İyi okumalar kesme şekerler! Bu bölüm çok heyecanlı olmasa bile, malikaneyi ve diğer kişileri daha iyi tanıdığınız bir bölüm oldu. Diğer bölümler olaylar olaylar offf.
-
"Buranın olayını çözmek adına!" Diye bağırdım ve kapının kolu oynadı. Gelen Bandı.
"Yemek saati, hatta Efendi King sizin yemekten sonra burayı turlamak isteyip istemediğinize göre malikaneyi gezdirecek." Dedi. Hepimiz susmuş onu izliyorduk.
"Pekala," Dedi,"Benimle gelin, sizi yemek salonuna götüreyim."
O kapıdan çıkınca bizde onun peşinden gidip merdivenleri inmeye ve uzun koridoru yürümeye başladık. Konuşmayı dinlediğimiz salonun içinden dümdüz yürüyüp bir merdiven daha indik. Ne kadar çok merdiven vardı.
Merdivenleri inmeyi bitirdiğimiz zaman kendimizi çok kapılı bir odanın içerisinde bulduk. Ban sağdaki mavi kapıyı işaret ederek, "Burası yemek odası. Diğer odaları tur atarken göstereceğiz." Dedi
Koridor felaket uzun ve büyüktü. Resmen içerisine bir ev daha yapılabilirdi. Az ilerde bir merdiven daha vardı onu görünce iç çektim ve Ban'a orayı işaret ederek,"Orası neresi?" Dedim.
"Banyo ve savaşmak için odaların bulunduğu kısım." Dedi ve mavi kapıya doğru yürüyüp kapıyı hepimiz için açtı. Diğer beş kişide burdaydı. Koskoca oda da 2 masa vardı, biri ailelerimizin diğeri bizim oturacağımız masaydı. Annemin yanında gitmeye kalkıştım fakat Ban omuzumdan tuttu.
"Buna kalkışma, en azından şimdilik."
Nedenini çok merak ediyordum. Ben kaçtıktan sonra anneme ne olduğunu merak ediyordum. Her şeyi merak ediyordum. Sinirleniyordum. O sırada konuşma yapan yaşlı kadın yanımıza geldi.
"Merlin hanım, negatif enerjiniz canımı yakıyor." Dedi. Sinirimi hissetmiş miydi?
"Bir bildiğimiz olduğunu unutmayın. Şimdi, diğer 5 kişinin olduğu masaya oturursanız sevinirim çocuklar." Dedi. Tanrım! Bu kadını gördükçe sinirlerim yatışmıyordu daha da katlanıyordu, fakat dediğini yaptım. Birkaç yavru kedi düşünüp sakinleştim.
Masaya oturduğum zaman diğer beş kişi bize gülümsedi. Biz de onlara gülümsedik. Hepsi teker teker isimlerini söyledi.
"Ben Diane." Diane kahverengi saçlara ve kahverengi gözlere sahip sıradan bir kızdı. Üstünde turuncu bir tulum vardı.
"Ben Irelia." Dedi diğeri. Irelia, buğday tenli ve kıvırcık saçlı bir kızdı. Üstünde beyaz bir ceket ve altında siyah bir tişört vardı. Etek giymişti.
"Ben Zoe." Aynı Elaine'yi andıran fakat tuhaf renkli saçlara, masmavi gözlere sahip bir kızdı. Üstünde mor bir büstiyer ve altında mavi bir şort vardı. Kollarına rengarenk bilezikler takmıştı.
"Ben Marcus." Aynı Irelia gibi kıvırcık saçlara sahip bir erkekti. Saçları kumraldı fakat göz rengini anlayamamıştım. Griyi andırıyordu gözleri.
"Ve ben de Tom." Hafif dalgalı saçlara sahipti, kahverengi gözleri vardı. Üstünde kot ceketi vardı ve altında kurukafalı bir tişört vardı.
Onlara bakarken onların bizden daha büyük ve olgun durduğunu düşündüm.
Hepsine gülümseyerek biz de isimlerimizi söyledik ve geri yemeğe gömüldük. Herkes o kadar açtı ki, kimse konuşmak istemiyordu. Yemeğimizi yedikten ve sanırım herkes doyduktan sonra konuştum.
Yemekler bittikten sonra ben konuştum, "Sizce de tüm bu olanlar tuhaf değil mi?" Dedim. Diane ile göz göze gelmiştik.
"Evet." Dedi Irelia,"Ama biz hemen kabullendik." Diyerek devam etti.
"Siz çok isyan etmişsiniz sanırım ama bu hayat, her şey olabilir." Diyerek ekledi Tom.
Bu grubun salak olduğunu düşünmeden edemedim.
"Küçük savaşçılar yemeklerini bitirdi herhalde." Dedi Ban. Fazla konuşmamıza izin verilmeyecekti anlaşılan.
"Gezmek ister misiniz?"
İki grupta onaylarcasına başını salladı. Ban tüm grubu üstlendi ve 10 kişiyi de mavi kapıdan çıkardı. İki grupta birbirine mesafeli davranıyordu. Ne güzel, şimdiden gruplaşıyorduk.
