Naz, "Önce gözünü korkutmalıyım", diye düşündü. Ama bunu nasıl yapacaktı? Birden aklına bir fikir geldi. Sinsice güldü.
Pazar günü gelmiş çatmıştı. Naz, salonda kahvesini içerken planını nasıl uygulayacağını düşünüyordu. Telefonu çaldı. Naz telefona baktığında arayanın Sarp olduğunu gördü. Genç kız bekletmeden hemen açtı:
"Biz Nisan'la sinemaya gideceğiz. Sen de gelsene. Değişiklik olur."
"Tabii gelirim Sarp." dedi grnç kız hevesle.
"O zaman hazırlan. On beş dakikaya oradayız."
Naz, telefonu kapattığında gözleri parlıyordu. Fırsat ayağına gelmişti. Bu, planını uygulamak için harika bir fırsattı. Hemen odasına koştu. Yeşil tişörtünü ve kot pantolonunu giydi. Saçlarını çabucak at kuyruğu yaptı. Sonra da küçük bir kağıda not yazıp çantasına koydu. Hazırdı. Zilin sesiyle koşarak kapıyı açtığında Sarp'ı gördü.
"Haydi Naz, gidelim."
"Naz, kim geldi?"
Naz, teyzesinin sesiyle arkasına döndü. "Sarp ve Nisan beni almaya geldi. Sinemaya gidecektik de."
Teyzesi ona gücenmiş gibiydi. "Bana şimdi mi söylüyorsun?"
"Ya teyze, unutmuşum söylemeyi."
"Bu aralar aklın hep havada. Neyse, tamam. Geç kalmayın."
"Tamam Sanem abla, Naz bize emanet," diye cevap verdi Sarp, kendine güvenerek.
Üç genç, villadan çıkıp hep beraber yürümeye başladılar. Nisan, kolunu Sarp'ın omzuna attı ve samimi bir tavırla, "Bildiğim çok romantik bir film var, ona gidelim." dedi.
Sarp, "Aksiyon filmine gidelim bence." dedikten sonra bakışlarını Naz'a çevirdi. "Naz, sence hangisine gidelim?"
"Bence de aksiyon olsun Sarp."
"Karar verildi Nisan. Aksiyon filmine gidiyoruz."
Nisan, Sarp'a daha da yaklaşarak,
"Olsun Sarp. Romantik filme de seninle başka bir gün gideriz." dedi. Bunu yaparken diğer gözüyle de Naz'a bakıyordu nispet yapar gibi.
Naz, Nisan'a dalmamak için kendini zor tuttu. Resmen Sarp'ta gözü vardı bu kızın ama Naz, o gözleri oymasını bilirdi.
Üçü, sinemaya girdiğinde patlamış mısırlarını da alarak ön koltuğa oturdular. Naz, mahsustan Nisan'ın yanına oturdu. Sarp ve Nisan hem mısır yiyor, hem de filmi izliyorlardı. Filme o kadar dalmışlardı ki. Nisan'ın Sarp'la samimi halleri Naz'ın sinirlerini bozuyordu. Fırsat bu fırsar gizlice cebindeki kağıdı çıkarıp Nisan'ın çantasına attı. Karanlıkta kimse onu farketmedi. Genç kız, planını başlatmanın vermiş olduğu keyifle filmi izlemeye koyuldu. Sinema bitince hep birlikte dışarı çıktılar. Sarp, kızlara dönerek "Çok güzel bir filmdi. Öyle değil mi kızlar?" deyince Nisan hemen atıldı:
"Evet ya. Özellikle de arabadan yola atlama sahnesi."
Sarp, Naz'a döndü. "Naz, sen nasıl buldun filmi?"
"Ben mi? Çok güzeldi. Başka zaman da gidelim. Üçümüz arkadaşça eğlendik."
"Bence de."
Sarp, Naz'a villasının önüne kadar eşlik etti. Genç kız bu centilmen hareketten çok hoşlanmıştı. Sonra Sarp uzaklaşırken onu atkadan hayranlıkla izledikten sonra bahçe kapısının içine girdi.
Naz, villaya geldiğinde zile bastı. Kapıyı teyzesi açtı.
"Nasıl gitti sinema?"
