Akın, Ferit'e ters ters bakarken bir sigara yaktı ve yer gibi hırsla zehirli dumanı içine çekti. "Kurma kafanda lan! Kırarım o koca kafanı ayı! Ben annemden biliyorum. O kızla beraber o da ağladı. Her aradığımda ağzının içinde azıcık geveledi. Parçaları birleştirmek benim için taktir edersin ki hiç zor olmadı."
İkisi de gür gür soluyarak sakinleşmeyi bekledi. Akın yavaştan durulan ilk kişiydi. Olayların sonucunun kardeşine zarar vereceğini bu kalın kafalı dostuna anlattı. Babaları Ramazan Amca'nın, Akın'a olan bakışının, kızına olan güveninin değişeceğini anlatmaya çalıştı. Aylin Hanım'ın ve Funda'nın kıza eziyet edeceğini ima etti. Lakin Ferit, kendinde değil gibiydi. Her öne sürdüğü olumsuz olasılıkta, Ferit gevşek gevşek 'konuşurlar konuşurlar susarlar' gibisinden geçiştirme cevaplar veriyordu.
Akın sinirlendiği için Ferit'in ensesini suyunu çıkarmak istermiş gibi tek elinin içinde sıktı. "Bana bile mallede nasıl bakıyorlar biliyor musun? Feyza insan içine çıkmaya başlayınca ne olacak? Söylesene abisi, kardeşine gelecek lafları kolayca o midene yedirebilecek misin? Küçük kardeşinin namusunu yılan dillerine dolayacaklar oğlum! Ve sen gevşek herif, millete böyle konuşun konuşun, susun diye mi karşılık vereceksin?"
Ferit sakin bir edayla omuz silkti. Akın bu adamı yumruk manyağı yapmak istiyordu. Özrü kabahatinden büyüktü ve Ferit nihayet konuştu. "Akın, bir skandalı ne kapatır?" Akın'ın içinden geçen kelimeler şiddet, vahşet ve en basit olarakta yalanlamak diye yorumladı ama sustu. Ferit ise devam etti. "Daha büyük bir haber, daha ses getiren bir skandal ilkini kapatır. Üstelik kız kardeşimin ismi, o şerefsiz keşle anılacağına senin gibi şerefli, namuslu polisle anılsın. Anlıyor musun?" Ferit ellerini iki yana açıp Akın'ın vereceği tepkiyi bekledi.
Akın, Ferit'in ensesini ve yakasını serbest bıraktı. Sıkıntılı nefesler alarak hafiften uzamış alnına dökülmüş dalgalı saçlarını karıştırdı. "Bu işin sonu boka sarmasa bari... Ki şu emektar tulumbaya yazıyorum ki kesinlikle boka saracak. Gazamız mübarek olsun diyorum." Akın başka bir yorumda bulunamadı. Kalkıp birde iyi yapmışsın mı diyecekti? O kadarda değildi. Birer sigara yaktılar. Akın'ın bahsettiği emektar tulumbaya kısa bir müddet öylece bakarak sessizliği paylaştılar. Eşyalara yüklenen misyonlar bir şekilde enerjiyi toplarlar ve yeri gelince o etki bir şekilde açığa çıkar. Tulumba o anlara şahitlik etti, yeri gelince etkiye tepki verecekti.
Akın söyleyip söylememekte kararsız kaldı ama ayrı kaldıkları zamanlarda bile şimdiye kadar dostundan hiçbir şey saklamamaştı. Araya giren mesafeler bunu değiştirmemeliydi. 'Gittiğimden beri hiçbir şey bilmiyorum' diyen dostuna Akın bazı şeyleri anlatması gerektiğinin farkındaydı. Bu sefer geç kalamazdı. Kalmamalıydı. "Ferit, dostum bilmen gereken bir şey var önemli."
"Neymiş o?"
"Funda'nın bana karşı davranışları bir tuha-"
"Siktir! Yoksa sen Funda'dan mı..."
