14. bölüm

1077 Kelimeler
Arin'den... Sabah gözlerimi açtığımda Baran odada yoktu. Ben de kalkıp hazırlandım ve aşağı indim. Kahvaltı yapmıştık. Baran ve Karan Abi çıkmıştı; Baran, Karan Abi ile birlikte direkt kınaya gececeklerini söylemişti. Yani onlar bizi götürmeyecekti. Kahvaltıdan sonra evin işlerini hallettik. Viyan'la konuşmuştuk, o da gelecekti kinaya. Serhat'tan bahsedip bahsetmemek arasında kalmıştım. Artık kınaya gidince düşünürdüm. Saat neredeyse akşam beş olmuştu ve ben hazır değildim. Kudret Hala, "Hadi gelin hazırlan!" deyince yukarı, Deniz Abla'nın yanına çıktım. Cilt yapımız aynıydı, ondan biraz makyaj malzemesi istedim. Ama Deniz Abla makyajımı kendisi yapmak istedi. Kendimi ona bıraktım. Saçımı ve makyajımı yaptığında ayağa kalkıp aynaya baktım, gerçekten çok güzel olmuştum. Deniz Abla'ya teşekkür ettim. Deniz Abla, "Ahmet Ağa, Kudret Hanım birlikte gidecek. Bizleri de ben götüreceğim," dedi. "Araba kullanmayı biliyor musun?" diye sordum. Deniz Abla, "Evet, normalde İstanbul'da sürekli kullanıyorum ama burada pek vaktim olmuyor. Dahası, Karan pek izin vermiyor," dedi gülümseyerek. Gülümsedim. Deniz Abla "ama malesef dilan da bizimle gelecek" dedi. "Sorun değil abla. Ben elbisemi giyeyim," diyerek odadan çıktım. Baran'ın odasına gidip dolaptan kırmızı elbiseyi aldım ve giydim. Baran'ın aldığı altın takıları da taktım ve son olarak elbiseyi öne çıkaracak altın kemeri taktım. Berat'a gitmeden önce elbiseyi ona göstereceğimi söylemiştim. Odadan çıkıp Berat'ın odasına gittim, kapıyı çaldım. "Giriyorum," dedim ve kapıyı açıp girdiğimde Berat'ın hayran bakışlarıyla karşılaştım. Nasıl diyerek etrafımda döndü. Berat gülümseyerek, "Çok güzel," dedi. "Peri kızı gibisin," deyince kocaman gülümsedim. "Sen beğendiysen tamam," dedim ve yanına geçip oturdum. "Saçlarım nasıl? Deniz Abla yaptı," deyince Berat gülümsedi. "Çok güzel," dedi. Berat'la biraz sohbet ettik. Yine gelmesi için ısrar ettim ama kabul etmedi. Odadan çıkıp Deniz Abla'nın yanına gittim. O ve Jinda da mavi yöresel bir elbise giymişti. Jinda'ya doğru eğilerek, "Çok güzel olmuşsun," dedim. Deniz Abla, "Asıl güzel olan sensin. Baran bence aklını kaçıracak," deyince utandım. Deniz Abla birden, "Baran kırmızı renge nasıl izin verdi?" diye sordu. "Neden?" dedim. Deniz Abla gülümseyerek, "Boş ver," dedi. "Hazırlanıp çıkalım." "Hazırım," dedim. Kudret Hala, Ahmet Ağa ve Keje Hanım çıkmıştı bile. Dilan da giydiği siyah yöreselle bize doğru geldi ve yüzünde memnuniyetsiz bir ifadeyle, "İyi, bari düzgün bir şey giymişsiniz," dedi. " Baran abim hadi neyse de, Karan abimi anlamıyorum,nasıl eş seçimi yapmış "diye ekledi. Deniz Abla, "Boş ver anlama, daha iyi," diyerek bana döndü. "Hadi eltim, gidelim." Bu söz tuhaf hissettirdi ama bir şey diyemedim konaktan çıkıp arabaya bindik. Jinda ve Dilan arkaya, ben de Deniz Abla'nın yanına oturmuştum. Neyse ki Dilan bizi sevmese de çocuklarla arası iyiydi, gerçekten iyi bir halaydı. Deniz Abla hareketli bir müzik açtı ve yola devam ettik. Kına gelinin evinin bahçesindeydi yavaşladık. Araba durdu ve indik. Her yer süslenmişti ve çok güzeldi. Nedense gözlerim Baran'ı aradı. Umarım sorun çıkarmazdı bu elbiseyi giydiğim için. Ortada duran bir masaya geçip oturduk. Viyan beni aradı ve gelip gelmediğimizi sordu. Geldiğimizi söylediğimde, birazdan burada olacağını söyledi. Kına normal bir tempoda gidiyordu, gelin ve damat halaya katılmıştı. Kudret Hala'nın asıl gelme amacı ise Serhattı. Ve kız bakmaya başlamıştı bile. Yanımıza gelen yarende masaya oturduğunda, Dilan ayağa kalkarak, "Hiç çekemem sizi!" diyerek ayağa kalktı. Deniz Abla gülerek, "Asıl bizim öyle dememiz lazımdı ama neyse," deyince Dilan gözlerini devirerek yanımızdan ayrıldı. Tam o anda Viyan da yanımıza doğru geliyordu. Yaren gülümseyerek Viyan'a