Genç kadın ondan tatminkar bir cevap bekliyor gibiydi. Naz, çabucak cevapladı.
"Güzeldi teyze. Ben odama çıkıyorum."
Teyzesi arkasından bağırdı. "Naz, bu kadar mı yani, güzeldi. Başka bir şey olmadı mı? Naz..."
Teyzesini umursamadan odasına giren Naz, notu düşündü. Nisan, o notu okumuş muydu acaba?
Diğer yandan Nisan, eve vardığında anahtarını almak için çantasına baktı. O sırada bir not buldu. "Eğer Sarp'tan uzak durmazsan seni mahvederim."
Genç kız merak etti. Bu notu çantasına hangi manyak atmıştı?Sarp'a aşık başka bir kız mı vardı? Kahkaha attı. Bu boş tehditlere gelecek bir kız değildi Nisan. Sarp'ın annesi ona hep, "Seni ileride oğlumla evlendireceğim", derdi. Bu evliliği kimse bozamayacaktı.
Ertesi gün Naz, erkenden hazırlandı. Kahvaltısını yaptıktan sonra çabucak ayağa kalktı. Teyzesi onu bu aceleci haline şaşırmıştı.
"Hayırdır yeğenim nedir bu acelen?"
"Sarp'lara gideceğim de."
Genç kadın gülümsedi. "Tamam git. Sana güveniyorum güzelim. Bu gidişle Sarp'ı elde edeceksin."
Genç kız utanmıştı. "Yaa teyze beni utandırmasana," diye sitem etti teyzesine.
Villadan aceleyle çıkan Naz, Sarp'lara gittiğinde zile bastı. Kapıyı Sarp açmıştı.
"Hoş geldin Naz." dedi onu sıcak bir gülümsemeyle karşılayarak. Naz, hemen söze girdi:
"Sarp, hani bir gün bana İstanbul'u gezdirecektin ya, bugün müsait misin diye soracaktım. Evde çok sıkıldım da."
Sarp, umutsuzca kızın gözlerine baktı. Onu kırmak istemiyordu ama söylemek zorundaydı.
"Bugün olmaz, az önce Nisan çağırdı. Kek yapmış. Gitmezsem ayıp olur. Sen de gelsene."
"Yok, ben gelmeyim", diyerek evden hışımla çıktı Naz.
İçinden, " Demek akıllanmamış, iyi korkutamamışım görürsün sen Nisan," diye geçirdi. Sinirle yola çıktı ve yürümeye başladı. Bu tehdit kimseyi korkutmazdı. Bir uyarıydı sadece ama artık Nisan'ı korkutma zamanı gelmişti. Villaya girdiğinde sertçe zile bastı. Kapıyı teyzesi açtı.
"Hayırdır, ne bu sinirin?"
"Önemli değil teyze."
"Bana önemli gibi geldi.Sen Sarplar'da değil miydin? Niye erken geldin?"
"Nisan kek yapmış, Sarp'ı çağırmış. Sarp da ona söz vermiş. Şuan Nisanlar'dadır."
Teyzesi, çok bilmiş bir tavırla konuştu. "Şu Nisan da akıllı kız. Kek yapıyor, Sarp'ı evine çağırıyor.
Sen ne yapıyorsun? Bu gidişle Sarp'ı Nisan kapacak söylemedi deme."
Naz, kendinden emin bir tavırla, "Merak etme teyze. Sarp'ı ona bırakmam." dedi.
Naz, planını uygulamak için geceyi bekledi. Nihayet gece olmuştu. Saat on ikiyi gösteriyordu. Tam zamanıydı. Genç kız kapısını sıkıca kapattı ve telefonunu eline aldı. Elinde Nisan'ın numarası vardı ve Sarp'ın telefonundan araklamıştı. Gizli numaradan Nisan'ı çevirdi.
Nisan, o gece uyumaya çalışıyordu. Birden telefon çaldı. Nisan telefonu açtı.Kalınca bir sesti.
"Sana Sarp'tan uzak dur dedim, dinlemedin. Bu sana ikinci uyarım olsun. Bir daha Sarp'a yaklaşırsan seni mahvederim. Benden kimseye bahsetme, bu mesele aramızda. Birine bahsedersen bitersin."
