sonra da masadan kalktı.
"Eline sağlık Nimet abla."
"Sağ olun Naz Hanım."
"Hayırdır Naz, ne bu acelen, daha tostunu bitirmedin." diye çıkıştı teyzesi.
Naz, "Sarp'la kitapçıya gidecektim de." deyince dedesi konuya atıldı:
"Torunum, bari iki lokma bir şey yeseydin. Çok zayıfsın. Adnan bey torununa iyi bakamıyor diyecekler sonra."
Naz, dedesini öptü. "Ben doydum dedeciğim, görüşürüz."
Villadan çıktığında içi kıpır kıpırdı. Sarp'ı yalnız yalnız bulmayı umuyordu. Sarplar'ın villasına tam yaklaşmıştı ki Sarp ve Nisan'ı villadan çıkarken gördü. Gülüşüp konuşuyorlardı. Bir köşeye saklandı. Sarp ve Nisan yolda yürürken. Nisan, başını Sarp'ın omzuna yaslamıştı. Bu durum, Naz'ın sinirlerini zıplattı. Bu kız, hangi cesaretle Sarp'ına yaklaştırdı? Nisan'a iyice gıcık olmuştu. Nisan'dan kurtulması gerekiyordu.
Gözleri dolmuştu. Gözyaşıyla onların arkasından baktı. Yoksa Sarp, o kızı seviyor muydu? Sinirle eve döndü. Dış kapıyı çarpıp içeri girdi. Teyzesi, onu bu halde görmeyi beklemiyordu. Merakla sordu:
"Hayırdır Naz, ne bu sinirin? Sen ağladın mı? Neden erken döndün?"
Naz, eliyle gözyaşlarını sildi. "Sarp'ı Nisan'la evden çıkarken gördüm. Çok samimiydiler. Bu gidişle Sarp'ın beni kitapçıya götüreceği yok."
Teyzesi, yeğeninin dersini anlamıştı. Genç kızın saçlarını okşayarak: "Senin derdin kitap değil Naz. Sarp'ı kıskanıyor gibisin." dedi.
Naz, teyzesinin bu sözüyle çok utanmıştı. "Yook bunu da nereden çıkarıyorsun teyze?" diyerek geçiştirmeye çalıştı ama teyzesi anlamıştı durumu:
"Yalan söyleme, ben senin teyzenim. Çocuğa aşıksın işte. Ağladığından belli."
Naz, başını öne eğdi. İtiraf etmek en kolayıydı. "Evet, aşığım teyze ama oluru yok. Baksana gözü Nisan'dan başkasını görmüyor." deyince teyzesi, kendinden emin bir tavırla söze girdi.
"Sen mücadele etmiyorsun Naz, Sarp elden gidiyor. Seven insan mücadele eder. Kaçan balık büyük olur. Hem ben Sarp'ı çok beğeniyorum. Zengin, yakışıklı, soylu. Ailemize uygun bir damat adayı. Şirketimizi de güçlendirir.
Sen, ileride Sarp'la evlenmek istiyor musun?"
"Evet teyze, hem de çok."
"O zaman Sarp'ı elde etmeye çalış. O kızdan uzaklaştır."
"Ama nasıl teyze?"
"Onu da sen düşün. Naz, şunu unutma, "Aşkta ve savaşta herşey mübahtır. Bak annene, sırf aşkı için babamı karşısına aldı. Tüm zenginliğinden vazgeçip aşkı seçti. Babamın tüm engellemesine rağmen sevdiğiyle evlenmeyi başardı. Senin işin daha kolay. Annenle baban gibi sınıf farkınız yok Sarp'la. İkiniz de zengin ve birbirinize denksiniz. Ayrıca aileleriniz dost. Annesi zaten seni çok beğendi. Herkes bu birlikteliği destekliyor. Top sende Naz. Tek yapman gereken Sarp'ı etkilemeyi başarman. Ve inan sende bu kapasite var. Nisan'dan daha güzelsin, ayrıca zenginsin. "
"Haklısın teyze, o kadar çok haklısın ki, onun için mücedele edeceğim."
Teyzesi, Naz'ı yanağından öptü. "Aferin benim yeğenime. Başaracaksın, buna inancım sonsuz."
Naz, o gece teyzesinin söylediklerini çok düşündü. Madem aşk için herşey mübahtı, Sarp'ı elde etmek için herşeye değerdi. Birden aklına çok güzel bir fikir geldi. Güzel olduğu kadar tehlikeli bir fikirdi. Çok yakında Nisan'dan kurtulacaktı.