Feyza önünde durduğu sade diz altı, sıfır kol, uçuş uçuş etekli zümrüt yeşili elbiseyi alıp üzerine tutarken minikçe gülümsüyordu. Arka tarafta abisi ve ablası tatlı bir atışmanın içerisindeyken o elbisesini seçmişti bile. Ablasının zor beğenen haliyle daha kaç mağaza gezdireceğini hesaplamaya çalıştı.
Ferit, Feyza'nın elbise seçimini fark edip görünce rahat bir nefes aldı. Gayri ihtiyari Funda'ya olan ilgisini kaybedip yürüdü ve kolunu küçük kardeşine doladı. "Funda ne olurdu, sen de küçük kardeşimiz gibi usturuplu bir elbise seçsen? Bu alışveriş çilesinden bizi, bir an önce kurtarıversen be kızım..." Diye söylenmeye devam ediyordu.
Funda birden bire kesilen ilginin şokunu atlatamadan, abisi tarafından Feyza ile karşılaştırılmasının deli öfkesini iliklerine kadar hissediverdi. Babası da hep aynı şeyi yapıyordu. Feyza gibi ağır başlı ol. Feyza gibi davran. Feyza gibi saygılı ol. Hep aynı şeyler... Neden babası ve abisi onu olduğu gibi kabul etmiyorlardı? Çok mu zordu? Alışverişe öyle hevesle başlamıştı ki... Forum Çamlık'ta gezilmecek mağaza bırakmayacaktı sözde! Ama bütün hevesi, havası kaçan balon gibi sönüp gidiverdi.
Abisinin inatla beğenmediği turuncu mini elbiseyi kaptığı gibi hırsla kasaya yürüdü. Belki abisi kıskançlıkla peşinden gelir zannetti. Lakin Ferit ilk kez Funda'nın söz dinlemesini hayretle karşılarken alışveriş beklenenden erkenden bittiği için sevindi. Feyza'ya göz kırparak etiketine bile bakmadan koyu yeşil elbiseyi askısıyla bir aldı. Kolunun üstüne atıp Feyza'yı da arkasından çekiştirerek kasaya götürdü. Sonuçta bir erkekti ve alışverişe bu kadar zaman ayırmayı sevmezdi. Aynı Feyza gibi ilk gözüne çarpanı alır geçerdi. Zaten hayat kısaydı, kıyafete gereğinden fazla verilen değer zaman kaybı ve önemsizdi.
Mazallah Funda'nın fikrini değiştirip bir sürü mağazaya girmesinden korktuğu için Funda'nın elbisesinin açıklığını bir kereliğine gözardı etmeye karar verdi. Funda elbiseyi gerçekten çok beğenmiş görünüyordu. Belki onu mutlu ederse aralarındaki mesafe de biraz azalabilirdi. Unuttuğu bir şey vardı, Funda asla azla yetinen birisi değildi.
Feyza şaşkınlıkla abisinin arkasından yürürken ablasının ne kadar öfkeli olduğunu anında fark etti fakat hiçbir yorumda bulunmadı. O andan sonra neşeli ve atışmalı geçen alışveriş, ayakkabı ve çanta faslında yerini hafif bir gerginliğe bırakırken işleri çabucak bitti. Ferit alınan her şeyin parasını kendisi ödemek istediği için Funda'nın elini usulca hep itti.
Evet Funda çalışan biriydi fakat Feyza halihazırda hala öğrenci olduğu için ikisinin de hesabını kendisi kapattı. Funda inadına en pahalısını tuttu kalite demek çok para demekti. Nasıl olsa abisi ödeyecekti. Hem abisine olan hayal kırıklığı belki böyle söner giderdi.
Feyza aza kanaat getiren bir kişilikken Funda'nın en pahalılara koşması, marka ile muhteşem görüneceğini düşünmesi Ferit'i üzdü. Hayat bu sonuçta olurda alamayacak bir durumda olsalar Funda asla mutlu olamayacak gibi duruyordu.
Kardeşlerinin büyüdükçe farklı karakterlere bürünmesini esefle karşıladı. Funda için zengin bir koca dilerken buldu kendisini. Sonra bu istemsiz dileğiyle tüyleri diken diken oldu iki kardeşi de birer gözünün nuruydu. Başkalarıyla paylaşacak olmak bile sinirlerini ayyuka çıkarıyordu. Devam eden sürede sürekli trip atan, surat asan Funda'ya hüzünle baktı. Aslında ona yakın olup hasret gidermek istedikçe kardeşi dikenli çalı gibi zaten hassas olan öfkesine oynayıp duruyordu.