"Ağzını topla oğlummm! İki kardeşine de yürümüyorum ulan! Bir şey de hissetmiyorum. Zaten öyle bir durum olsa ilk benden değilde, en son başka birinden mi duymak isterdin?"
Akın bunları söyledi söylemesine ama... Gözlerinin önüne 'ben sana kalkan olurum' dediği anlar sonrada hastanedeki kızın kokusuyla içi bir hoş olurken sıkıca sarıp sarmalaması geldi. Akın görüntüden görüntüye sürükleyen zihnine "Sikerler!" Diye soludu. Yalandan dolayı ağzı gözü yamulmasaydı bari tek arzusu şu anlık buydu. "Ha siktir ulan! Offf!" Akın boğuluyor gibi yalan söylemesiyle beraber sıkışan yüreğine derince oflarken saçlarını hınçla karıştırdı. 'Düşme lan, düşme oğlum düşme' diye içinden mantığını masaya davet ediyordu. Çok geçti...
Ferit garibim, dostunun fikrinden geçenleri bilmediği için adamın son dakika küfürlerini konuştukları olayların bokluğuna yordu. Hoş gidişat şu an bu polis adamın ekmeğine yağ bal sürüyordu sürmesine de... Ya Feyza? Kardeşi ne alemdeydi?
"Bir sakin ol ulan! Bir şey mi dedik? Sordum sadece. Hem gönül bu... Üstelik böyle bir durum söz konusu oldu diyelim. Dövecek gibi bakıp o çalı gibi kaşlarını çatma lan! Korkuyoruz burada... Misal diyoruz... Belki diyoruz... O, kardeşimi seven kusur yapmış kalbinin üzerine bir güzel işe sonra da lağım çukuruna at mı diyeceğim? Kalbe ne zaman söz geçmiş oğlum! Ben sana kardeşlerimden birini sakın sevme lan diyeyim... O destanlar masallar boşuna mı türemişler? Öyle bir aymazlığa düşmezsin sen bilirim. Olur da düşersen... Bir hal yol bulunur. Az döverim çok söverim ama olur yani... Dostuz, bacanak oluruz, eniştem olursun. Konuşturma oğlum iste beni! Sen kardeşini bana emanet etmek istemez miydin?"
Sonlara doğru sesi kısılarak devam eden Ferit'e, Akın kaşlarını olabildiğince çatarak baktı. Kaşlarını gözlerinin üzerine yapıştırmak istiyordu çünkü içinin çalkantılı hali belli olur diye endişe ediyordu. Akın alaya aldı almak zorundaydı.
"Ayaz Abi'min tipi değilsin Ferit. O seni kendine almaz. Çok kıllısın, titiz adam o. Seni beğenmez. Üzgünüm." Dedikten sonra Ferit'e orta parmağını gösterdi. Dalgaya vurmazsa buradan sağlam çıkamazdı. Henüz kendi içinde neler dönüyordu bilmiyordu ki göğsünü gere gere 'seviyorum lan' desin. Ferit, Ayaz ile kendisinin adının bir geçmesiyle midesi bulandı, yüzü buruştu.
Akın azıcık dostunun yüzündeki limon yemiş ifadeyi göz ucuyla sırıtarak süzdükten sonra diğer sözlere ufacık değinme ihtiyacıyla doldu. Yüzünü aniden ciddileştirdi. "O işler yaş, senin için bile yaş Ferit. Çünkü biri göz bebeğin diğeri diğer göz bebeğin. Kıyamazsın. Kıyılmamalı. Yazık olur."
Akın düşüncelere dalmış adama öylece tartar gibi baktı. Ferit için az önceki sözleri dile dökmek bile elbette bok gibi bir histi. Birde gerçek olduğunu düşününce tüyleri ürperdi. Yazık mı olurdu? Hangisine? Dostu bile olsa her hangi bir ikisini yan yana görmek abi yüreğini kıskançlık ateşiyle yaktı geçti. Derince yutkunmak zorunda kaldı. Ama Akın düşüncelerini bilsin istiyordu.