Ban mavi kapının karşısındaki kırmızı kapıyı gösterdi,"Bu kırmızı kapı, yanındaki turuncu kapı müzik odası." Dedi, Elaine ve Kai kocaman gülümsedi. Yürümeye devam ettik, Ban diğer kapıları göstererek konuşuyordu.
"Bu lacivert kapı kütüphane, dünya tarihine ve bizim tarihimize ait tüm kitaplar burada. Aklınız hayaliniz durur." Dedi ve kıkırdadı. Ben, Escanor, Tom buna çok sevinmiştik.
"Bu kırmızı kapı sinema odası. Dünya üzerindeki her filmi bulabilirsiniz." Diane ve Irelia buna çok sevinmiş görünüyordu. Hepimizin ayrı ayrı şeylere ilgisi vardı anlaşılan.
"Bu sarı kapı resim odası. İçinde artık her şey olduğunu söylememe gerek yok. Sanırım bu odaya en çok Marcus, Zoe, Miles sevinecek." Dedi ve devam etti,"Bu pembe kapı oyun odası. İçerisinde video oyunları, masa oyunları var fakat bu odaya öğretmenleriniz izni dahilinde görevleriniz bittikten sonra gelebilirsiniz. Sizi geri düşüreceğini düşünüyorlar. Bu Siyah kapı aktivite odası, içerisinde havuz, koşu yerleri ve birçok aktivite var. Geriye kalan kahverengi iki tane kapı sınıflarınız." Bunları anlatırken hepimiz büyülenmiştik. Gsem'den çok hayaller şatosuydu. Böyle düşünen tek ben değildim bence. Ban buraları anlatmayı bitirdikten sonra görüpte iç çektiğim merdivenin önüne geldik ve yukarı çıkmaya başladık.
Yukarı çıktığımız zaman aşağısı kadar büyük olmayan hatta orta seviye sayılabilecek bir oda daha bizi karşıladı.
"Bu gri kapı kızların banyosu, bu beyaz kapı erkeklerin banyosu." Dedi. Çok iyi, en azından pembe ve mavi diye cinsiyetçi bir girişimde bulunmamışlardı.
"Geriye kalan 11 kapıdan 10 tanesi hepinizin güçlerini test etmeniz adına özel odalarınız. 11. Kapı toplu savaşma salonu, güçlerinizi belli bir simülasyon içerisinde birbirinizin üzerinde deneyeceksiniz. Tabii bunları keşfettikten sonra."
Bu son dediği şey çok korkutucu geldi. Birbirimize zarar verme olasılığımız yok muydu?
"Birbirimize zarar verirsek?" Diye bağırdı Irelia. Aklımı okudu resmen.
Ban güldü,"Simülasyon güçlerinizi kullandığınızı düşündürten bir makine. Oda ise güçlerini yalıtıyor yani yok ediyor. Kısacası siz farkında olmayacaksınız ama aslında gerçek güç kullanmamış olacaksınız."
Bu beni etkilemişti doğrusu. Demek ki biz güç kullanmak için doğru hareketleri yaptığımız zaman makine bize gücü kullandığımızı gösterecek ama oda sayesinde kimse zarar almayacaktı. Bu harikaydı! Gerçi, bu güç olayına kendimi çabuk kapatırmıştım anlaşılan.
"Zaten odanız nerede ve hangi merdivenden çıkılması gerek biliyorsunuz. Ayrıca bugün konuşma yapılan yer konferans salonu. Önemli duyurular orda yapılır. Şimdi, bugünlük bu kadar yeterli. Odalarınıza dönmeniz en iyisi olacak." Dedi ve elini kulağına götürdü,"John, gel ve grup 2'yi odasına götür." Bunu der demez, merdivenden ayak sesleri geldi. John gelip grup 2'yi götürürken görmediğimiz ayrı bir merdivenden aşağıya doğru indiler. Biz de geldiğimiz yoldan geri döndük.
"Ayrıca eminim fark etmediniz ama odalarınızda yataklarınızın yanında sizlere özel pencere olduğu gibi, 5 kişiye özel lavabolar var. Ayrıca orası giyinmek içinde dizayn edildi. Rahatlıkla yataklarınızı belirleyip üstümüzü degistirebilirsiniz. Ayrıca hepinize özel dolaplarda var." Dedi. Ben dolapları görmüştüm,"Hepsi bir dolapta özel lavabonun içerisinde. Kıyafetleriniz sizi yetiştiren aileleriniz tarafından seçildi ve dizildi."
Annemin kıyafet anlayışı beni biraz dehşete düşürdü fakat eğer benim için dizdiyse güzel kıyafetler koymuştur diye düşündüm.
Ban tüm bunları anlatırken biz odamızın kapısının önüne gelmiştik bile.
"John grup 2'nin ben ise sizin yardımcınızım, şimdilik sizi koruma ve buraya alışma yönetiminizi ben üstleniyorum." Dedi ve hepimize iyi geceler dileyerek merdivenlerden indi. Biz de kapıdan odamıza girdik.