Funda'nın tavırları basit bir kıskançlık değildi. Daha derin daha karmaşık bir şeyler vardı ve Ferit neler olduğunu anlamadan harekete geçmemeye karar verdi. Funda'nın, Feyza'ya olan tavırlarında bariz bir kıskançlık vardı. Varlığına tahammül edemediğini seziyordu ve bu Ferit'i ürkütüyordu. Akın'ın söyledikleri genç adamın zihninde şimdi biraz biraz yerine oturuyordu işte. Sanırım Funda, Akın'ın Feyza'yı gönül gözüyle görüverir endişesiyle ödü kopuyordu. Funda, Feyza'yı tersleyip sindirdikçe hatta yalnızlaştırdıkça kardeşinin görünmez olmasını umuyordu. Çok bencildi. Ferit için bu hali fark etmek ise ürperticiydi.
Kızları son hazırlıkları yapılsın diye mahalle kuaförü Gülsüm'e bıraktıktan sonra eve geçti. Kardeşlerinin arasındaki kopukluk aşırı moralini bozdu. Annesinin ağzını bıçak açmıyordu ve bu evdeki huzursuz gerginlik Ferit'i çok yoruyordu. Eskiden biraz daha iyiydi ama şimdi çekilmez bir haldeydi.
Feyza ve Funda kuaförden içeriye girdiğinde, kuaför Gülsüm; huysuz bir kadının pala bıyıklarını almakla meşguldü. Müşteri kılıklı avam kadın, ağda yakıyor ve iz bırakıyor diye illa iple almasını istediğinden içinden çemkirirken sabır çekip duruyordu. Ellisinden sonra iz bıraksa ne olur diye söyleniyordu.
Mahalledeki Mahmut Amca'dan hallice kaytan bıyıkları, iple almaktan huysuz kadının meymenetsiz suratına ipi gerdikçe yaklaşmaktan iflahı kesilmişti ve patlamak üzere bir bomba gibiydi. Neyse ki müşteri pek yok diye sevinirken gelenlere göz ucuyla baktı.
Feyza'yı görünce ağzından sarkan iple kıza göz kırptı. Ardından hemen yanındaki kendini beğenmiş Funda'yı fark edince pala bıyıkları daha bir hırsla yoluverdi. Şükürler olsun ki işi bitmişti. Doğrulup ağzındaki ipi tükürdükten sonra aynanın önündeki paketli sakızlardan birini atıp stresle cakkıdı cakkıdı çiğnemeye başladı.
Düğün mevsimi yeni açılmasına rağmen bol bol müşterisi vardı. Allah eksik etmesindi.
Huysuz müşterinin birini nihayet göndermişti fakat Funda daha fena bir şeydi. Her zaman kendisine tepeden bakan bu kıza kesinlikle ısınamıyordu. Eksik arar gibi kem gözleriyle, burun kıvırarak mini dükkanının her yerini didikleyen Funda'ya ters ters baktı. Kötü bir şey söylememek için dilinin ucunu ısırdı. Müşterilerin her biri minyatür dükkanı için maalesef ki veli nimetti sonuçta.
Feyza ise Gülsüm'ü çok severdi, sıcak kanlı hafif çatlak bu kadının enerjisine hayrandı. Hal hatır ve ne yapılacağı sorulduktan sonra saçlar ve makyajlar yapılmaya başlandı.
Funda mezuniyeti için çok heyecanlıydı fakat bu küçük kuaföre kendini emanet etmekten hiç memnun değildi. Ne olurdu sanki Ferit inat etmeyip şehir merkezinde ki güzellik salonuna götürseydi? Olan olduğu için Gülsüm'ün ellerine bugünlük muhtaç olduğu için sakince kendisine yapılan işlemleri izledi.
Başta hiç umudu olmamasına rağmen sonuç gayet iyi gibiydi. Birde Gülsüm kendisini öldürecek gibi bakmasa daha iyiydi. Sanki hadi konuşta, yolayım o sarı saçlarını der gibi gıcık ve kışkırtıcı bakıyordu. Neyse ki kuaför faslı da sorunsuz bir şekilde tamamlandı.