Telefon çat diye kapandı. Nisan düşündü. Kimdi ki bu manyak?
Bu arayan, dün çantasına not koyan o manyak olmalıydı. Telefonunu nereden biliyordu? Çevresindeki insanlardan olabilir miydi? Ya Naz. O muydu acaba? Yok be. Naz safın tekiydi. Böyle şeyleri akıl edemezdi. Bunu yapan her kimse, Nisan'ı bilen biriydi ve çok tehlikeliydi. Daha dikkatli olmalıydı. Sarp'la göz önünde buluşmamalıydı. Ama Sarp'ı bırakmayacaktı.
Telefonu kapatan Naz, küçük bir kahkaha attı. Nisan'ı epey korkutmuştu. Korksundu Nisan cadısı. Çekeceği vardı ondan. Genç kız, huzur içinde kendini yatağa attı.
Naz, sonraki gün kalkıp güzelce giyinip süslendi. Kahvaltıya indiğinde, kahvaltıda neler yoktu ki. Salam, kaşar, domates, peynir, helva, bal, reçel, portakal suyu. Nimet, herkesin tabağına sebzeli omlet koydu. Naz, Nimet'in omletine bayılıyordu.
Sanem, omletini iştahla yerken Naz'ı inceledi. "Hayırdır, hazırlanmışsın, süslenmişsin. Nereye böyle?"
"Sarp'la bugün ikimiz sinemaya gideceğiz teyze."
Sanem gülümsedi. "Haydi bakalım."
Naz, villadan çıkınca doğruca Sarplar'a gitti. Bakalım bu Nisan cadısı akıllanmış mıydı? Heyecanla zile bastı. Kapıyı hizmetçi açtı. Genç kız salona girdiğinde Sarp, salonda kitap okuyordu. Naz'ı görünce tatlı bir gülümsemeyle "Hoş geldin," dedi.
Naz hemen söze girdi. "Sarp, bugün ikimiz sinemaya gidelim mi? Vakit geçirmiş oluruz."
"Bilmem ki, yani olabilir. Bugün kimseye sözüm yok nasıl olsa."
Naz, çok sevindi. İçi içine sığmıyordu. İlk defa Sarp'la baş başa sinemaya gidecekti.
O anda zil çaldı. Hizmetçi kapıyı açtı. Bu gelen Nisan'dı.
"Ben geldim."
Naz, Nisan'ı görünce sevinci kursağında kaldı. Bu kız her taşın altından çıkmak zorunda mıydı?
"Nisan, hoş geldin. Biz de az sonra Naz'la sinemaya gidecektik."
Nisan, Sarp'a bilet uzatarak:
"Başka zaman gidersiniz. Biz Sarp'la konsere gideceğiz. En sevdiğin grup." dedi. Naz'ın yüzü düşmüştü. Bozuntuya vermemeye çalıştı.
Sarp, minnettar bir sesle"Çok sağ ol Nisan, bu grubu çok seviyorum. İyi ki bilet aldın." deyince Naz, iyice çıldırdı. Kendini tutması çok zordu.
Nisan, havalı bir şekilde Sarp'a baktı.
"Ne demek Sarp? Arkadaşımsın sonuçta."
Sarp, mahcup bir şekilde Naz'a dönerek, "Naz, söz başka gün sinemaya gideriz. Bu grup benim için çok önemli," dedi.
Naz, "Önemli değil", diyerek başını salladı. Gözleri dolmuştu. Belli etmemeye çalıştı.Hemen evden çıktı. Onun üzüldüğünü anlayan Sarp, peşinden koştu. Bahçede Naz'ın kolunu tuttu:
"Naz, gerçekten çok üzgünüm.
Seni ekmek istemezdim ama bu grup benim için çok önemli. Her zaman konser vermiyorlar. Bunu kaçıramam. Anla beni."
"Anlıyorum seni. Sana kırılmadım Sarp."
"Ama kırılmış gibisin."
Naz, gözyaşlarını silerek, "Boşver" dedi. Sarp, Naz'ın elinden tutarak,
"Söz veriyorum. Birgün birlikte birşeyler yaparız. Sen ne istiyorsan. Lütfen üzülme." dedi.
Naz, "Ben gideyim", diyerek bahçe kapısından çıktı. Yolda yürürken çok öfkeliydi. "Bu gece görürsün sen Nisan Hanım", diye söylendi. Naz, planını uygulamak için geceyi bekledi. Sonunda zamanı gelmişti. Saate baktığında biri gösteriyordu. Teyzesi ve dedesi bu saate kalmaz, uyurdu. Naz siyah polarını giymişti, hazırdı. Bu gece o kızı biraz korkutacaktı. Yavaşça odadan çıkıp sessizce parmak uçlarına basarak merdivenlerden indi ve kapıyı sessizce açarak çıktı. Çıkmadan evvel anahtarı cebine koymayı ihmal etmedi.
Nisan, o gece eve geç gelmişti. Sarp'la konserde çok eğlenmişti. Nasıl olsa hesap verecek kimsesi yoktu. Ailesi hafta sonu kısa bir tatildeydi. Yarın döneceklerdi.
Nisan yorgundu, yatağına girdi ve uyumaya çalıştı. Tam dalmıştı ki, bir anda camın kırılmasıyla korkudan çığlık attı. Çok korkmuştu. O anda yerde, taşa sarılı kağıdı fark etti ve açtı:
"Bu sana son uyarım, beni dinlemiyorsun hiç.
Bir daha Sarp'a yaklaştığını görürsem olacaklardan ben sorumlu değilim."
Nisan, kırık camlara basmadan cama doğru yaklaştı. Dışarıda kimse görünmüyordu. Nisan, korkmuştu. "Sarp'ı görmemeliyim, canımdan kıymetli değil ya," diye düşündü. Karar verdi. Sarp'tan uzak duracaktı. Nisan, o gece yatağına sıkıca sarıldı ama korkudan uyuyamadı.
Ertesi gün Nisan, annesinin sesiyle uyandı.
"Nisan, bu cama ne olmuş?"
Nisan, gözlerini ovuşturarak, "Anne, siz mi geldiniz?" diye mırıldandı. Annesi Semra Hanım kızının saçlarını okşadı:
"Evet kızım, bu sabah geldik. Bu cama ne olmuş böyle, neden kırık?"
"Arkadaşlarım geldi de, birinin kardeşi kırdı."
"Sorunlu insanları eve çağırma. Şimdi çık odadan hizmetçi temizlesin. Ayağına bir şey batmasın terlik giyerek çık."
"Tamam anne."
Sonunda pazar günü gelmiş çatmıştı. Nisan'ın partisi vardı. Bu partiye Naz'da davetliydi. Nisan aslında Naz'dan hoşlanmıyordu ama Sarp'ın gözüne hoş görünmek için Naz'ı da davet etmişti.
Naz, aynaya baktı. Çok güzel görünüyordu.Parti Nisan'ındı. Ama gecenin en güzel kızı o olmalıydı. Bordo kısa bir elbise giymişti. Saçlarını maşa yaptırmıştı. Dudaklarına ruj sürmüştü. Kombini çok iddialıydı. Aynaya baktı. Nefes kesiciydi. Çantasını da alarak merdivenlerden indi. Teyzesi, onu derinden süzdü:
"Naz, şahane olmuşsun tatlım. Ama Nisan'ın partisi için abartılı değil mi? Kendi partinde bu kadar iddialı giyinmedin."
"Teyze, o partiye Sarp da
gelecek."
Genç kadın gülümsedi. "Anladım, rekabet meselesi. Haydi çıkalım."
Partiye geldiklerinde Naz'ın gözü Sarp'ı aradı. Genç kız etrafını tararken biri omzuna dokundu. Sarp'tı bu.
"Naz, çok güzel olmuşsun, bence partinin en güzel kızı sensin"
Duydukları, Naz'ı çok mutlu etmişti. "Sarp, sahi mi diyorsun?"
"Sahi diyorum çok güzelsin."
"Şey, teşekkürler Sarp."
Dans müziği çalmıştı. Sarp, Nisan'ı dansa kaldırdı. Nisan seve seve kabul etti. Naz, kıskançlıkla onları izliyordu. Birinin ona dokunmasıyla irkildi. Yakışıklı, esmer bir çocuktu.