Akın'ın son sözlerine Ferit "Katılmıyorum. İki gönül severse üçüncülere yarrak yemek düşer, Akın. Her söylediğim kelimenin sonuna dek arkasındayım. O zeki zihninden çıkarma ve yabana atma sakın, gün gelir işine yarar." Biraz daha açık ve net konuşmak isterdi fakat Ferit'in sözlerini destekler gibi yüzündeki ciddiyete bakan dostu Akın'ın suratı bomboz oldu. Giderek rengi kaçan suratı beyaza çalan Akın'la, Ferit çareyi konuyu değiştirmekte buldu. "Ee... Sen Funda diyordun."
"Beynimi dakikalar içinde konudan konuya atlayarak siktin attın lan! Bırakmadın ki konuşayım?" Akın aslında ikilem hissini ve suçluluk psikolojisini bastırma amaçlı Ferit'e yükleniyordu.
"Anlat dinliyorum." Ferit daha sakin olan taraftı.
Aralarında ki atışmavari konuşmadan sonra Akın nihayet asıl konuya girdi. "Olum bak, nasıl diyeyim bilmiyorum ama ee-"
"Gevelemezsen daha az gerileceğim." Ferit meraktan çatlamak üzereydi.
"O zaman bodoslama söyledim gitti. Çok yaklaşıyor... Bana tavırları aşırı samimiyetsiz geliyor. Yani birine bir şeyler hissetsem bende mi böyle olurum diye soruyorum. Fakat erkek olmama rağmen ilgisi fazla geliyor. Sürekli temas etmeye, ismimle hitap edip konuşmaya çalışıyor. Ve en kıl olduğum şey ise benimle yalnız kalma çabalarında, Feyza'yı maşa gibi kullanıp duruyor."
İçi daraldı Akın'ın, üniforma yakasını çekiştirdi. Konu Funda olunca genç adam boğuluyor gibi hissediyordu. Kız bir kaç yıldır Akın'daki arkadaşlık değerini cıvık tavırlarıyla eksilere düşürüyordu. Çok basit davranıyordu. Akın bir ihtimal Ferit kendinden şüphe eder ve yüz verdiğini düşünür diye endişeleniyordu.
"Hem sevgiden, aşktan çok o kızda hırs görüyorum. Kardeşin biliyorum, toz kondurmak istemezsin, anlarım. Birisi kardeşim hakkında böyle ileri geri konuşsa ağzını burnunu kırarım! Ama Ferit ben yalan söylemem. Tüm bu söylediklerim benim penceremden görünenler... Kızla konuşarak yüzleşip yüzleşmemek sana kalmış. Genelde insanlar hakkında tahminlerim tutar. Bilirsin Funda bu hayatta en çok kendisini sever. Beni hırs edecek kadar içinde ne yaşadı bilemem ama... Bunun kalben sevmek olmadığını, içe değil dıştaki paketi takıntı yaptığını ve gelip geçici bir hayranlık olduğunu düşünüyorum. Ve dostum üzülerek söylüyorum ki Funda'dan artık hiç hazetmiyorum."
Ferit'in gözlerinde ara ara kıskançlık belirtileri bazende ölçüp tartan ifadeler göründü. Ferit ise aslında evindeki huzursuzluğun birisini çözmüş olmanın sevincini bastırarak yaşıyordu. Bilinmeyen şeyler onu ürpertirdi. Fikri olan şeylerle savaşmak ona göre daha kolaydı. İki kardeş arasındaki soğukluğun sebebi şu karşısında dalyan gibi dikilen adamdı anlaşılan...
Funda, Akın'ı beğeniyor elde var bir. Akın söz konusu bile olamaz, büyük kardeşine gıcık kapıyorum diyor, elde var iki. Peki Feyza bunların arasında ne haldeydi? Feyza kime mensuptu mesela? Düğümlerden bir ikisi beklemediği şekilde çözülmüştü. Bir kaç düğüm daha vardı ama Ferit az da olsa daha rahat bir nefesi nihayet alabildi.