Funda, Gülsüm'ün artık işine yaramayacağını düşündüğü için az damarına basmak istedi. Beğenmesine rağmen "Bu kadar uğraşınca güzel bir şey çıkacak sandım. Ama beni gelinin görümcesi gibi süsledin." Aynadaki aksine burun kıvırarak baktıktan sonra Gülsüm'e de yukarıdan aşağıya küçümsercesine baktı.
Gülsüm'e sanki kırmızı göstermişler gibi burnundan soludu ama yine de sırıttı. "Canım ya, doğru söylüyorsun. Şu aldığın incili toka fazla oldu bence, onu çıkartırsak daha güzel ve sade olur."
Funda'nın gözlerine bakarken tokaya uzandı, izin ister gibi... Funda, Gülsüm'e pek güvenmese de sözlerine inanıp başını sallayarak onay vermiş bulundu. Gülsüm o baş sallayışı gördüğü an uzanıp Funda'nın saçını yolarcasına çekti.
Başının yanındaki tüm saç tutamları o tarak şeklindeki tokaya bağlıydı. Haliyle toka kafasından bir kaç saç teliyle birlikte sökülerek gidince, yapılı saç diye bir şey kalmadı. Funda hayretle ve dehşetle kuaför kadına bakarken Gülsüm konuştu. "Malzeme çürük olunca ne yaparsam yapayım feriştahı gelse bundan fazlası olamaz. Sen anca her hangi bir gelinin yakını olabilirsin. Gelin değil!"
Havalı bir saç savurmayla Funda'ya arkasını döndü. Funda canının yanmasını geçti fakat güzel sarı saçları yoluk yoluk sağ tarafına toplanmış ve öylece kalmıştı. Bol spreyden dolayı kazık gibi sertleşip yana birikmiş saç, o toka olmayınca çok komik görünüyordu. Çok öfkelendi hızla Gülsüm'ün saçlarına yapışmak için atılınca Feyza tarafından tutuldu. "Seni geri zekalı! Ne yaptın saçlarıma? Bozduğun gibi düzelt çabuk!"
Gülsüm ona dil çıkardı, sıkmaktan elinin içinde izi çıkmış tokayı fark edince onu da Funda'nın kafasına fırlattı. "Al tokanı unutmuşsun, bu olmayınca ki halini beğendin mi? Ne kadar sade ve güzel oldu değil mi, Feyza'm? Ben bayıldım."
Hınzırca sırıttı Gülsüm, üzerine atlamaya çalışan sarışın Funda'nın kafası cidden çok komik görünüyordu. Birbirlerine ulaşmaya çalışıp yüksek sesle bağırırlarken Gülsüm'ün yaşı küçük elemanları ve garibim Feyza ikiliyi nafile bir çabayla ayırmaya çalışıyorlardı.
Feyza ablasına sesini duyurmak için son sesiyle bağırdı. "Funda! Ben düzeltirim diyorum! Duysana beni! Hadi gidelim yoksa partine geç kalacaksın!"
Funda, onu duyuyor ve Feyza'ya hak veriyordu ama Gülsüm'e çok değil bir tane vurmak istiyordu. Yada en azından o uzun siyah cingen siyahı saçlarını yolmak istiyordu. Gözü saate kayınca aradaki küçük insanlardan dolayı ulaşamadığı kuaföre, dişlerini sıkarak baktı. Ağza alınmayacak ayıplı sözler söyledikten sonra küçük dükkandan öfkeyle çıktı. Arkasından bıdı bıdı yürüyen Feyza ona zor yetişiyordu.
Feyza, evde o tokayı yerine yeniden sabitleyebilmişti. Dikkatli bakmayınca saçın bozulduğu bile belli değildi. Aynadan iki kardeş Funda'nın saçına bakarken Feyza teşekkür bekliyordu. Funda yine eh idare eder diye bir yorumda bulununca ona yardım ettiğine bin pişman oldu. Ama Gülsüm gibi yaptığı işi bozacak değildi. En güçlü silahı sükunete tutundu. Funda bütün kışkırtmalarına rağmen duvar gibi dimdik duran kardeşinin ardından hınçla baktı. Kardeşine niza eyliyor, damarına basıyor ama istediği bozuşma yada ağız dalaşlı kavga asla çıkmıyordu.