Günlük programın konuşulmasıyla geçen kahvaltının ardından herkes akşamki kına için hazırlıklara girişmişti ama muhakkak ki kınaya darbesini vuran Kevser Biçer’di. Mahallede gitmediği kına kalmadığı için bu konularda epey deneyim kazanmıştı yaşlı kadın. Ne, nereden, nasıl, ne kadara sorularını sorarak yaptığı planlama, sade ama renkli bir bahçeyle şekillenmişti. Bahçeye dikilen dört direk, ucunda küçük lambaların olduğu kablolarla donatılmış ve kare görüntüsü sağlanmıştı. Lambaların altına kurulan masalar da birbirinden farklı renkteki örtülerle bezenmişti. Olabildiğince her detay düşünülmüş ve küçük bir grubun eğleneceği bir şekilde düzenlemelerini bitirmişlerdi.
İşini bitirenin dinlenme noktası olan salonda bir süre sonra oturacak yer kalmamıştı. Salona en son giren Vatan, kendini Gurur’un oturduğu koltuğun önüne atmış ve sırtını genç kızın dizlerine yaslamıştı.
‘‘Bu nedir arkadaş ya! Sırf birkaç kadın göbek atacak diye bu eziyet çekilir mi?’’ diye söylenen Vatan’a destek yerdeki halının üstüne yüzüstü uzanmış Aleksis’ten geldi. ‘‘Al benden de o kadar!’’ diyen genç adam başını kaldırıp annesine yönelik konuşmaya devam etti: ‘‘Anne bak baştan söylüyorum olur da evlenmek gibi bir hataya düşersem, evleneceğim kadının adının Ana ya da Elena tarzı bir şey olduğundan emin ol tamam mı?’’
‘‘Niye oğlum sen adını sormayacak mısın?’’ diye soran babasına bilmişçe gülümseyip ‘‘Bu ne kadar güzel olduğuna bağlı baba?’’ cevabını verdi.
‘‘Ama abi, adı ya Hüsnü çıkarsa?’’ diye soran Vatan ile yüzündeki sırıtış silindi. ‘‘Sanırım karımı tanımaya ismiyle başlayacağım,’’ diye mırıldanıp tekrar uzandı halının üstüne.
‘‘Oğlum bence hiç yeltenme bu işlere. O kıza da yazık,’’ diyen Mehmet ile kocasına döndü Roza ve ‘‘Neden öyle diyorsun hayatım? Boşuna dememişler dinsizin hakkından imansız gelir diye. Bırakalım da Ana ya da Elena uğraşsın oğlumuzla,’’ karşılığını verince herkesi bir gülme aldı. Aleksis ise hoşnutsuz mırıltılarla ayağa kalktı ve ‘‘Yerinizde olsam dalga geçmezdim. Sonuçta sağım solum belli olmaz,’’ dedikten sonra uyumak için çocukların odasına doğru ilerledi.
‘‘Ay düşünsenize karşımıza Çaki’nin Gelini’nden bozma biriyle geliyormuş!’’ deyip ürperen Gülce aynı tepkiyi tüm ailenin de gösterdiğini fark etti.
‘‘Ağzından yel alsın ikiz ya!’’ diyen Gurur, babasına bir bakış atıp çaktırmadan sırtını dizlerine yaslamış Vatan’ın omzunu okşadı.
‘Biraz dangalak ama olsun buna da şükür,’ diye içinden geçirmeyi de ihmal etmedi.