Ben kendimi en sağdaki yatağa atmıştım, Escanor hemen yanındaki yataga, Escanor'un yanındaki yatağa Miles, onun yanındaki yatağa Elaine ve en sola Kai yatmıştı. Herkes yerlerinden memnun görünüyordu.
Tavana bakarak konuştum, "Resmen cennet gibi yer ne ararsak var." Dedim.
"Haklısın Merlin. Kütüphane olayından sonra buraya çok alıştım sanırım ben" dedi Escanor. Ona mırıldanarak hak verdim.
"Ben müzik odasını çok merak ediyorum. Sanırım sen de öyle Kai." Dedi elaine.
"Evet sen ne çalıyorsun?"
"Annem Lucy bana keman, piyano ve biraz ukulele çalmayı öğretti ya sen?" Dedi Elaine.
"Gitar, keman, piyano ve arp çalabiliyorum." Dedi Kai ve aralarında uzun bir sohbete daldılar.
"Aranızda resim yapan tek ben miyim ya?" Diye isyan etti Miles ve hepimiz ona güldük.
"Ben resim tarihini okumuştum, resim çizemem ama tarihi hakkında pek çok bilgim var." Dedim, "Hatta istersen kütüphaneden bir kitap alıp resim odasında seninle birlikte oturabilirim. Beni çizersin." Diyerek ekledim.
Escanor bu dediğime hak verince Elaine ve Kai' de bizde geliriz diye atıldılar.
"Bence topluca bulunabileceğimiz bir oda vardır. Birkac eşya ile orada otururuz." Dedi Miles.
"Bence çalışmalardan bize nefes bile aldırmayacaklar." Diye ekledim. Şimdiden alışmıştık birbirimize.
"Hakısın sanırım ders göreceğiz. Sınıflardan bahsetti." Dedi Elaine.
"Neden bizi iki gruba ayırdılar anlamıyorum. Neden 10 kişi beraber değiliz." Dedi Escanor.
"Bence onlar aptal." Dedim,"Baksana hemen her şeyi kabullenmişler. Hiç hoş değil. Biz en azından bazı şeyleri sorgulayabildik." Diye cümlemi bitirdim.
"Belki de," Dedi Miles,"Biz onlardan daha güçlüyüzdür?"
"Ya da güçsüz." Dedi Kai. Bunlar çok çılgın teorilerdi.
"Onu bunu bilemem ama önümüzdeki hayatın çok çok çok ama coook tuhaf olacağı bir gerçek." Dedi Escanor.
"Aynen" diye dördümüz birden söylendik. Yatakta ayağa kalktım, "Ben banyoya girip üstümü değiştirip uyumak istiyorum. Yarın daha yorucu olacak gibi geliyor." Dedim. Bunu dememle beraber hepsi onaylar gözlerle bana baktı ve ayağa kalkıp yataklarının yanındaki kapıdan girdiler.
Banyoya girdiğimde bir de ne göreyim, kocaman! Ayrı bir kapısı daha var. Burası gitgide cidden şatoya ya da dünyanın yarısına falan dönüşüyordu. Diğer kapıya yönelip açtığım zaman bunun bir kıyafet odası olduğunu gördüm. Binlerce elbise, binlerce pijama ve binlerce kıyafet vardı. Sanırım savaşçı dedikleri bizlere gerçekten önem veriyorlardı.
"Oha" dedim görür görmez ve pijama olduklarını düşündüğüm kiyafetlere doğru ilerledim. İçinden beyaz kısa kollu ve beyaz şorta sahip olan pijamayı aldım, orada giyindim ve odadan çıktım. Elimi yüzünü yıkayıp büyük banyodan veya odadan çıktığım zaman herkes şaşkınlık içerisindeydi.
"Benim gördüğümü gören var mı?" Diye sordum.
Hepsi başlarıyla onayladı.
"Bugün giydiğin kıyafeti bir daha bulamayacak ve eksikliğini hissetmeyecek kadar çoklar!" Dedi Elaine heyecan ile.
Yatağa geri uzandığım zaman aklıma takılan ayrı bir soruyu sordum,"Grup 2 bizden daha büyüktü sanki fark eden oldu mu?" Dedim.
"Ben fark ettim." Dedi Escanor,"Sanki 20'li yaşlardaydılar ya da 19."
Aynen dedi diğerleri. Bu benim aklımı kurcalamıştı.
"Acaba bizi ayırma nedenleri yaş mı?" diye sordum, herkesin çok uykusu olduğundan beni savuşturarak "Evet, Sanırım." Gibi bir cevap verdiler. Hatta Elaine, çoktan uyumuştu.
Hepsine bakarak gülümsedim. Uyanık olan tek kişiye, Escanor'a dönüp iyi geceler diledim. Gözüyle beni onayladı ve arkasını dönüp uyudu.
Uyusam iyi olur diye düşündüm ve ben de arkamı dönüp uzun bir uykuya dalmak adına gözlerimi kapattım.