Yiğit'in kolunda kapıdan içeriye girerken, önde giden Sonattan daha çok sevdiğim bir adam bulabildiğime oldukça şaşırıyordum, Sonat'a sapık mertebesine derecede aşıktım çünkü. Ve şimdi o benden birkaç adım uzaktayken, nasıl oluyordu da ben onun boynuna atlamak istemiyordum? Yanımdaki, ilahi güzelliğiyle bana bakan adama döndüm. Ben durunca şaşırsa da gözleri beni bulunca, onun gözlerindeki bu ışığın benim gözlerimde de var olduğunu çok iyi biliyordum. Ruh eşimdi Yiğit benim. Bunu artık kesin ve geri dönülmesi imkansız bir yolun ucundan söylüyordum: Yiğit olmadan benim var olmam imkansızdı. Belimden tutarak beni oturma odasına yönlendirdi ve içeri girdiğimde odada bulunan 7 Bordo Bereli ayağa kalktı. Kaşlarımın hafifçe, şaşkınlıkla yukarı kıvrılmasına engel olamamıştım. Komutanlarına say

