Cem’in gözleri kapanırken, zaman bir anlığına durdu. Tetiğe basmıştı Mina, ama kalbine değil. Omzuna. Bilerek. Onu öldürmemişti. Öldürememişti. Mina’nın elleri hâlâ titriyordu. Göğsü inip kalkıyor, gözleri yaşla doluyordu. Elindeki silah yere düştü, metalle zeminin buluşması yankılandı. “Ben… ben canavar değilim,” dedi kendine, mırıldanır gibi. “Senden farkım olmalı…” Cem’in vücudu yere serilmişti ama gözleri hâlâ açıktı. Omzundaki kan giderek çoğalıyordu, bedeninin sıcaklığı betonla yarışır şekilde azalıyordu. Mina hızla çantasını aradı. Bir şey… bir şey olmalıydı. Parmaklarıyla fermuarı söktü. Küçük bir ilk yardım kiti, birkaç parça bandaj, bir makas, bir iğne ve iplik... Üniversitedeki acil müdahale eğitimleri aklında dönüp duruyordu ama uygulamak bambaşka bir şeydi. Ellerini silme