"Güzel kız, bana bu dansı lütfeder misin? bu arada, ben Berk."
Naz, kibarca, "Üzgünüm Berk, dansedecek durumda değilim," diyerek reddetti çocuğu.
"Ben seni her zaman beklerim güzel kız," diyerek gitti çocuk..
Dansederlerken Sarp, Nisan'ın bir derdi olduğunu anlamıştı. Kızın durgunluğu bariz belli oluyordu.
"Nisan, üzgün görünüyorsun, bu senin partin. Mutlu ol biraz."
Nisan, Sarp'ın elini tutarak, "Benimle gel." dedi. İkisi birlikte duvarın arkasına geçtiler.Nisan, etrafı kontrol etti.Kimsenin göremeyeceğini anlayınca Sarp'a sarıldı:
"Sarp, ne olur birşey sorma. Sana son kez sarılayım istedim."
Sarp, şaşırmıştı. "Nisan, ne sonu, sen ne saçmalıyorsun?"
"Sarp, lütfen birşey sorma."
Onların yokluğu naz'ın dikkatini çekmişti. İkisinin baş başa bir yere gitme düşüncesi Naz'ı çıldırtmaya yetmişti. Naz, teyzesine sordu.
"Teyze, Sarp ve Nisan'ı göremiyorum. Nereye gitmiş olabilirler?"
Teyzesi, duvarı işaret ederek "Az önce şu tarafa geçtiler," dedi. Genç kız acele ile o tarafa yönelirken teyzesi arkasından seslendi. "Bir kaza çıkmadan onlara engel ol."
Naz kızgınlık ve teyzesine bakarken teyzesi gülümsedi. "Deli kız," diye içinden geçirdi.
Naz, sinirle yürüdü. "İnşallah yanlış birşey yapmazlar," diye umuyordu. Duvarı döndüğünde bir anda şok oldu. Gözlerine inanamadı. Duvarın arkasında ikisi de birbirine sarılıyordu. Sinirleri tepesine çıkmıştı. "Bittin sen kızım, bittin"diye mırıldandı Naz.
Nisan, o gece uyuyamadı.Ya o manyak Sarp'la ikisini gördüyse. Birden telefon çaldı. Nisan, korkarak telefonu açtı.yine o kalın sesti:
"Herşeyi mahvettin, bundan sonra kendin için endileşensen iyi olur. Olacaklardan ben sorumlu değilim. Senin yerinde olsam dışarı çıkmazdım."
Telefon kapandığında Nisan, hıçkırarak ağladı. Çok korkmuştu.
Naz, o gece Mine'ye mesaj attı. "Yarın acilen buluşmamız lâzım.
Yazdığım adrese gel."
Bir müddet sonra cevap geldi. "Beni mi özledin?"
Naz, cevap yazdı. "Hayati bir mesele. Lütfen beni kırma ve yazdığım adrese gel. Arkadaşlığımızın hatırı için."
Ertesi gün öğleye doğru genç kız, Mine'yle en yakın parkta buluştu. Mine, ellerini göğsünde kavuşturmuş onu bekliyordu. Naz'ı görünce kaşlarını kaldırdı.
"Oo şu giysilere bak hele. O ceket bile en az kaç paradır. Naz Hanım sosyete olmuş."
Naz, kızgın gözlerle arkadaşına baktı. "Yaa Mine. Dalga geçilecek durumda değilim şuan."
"Neyin var, beni neden çağırdın?" diye sordu Mine merakla.
Naz, sesini ciddileştirdi. "Gelelim konuya. Mine, bana çeteden birkaç kişi lâzım."
Mine, böyle bir teklif beklemiyordu. Şaşkınlıkla sordu. "Sen zenginsin artık. Senin çeteyle ne işin olur? Beni bunun için mi çağırdın?"
"Mine, bana yardımcı olacak mısın?"
"Neden adam istiyorsun, Birini mi dövdüreceksin?"
"Boşver."
Mine, genç kıza kaşlarını çatarak baktı. "Bana ne olacağını söylemeden sana adam vermem."
Naz, rahat bir ifadeyle söyleyiverdi. "Birini kaçıracağım."
Mine, şok olmuştu. "Ne, sen delirdin mi?"