baktı. "Valla tam bana elti olacak kız ve Serhat'ı süründürecek bir kız," deyince gülümsedim. Viyan yanımıza gelip oturduğunda, önce Deniz Abla'ya, sonra yarene selam verdi ve sonra bana sarıldı. Deniz Abla, "Gerçekten buraların güzel olan şeyi de teyzen veya halan'la yaşıt olmak. Arkadaşa ihtiyacın yok," dedi. Viyan, "Niye, sizde yok mu? Teyzenle ya da halanla aranızda ne kadar var?" deyince Deniz Abla gülerek, "Babam tek çocuk. Annemin de bir erkek, bir de kız kardeşi var. Yani sizin kadar şanslı değiliz. Ve teyzemle aramda otuz beş yaş fark var," deyince Viyan, "Anladım," dedi. "Valla, benim küçük bir halam var. Kendisi üç yaşında ama maşallah şimdiden halalık yapıyor," deyince hepimiz güldük. Viyan; "Ama bizim aile ilişkileri çok karışık. kaç tane yeğenim olduğunu bilmiyorum," dedi. "Sizde en azından sayı belli, isim belli," dedi. Deniz Abla gülerek, "Olaya bu taraftan bakmamıştım hiç," dedi. Yaren, Viyan'la sık sık sohbet ediyordu ve gerçekten Viyan'ı sevdiği belliydi. Tam o anda yaren, "Bizimkiler geldi," deyince bakışlarım bahçeye giren iki arabaya takıldı. Nedense gerildiğimi hissettim. Önce Karan Abi, Afran Ağa, Serhat ve en son Baran indi. Kabul etmek gerekirse, Baran gerçekten yakışıklıydı ve tüm genç kızların bakışları üzerindeydi. Ve tam o anda, onun da bakışları beni bulduğunda, bakışlarımı yere eğdim. Sanki bakmıyor muşum gibi... Tekrar yerden bakışlarımı kaldırdığım da, Baran'ın tam dibimde olmasını beklemiyordum. Bakışlarımı kaldırıp Baran'a baktığımda, onun öfkeyle bana baktığını gördüm. Bakışlarımı Deniz Abla'ya çevirdiğimde gülümsediğini gördüm. Bir şey vardı, ama çözemiyordum. Baran kolumu tuttu, öfkeyle. "Demek ki kırmızı giymişsin," dedi. Viyan ayağa kalktı ve bana bakıp, "Baran Ağa, düğün falan demem , çek o elini kızdan," dedi. Viyan'a dönerek, "Viyan bir şey yok," dedim ama Viyan Baran'a ters ters bakıyordu. Tabii bu Baran Efendi'nin umurunda bile değildi. "Viyan," dedim tekrar. Yaren ayağa kalkarak, "Viyan hadi gel, halaya gidelim," dedi. Viyan, yaren'nin çekiştirmesiyle halaya giderken, Baran kolumu tutup çekiştirdi. Ama Deniz Abla, Baran'ın kulağına eğilip bir şey dedi. Baran, "Ne alaka Deniz?" dedi. Deniz Abla, "O zaman ne alakaysa bırak da bir halay çekelim," dedi. Deniz Abla Karan Abi'ye dönerek, "Hadi sende," dedi ve elinden tutup çekti. halayın ortalarına gideceğimizi sanırken, Deniz Abla beni halay başına götürdü ve elime halay başından aldığı mendi tutuşturdu.ve "Canım, ben oynardım da başta ama çok iyi değilim," dedi. Halayın temposuna ayak uydurdum ama bakışlarım sürekli Baran'daydı. Cebinden çıkardığı sigarayı içip dumanını sert bir şekilde dışarı veriyordu. Viyan ve yaren elime geçince, istemeden de olsa onlara ayak uyduruyordum. Yaren biraz oynadıktan sonra, "Ben çıkayım yoksa anam bu halimle oynadığımı görse kıyameti koparır," diyerek . "Al elrim ay viyancım sen devam et," diyerek çıktı. Viyan kulağıma eğilerek, "Ya bu kadın iyi hoşta biraz sıkıntılı değil mi? Neden ha bire eltim diyor?" dedi. Sonra, "anlatırım," dedim. Viyan, "Ya sabır," dedi. Karan Abi, Deniz'in elini tutup oynadı ve bakışlarım tekrar Baran'a kaydı. Sigarasını yere atıp ayağıyla ezip bize doğru geldi ve hiç beklemediğim anda elimdeki mendili aldı. Ona öylece baktığımda Deniz Abla, "Hadi canım, Baran'a bakmayı bırak da halayı düzelt," deyince kendime geldim. Bu adam gerçekten normal değildi. Halay'dan çıktım, Baran da çıktı ama Deniz Abla ve Karan Abi çıkmadı. Karan Abi başta, Deniz Abla ise onun elinde oynuyordu. Viyan da çıkmıştı ama yaren ona rahat vermiyordu. Bu hareketine güldüm ve Deniz Abla ile Karan Abi'yi hayranlıkla izledim. Ne kadar da güzel bir çiftti. Tam o anda bakış açımı kapatan bir gölgeyle karşılaştım ve şaşırdım. "Siz!" dedim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE